Hazır Giyimde Neden Peş Peşe İflaslar Yaşanıyor? 2

Türkiye’nin ihracatında lokomotif sektörlerden biri olan “Hazır Giyim” sektörü, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin’in yaptığı açıklamaya göre bu yıl 17.3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşacak. 2014 ihracat hedefinin de 18.5 milyar dolar olduğunu söyleyen Negrin’in geçtiğimiz hafta yaptığı bu açıklamanın ardından dün sektörün önemli şirketlerinden Rodi Mood’un iflas haberi paylaşıldı.

Mart ayının sonlarına doğru yine iflasına eşiğine gelen ancak erteleme talebi kabul edilen şirket, dün itibariyle yine iflas bayrağını çekti. Avukatlar yine erteleme taleplerinin olacağını açıklasa da, yıl içerisinde Rodi ile birlikte pek çok hazır giyim firmasının böyle bir durumla karşı karşıya kalması düşündürücü. Daha önce Seven Hill, Wenice Kids, Berk, Uki ve Haan-Gar gibi firmaların iflasının ardından aynı soru yine gündeme gelmiş ve hazır giyimde yaşanan bu iflasların sebepleri üzerine pek çok görüş belirtilmişti. Rodi’nin iflas erteleme sonrası yıl bitmeden yine böyle bir durumla karşılaşmasının ardından aynı sorular yine sorulmaya başlanıyor.

Hazır Giyimde Endişe Hakim

Son dönemde yaşanan iflaslar nedeniyle, firma sahipleri ya bizde aynı kaderi paylaşırsak diye oldukça endişeli. Özellikle sektörün ileri gelen firmaları olarak gösterilen şirketlerin iflas bayraklarını çekmesi ile firma sahipleri bu konuyu kendi aralarında daha çok tartışır hale geldiler. Peki hazır giyim veya genel olarak tekstil firmalarının iflasının arkasında ne gibi sorunlar yatıyor?

Hızlı ve Plansız Büyüme

Hazır giyim sektöründe dönemlik yakalanan hızlı çıkışlar pek çok şirketin iflasında önemli rol oynar. Başarının sürdürülebilirliğinin sağlanması noktasında sıkıntı çeken şirketler, plansız büyüme sonucunda ellerinde kalan devasa stoklar ile yavaş yavaş iflasın eşiğine gelirler. Şirketiniz ve çalışanlarınız ortaya çıkan bu hızlı büyümeye adapte olamadıkları anda sizin için çanlar çalıyor demektir. Tekstil sektöründe belirli dönemlerde bazı ürün gruplarında yaşanan dönemsel sıçramalar şirketleri yanıltıyor ve pazar öngörülerinde miyoplaşmalarına neden oluyor. Daha çok başarı peşinde plansız bir şekilde koşarken, evdeki bulgurdan olanların sayısı maalesef az değil.

Konumlandırma Hatası

Hazır giyim firmalarının pek çoğu LC Waikiki’nin başlattığı “herkesin aradığını bulabileceği”, “her yaş grubuna hitap eden” orta gelirli aileleri hedefleyen bir konumlandırma stratejisinin peşinden kopyalamayı tercih ederek yola devam ettiler. LC Waikiki’nin burada başarılı olmasının en büyük sebebi, pazarda üretim ve satış yapan bu denli büyük ölçekli bir firmanın mağazalarının ülke genelinde her yerde bulunmamasıydı. Fakat LCW’nin doldurduğu bu boşluk sonrası aynı konumlandırmayı benimsemek pek çok firmanın batış hikayesinin başlangıcı oldu.

Konumlandırmayı sadece reklam ve promosyon olarak gören hazır giyim firmaları, bilinirliklerini artırma konusunda agresif davranıyorlar ancak pazarda müşteri içgörüsünü yakalama da sıkıntılılar. Bilinirlik sonrası denemeler ve tekrar satın alma oranlarının düşüklüğü nedeniyle de karlılıkları da düşük seyrediyor. Ek olarak tekstilde fiyat ve kalite birbiri ile oldukça bağlıdır, ancak bir yerden sonra fiyat markalaşma sayesinde yükselebilir burada da müşterinin zihnindeki algının iyi yönetilemediği açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Farklılaşamamak

Tüketiciyi takip etmek her sektörde önemlidir, ancak tekstil sektöründe talepler dönemlere, mevsimlere göre hızlı değişiklikler gösterebiliyor. Bu nedenle müşteriyi yakından takip edip, ürünlerinizi sürekli güncellemeli ve onlara beklediklerinden fazlasını sunmalısınız. AVM’den içeri girince pek çok tercih şansı bulunan tüketicinin gücü burada hafife alınmamalı.

Marka konumlandırması ile de sıkı sıkıya bağlı olan farklılaşma, AVM’de dolaşırken tüketicinin aynı ürün gamına sahip farklı markalar görmesinin önüne geçmeniz gerekiyor. Sektördeki büyükleri takip etmek yerine farklı tasarım, kumaş ve ürünlerle onlardan sıyrılmalı ve kendinizi ortaya koymalısınız. Bu konuda Zara’nın üç farklı markası ile yaptığı konumlandırma ve farklılaşma oldukça değerli bir örnek.

buyuk-33bb

Herkes AVM’de Ben Niye Yokum?

 Yerli giyim markalarının ‘rakibim varsa ben de olmalıyım’ mantığıyla her AVM’de mağaza açma yarışı, adeta sendroma dönüşüyor. AVM’de mağazaya sahip olmanın bir statü göstergesi olarak görüldüğü sektörde gariptir ki, LCW, Defacto, Colin’s gibi firmalar şehir merkezlerinde bulunan çarşılara da açtıkları mağazalar ile satışlarını artırmaya devam ediyor. Halbuki son dönemde iflasın eşiğine gelen markalar büyük markaların stratejilerini kopyalarken, hedef kitlenin AVM’ler çevresinde değil de, şehrin merkezlerindeki çarşılara daha yakın olduklarını atlamış. Onlar AVM’ye koşarken, büyük abileri gözden kaçırdıkları çarşılara açtıkları devasa mağazalarda tüketicilerle buluştular. Ek olarak Türkiye’de bugün AVM sayısı 330’a ulaşmış durumda. İstanbul’da 96  AVM bulunurken, AVM’si olmayan 24 il mevcut ülkemizde.

Zayıf Finansal Yönetim

Hazır giyimde yer alan firmaların pek çoğunun hala aile şirketi olması nedeniyle finansal yönetimlerinde zaafiyetler ortaya çıkabiliyor. İşletme sermayesi, nakit akışı ve stok yönetimi konularında sıkıntı yaşayan şirketler, büyüme ile birlikte aslında kadrolarını geliştirmedikleri için bu problemler baş gösteriyor. Daha önce sermaye ile halledilebilen bu problemler, firmanın hacminin büyümesi ile artık yöneticilerin yetkinlikleri ile çözülmek zorunda kalıyor. Tedarik zinciri süreçlerinin planlamasında da sorunları bulunan firmaların, kaçırdıkları en önemli nokta da operasyonel karlılık yerine finansal karlılığa odaklanmış olmaları. Bu odak kaybı nedeniyle, operasyonlardaki problemleri gözden kaçıran firmalar gelen büyük buhranı göremeden, iflasın eşiğine geliyorlar. Burada tekstil firmaları finansal yönetimi, devletin koyduğu bir zorunluluk olarak görmek yerine firmalarının daha sağlıklı bir şekilde yola devam etmelerine olanak sağlayan bir mali yönetim oluşturmalıdırlar.

İflas erteleme başvurusu yapan firmaları bekleyen bir diğer tehlike de, tekstil sektöründe dedikoduların hızlı bir şekilde yayılması. İflas erteleme talebinde bulunan şirketlerin mal temin etme noktasında sıkıntı yaşadıkları ve bankalar ile de büyük güven problemine düştükleri sektörün ileri gelenleri tarafından her mecrada dile getiriliyor. O nedenle pek çok sektörün de dört gözle beklediği, son dönemde daha yüksek sesle konuşulan perakende yasasında bu gibi sorunların da ele alınması önem arz ediyor. Özellikle AVM’ler konusunda da düzenlemeler bekleyen sektör oyuncularının bu istekleri eğer yasa çıkarsa ne kadar oranda gerçekleşecek hep birlikte göreceğiz.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

SOR’UN Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programını Başlattı 0

Chat botları kullanarak şirketler ve müşterilerin iletişimlerini düzenli bir şekilde ilerlemesini sağlayan SOR’UN, şimdi de platformda sivil toplum destek programını başlattı. Bu program ile sivil toplum kuruluşları platformda bulunan SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini kullanabilecek.

2015 yılında kurulan SOR’UN geçen iki yılda platformda 10 farklı markaya 15 chat botla hizmet vermeyi başardı ve platform üzerinde 750 bin civarı konuşma gerçekleştirildi.

SOR’UN / Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programı

SOR’UN olarak Sivil Toplum Kuruşları Destek Programını başlattık. Bu program çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşları SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini tüm süreçlerinde kullanabilecek. Bu desteğimizi ilk olarak Türk Eğitim Vakfı ile başlattık. Onların da platform hakkında görüşlerini rica ettik. Aşağıda yorumları bulabilirsiniz.

TEV SOR’UN Açıklaması

“Çağımızın gerçeği internet devrimi ve dijital platformların kullanımı nasıl bireyler ve markalar için hızlı ve köklü değişimler yaratıyorsa sivil toplum kuruluşlarını da yeniden şekillendiriyor. Online platformlar aynı anda birden fazla kişiye hızlı ve az maliyetle ulaşmak gibi önemli avantajlar sağlıyor. SOR’UN platformu ile vakfımıza sunulan ‘’canlı destek’’ uygulaması bunun en güzel örneklerinden biri. SOR’UN, ayrıntıları iyi düşünülmüş, ara yüzleri oldukça estetik ve kullanıcı dostu olan, raporlama anlamında tüm ihtiyaçlara cevap veren çok kullanışlı bir uygulama. Bursiyerlerimize, bağışçılarımıza ve vakfımızla çift yönlü iletişim halinde olmak isteyen kişilere tek bir çatı altında hizmet verebiliyoruz. “SİZ SOR’UN BİZ CEVAPLAYALIM” mottosu ile sunduğumuz bu platform, kendimizi tam anlamıyla ifade edebilmemizi ve hedef kitlemize güncel olanı ulaştırmamızı sağlıyor. Vakfımız kadar diyalog sağladığımız kişiler de bu sinerji ile kendilerini en iyi şekilde ifade edebilme fırsatı bularak sorularını açıkça sorabiliyorlar. Faaliyetlerimize ve kurumumuza katma değer yaratan bu uygulama için çok teşekkür ediyoruz.” 

Yeni SOR’UN Ürünleri

SOR’UN Chat, Social & Help SOR’UN olarak kanal sayımızı arttırmaya devam ediyoruz ve yeni entegre kanallarımızı 2 yeni ürün olarak iş ortaklarımızın kullanıma sunduk.

SOR’UN Social & SOR’UN Help: SOR’UN Social iş ortaklarımız bundan sonra Facebook, Twitter ve Instagram kanallarındaki kullanıcı yorum ve taleplerini SOR’UN üzerinden yapabilecek. Sosyal medya kanallarına ek olarak SOR’UN Help ile ise sitelerinde yer alan iletişim formlarını ve e-posta kanallarını da SOR’UN’a entegre edebilecekler. Bunun yanı sıra bu süreçleri SOR’UN AI altyapısı ile entegre edip, mevcut operasyonlarına göre daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleştirebilecekler. Bu iki ürün ile ilgili tüm özellikleri yenilediğimiz internet sitemiz www.sorun.com.tr adresinden inceleyebilirsiniz. Sorularınız için bizimle bu sitede yer alana SOR’UN WebChat üzeriden iletişime geçebilirsiniz

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link