Hasan Başusta ve Hakan Akben ile “Hayat Üzerine Kısa Düşünceler” 0

Hakan Akben ve Hasan Başusta ikilisine hala rastlamamışsanız çok şey kaybettiniz demektir. İkili, haftanın birkaç günü bir araya gelerek hayat üzerine sohbetler gerçekleştiriyorlar ve sonrasında bu sohbetleri paylaşmanın daha keyifli olacağını düşündükleri için öğrendikleri her şeyi filtreleyip harika videolarını da bizlerle paylaşıyorlar.

Sektördeyseniz zaten tanıyorsunuzdur fakat biz yine de kısaca anlatalım :

Hakan Akben, bilim ve teknoloji sevdalısı olarak tanımlıyor kendini. Campaign Türkiye dergisinde ve bloğunda teknoloji, iletişim trendleri ve dijital çağda üretkenlik üzerine yazıyor.  Aynı zamanda “Dijital İletişim Danışmanı” kendileri. Detaylı bilgi için blogunu ziyaret edebilirsiniz.

 


Hasan Başusta, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya üzerine eğitimler veriyor ve Dijital İletişim Danışmanlığı yapıyor. 10 yılı aşkın aktif olarak yazdığı bir bloğu var. Biraz daha tanıdıkça “Danışmanlık” ve “Blog” olayının bu ikilinin, tatlı ortak noktalarından sadece biri olduğunu anlayacaksınız. Detaylı bilgi için blogunu ziyaret edebilirsiniz.

Hadi başlayalım!



Sektörü takip ediyorsanız mutlaka karşılaşmışsınızdır fakat, ikiliye ait şimdilik 10 bölümden oluşan “Hayat  Üzerine Kısa Düşünceler” konulu içeriklerden kısa kısa bahsetmek isterim.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 1. Bölüm

“Mutlu Olmak İçin Neye İhtiyacımız Var? Üretmek, Mutlu Olmak ve Anlamlı Hayat Arayışı”


“Ben de uzun bir boşluktan sonra o arayışın içine düştüm, hatta son günlerde ihtiyacım olanı buldum, bir saniye şuralarda bir yerde olacaktı!” diyenlerdenseniz tam da size uygun bir içerik diyebiliriz.

”Boş zamanlarını değerlendirebilmek, medeniyetin en üst basamağıdır.” diyen Bertrand Russell’ın bu sözü bölüm içerisinde en beğenilen aforizmalardan biri olmuş. İçeride daha neler var şaşıracaksınız.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 2. Bölüm

“Cahil Cesareti İyi midir?”


Bu etkinin ilk önce harekete geçmek için iyi bir şey olduğunu kabul ediyorlar ancak kişinin yetkin olmadığı bu durumu anlayıp kendini ona göre geliştirmesinin daha mantıklı bir yol olacağını da iş hayatından ve kendi hayatlarından örneklerle açıklıyorlar.

Bölümden çarpıcı bir noktayı şöyle bırakıyoruz:

“Dunning-Kruger Etkisi olarak da bilinen bu sendromda şu anlatılır: Yetkin olmayan insanlar yetkin olmadıklarının farkında değillerdir. Bu sebeple fazladan bir özgüvene sahip olurlar. Bu özgüven sayesinde daha bilgili insanlar kenara çekilirken, kifayetsiz muhterisler öne çıkarlar.  Eğer bir insan yeterince yetkinse kuşkuya düşer, bu da yapacağı şeylerde aslında o kadar da iyi olmadığı, çok daha iyi olan insanların olduğu gerçeği idraki ile başlar. Bu idrak yoksa, kendisini olduğundan daha fazla değerleyeceği için hızlı yükselebilirler.

Özetle, konu hakkında ne kadar az bilgi sahibi isek, o kadar kendimizi abartma eğilimimiz olur. Bilgi cesaret, cehalet ise cüret verir. “

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  3. Bölüm

“Yalnız Kaldığın Zaman Neler Yaparsın, Sıkılır mısın?”


“İnsan kendi ile yüzleşmekten korkuyor. Yalnız kaldıkça, zihinsel geviş getirmeye başlıyor. O bana şöyle dediğinde, ben ona şöyle deseydim tartışmasına giriyor.

Kişi, kendi ile içsel muhasebeye girdiğinde, düşüncelere daldığında kendisi ile geçinebilmesi çok kolay değil. Bunun için en azından bir aktivite belirlemek önemli.  Bu aktivite benim için kitap okumaktır, Hakan için gitar çalmaktır, senin için bambaşka bir şey olabilir.”

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  4. Bölüm

“Kitabı Nasıl Okuyoruz?”


“Her zaman kitabın tamamını okumamız gerekir mi? Okuduğumuz kitabı nasıl okumamız bize en fazla fayda sağlar? Altını çizerek, okurken düşünerek, sonradan adeta bir not defteri olarak kullanarak kitabı nasıl okuyabiliriz?” soru deryasında kaybolmadan size yol gösteren bu içeriği incelemenizde büyük fayda var.

Biz yine de detay paylaşmadan duramayacağız:

“Ama asıl önemli olan çok kitap okumak değil, önemli olan kitabı okuduktan sonra bir o kadar vakti düşünmeye, sonrasında tartışmaya, sonrasında da bu kitaptan öğrendiklerimizi çıktıya dönüştürmeye ve hayatımıza uygulamaya başlamamız.” diyor Hasan Başusta.

Kendine ait yöntemlerini de paylaşıyor bizimle,

“Benim okuma şeklim çok fazla öğrenme bazlı. Bu sebeple romanlar ve kurgu kitapları daha az okuyorum. Önümüzdeki yıllarda ne okuyacağımı şu yöntemle belirledim: Bilim dallarını önceliklerime göre sınıflandırdım.

Az bilgi sahibi olduğum bilimler: Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Siyaset Bilimi, Tarih, Teoloji (Dinbilim) Pedagoji, Matematik, İşletme/Yönetim, Ekonomi

Neredeyse hiç bilgimin olmadığı bilimler: Astronomi, Biyoloji, Fizik, Sanat Tarihi, Arkeoloji

Son 8 senedir, ortalama yılda 65 kitap okuyorum. Yukarıdaki konuların her birine 2 senemi (130 kitabın yaklaşık 75-90’ını) ayırarak daha derinlemesine bilgi sahibi olmak istiyorum. “

Belki bu yöntem sizlerin de işine yarayabilir ne dersiniz?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  5. Bölüm

“Bazı Şeyleri Kafamızda Çok Büyütüp Harekete mi Geçemiyoruz?”


Hasan Başusta’nın 23 yıllık arkadaşı Anıl Aba, bu bölümde ikiliye dahil oluyor.

“Anıl ile düşüncelerimiz pek çok konuda siyahla beyaz gibidir. Bugünkü konumuz şuydu: Biz acaba üretmeyi, mutlu olmayı, başarılı olmayı kafamızda çok mu büyütüyoruz? Fazla stratejize edip acaba harekete mi geçemiyoruz?

Anıl Aba diyor ki: Hayatın anlamını bulalım, başarılı olalım, kişisel gelişim kitapları okuyalım derken hayat akıp gidiyor. Başarılı da olamıyorsun bunları düşünürken, hayatını da anlamlandıramıyorsun bunlara kafa patlatırken. Bu durum insanı kısır döngüye sokuyor.

Bir diğer konu da: Bilim de, sanat da, sektör de olsun çok duyduğumuz bir konu. Bilginin sonu yok, oku oku bitmiyor. Tez Hoca’sı demiş ki: Çok okursan yazamazsın. İyi edebiyatçılar çok fazla okumazlar, futbolcular çok fazla futbol izlemezler, müzisyenler, aranjörler çok fazla müzik dinlemezler.

Bir noktada çok okumak, çok müzik dinlemek, ürettiği şeyin çok fazla tüketicisi olmak üretkenliği sekteye uğratan bir şey. Tabii ki bu, hiçbir şey yapmayın demek değil. Ama belli bir optimumdan sonra, belli bir baz oluşturduktan sonra o potansiyel, o kapasite varsa, üretime geçip oradan yürümek gerekiyor.

Pasif okuyucu, içerik tüketicisi olma insanı insanı atalete sürüklüyor. Cahil cesaretini de kaybettiğin için büyük ihtimalle bir türlü başlayamıyorsun. Cahil cesareti ile çok bilmenin optimumunda harekete geçmek gerekiyor. “

Bizim en keyif aldığımız içeriklerden biriydi. Artık harekete geçme vakti!

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  6. Bölüm

“Mutluluğumuzu Artırmak İçin Kullandığımız Tek Araç”


Hayatlarını neye göre optimize ettiklerini ve mutluluklarını arttırmak için neler yaptıklarını paylaşıyorlar bizimle. Gün içerisinde mutluluklarını puanlayarak Excel üzerine kayıt ettikleri bir formülleri de var ayrıca, bonus olarak bizimle paylaşıyorlar tabii ki.

Biz uygulamak için sabırsızlanıyoruz.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  7. Bölüm

“Dijital’de Para Kazanmanın 7C’si”


İlber Hoca’nın Digital Age Summit’te yaptığı konuşmadan etkilenen ikili bizlere şu sözleri alıntılıyor, “Konseptin kafanda varsa dijitali kullanırsın, her şey buna dayanır. Ama konseptin yoksa dijital bir işe yaramaz. Önce konsepti kafanda oturtacaksın.”

“Peki, dijitali neredeyse hiç kullanmayan bir kişi Digital Age’de bize ne öğretebilirdi?” sorusu bayağı düşündürüyor onları. Ancak farkına varıyorlar ki, ustanın mahareti her parıldayan şeyin peşinde koşmasında değil, temelleri çok iyi bilmesinde. İlber Hoca da tabii ki, her ustanın yaptığını yaptı ve temellere döndü diyerek bizlerle o elementleri paylaşıyorlar.

Dijitalden para kazanmanın 7 C’si

1- Content (İçerik)
2- Context (Bağlam)
3- Concept (Konsept)
4- Channel (Kanal)
5- Community (Topluluk)
6- Communication (İletişim)
7- Commerce (Ticaret)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  8. Bölüm

“İş Hayatında Hangi Alanı Seçmeli? Kariyerde Nasıl İlerlemeli?”


Bu bölümde Hakan Akben ve Hasan Başusta, Robert Koleji ve Boğaziçi mezunu deneyim sahibi arkadaşları Ozan Dağdeviren ile kariyer üzerine konuşuyorlar.

“Bu hayatta ne yapmalı, nasıl çalışmalı, kariyer için nasıl ilerlemeli?” soruları etrafında geçen bu video da, muhteşem ikili sizler için okudukları kitaplardan referans vermeyi ihmal etmiyor.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  9. Bölüm

“Dijital Pazarlama Stratejisi Nasıl Yazılır?”


“Stratejinin temelleri nelerdir, dijital pazarlama hedeflerimize nasıl ulaşabiliriz, stratejiyi taktikten ayıran özellikler nelerdir, bu konuya daha büyük resimden nasıl bakabiliriz?” gibi soruların cevaplarını merak ediyorsanız, işte sizlere dolu dolu bir içerik.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler  10. Bölüm

“2017 En İyi Film Oscar Adaylarını ve Vizyondaki Filmleri Neden Beğenmedim?”


İkili bu sefer “Güncel Filmleri” konuşuyorlar ve  “2017’nin En İyi Film Adaylarını” değerlendiriyorlar.

Bu sene filmlerin neden kötü olduğunu da inceleyerek detaylı ve eğlenceli bir içerik ortaya koymuşlar diyebiliriz. Belirtmekte fayda var “Logan” konusunda Hakan Akben’in yanındayım!

Hazır konu açılmışken “Şimdi siyah beyaz filmler gibi güzelim sevdalar da bitti” şarkısıyla veda ederek seni özleyeceğimizi belirtmek istiyorum Logan’cığım.

İşte, bu muhteşem ikilinin videolarıyla bilgilenmek, neşelenmek ve gündemi kaçırmadan efsane düşüncelerine ekmek banmak isterseniz sizi şöyle almak isteriz.

Bir Cevap Yazın

Varan Turizm İcra İle Satışa Çıkarılıyor 0

Merhum iş adamı Nevzat Pekuysal’ın 1946 yılında temelini atığı Varan, sektörün önde gelen firmalarından biri konumundaydı. Varan’ın, Kadıköy-Pendik arasında başlayan taşımacılık serüveni, 6 yıl önce el değiştirmesi ile yeni bir aşamaya geçti. Yılların markası Varan’ı, sektörün bir diğer büyük oyuncusu Ulusoy Seyahat satın almıştı. Ancak, Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Haluk Ulusoy’un sahibi olduğu şirket içine girdiği mali darboğazı aşamadı.

Seferleri durduruldu
Şirketin yaşadığı mali krizi nedeni ile geçen yıl Varan’ın seferlerine son verildi. Ulusoy Seyahat Nakliyat A.Ş. için geçen Haziran ayında iflas kararı çıkarken, Varan markası da icradan satışa konuldu.

Satışı, alacaklı banka istedi
İstanbul 9. İcra Dairesinin düzenlediği ihalenin ilki 21 Kasım günü yapılacak. İlk ihalede alıcı çıkmaması durumunda ihale Aralık ayı başında bir kez daha yapılacak. Varan’ın 17 tescilli markası için icradan satışı, alacaklı konumdaki bir bankanın istediği anlaşıldı. Anılan markaların bankaya rehin sözleşmesi ile rehin verildiği tarih ise 6 Haziran 2014 olarak kayıtlara girdi. Alacaklı banka 17 Nisan 2015’te borçlu firmalara ihtarname gönderdi. Bankanın asıl alacağı ise 5 milyon 919 bin TL. Söz konusu alacak tutarı, işlenen faiz ile 10,3 milyon TL seviyesine çıktı.

Marka değeri 3 yıl içinde eridi
İcra dosyasında yer alan bilgilere göre, bilirkişi 17 marka için değer tespiti yaptı. Varan, Varan Kargo, Varan Turizm, Varan Konaklama, Ceylan Kız Şekil gibi 17 marka için 30 Mayıs 2014’te sunulan marka değerleme raporunda Varan’ın marka değeri 19 milyon 484 bin 729 TL olarak belirlendi. Ancak 15 Ağustos 2017 tarihli bilirkişi raporunda ise toplam marka değeri 5 milyon 887 bin TL olarak belirlendi. Böylece, 3 yıllık sürede efsane marka dörtte bir seviyesine geriledi.

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link