İçerik Pazarlama Temelleri

İnternette bir çok içerik dolaşmakta, kimileri çok iyi tasarlanmış kimileri ise sadece ‘içerik’ olsun diye baştan savma olarak sunulmuş. Kuşkusuz burada da ‘stratejik’ bir yaklaşım olmadan göstereceğimiz tüm çaba ‘beyhude’ olacaktır. Öncelikle kurum ve/veya kişiler, ‘İçerik pazarlama ile elde etmek istediğimiz esasında nedir?’ sorusunu kendilerine sormalı. Siteye daha çok hit almak, CRM faaliyetleri için tüketici verileri toplamak vb. bir çok amacımız olabilir. Fakat bunlardan sadece ‘birine’ yoğunlaşmak çabalarınızın sonuçsuz kalmaması için çok önemli.

Kime hangi içeriğin faydalı olabileceğini belirleme

css

Bazı ‘içerik pazarlamacılar’ genel bir kitlenin dikkatini çekecek şekilde değişik gönderilerle ilgi çekmek istiyorlar. Faat bu tahmin edebileceğiniz gibi pek de başarılı bir yöntem değil. İçerik pazarlamaya giriş aşamasında stratejimizi belirledikten sonra, öncelikle kendimize şu soruları sormamız gerekli: Benim müşterim kim?, benim tüketicim kim?, bunların demografik özellikleri ve eğilimleri neler? Bu soruların cevaplarını ‘bilimsel’ olarak verdikten sonra (yönetici tahminleri çoğu zaman yanlış çıkabilir, pazar araştırmaları ile esas ‘tüketici ve müşterilerinizi’ belirlemeniz ve bunları segmente etmeniz gerekir) Ancak bu soruların doğru yanıtları ile içerik pazarlama planlamaya giriş yapabilirsiniz.

CRM Sistemine veri toplama amaçlı içerik pazarlama

Benim ve bir çok profesyonelin de içerik pazarlamadaki en temel amacı kişi ile etkileşimde bulunma ve verilerini olası kampanyalarında kullanmak için toplamaktır. Eğer sizin de amacınız bu ise, benim yöntemimi faydalı bulabilirsiniz. İnsanlar için ilk intiba her aşamada çok önemlidir, örneğin bir restauranta gittiniz, önden bir çorba söylediniz, soğuk bir tas çorba önünüze geldiğinde ana yemeğe bu restaurantta devam etmek ister misiniz? İçerik pazarlamada da durum aynı şekilde, ilk olarak sunacağınız direkt erişime açık içerik, kişinin bundan sonra sizinle olan etkileşiminde temel olmaktadır. Örneğin dijital fotoğraf makineleri satan bir firma için sitenizden içerik pazarlama yapmaya karar verdiniz ve fotoğraf çekim teknikleri ile ilgili bir eğitim içeriği tasarladınız, bu ilk vereceğiniz e-kitap öyle iyi tasarlanmış olmalı ki, bunu okuyan kişiler devamını okumak için karşı konulamaz bir istek duysunlar ve newsletterınıza maillerini ve bilgilerini girerek üye olsunlar. Bazı firmalar değişik bir yöntem olarak doldurulacak formlara çekiliş yapıp hediye verme teklifinde bulunsalar da, içerik pazarlama kadar etkili bir yöntem olmadığı araştırmalarca sabit.

İçerik tasarımı

Tasarlayacağınız içerik ‘gerçekten’ faydalı olmazsa, projenizi ‘başarısızlar’ listesine kaldırmanız işten bile değil. Güçlü içerik kuralları:

  1. Yalın ve sade bir dil kullanarak ‘teknik’ terimlerden olabildiğince kaçın.
  2. Oluşturduğunuz içerik ‘konuşma dilinde’ olsun, insanlar karşılarında ‘samimi’ bir insan olduğunu düşlesinler.
  3. Markanıza iki cümlede bir atıfta bulunarak okuyucuyu sıkmayın
  4. İçerik oluşturacak kişi, alanda gerçekten ‘profesyonal’ olsun
  5. İçerik sürekli güncellenmeli, site trafiğine göre, yeni içerik oluşturacak periyotlar belirlenmeli ve kati suretle bu periyotlar atlanmamalı.

Yanlış bir uygulama

İçerik pazarlamayı kullanarak ‘ürününe’ dikkat çekmek isteyen herkesçe çok bilindik bir ‘kişilik envanteri’ sisteminin yöntemini dikkate alalım.  Herkesin okumayı sevebileceği varsayılan, internette ve sosyal medyada sürekli dolaşan ‘küçük ders veren hikayeleri’ birçok mecradan yayına sunan firma, daha sonrasında anlattığı herşeyi kendi kişilik envanterlerinin kullanımına getiriyor. Fakat arada hiçbir bağlantı yada öykünme yok. Bu durum da çok itici bir hal alıyor. Sonucu tahmin etmek fazla güç değil, başarısız bir içerik pazarlama öyküsü daha. Kendilerine konu ile ilgili attığım mail’de belirttiğim gibi, içerik oluşturmak, ‘reklam’ yapmak değildir, kullanıcıya ‘gerçekten’ işine yarar bir içerik sunmazsanız, oluşturduğunuz içeriğin firmanıza hiçbir katkısı olamaz. Halbuki bu firma internette dolaşan bu hikayeleri ‘içerik’ adı altında sunacağına İnsan Kaynakları ile ilgili herkesin merak ettiği şeyleri sunan bir içerik oluştursa ve yanında kendi kişilik envanterlerinin kullanımı ile ilgili bilgi de verse amacına gerçekten ulaşabilirdi. Bu firmanın temel sorunu ‘pazarlama’ profesyonellerinden destek almadan içerik oluşturma gayreti içinde olmaları. İçerik pazarlama için konuda uzman ve deneyimli bir arkadaşı ekibinizde bulundurmadan bu işe soyunmayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Perakende’nin Devler Liginde İki Türk Şirket

Deloitte, dünyanın gelir açısından en büyük 250 perakendecisini belirlediği “Perakende’nin Küresel Güçleri 2018” raporunu “Dönüştürücü Değişim, Canlanan Ticaret” başlığıyla yayımladı. Raporda Türkiye’den yıllardır yer alan BİM Birleşim Mağazacılık A.Ş. ve uzun bir aradan sonra listeye tekrar giren Migros Ticaret A.Ş. yer alıyor. Bununla birlikte bu iki marka raporda yayınlanan 2016 mali yılında en hızlı büyüyen 50 şirket arasında da yer alıyor.

Rapora göre en iyi 250 perakende şirketi 2016 mali yılında %4,1 oranında bileşik büyümeyi temsil eden toplam 4,4 trilyon ABD doları gelir elde etti. Raporda bulunan şirketlerin perakendeden elde ettikleri yıllık gelirlerin ortalama 17,6 milyar dolar seviyelerinde olduğu görülüyor. Perakendenin en güçlü beş ismi, listedeki yerini 2016 mali yılında da korurken ilk 10’da yer alan diğer şirketlerin; organik büyüme, satın almalar ve kurdan kaynaklanan oynaklık sebebiyle yer değiştirdiği görülüyor. İlk 10’da yer alan şirketlerin gelirleri, listede yer alan 250 şirketin toplam gelirinin %30,7’sini oluşturuyor.

Listede dikkat çeken noktalardan biri ise geçtiğimiz dört seneden farklı olarak giyim ve aksesuar perakendecilerinin büyümenin başını çeken liderler koltuğundan feragat etmesi ve buna rağmen en karlı sektör özelliğini koruyor olması. Hızlı tüketim sektörü ise tüm liste içerisinde hem listeye giren şirket sayısı (135) hem de ortalama gelir (21,7 milyar dolar) açısından en öne çıkan sektör niteliğini kazandı. Hızlı tüketim sektöründe faaliyet gösteren bu 135 şirket, toplam gelirin üçte ikisini oluşturuyor.

Deloitte Türkiye Tüketim ve Endüstriyel Ürünler Lideri Özkan Yıldırım, raporun öne çıkan sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Listede ciddi oranda basamak atlayan şirket olarak görünen Amazon’un, geçtiğimiz sene 10. sırada yer alırken bu sene 6. sıraya yükseldiği göze çarpıyor. Türkiye’nin temsili açısından sevindirici bir gelişme ise; sıralamanın düzenli oyuncularından BİM Birleşik A.Ş.’nin yanı sıra, geçtiğimiz yıllarda listeye girmeye ara vermiş olan Migros Ticaret A.Ş.’nin de tekrar devler listesinde yer almış olması.”

Migros yine devler liginde, BİM ise yerini koruyor

Listede 149. Sırada yer alan BİM Birleşik A.Ş., geçtiğimiz sene 6,4 milyar olan gelirini, bu sene 6,6 milyar dolara çıkardı. BİM, 2011-2016 yılları arası %19,6 büyüme elde ederek son beş yılda en hızlı büyüyen 24. şirket oldu.

Migros Ticaret A.Ş. ise 3,6 milyar dolarlık geliriyle 247. sıradan devler ligine tekrar merhaba dedi. Migros’un yıllık büyüme oranı %17,8 olarak ölçülürken, bu oranla en hızlı büyüyen 37. şirket oldu.

Perakendenin kuralları yeniden yazılıyor

Özkan Yıldırım, hayatlarımızı dönüştüren bu değişim çağında perakendenin kurallarının nasıl yeniden yazıldığına dikkat çekiyor: “Ticareti canlandırmak ve gelecekte perakendecilerin iş yapış biçimlerini derinden etkilemek için inovasyon, iş birliği, konsolidasyon, entegrasyon ve otomasyon gereklilik haline gelecek. Bu kapsamda, yetkinliklerini dijitalin gereksinimlerine göre geliştirebilen, müşteri deneyimini farklılaştıran ve yeni teknolojileri tüketiciyi anlamak için kullanabilen perakendeciler, değişen dünyada hayatta kalabilecek.”

Raporda yer alan ve perakende alanında hâkim olması beklenen dört önemli trend ise şöyle:

  • En iyi kalitede dijital yetkinlikler geliştirmek: Dünya çapındaki perakendeciler hızla, tüketici gözüyle alışverişin geleneksel ‘bricks and clicks (hem fiziksel hem de çevrimiçi varlık ve faaliyet gösterilmesi)’ anlayışından ibaret olmadığı gerçeğine adapte oluyorlar.
  • Kaybedilen zamanı telafi etmek için fiziki ve online hizmeti birleştirmek: Dijital dünyanın kıyısında duran fakat dijital trendleri takip etmede başarısız olan pek çok şirket, kaybettikleri zamanı telafi etme peşinde olmalılar.
  • Eşsiz ve etkili mağaza içi deneyim yaratmak: Fiziki perakende mağazaları hiçbir yere gitmiyor; zira dünya çapındaki perakende satışların %90’ı hala bu mağazalardan yapılıyor. Öte yandan pek çok imkân sunan online kanallarla yarışmak için anlamlı müşteri deneyimi ve marka bağlılığı oluşturmak şart.
  • Perakendeyi en son teknolojilerle yeniden keşfetmek: Nesnelerin interneti, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve robotlar her perakendecinin radarında olmalı.

2016 mali yılının en büyük 10 perakendecisi

Gelir düzeyine göre sıralama Şirket adı Menşei 2016 yılı perakende geliri
(milyon ABD $)
1 Wal-Mart ABD 485,873
2 Costco ABD 118,719
3 The Kroger ABD 115,337
4 Schwarz Almanya 99,256
5 Walgreens ABD 97,058
6 Amazon ABD 94,665
7 The Home Depot Inc ABD 94,595
8 Aldi Group Almanya 84,923
9 Carrefour S.A. France 84,131
10 CVS Health Corporation ABD 81,100

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamacılar Neden İşlerini Bırakmak İstiyorlar?

Pazarlamacıların %81’i şu anda yaptıkları işi önümüzdeki üç yıl içinde bırakmak istiyor. İşletmelerin bu konuda önceliklerini ve değerlerini gözden geçirmeleri gerekebilir. Var olan personelini tutundurabilmek iş veren için önemli bir konu ve iş verenin çalışanı nelerin motive edeceğini bilmesi gerekiyor.

Son yapılan Pazarlama Haftası Kariyer ve Maaş anketine katılanların çoğunluğu önümüzdeki en az beş yılı pazarlama bölümünde geçirmek istediklerini ama şu anda bulundukları işi bırakmayı planladıklarını söyledi.

Ankete katılanların %43.2’si rollerini önümüzdeki üç yıl içinde değiştirmeyi planlıyor, % 37.8’i gelecek yıl değiştirmek istiyor ve sadece % 11,2’lik bir kısım değiştirmeyi düşünmüyor.

Değişikliğin başlıca nedeni olarak daha iyi finansal ücreti (% 65.1), yeni bir görev meydan okumasını (% 54.9) ve mevcut iş yerlerinde sınırlı imkânlara sahip olmayı  (% 37.4) öne sürdüler.

TSB pazarlama müdürü Pete Markey, şirketlerin yeni bir meydan okuma isteği duymaları ve mevcut çalışma ortamında pazarlamacılara ilham vermeleri ve yerine getirmeleri için yollar bulmaları gerektiğini belirtti.

Moonpig CMO’su Andre Rickerby, bir e-ticaret bakış açısıyla, pazarlamacılar için açık olan geniş fırsat yelpazesinin her geçen yıl arttığını ve yeni roller denemelerini sağladığını söylüyor. Özerkliği doğuran ve paylaşılan vizyonla çalışan bir pazarlama kültürü kurabilen böyle hızlı ve rekabetçi bir sektör markası, kendi kültürünü yaşatma imkanı bulabilecektir diyor.

Online sistemin çok değiştiğini ifade eden Rickerby “Bir yönetici olarak, ne teklif ediyorsun? Piyasada çok sayıda rakip var ve çoğu zaman insanlar önce para düşünüyor.” diye de ekliyor. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link