3 Örnekte Pazarlamada Growth Hacking Dönemi 0

Genel olarak ‘Growth Hacking’, analitik düşünmeyi ve metrikleri ölçümlemeyi kullanan bir pazarlama tekniği. Geçmişi çok olmayan bu kavramı 2010 yılında Sean Ellis ortaya atmış olup, temelinde online pazarlamaya dayanan bu tanımın farklılaştığı da bazı noktalar var.

Bu işi yapan kişilere de tabi ki Growth Hacker deniliyor. Klasik reklam kaynaklarını kullanmak yerine sosyal medya ve viral kampanyalar gibi yenilikçi çözümlere odaklanan growt hacker’lar arama motoru optimizasyonu (SEO), Google Analytics, A/B testi gibi metrikleri ve araçları kullanarak pazarlamaya çok daha derin bir bakış açısı getirmek için çalışıyorlar.

Growth Hacker’lar geliştirici ile kullanıcılar arasındaki bir köprü görevi de görüyor aslında. Growth Hacking ile bir yazılımcı UX’i değerlendirebilir, bir pazarlamacı da uygulamanın 3. parti servislerle olan entegrasyonunu kolayca izleyebilir.

growth hacking

Doğal olarak bir pazarlamacı, takım yönetimi veya bütçeleme ile uğraşırken growth hackerlar mevcut durumu değerlendirip daha fazla katma değer sağlamak için çalışır. Bu açıdan Growth Hackerlar  kullandığı metrikler ve teknik alt yapısı ile diğer pazarlamacılardan ayrılır.

Elbette bir Growth Hacker’ın Facebook advertising ve SEO konularından bir veya bir kaçında bilgi sahibi olması değil tüm e-marketing konularında fikir yürütebilecek düzeyde olması gerekir. Öte yandan bir webmaster kadar kod bilgisine sahip olması gerekmez, fakat konuya hakimiyeti açısından bir pazarlamacıdan mutlaka farkı olması ve daha fazla uzmanlaşmış olması da avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu açıdan iyi bir Growth Hacker için asıl olan, analitik düşünce yaklaşımına olan hakimiyettir.

Bir kaç Growth Hacking örneği vererek konuyu daha anlaşılır bir hale getirelim;

Dropbox

Yapılan yönlendirmeler sayesinde Dropbox’un kurucusu Drew Houston’ın bahsettiğine göre kayıt oranları %60 artmış durumda.

Bu noktada Dropbox tavsiyeleri arttırmak için de ilginç bir yol izledi. Mevcut müşterileri ile arkadaşları arasında çok kolay bir bağlantı kurdu ve dolaylı yoldan ciddi bir teşvik sağladı. Örneğin davet ettiğiniz link üzerinden üye olan her arkadaşınız sayesinde size 500 mb ekstra alan kazandırdı.

Bu yöntem sayesinde de kısa sürede inanılmaz bir ivme sağladı. Daha fazla ekstra alan için insanlar ulaşabildiği kadar çok arkadaşına ulaşmaya çalıştı. Böylece Google AdWords vb. reklam modelleri ile karşılaştırıldığında çok daha ucuz ve etkili bir yol izlemiş oldu.

Facebook

Büyümesi esnasında birçok Growth Hacking yöntemi uygulamasına rağmen, ben bu yazımda en etkili ikisinin üzerinde duracağım.

Profil kartları ve beğen kutusu…

Aslında Facebook bu sayede insanların zahmetsiz bir şekilde ilgili web sitesi veya kişinin Facebook sayfasıyla bağlantıya geçmesini de sağladı. Bu hem web sitesi sahipleri için harika bir araç oldu hem de Facebook’un kullanıcıları kendine bağlaması açısından süreci hızlandırdı. Kodları web sitelerine yerleştiren kişiler de Facebook’un arama sıralamalarındaki yükselişine her geçen gün katkı sağlamaya devam etti.

Youtube

Youtube’un Growth Hacking tekniği son derece basit ve etkili oldu. Bir videoyu izlerken “Paylaş”a tıklayıp ardından “Ekle” sekmesine tıkladığınızda aşağıdaki ekranda göreceğiniz gibi sitenize eklemeniz için size bir embed kodu verir.

Bu html kodunu kopyalayıp web sayfanızda videonun görünmesini istediğiniz yere yapıştırdığınızda Youtube’daki video artık web sayfanızda yer almış olur. Bu kadar, evet hepsi bu kadar. Basit ve bir o kadar etkileyici bir etken olmadı mı sizce de? Web sitelerinde video görüntülemek hem zahmetli hem de maliyetli bir iştir. İşte Youtube bu noktada muhteşem bir çözüm üreterek kazan – kazan yöntemini yerleştirmeyi kolayca başardı. Tabi elbette sizi bu zahmet ve maliyetten kurtarırken kendisi için inanılmaz bir bilinirlik sağlamış oldu.

Bu teknik Youtube’un bilinirliğinin artmasındaki en büyük etkenlerden biridir. Youtube’un daha fazla insan tarafından tanınmasını sağlamanın yanında web sitelerinden de backlink almasına büyük katkı sağladı.

Siz de henüz bir start-up iseniz ve herkesin olduğu gibi, büyümeye ihtiyacınız varsa bu insanlara ve etkileşimlere ihtiyacınız olduğunu bir kez daha düşünün derim :).

Bir Cevap Yazın

Sanal Gerçeklikle Donatılmış 8 Reklam Filmi 0

Reklam sektörünün yaratıcılığını başka bir boyuta taşıyan sanal gerçeklik teknolojisi son dönemlerde reklam kampanyalarında sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Sanal Gerçeklik, bilgisayarlar tarafından taklit edilerek oluşturulan ortamlarda kurgulanıyor. Geçmişte Matrix gibi filmlerde sanal gerçeklik, bilim kurgu ile çok iç içe olsa da artık gündelik hayatın içinde de yer almaya başlıyor. Bu teknolojide, kişi gerçek dünya ile ilişkisini tamamen keserek ana karakterin yerine geçiyor. Donanım olarak Oculus Rift ve Samsung Gear VR gözlükleri şimdilik piyasadaki ilk örneklerden. Biz de reklam sektöründe Sanal Gerçeklik kullanılarak oluşturulmuş 9 reklam kampanyasını derledik.

İşte o yaratıcı gerçeklikle donanımlanmış reklam kampanyaları:

1. Old Irish’in sizi İrlanda’daya taşıyan kampanyası.

2. Knorr müşterilerini Paris’te yemeğe çıkarıyor.

3. Samsung, Deve kuşuna sanal gerçeklik gözlüğü takıyor ve tepkisini kayıt altına alıyor.

4. Samsung Gear VR ve Galaxy S6 tanıtım videosu.

5. View Master

6. Playstation

7. Google Earth VR ile bir şehrin üzerinde uçabilir, bir dağın kenarında durabilir ve hatta uzaya uçabilirsiniz.

8. Ve Bonus. Pepsi Max, Londra’daki New Oxford Caddesindeki bir otobüs durağında ‘inanılmaz’ bir gerçeklik deneyimi yaşatıyor.

L’Oréal’in Ev Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi 0

L’oreal markasının ne kadar meşhur olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyle ki, marka tanınırlığının ardından ürün fiyatlarının pahalılaşmasını da beraberinde getiriyor. Fakat bu markanın ne kadar kaliteli ürünler ürettiğini her kadın bilir.. İşte böyle başarılı bir markanın ortaya çıkışında ilham dolu bir hikaye yatıyor.

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link