Günümüz Pazarlamasının Sihirli Sözcüğü: Güven 0

Hayatınızda doğrudan ya da dolaylı olarak ilişki içerisinde olduğunuz markaları bir düşünün. Neden diğerlerini değilde onları seçtiniz?Önünüzde yüzlerce alternatif dururken aynı markayı kullanmaktan sıkılmadınız mı? Küreselleşmeyle beraber bir marka patlamasının yaşanması ve alternatiflerin artması pazarlama profesyonellerinin bu soruların cevabını titizlikle aramaya itti. Elli yıl önce önündeki alternatifleri sınırlı olan ve üretileni tüketmeye mahkum olan tüketici  bugün yüzlerce marka arasından istediğini seçme özgürlüğüne sahip. Yani artık başarılı olmak için sıradan bir marka olmak yetmiyor, önemli olan tüketicinin markası olabilmek. Küresel pazarda buna ulaşabilmenin en iyi yolu da güvenilir bir marka olmak.

Günümüz pazarlamasında alternatifler artmış olsa da insanlarının satın alma kararlarına baktığımızda  belirli markalara yoğunlaştıklarını görüyoruz. İnsanlar alacakları üründe riske girmemek için bildiği (güvendiği) markalara yöneliyorlar. Pazardaki diğer bütün markalarda çeşitli pazarlama taktikleriyle müşteriyi ikna edip ürünün almasını istiyor. Bu süreçte verdikleri mesaj da hiç değişmiyor ‘bana güvenebilirsin,ben aradığın markayım’… Tabi markalar bu mesajı verse de tüketiciyi ikna etmek hiç de kolay değil. İnsanlar yeni bir markaya yöneleceklerse bile seçecekleri marka için güvenilir bir referans arıyorlar. Bu referans bazen yakın bir arkadaşları oluyor bazen ise bir internet sitesi ama süreç yine ‘güven’ üzerine kurulu.

Küresel anlamdaki dünya şirketlerini gözümüzün önüne getirelim. Coca-Cola’yı, Apple’ı, Mc Donalds’ı dünya markası yapan  şeylerin başında güven gelmiyor mu? Bu markalar dünyanın her yerinde birbirinden çok farklı insanlar üzerinde sadakat sağlayabiliyor. Dünyanın herhangi bir yerinde insanlar bu markaları hiç tereddüt etmeden kullanabiliyor. Dünyanın farklı yerlerinde insanlara araba,teknolojik ürünler,tekstil… dediğimizde kafalarında oluşan ülkeler neredeyse aynı çünkü artık kalitesiyle hizmetiyle bu ülke ve markaları kendisini müşterisine kanıtlamış.

Güven, bugünün pazarlamasında olmazsa olmaz ana öğelerden bir tanesi. Markalar tüketiciye sesini duyurmak ya da sadık bir müşteri kitlesi oluşturmak istiyorsa, tüketicisinde markasına koşulsuz bir güven oluşturmalıdır. Markalar bugün Robert Bosch’un söylediği şu sözleri  müşteri ile ilişkilerinde rehber edinmelidir. “İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim. Verdiğim sözlere ve ürünlerime duyulan güven benim için her zaman kısa vadeli kazançlardan daha önemli olmuştur.”

Halkla ilişkiler ve reklamcılık 3.sınıf ögrencisi.Merak eden ,sorgulayan ,eleştiren bir markaperver.Siyasal iletişim ve markalaşma konularıyla ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

Marka Sadakatini Canlandırma Yolu: Kişiselleştirme! 2

Klasik marka sadakati yaratma yöntemleri artık eskidi.Tüketicilerin artık markalara olan bakış açıları eskisi gibi değil. Bugünün tüketicisi artık eskiye göre çok daha bilinçli, çok daha araştırmacı ve maalesef çok daha az beğenir durumda. Şimdi sıra yeni kuşaklar için yeni yöntemler üretmekte. Daha öncede fazlaca üzerinde durduğumuz gibi bu yeni yöntem kişiselleştirmeden geçiyor.

Bildiğiniz üzere marka sadakati artık müşterilerinizin size verdiği bir şey olmaktan ziyade sizin kazanmanız gereken bir yapıya büründü. Bu kötü mü? Aslında değil, her zamanki tutundurma faaliyetlerinizden vazgeçip yeni şeyler denemeniz için size yapılan bir uyarı sanki.

Hepimiz özgün birey bireyiz ve bir çok ilgi alanına sahibiz. Sizin her müşterinizin de böyle olduğunu düşünürseniz verdiğiniz mesaja aldığınız tepki çeşitlenecektir. Bu nedenle markanızın her müşterinize özel, onların dikkatini çekebilecek türden, kişişelleştirilmiş mesajlar ilettiğinden emin olmasınız.

marka

E mail pazarlamanın hala oldukça önemli olduğunun farkındayız.Ancak unutmayın müşterilerinize sizin dışınızdaki yerlerden de bir çok mesaj ve mail geliyor bu nedenle ancak müşterilerinizin sizden gelen e-maili çok dikkatli bir şekilde okuduğunu da sanmayın.

Özellikle Y kuşağı tüketicisi %70 kişiselleştirilmeyen marka değer önerilerinin markayı kullanmayı bırakmalarına neden olduğunu belirtiyor. Bugün Y kuşağının hemen marka değiştirme lüksü var, ancak sizin hedef kitlenizin %70’ini kaybetme lüksünüz sanırım yok.

Bazı markalar müşteri portföyünde bulunan kişilerin sadece cinsiyetini bilirken, bazıları bu konuyu çoktan aştı. Elinizdeki verinin değerini anlayın ve müşterilerinizi iyi analiz ederek bu bilgiler ışığında müşterilerinize kişiselleştirilmiş kampanyalar , promosyonlar sunun. Farkı anlayacaksınız.

Demografik bilgileri, websitenizi kullanma aralıkları ve saatleri, satın alım geçmişi ve ondan edinebileceğiniz tüm bilgilerin kişiselleştirilmiş öneriler sunmak için altın değerinde olduğunu unutmayın.

E-maillerde kişiselleştirmeyi deneyin, artık toplu tüketim devrinden kişiselleştirilmiş devre geçtiğimizin farkında bir marka olarak müşterilerinize attığınız maillerde isimleri ile hitap etmeyi deneyin. Sadece isimle kalmayın, ona özel bir değer önerisi, istek ve ihtiyaçlarına uygun kişiselleştirilmiş içerikler sunun.

Bunu yaparak müşteri ya da potansiyel müşterinizin websitenize tıklayıp ürün ya da hizmetlerinizi satın alma şansını artırmış olursunuz.

Bu anlattığımız pazar bölümlendirmesinden ziyade mesajları kişiselleştirmek. Çünkü kişiler yaptığınız işin onlara değer yaratabileceğini düşündüğü zaman mesajlarınıza daha olumlu yanıt verir. Sadece ürün ve hizmet tanıtımı yapmaktan ziyade onlara değer yaratmayı deneyin, problemlerini çözmek için ilk adres olun, böylelikle müşteri ile beraber marka sadakati de size gelmiş olacak, göreceksiniz.

Düzenli İlaç Takibi İçin Dijital Hap Devri Başlıyor 0

Yakın bir zamanda üzerinde günlerin yazılı olduğu bir haftalık hap kutularına ihtiyacımız kalmayacak.

Hastaların ilaçlarını düzenli almıyor olmaları her sene sağlık sektöründe 100 milyar dolarlık bir kayba neden oluyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ilaçların alınıp alınmadığını kontrol etmek ve bu kaybı önlemek amacıyla bir dijital hap geliştirdi.

FDA tarafından yapılan açıklamada şizofreni ve bipolar bozukluk gibi bazı ciddi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılacak Abilify MyCite isimli hapa onay verildi.

Abilify MyCite’ın içerisinde silikon, bakır ve magnezyum bulunuyor. Hap mide asidine karıştığında takibi mümkün hale geliyor. Dijital hap vücuda dışarıdan takılabilen bir elektronik bant ile takip edilebilecek şekilde tasarlandı. Akıllı telefonlar üzerinden takip edilebilen sensörler sayesinde hastaların ilaç takibini yakınları ve doktorları gerçekleştirebilecek.

Dijital tedaviyi kabul eden hastalar doktorları ve aile yakınlarından oluşan dört kişiye izin verilen ilaçların alındığı tarih ve saati gösteren elektronik verilere ulaşabilmeleri için izin belgesi imzalıyorlar.

Harward Tıp Fakültesi’nde eğitim veren Ameet Sarpatwari, dijital hapın özellikle haplarını düzenli kullanmak isteyen ama unutan hastalar göz önünde bulundurularak, halk sağlığını iyileştirme potansiyeli olduğunu söyledi. Yanlış kullanılması halinde güven yerine daha fazla güvensizlik uyandırabileceğini de ekledi.

Diğer şirketler bir hastanın dile hap yerleştirip yerleştirmediğini doğrulayabilecek dijital sistemler geliştirmeye devam ediyorlar.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link