Global Markalar Türkiye Pazarında Neden Tutunamıyor?

Türkiye pazarı yabancı markalar açısından bir hayli hareketli. Son bir buçuk yılda enerjiden perakendeye, finanstan e-ticarete farklı sektörlerde faaliyet gösteren yabancı markaların adeta yaprak dökümü yaşadığına şahit oluyoruz. Perakende ise Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinin başında gelmesiyle, bu yaprak dökümünden en çok etkilenen sektör konumunda.

Markaların bu çıkış kararlarını etkileyen en önemli etkenlerden biri elbette yerel markaların hızına yetişemiyor olmaları. Yereller markalar 15 günde vitrinlerini yenileyebiliyorken yabancı markalar gümrükten malı çekene kadar sezon kaçıyor. Bununla birlikte tüketiciye ulaşma konusunda yerellere göre bir adım geride kalmaları ve yabancı markaların kira giderlerine bir de gümrük vergisinin ekleniyor olması bu kararların alınmasında etkili oluyor.

Birçok sektörde, ayrılan markaların yerini yerli markalar dolduruyor. En çok hareketlilik ise hazır giyimde. 2016 Nisan ayında İngiliz devi Top Shop, haziran ayında Hollandalı hazır giyim markası C&A, son olarak da İngiliz Debenhams Türkiye pazarından ayrılma kararı almıştı. Rekabete dayanamayıp çıkan markaların yerini ise DeFacto, Penti, Koton ve LC Waikiki gibi yerli markalar alıyor. Türkiye ve yurt dışında 2 bine yakın mağaza ile hizmet veren bu 4 şirket, yurt dışında da büyümeyi planlıyor. Şirketlerin cirosu 12 milyar liraya yaklaşırken çalışan sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor.

Sadece hazır giyimde değil, önceki yıllarda enerjide, gıdada, kozmetikte de dev markalar Türkiye’den ayrıldı. Akaryakıt sektörüne 2006 yılında adım atan ve Petrol Ofisi’ni toplam 3 milyar dolara satın alan Avusturyalı OMV, 10 yıl sonra dağıtımdan çıkmaya karar vermişti. OMV son 3 yıldır Türkiye’de ciddi kâr sıkıntısı yaşandığını ve finansal olarak sektör oyuncularının sıkıntıda olduğunu açıklamıştı. Enerjideki diğer değişim ise yenilenebilir enerjide Avrupa`nın en büyük şirketi olan Norveçli Statkraft ile yaşanmıştı.

İngiliz perakende devi Tesco da geçen sene yaptığı açıklama ile 302 milyon TL bedel ile hisselerini ve varlıklarını Migros’a satacağını açıklamış ve  iki şirket arasındaki uzun görüşmelerin sonunda, 2.5 milyar TL piyasa değerine sahip Kipa’nın satışına karar verilmişti. Tesco, 2015’te de Ankara, Mersin ve Denizli’deki toplam 10 Tesco Kipa mağazasını 40 milyon TL bedelle Beğendik’e satmıştı. Uzun süredir kâr edemeyen Tesco da  böylece Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmış oldu.

Bununla birlikte geçen senenin sonunda Alman kozmetik zinciri Douglas da ayrılanlar kervanına katıldı. 2.6 milyar Euro’luk cirosuyla Avrupa’nın pazar lideri olan dev marka, ilk mağazasını Mayıs 2006’da açtığı Türkiye’de pazar payını artıramayınca çıkış kararı aldı.

Türkiye pazarında tutunamayan diğer küresel markalar ise şöyle sıralanıyor; Best Buy, Virgin, Megastore, Printemps, River Island, Motivi, Promod, Uterque, Kenneth Cole, Habita, La Senza, Industrie Denim.

Sektör temsilcileri, yabancıların hız ve operasyonel alanda rekabette zorlandıklarını dile getirirken, yerli markalar ise yerli üretim avantajıyla üst üste yeni mağazalar açmaya devam ediyorlar.

Konuyla ilgili olarak IPPA Istanbul Pozitif Psikoloji Akademisi kurucusu ve iletişim danışmanı Fatmanur Erdoğan ile Marketing Holmes görüşlerini bizlerle paylaştı.

Fatmanur Erdoğan

Perakende, Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri. Son yıllarda Türkiye piyasasından çekilen epey bir marka oldu. Benzer şekilde, yatırım yapmak için giren markalar da oldu. Elbette, bu ayrılma kararlarının ardında tek bir sebep değil, birden fazla neden sayılabilir. Bunların arasından önemli konulardan birinin, Türkiye pazarına girmenin mağaza açmak ve mağazada satış yapmak olarak algılayan bir işletme anlayışının olduğunu söyleyebiliriz. Markanızın yönetimine bu şekilde bakarsanız, kapanma kararınız; vergiler, yükselen kur, Türk markalarıyla rekabet edememek gibi temel sebepler olacaktır. Global markaların dünya çapında marka olma sebepleri arasında iyi bir kurumsal yönetim anlayışı ve beraberinde marka iletişimi vardır. Türkiye’yi sadece distribütör ülke olarak görür ve o şekilde yaklaşırsanız, yatırımınızın karlı olmasını beklemeniz pek mümkün olmayacaktır. Eskiden, piyasa dinamikleri farklıyken belki bu metod işliyordu ama e-ticaret döneminde, kültürlerin böylesine değiştiği bir piyasa ortamında, markanızın iletişim ve pazarlama stratejilerine eskisinden daha çok değer vermek durumundasınız.

Marketing Holmes

Global Düşün Yerel Hareket Et

Türkiye, kültürel kodları nedeniyle oldukça tutucu, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir ülke. Bu kodlar da pazarın alaturka bir yapıya bürünmesine, pazarın dinamiklerine uygun hareket kabiliyetine sahip olmayan markaların ise tutunamamasına yol açıyor. Globalde başarısı onlarca kez test edilerek kanıtlanmış pazarlama ve marka konumlandırma stratejileriyle hareket eden markaların, körü körüne inandıkları bu stratejilerle Türkiye pazarında da başarılı olacaklarına olan inançları, günün sonunda tası tarağı toplayıp Türkiye pazarından çıkmalarına kadar uzanan bir sürece evrilebiliyor.

Bu noktada pazardan çıkmak zorunda kalan markaların yaptıkları hataların en başında kültürel kodların doğru okunamaması, pazarın ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin beklentilerle paralellik gösterememesi geliyor. Bu işler televizyon reklamlarında tasarruf için kumbarayı domuzla simgelemekle olmuyor maalesef.

Sıkı Rekabet ve Sadık Müşteri

Her ne kadar Türk halkı son yıllarda kendini geometrik bir hızla büyüyen teknolojinin büyüsüne kaptırmış olsa da, söz konusu temel ihtiyaçlar olunca yıllardır süre gelen alışkanlıkların getirdiği güçlü bağlar markalar için ekstradan bir meydan okuma (challenge) anlamına gelebiliyor. Pazardan çıkmak zorunda kalan markaların kimler olduğuna baktığımızda (C&A, River Island, Top Shop, Douglas gibi) rakiplerinin oldukça güçlü markalar olduğunu görmek mümkün. Hem pazarın dinamiklerine hakim hem de sadık müşteri portföyüne ulaşmış bu markalarla rekabet elbette hiç kolay değil. Finanse edilebilir zararların beklentileri aştığı durumlarda ise markalar zararın neresinden dönsen kardır mantalitesini gütmek zorunda kalabiliyor.

Bugün özellikle çikolata, bisküvi gibi pazarlarda Eti ve Ülker gibi iki dev markayla rekabet etmek oldukça güç. Bu iki markanın yıllardır Türkiye pazarında faaliyet göstermesinin getirdiği pazarın dinamiklerine hakimiyetin yanında, dağıtım ağının kuvveti bile birçok yabancı markanın Türkiye pazarına girişine bariyer olabiliyor.

Türkiye pazarından çıkan markaların bıraktıkları izlere bakıldığında ben tümüyle olumsuz bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmüyorum. Elbette son birkaç yıldır ekonomide işlerin iyi gitmediği malum ancak Türkiye pazarını terk eden markaların yarattığı boşluğu yerli markaların doldurduğunu, bu “fırsat” ile birlikte büyüyen yerli markaların globalde markalaşma adına yeni kaynak yaratma noktasında ellerinin daha da bollaştığını ve bunun da orta ve uzun vadede çok daha olumlu gelişmelere gebe olabileceğini söylemek mümkün. Koton, LC Waikiki ve Colins bu markaların en iyi örneklerinden.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2 Comments

  1. Bir kaç gün önce yayınlamış olduğunuz indirim marketler raporu ve bu haberi de göz önünde bulundurursak. Türk toplumu artan gelir eşitsizliği, ekonomik dalgalanmalar ve yüksek enflasyon yüzünden olmayan refah ve kalite kavlarımlarını da yitiriyor.

    Ucuza ve kalitesiz ürünlere yöneliyor.

    C&A nın defacto gibi dikiş, kumaş kalitesi olmayan bir firmaya satılmış olması benim için içler acısı bir durum. Aynı şekilde kipa gibi ürün çeşitliliği olan bir süpermarketin migros gibi indirim marketleri kendine rakip görmüş onlarla rekabet etmek için kendi sütünü, kendi peynirini, migros etiketli ürünlerle mağazanın raflarını doluymuş gibi gösteren firmaya satılması içler acısı bir durum.

    Aslında satıp çıkanlar kaybetmiyor aksine kazanıyor onlar için zararın neresinden dönersen kardır. Kaybeden bizleriz çeşitliliği yitiriyoruz.

  2. Aslında herkes her şeyin farkında. Standartlara uyan yabancı firmaların ülkemizde ayakta kalması epey zor. Hem politik gelişmeler de buna pek izin vermiyor. Bunların üzerine vergiler de eklendiğinde varlıkları devredip pazardan çekilmek daha iyi.

    Biz bile kaçacak ülke ararken büyük markaların çekilmesine şaşırmamak lazım.

Bir Cevap Yazın

İsveç’teki Bir Enerji Santrali, Yakıt Olarak H&M Kıyafetlerini Kullanıyor

İsveç’in başkenti Stockholm’un kuzeybatısında yer alan bir ısı ve enerji santrali, yakıt olarak petrol ve kömür kullanıyordu ve yakıldığında çevre kirliliğine yol açan bu fosil yakıtlardan kurtulmak istiyordu. Ve enerji santrali, bu amaçla bir süre önce yakıt olarak geri dönüştürülmüş ahşap ve çöp kullanmaya başladı. Bloomberg’in yaptığı habere göre ise bu geri dönüştürülmüş malzemelerin arasında H&M’in merkez deposundan sağlanan 15 ton kıyafet de yer alıyor.

2010 yılında The New York Times’ın yaptığı bir haberde, New York şehrinin en bilinen bölgesi olan Manhattan’da yer alan bir H&M mağazasının çöpleri arasında daha önce hiç kullanılmamış, yeni kıyafetlerin bulunduğunu iddia etmişti. Buna karşılık olaraksa H&M, Bloomberg’e yaptığı açıklamada kullanım açısından herhangi bir sorun teşkil etmeyen kıyafetleri hiçbir şekilde imha etmediğini ifade etmişti. Bununla birlikte H&M, yine de kıyafetlerin küf içerip içermediklerinden ya da şirketin katı kurallarına uyup uymadıklarından emin olmanın, kendilerinin yasal yükümlülüğü olduğunu belirtmişti.

2010 yılında yaşanan ortaya atılan bu iddiayla bir alakası var mıdır bilinmez, şirket bir şekilde satışı ve kullanımı mümkün olmayan kıyafetleri güzel bir şekilde değerlendirmeye karar vermiş gibi görünüyor. Dünyanın fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjilere geçiş yapmaya çalıştığı şu dönemde, kullanılmayan kıyafetlerin de bir enerji kaynağı olarak kullanılması ve H&M’in de bir şekilde bu girişime katkıda bulunması takdire şayan bir olay.

Edinilen bilgilere göre bu enerji santrali, 2017 yılı içerisinde bu zamana kadar yaklaşık olarak 400.000 ton çöp yaktı ve bu çöplerin bir kısmı, Birleşik Krallık’tan ithal edildi. Yakılan bu yüksek miktardaki çöpün karşılığında yaklaşık olarak 150.000 haneye enerji sağlandı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

MediaMarkt’dan Dijital Pazarlama Yatırımlarına Çok Kanallı Dönüşünü Ölçen Proje: Online’dan Mağazaya !

Avrupa’nın 1 numaralı elektronik perakendecisi MediaMarkt, geçtiğimiz yıl online reklamların mağaza satışlarına etkisini ölçmek için  Google ve Performans Pazarlama ajansı SEMTR ile Online to Store/Online’dan Mağazaya” projesini hayata geçirdi.

Geçtiğimiz yıl Eylül ayında başlayarak mağaza ziyareti metriğini ölçümlemeye ve dijital yatırımlarını çok kanallı dönüşüne göre yönetmeye başlayan MediaMarkt Türkiye, Temmuz sonu itibarıyla, yapılan dijital performans reklamlarından kaynaklı toplamda 2.5 milyon mağaza ziyareti elde ettiğini ve %5.5 mağaza ziyareti oranı gerçekleştirdiğini açıkladı.   

MediaMarkt Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Çağanur Atay Uçtu;  “Günümüzde mağaza satın alma yapan tüketicilerimizin yarısından fazlasının yolculuğa online’da araştırma yaparak başladığını biliyoruz. Biz de buradan hareketle Google’da yaptığımız reklamların mağaza satışları üzerindeki etkisini ölçmek istedik. Bu metriğin gelmesi ile hem bunu ölçümlemeye başladık, hem search’te aramayı yapan kullanıcıların herhangi bir mağazamıza olan yakınlığına göre reklam metni özelleştirme ve mağaza adresi gösterme gibi direkt mağaza trafiğini arttırıcı aksiyonlar aldık. Çok kanallı ve müşteri odaklı pazarlama stratejimiz kapsamında bu tür dijital odaklı mağazacılık projelere yatırım yapmaya devam edeceğiz dedi.  

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link