Gümbür Gümbür Gelen Yerli Markalar 0

Malum, şöyle eli yüzü düzgün, modern pazarlamanın gereklerini yerine getiren, markalaşmayı doğru anlamış, dünya markası olma potansiyeli taşıyan çok da fazla markamız yok. Böyle olanlara ve eksiklerine rağmen böyle olma potansiyeli taşıyanlara gözümüz gibi bakmalıyız. Henüz genç olan ve yıldızı son dönemde parlayan, global marka olma yolunda aday adayı olan 5 markayı derledim. Elbette unuttuklarım vardır. O yüzden bu listenin devamı gelebilir.

5.Madame Coco

madame_coco_logo

Bitmeyen indirimler, kalabalıkla dolup taşan, pazar yeri gibi mağazalar… Ama tüm bunlar şık bir konsept altında sunuluyor. Ürün yelpazesi çok geniş. Nevresimden banyo paspasına kadar ev dekorasyonuna ait bir çok şey bulunabiliyor. Sektöre %50+50 indirim gibi garip yenilikler getirdiler. Başlarda sürdürülemez gibi görülse de sürdürülüyor bir şekilde. Demek ki başından beri hesabı kitabı yapılmış bir strateji bu. Ancak dikkatli olmalılar. Umarım bir yol kazasına uğramazlar.

4.Kasap Döner

kasap

“Bizim” diyebileceğimiz ve dünyanın her yerinde pazarlayabileceğimiz ender yiyeceklerden biri olan döneri pek çok Avrupa kentinde Yunanlara ve Araplara kaptırmış durumdayız. Halbuki şu işi düzgün yapan birileri çıksa ve dünya gerçek Türk döneri yese…

Henüz dünyaya açılma planları olmadığını anladığım Kasap Döner bence bu işi yapma potansiyeli taşıyan tek marka. 2010 yılında kuruldular, hızla büyüdüler. Dikkat çekici bir konseptleri var, fast casual denebilir. “Hamburger çocuklarına yedirmeye geliyoruz” kampanyasıyla dikkat çektiler ve duruşlarını gösterdiler.

Restoran dizaynına mimari olarak özen gösterdikleri belli. Lavaş, restoranın ortasında sıcak sıcak pişiriliyor. Etlerin lezzeti tartışmasız iyi. Patatesinden, ketçapına kadar kalite gerçekten standardın üstünde. İçecekler daima cam şişede servis ediliyor.

Şimdiden müdavimleri oluşmuş durumda. Umarım markalaşma yolunda doğru adımları atarlar.

3.Tavuk Dünyası

tdSon dönemde yakından takip ettiğim markaların başında geliyor. Çok kısa bir süre içinde hızla büyüdüler. Onları görmediğimiz bir AVM neredeyse yok. İyi malzemeyi, özgün tariflerle buluşturmayı başardılar. Her müşteri için temiz bir tava kullanıyorlar. Sağlıklı olduklarını bu kadar çok vurgulamaları belki önce itici gelebilir ancak tavuk satıyorsanız daha bile fazlasını söylemelisiniz! Şimdilik tek dezavantajları franchise şubeler arasındaki servis ve hizmet farkı.

Şimdiden yurtdışına açıldılar. Almanya, Avusturya, Hollanda ve Çin’de şubeleri var. Oradaki isimleri GAGAWA. Yeni girişimleri Danna’yı merakla bekliyorum. Bana sorsalar dağılmayın, odağınızı tavukta tutun derdim ancak umarım vardır bir bildikleri.

2.COLIN’S

colins_logo_amblem

“Sadece hazır giyim işinde değil; ürün ve hizmetleriyle insanları daha iyi hissettirme işindeyiz.” diyorlar. Uzun bir süredir Marka Danışmanı Hakan Senbir’le çalışıyorlar. Yani işi bilen bir uzmanın elinin değdiği belli. 37 ülkede mağazaları var. Rusya’da özellikle çok güçlüler. Moskova’daki ilk mağazalarını 1995’te açtılar. Halen Rusya’da 200’ün üzerinde mağazaları var ve jean’de bir jenerik marka haline gelmiş durumdalar.
Kendi markaları olan LOFT’un yanı sıra Marks&Spancer, GAP, H&M, Mexx, Tommy Hilfiger, Zara, Massimo Dutti ve Bershka gibi dünya markalarına üretim yaptıklarını düşünürsek kalite sıkıntısı yaşamadıkları kesin. Markalaşmaya gereken önemi de verdiklerini düşünürsek önlerinin açık olduğunu söylemeliyiz.

1.KOTON

Koton_logoProf.Dr.Arman Kırım’ın danışmanlığıyla markalaşma yolunda kaydettikleri büyük ilerlemenin son birkaç yılda duraklamasının hocanın vefatıyla ilgisi var mı bilemiyorum. Ama bu bir gerçek. Bundan iki üç yıl önce çok daha iştahla savunduğum Koton hakkında yazarken şimdi biraz daha temkinliyim. Fakat bu beni Koton’u bu listenin ilk sırasına koymamı engellemiyor.

Koton bir fast fashion markası. Bu yüzden her gün ortalama 55 yeni ürün Koton vitrinlerde yerini alıyor. Yılda 25 milyon parçanın üzerinde satışları var.

En önemli özellikleri ZARA ve H&M gibi fiyat-kalite performansını yüksekte tutmaları. Son zamanlarda artan “artık bunu beceremiyorlar” eleştirilerini dikkate almalılar.

Oje ve parfüm ile Beauty çizgisine adım atarken ciddi bir araştırma yaptırdıklarını biliyorum. Marka genişlemesi adına ciddi bir karardı.

Şimdilik 25 ülkede varlar. Ancak hedefleri 2023 yılında 5 kıtada, en zengin ve en beğenilen koleksiyonlara sahip hızlı moda markası olmak.

Yolları açık olsun…

Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

Bir Cevap Yazın

Sanal Gerçeklikle Donatılmış 8 Reklam Filmi 0

Reklam sektörünün yaratıcılığını başka bir boyuta taşıyan sanal gerçeklik teknolojisi son dönemlerde reklam kampanyalarında sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Sanal Gerçeklik, bilgisayarlar tarafından taklit edilerek oluşturulan ortamlarda kurgulanıyor. Geçmişte Matrix gibi filmlerde sanal gerçeklik, bilim kurgu ile çok iç içe olsa da artık gündelik hayatın içinde de yer almaya başlıyor. Bu teknolojide, kişi gerçek dünya ile ilişkisini tamamen keserek ana karakterin yerine geçiyor. Donanım olarak Oculus Rift ve Samsung Gear VR gözlükleri şimdilik piyasadaki ilk örneklerden. Biz de reklam sektöründe Sanal Gerçeklik kullanılarak oluşturulmuş 9 reklam kampanyasını derledik.

İşte o yaratıcı gerçeklikle donanımlanmış reklam kampanyaları:

1. Old Irish’in sizi İrlanda’daya taşıyan kampanyası.

2. Knorr müşterilerini Paris’te yemeğe çıkarıyor.

3. Samsung, Deve kuşuna sanal gerçeklik gözlüğü takıyor ve tepkisini kayıt altına alıyor.

4. Samsung Gear VR ve Galaxy S6 tanıtım videosu.

5. View Master

6. Playstation

7. Google Earth VR ile bir şehrin üzerinde uçabilir, bir dağın kenarında durabilir ve hatta uzaya uçabilirsiniz.

8. Ve Bonus. Pepsi Max, Londra’daki New Oxford Caddesindeki bir otobüs durağında ‘inanılmaz’ bir gerçeklik deneyimi yaşatıyor.

L’Oréal’in Ev Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi 0

L’oreal markasının ne kadar meşhur olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyle ki, marka tanınırlığının ardından ürün fiyatlarının pahalılaşmasını da beraberinde getiriyor. Fakat bu markanın ne kadar kaliteli ürünler ürettiğini her kadın bilir.. İşte böyle başarılı bir markanın ortaya çıkışında ilham dolu bir hikaye yatıyor.

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link