Google Hakkında İlginç Bilgiler

İki üniversite öğrencisinin başlattığı akım, bugün milyonlara yepyeni bir arama platformu oluşturmayı oldukça iyi başarmış durumda. Geçen zaman zarfı içinde hızla büyüyerek dünyanın en büyük arama motoru olmayı başaran Google için aslında bazı bilgiler tarihçe kadar normal değil.

3

  İlk sunucu, ilk Google renkleri

     1996 yılında Larry Page ve Sergey Brin, ilk Pagerank algoritmalarını çalıştıracak ve sitelerin bilgilerini saklayacak sunuculara ihtiyaç duydular.  Zamanın en yüksek kapasiteli ticari sabit diski 4 GB’ken onların ihtiyacı 40 GB  kadardı. Tüm parayı bu 10 adet sabit diske harcayınca kendi ellerindeki  LEGO’lar, plastik kaplar ve fanlardan bir server kasası oluşturdular. Bu kasada  tesadüfen kullanılan renklerin ise Google’ın renklerini oluşturduğu söylenir.

Adamlar matematikçi 

Günümüzün en değerli şirketlerinden Google, ilk kez 2004 yılında halka arz edildi. Şirketin ilk aşamada halka arz ettiği hissenin değeri 2,718,281,828 dolardı. Bu rakam da rastgele seçilmiş, ya da yüzde üzerinden denk gelen bir rakam değil, e sabiti (Euler Sabiti)’nin ilk 10 hanesiydi. Ayrıca ilk halka arzında 85 dolar olan Google hisseleri şu anda 600 dolar civarında. Yani 2004′te Google hissesi alsaydınız, şimdi zengindiniz.

4

İlk Tweet

2009 yılında Twitter’a katılan Google’ın ilk tweeti de şirketin “geek” duruşuna yakışır bir tweet olmuş. İkili sayı sistemi kullanılarak atılan mesaj incelendiğinde ortaya arama motoru sayfasından alışkın olduğumuz “I’m feeling lucky” yani “Kendimi şanslı hissediyorum” yazısı çıkıyordu.

HTML bilgisi

Google sayfasının eski Yahoo gibi dopdolu değil de bu kadar basit bir görünüme sahip olmasının tek sebebi Sergey Brin ve Larry Page’in ilk zamanlarda HTML bilmemesi ve ancak bu kadar bir sayfa çıkartabilmeleri yüzündendi.

01

Doodle efsanesi tesadüfen başladı

Google’ın artık neredeyse her gün hazırladığı özel logoları yani Doodle’lar ilk olarak şirket içi bir espri şeklinde başlamıştı. Nevada’daki Burning Man (Yanan Adam) festivaline gidecek olan şirket kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’in vermek istedikleri mesaj “Hata varsa, düzeltemeyiz. Dışardayız”dı.Nitekim tahtadan bir adamın yakılmasını konu alan festivali belirtmek için ana sayfaya da tahta adam logosu yerleştirilmişti

6

Google adı

Google kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, şirketin ismini verirken de matematikten faydalanmışlar. Googol numarası yani 10 üzeri 100 sayısını kendilerine isim olarak seçmişler. Bir yazım hatası sonucu da okunuşu aynı olan Google şirketin ismi olmuş.

Bilinmeyen özellikler

Arama bölümüne ‘elgoog’ yazdığınız zaman ekran tersine dönüyor ve aynadan bakar gibi bakmaya çalışıyorsunuz. Arama bölümüne ‘Do a barrell rol’ yazdığınız zaman, 90’lı yılların Nintendo oyunu Star Fox’taki gibi ekranınız 360 derece dönmeye başlıyor. Arama bölümüne ‘Google terminal’ yazdığınız zaman, eski DOS versiyonuna dönüyor. Kullanması her ne kadar imkansız gibi görünse de sıkılana kadar kurcalayabileceğiniz bir hale geliyor

 

5 

Simetrik Google

Google ana sayfasını ezbere bildiğimizi sanarız, fakat aslında o basit anasayfa belki yüzlerce değişikliğe uğradı şimdiye kadar. Bu değişikliklerden belki de en önemlisi 2001 yılında gerçekleşti. Sayfanın ortasında olmayan logo ve logoya göre yine ortalanmamış olan arama çubuğu özellikle simetri hastalarını rahatsız ediyordu. 2001 yılında logo ortalandı.

 

Krize soktular

Sergey Brin ve Larry Page’in doğduğu 1973 yılında, Microsoft’un patronu olacak olan genç Bill Gates psikolojik destek alıyordu. Sinir krizleri geçiren Bill Gates, sanki gelecek felaketi önceden hissetmişti.

191

Noogle

Google gibi yerleşmiş bir şirketin kendine has adetleri yok değil tabii. Bunlardan en dikkat çekenlerinden bir tanesi de yeni çalışanlara uygulanan mini bir kural, yada onların tabiriyle işkence. Google çalışanlarının her biri, işe girdikleri ilk hafta bu Noogle yazılı şapkayı takarak gezmek ve çalışmak zorundalar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

1 Comment

  1. Ben hala özellikle de teknoloji şirketlerini bu tür kuruluş hikayelerinin kalemi sağlam bir reklam yazarı tarafından yazılan bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünüyorum facebook olsun youtube olsun google olsun ya bir garajda ya da üniversite de mantıken mümkün olması imkansız imkanlarla kuruldukları ama bu kısıtlı ve maddi imkansızlıklara rağmen bu gün trilyonlar harcasanız ancak olabileceğiniz (örneğin yandex) teknoloji devlerine dönüşmesi gibi.

Bir Cevap Yazın

Efsane Olmuş Reklam ve Pazarlama Kampanyalarının Başarı Stratejileri

Nike – Just Do It

Bir zamanlar, Nike’nin ürünü neredeyse sadece maraton koşucularına yiyecek ve içecek olduğunu biliyor muydunuz? Ardından, bir fitness çılgınlığı ortaya çıktı ve Nike pazarlama departmanı üyeleri, ana rakibi Reebok’u geçmeleri için bu avantajdan yararlanacaklarını biliyorlardı. Böylece 1980’lerin sonunda Nike “Just Do It”i yarattı. Just Do It sloganının bir idam mahkümunun son sözünden esinlenilerek ortaya çıktığını daha önce sizlerle paylaşmıştık. 

1988’de Nike satışları 800 milyon dolardı; 1998’de satışlar 9,2 milyar doları aştı. “Sadece yap” sloganı basit ve kısaydı ancak insanların egzersiz yaptıklarında hissettikleri her şeyi kapsıyordu. Beş mil yürümek istemiyor musun? Sadece yap. Dört adım merdivenle çıkmak istemiyor musun? Sadece yap. Bu, hepimizin bağlantı kurabileceği ve herkesi harekete geçirebilecek bir slogandı. Hala da öyle. 

Volkswagen: Think Small

Valkswagen’in “Think Small” kampanyasını birçok pazarlamacı altın standart olarak değerlendirir. Doyle Dane & Bernbach’daki efsanevi bir reklam grubu tarafından 1960’da kurulan kampanya, bir soruyu yanıtlamak için yola çıktı: İnsanarın algılarını yalnızca bir ürüne karşı değil, aynı zamanda bir grup insana göre nasıl değiştirebiliriz?

Amerikalıların büyük araba sevme gibi bir özellikleri vardı ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki 15 yıl içinde küçük Alman arabalarını almıyorlardı. Ancak bu Valkwagen reklamı bu algıyı “Küçük olduğumu mu düşünüyorsun? Evet öyleyim.” diyerek değiştirdi.

Bu kampanyanın çıkış noktası ise: “Şirketinizi, ürününüzü ya da hizmetinizi bir şeymiş gibi satmaya çalışmayın. Müşteriler dürüstlüğü sever ve takdir eder.”

Apple: Get a Mac

Mac ile PC arasındaki tartışmalar Apple için en başarılı kampanyalardan biri haline geldi ve ilk yılında % 42 pazar payı artışı yaşadı. Kampanya Mac’i takip edenlere ürün hakkında aşırı ayrıntıya girmeden  bilmeleri gereken her şeyi anlatıyor.

Bu kampanyanın başarısının sırrı ise “İnsanlar her zaman ürününüz şaşırtıcı olduğu için onu satın almaz. Bunun yerine, ürününüzün faydalarını birbiriyle ilişkili olarak açıklayın, böylece tüketiciler onu kullanırken görebilir.”

Clairol: Does She or Doesn’t She?

Bir saç boyası markası olan Clairol 1957’de bu soruyu ilk kez yanıtladığında, 15 kişiden sadece 1’i suni saç rengi kullanıyordu. Sadece 11 yıl sonra, TIME Dergisine göre, cevap 1/2 idi.

Clairol diğer markaların pazarlama taktiktiğinin tam tersini yaparak başarılı oldu. Normalde bir marka ürününden memnun kalan kişilerin markayı diğer insanlarla paylaşmalarını bekler ancak Clairol ürünün doğallığının göstergesi olan kadınların saç boyası kullanmamış gibi davranmalarını istiyordu. “Kendi saç renginiz gibi doğal” ileitişimiyle yola çıkarak ürününün satışlarını arttırdı.

Bu stratejinin başarılı olmasındaki nokta ise: ” Bazen insanlara ürününüzün başarısını sadece göstermeniz yeterlidir. Göstermek söylemekten daha etkili olur.”

California Milk Processor Board: Got Milk?

Kaliforniya Süt İşlemci Kurulu’nun “Got Milk” sayesinde Kampanya, California’daki süt satışları sadece bir yılda% 7 arttı. Ancak etki, eyalet sınırlarının ötesine geçti ve bugüne kadar milyonlarca “Got ….” sloganı türemesine neden oldu. 

Bu kampanya dikkat ederseniz süt içmeyen insanları hedeflemiyor. Yani zaten süt tüketen insanlara odaklanıyor. Burdan çıkarabileceğimiz pazarlama stratejisi ise; “her zaman yeni müşteriler edinmek zorunda değilsiniz. Var olan hedef kitlenize ürününüzü daha sık kullandırabilirsiniz.”

Procter & Gamble (P&G): Thank You, Mom

P & G, Olimpiyat sporcularının öykülerinin arkasındaki hikayeleri, bu dünya çapındaki sporcuları ömür boyu sürdürecek destekleyici annelerin hikayelerini, anlattı. Anneler bu zorlu ve uzun yol boyunca çok fazla çamaşır yıkama ve temizlik yapmak zorundaydı ve muhtemelen P & G ürünleri kullanıyordu.

Bu reklamın stratejisi çok basit ve reklamların çoğuyla aynı: “Duygusal pazarlama.” Ancak bunu oldukça başarılı bir biçimde öne çıkarmışlar ve bunu insanların hayatlarına dokunarak yapmışlar.  “Duygusal ve nostalji pazarlaması, insanları satın alma seçenekleri haline getirmek için güçlü taktiklerdir; bu nedenle, ürününüzün veya hikayenin ardında daha büyük, daha evrensel bir hikaye varsa, içeri girip ön plana çıkarın.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’ın Happy Meal Menüleri Artık ‘Daha Sağlıklı’ Olacak!

Sanırım artık bir Mc Donald’s klasiği olan Happy Meals çocuk menüleri gözümüze biraz farklı görünmeye başlayacak. Çünkü Mc Donald’s yaptığı son açıklamada bu menülerin daha ‘dengeli’ hale getirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

1979’den bu yana özellikle son çıkan animasyon filmlerin kahramanlarının oyuncakları ile çocukları sevindiren klasik çehresini daha sağlıklı bir yöne dönmeye hazırlanıyor. Ünlü fast food markası yaptığı açıklamada 2022 yılına kadar 120 ülkede satılan Happy Meals menülerinin değişime giderek çizburgerlerin sadece isteğe bağlı şekilde verileceğini ve menüdeki patates kızartmasının porsiyonunun azaltılacağını duyurdu.

Yeni düzenlemeye göre Happy Meals menüleri 600 kaloriyi geçmeyecek. 600 kalorinin ise %10’undan daha azı doymuş yağ ve şeker olacakken, menülerde ki sodyum miktarı da azaltılacak. Ayrıca menülerden yapay renklendirici, aromaların da çıkarılması gündem dahilinde.

Şimdilerde 120 hedef piyasadan sadece 20 tanesi bu kriterleri karşılıyorken menülerden çıkarılan ve yeni eklenecek olan sağlıklı içeriklerle 2022’ye kadar daha sağlıklı menü hedefi gerçekleştirilecek. Bununla beraber, müşterilere de ürünlerin besleyici değerleri konusunda daha fazla şeffaf olunacak.

Aslında bu Happy Meal menülerini daha sağlıklı hale getirmenin ilk adımı değil. Daha önceden bu menülerden asitli içecekler çıkarılmış, yerine meyve suyu, süt ya da su içecek olarak verilmeye başlanmıştı.

Her ne kadar kabul etmek istemeseler de fast food markalarının çocukların yaşadığı obezite problemi ile ilgileri su götürmez bir gerçek. Mc Donald’s ‘da artık bunu göz ardı etmiyor olacak ki işe ‘daha sağlıklı’ bir çocuk menüsü oluşturarak yeniden başlamayı düşünüyor olabilir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link