İçecek Sektöründen Şampiyonlar Ligi Yatırımı: RB Leipzig

Herkese merhaba,

Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş, UEFA Şampiyonlar Ligi G Grubunda karşılaştığı RB Leipzig’i 2-0 mağlup etti. Buraya kadar her şey bir futbol haberini yansıtıyor gibi. Fakat bundan 5 sene önce Almanya 5. liginde yer alan Leipzig’in yükselişi, marka yatırımı ve bir şehirde yaşattıklarıyla farklı bir hikayeyi içinde barındırıyor.

Avusturya’nın bayrak taşıyıcı enerji içeceği markası Red Bull, bir süredir çeşitli coğrafyalarda futbola yatırım yapıyor. Brezilya, ABD, Almanya ve Avusturya’da şu ana kadar dört takıma yatırım yapıldı. Leipzig’in serüveni ise diğer yatırımlardan oldukça farklı. Bu yatırımın temelinde Red Bull kurucusu Dietrich Mateschitz’in Şampiyonlar Ligi’nde yer almak istemesi yatıyor. Markayı dünyanın en çok takip edilen futbol organizasyonunda var etmek amacındalar. Peki bu süreç nasıl başladı? Kısaca şöyle:

Yapılan yatırım ve hedefe ulaşma anlamında Almanya, İspanya ve İngiltere gibi diğer büyük liglere kıyasla en üst lige yükselebilmek ve bu ligi ilk 3 sırada bitirip Şampiyonlar Ligi katılım hakkı elde etme konusunda daha avantajlı görünüyor. Red Bull, Leipzig bölgesi takımlarından SSV Markranstädt’a yatırım yaparak projeyi gerçekleştirmeye başlıyor. Şehrin ve bölgenin yatırıma olan ihtiyacı bölgeyi Red Bull için çekici kılıyor. Yeni kulüp binası, yenilenen stadyum, genç futbolculara yapılan yatırım ve vizyonu uygun bir teknik direktörle RB Leipzig yükselişe geçiyor. Burada ufak bir parantez açmak istiyorum; takımın adı Red Bull Leipzig gibi görünse de aslında ismi RasenBallsport Leipzig. Türkçe karşılığı çim topu sporu. Alman Kanunları gereği bir marka, takım isminin önüne veya arkasına ismini veremediği için böyle bir yöntem kullanılmış. Ayrıca yine kanunlar gereği hisseler 50+1 prensibine takılıyor yani takıma üye olan taraftarın lehine olan bir kural sayesinde şirketlerin kulüpte söz sahibi olma düzeyi sınırlandırılıyor. Sonuçta RB Leipzig hızlı bir yükselişle önce Bundesliga’ya çıkıyor ve geçen yıl ligi ilk 3 sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme hakkı elde ediyor.

Red Bull, yatırımıyla Leipzig şehrinde orta vadede 1.500 kişiye istihdam sağladı, şehrin ekonomisini “kanatlandırdı” ve futbol konusunda kaderini değiştirdi. Fakat ekonomik yatırım ile futbolun doğruları arasındaki zıtlıklar yatırımın sorgulanmasına neden oluyor. Almanya’da öncelikle sportif başarı ardından ekonomik getirinin doğruluğuna inanılıyor. Öncelikle ekonomik yatırım ardından sportif başarı düşüncesi Almanya’da kabul görmemiş olacak ki bazı kaynaklar RB Leipzig’i Almanya’nın en çok nefret edilen kulüpleri arasında göstermiş durumda. Yine de yatırımın genç ve gelecek vaat eden futbolculara yapılıyor olması, Bundesliga’da ilk dört sırada yer alan takımlarla karşılaştırıldığında makul görülebilecek toplam maliyet – vergi giderleri oranı ve nihayetinde istenen hedefe ulaşılması Red Bull yönetimini memnun ediyor olmalı.

Sonuç olarak marka, küresel anlamda adını dünyada duyurmaya devam ediyor. Yine de futbola olan yaklaşımlarıyla oluşacak marka antipatisi ileride Red Bull’un uğraşmak durumunda kalacağı bir alan olabilir. Pazarlama anlamında Red Bull, iki boğanın çarpışması ile oluşan güneş figürünü ve gri-mavi çizgilerin kesişimiyle oluşan kutu tasarımının görüldüğü yerde kendi hatırlatmak ve markayı hissettirmek konusunda çalışmalarına devam ediyor.

Kaynaklar:

https://www.ft.com/content/2567291c-2f89-11e7-9555-23ef563ecf9a?mhq5j=e5
https://www.theguardian.com/football/englische-woche/2017/feb/11/rb-leipzig-red-bull-city-football-history

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Enerji içeceklerinin pazarlaması konusunda blog yazıyorum. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ndeki görevimin yanı sıra pazarlama alanında doktora programına devam ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Cif’ten Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Vurgu Yapan Proje

  • Bu zamana kadar genelimize dayatılmış ve öğretilmiş olan ”ev işlerini kadın yapar” mottosuna karşı son zamanlarda markaların toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla değindiği görüyoruz.
  • Cif’te hepimizin elinde projesiyle aslında bu mottoyu yıkmak isteyen markalardan biri.
  • İlgili Yazı: Hornbach’tan Cinsiyetçi Klişileri Yıkan Reklam Filmi

Hepimizin elinde projesi  17 Ekim Çarşamba günü Unilever Ev Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Duygu Ersoy ve proje elçisi  Arzum Onan’ın katıldığı basın toplantısı ile tanıtılmıştı. Proje ev işlerinin yalnızca kadına ait olmadığı ve aile bireyleri arasında dağılımın yapılması gerektiği vurguluyor. Kadınların iş ve sosyal hayatta daha fazla yer almasını ve bu projeyle bir farkındalık yaratmak Cif markasının ana amaçlarından biri olarak gözüküyor.

Kadının Görevi

Verilere göre insanların yüzde 86’sı ev işlerini, yüzde 77’si temizliği, yüzde 79’u çamaşır yıkamayı, yüzde 69’u bulaşık yıkamayı, yüzde 72’si ise yemek yapmayı ‘kadın görevi’ olarak tanımlıyor.

Kadın, reklamda gerçek dışı bir varlık olarak tanımlanıyor. Ayrıca reklamda bugüne kadar sıkça duyulan ”kadın dediğin parfüm değil, çamaşır suyu kokacak arkadaş”, ” yemek yapmayı,bulaşık yıkamayı bilmeyen kendine kadın demesin” gibi söylemlere ironik bir eleştiri yapılırken, kadın görevi diye adlandırılan, kadınlardan beklenen temizlik işlerinin verileri sıralanıyor. Reklamda gördüğümüz heykel ise,  farkındalık artırmayı hedefleyen bu proje için Arzum Onan tarafından yapılan gerçek üstü kadın heykeli olarak adlandırılan heykel. Altı kolu ve dört bacağı bulunan kadın heykeli, ev işleri konusunda kendisinden beklenen tüm sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan gerçek üstü güçteki bir  kadını temsil ediyor.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Coca-Cola’dan “Ölümcül” Kelime Hatası

Global markalar yeni bir ülkede pazara girmeden önce oranın kültürünü ve dilini iyice anlamaya yönelik pazar araştırması yaparlar. Coca-Cola Yeni Zelanda’da yerli halk için koyduğu otomatın üzerine yazacağı cümle için yeterince araştırma yapmamış olacak ki önemli bir hata meydana gelmiş.

Coca-Colanın Yeni Zelanda halkına “Arkadaşça” ulaşma çabası “Ölüme merhaba” anlamına gelecek bir yerel dil karışıklığına yol açtı. Otomatın üzerine “Kia Ora, Mate” şeklinde bir mesaj yazan Coca-Cola’nın amacı; yerel dilde merhaba demek olan “Kia Ora” ile İngilizce’de arkadaş, eş anlamına gelen “Mate”i birleştirmek ve halkı sıcak bir dille selamlamaktı ancak Maori dilinde “Mate” kelimesinin “Ölüm” anlamına gelmesi hoş olmayan bir karışıklığa yol açtı.

“Ölüme Merhaba” sloganı kolanın ölümcül bir içecek olduğuna yormaya çok müsait bir slogan ve elbette Coca-Cola gibi büyük bir marka için 2018 yılında kabullenmesi zor bir hata oldu.

Coca-Cola sonrasında duruma yönelik bir açıklama yaparak İngilizce ile yerel dili birleştirdiklerini ve bir sorun olmadığını belirtti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link