Viral Pazarlamaya Bilimsel Bir Bakış – 2 0

İlk yazımızda son olarak “viral pazarlama uygulaması hakkında fikir sahibi olmanın bir diğer iyi yolu da daha önce yürütülmüş bazı başarılı kampanyalara yakından bakmaktır” demiştik. Aşağıda size en beğendiğim bazı örnekleri göstereceğim; umuyorum ki gelecek çalışmalarınız için size de ilham verenler olacaktır.

Viral Pazarlama Örnekleri

Şu ara toplum genel olarak, viral içeriği, eğlenceli bir YouTube videosu ile ilişkilendiriyor; Gangnam Style gibi.. Videolar kesinlikle önemli bir viral içerik kaynağı olmakla beraber daha birçok yöntem ve uygulama da var.

1. Gerilla Taktikleri

En sevdiğim örneklerden birisi WePay şirketinin gerilla taktiği uygulayarak, bir PayPal konferansının önüne 600 kiloluk dev bir buz blokunu bırakması ve hakkında çok konuşulacak bir hikaye oluşturmasıdır.

WePay’in burada ortaya koyduğu tavır aslında çok zekice: Yıllardır insanlar PayPal’un hesaplarını nasıl dondurduğu ve kazandıkları paraları çekemedikleri ile ilgili şikayet edip duruyorlardı. Eğer online ürünler satıyorsanız, PayPal hesabınız geçimini sağlayacak kadar hayatınızın bir parçası oluyordu, bu yüzden hesabın dondurulması ve işlemlerine izin verilmemesi birçok kişiyi çileden çıkarıyordu.

Doğal olarak WePay’in, PayPal’un hesapları ve insanların paralarını dondurmasına yönelik iğnelemesi çok iyi karşılık buldu!

Bu olay sadece WePay’in güvenilirlik, emniyet ve müşteri hizmetleri konusunda sunduğu teklifi, yani “reklamını” yapmasını değil, aynı zamanda Paypal’un bir açığı hakkında da konuşulmasını sağladı, ki bu WePay’in gerçekten umduğu şeydi.

2. Ürüne Yönelik Şöhret Geliştirme

Pazarda direkt ürünün kendisine yönelik yayılma girişimlerine yeni bir terimle growth hacking (büyüme korsanlığı) deniyor. Twitter, Facebook, Dropbox gibi şirketler de bu yöntemi kullanarak büyüdüler ve hala bunu kullanıyorlar. Fakat şimdi vereceğim örnekte farkındalığın yayılması aynı zamanda ürüne güzel bir vitrin sağlayarak da viralliğe hizmet ediyor.

Mum üreticisi Dimaond Candles aslında tüm benzersiz satış teklifi stratejisini insanları ürünleri hakkında konuşturmaya yönelik olarak belirliyor. Şirket kurucuları ev kokusu satın alanların %98’inin kadınlar olduğunu öğrendiklerinden beri, kadınların ürün hakkında konuşmalarını sağlamak için alışılagelmemiş bir satış taktiği uygulamaya karar verdiler.

Her bir Diamond Candle mumu içerisine bir adet yüzük yerleştirdiler. Bu yüzüklerin basit ve sevimsiz olmamasına özen gösterdiler ve ambalajının da yaratıcı ve ilgi çekici olmasını sağladılar. Ve son dokunuşu eklediler: Belli bir sayı aralığıyla mumların içine (5.000$ değerinde) gerçek birer elmas yüzük koydular!

diamond candles

Şirket yöneticileri biliyorlardı ki yüzükler sayesinde dönen tartışma bir hayli büyük olacaktı (mücevher doğal olarak her zaman dikkat çeker ve konuşulur), fakat düşük yüzdeli de olsa bu gerçek elmas yüzük potansiyelini eklemek kampanyanın büyük bir ticari kazanca dönüşmesine yetti ve şirkete 12 ayda tam 1 milyon dolar gelir sağladı!

3. “Tecrübe Etmek”

Korku filmleri için viral pazarlama bu günlerde çok doğal görülüyor. Sadece birkaç hafta önce, bir yeniden çekim filmi olan Carie için pazarlama ekibi “telekinetic coffee shop” senaryosu düzenleyip çekim yaptılar. Gergin bir genç bayanın kafede bazı güçlerinin olduğunu farketmesi üzerine kurgulanmış çok başarılı bir “oyun” oynandı:

Video şu anda 49.000.000 dan fazla gösterimle muhteşem bir başarıya imza atmış durumda. Fakat esas başarı elbette bu izlenme rakamı değil, insanların kesinlikle uzun süre hatırlayacakları ve birbirlerine anlatacakları (ve elbette online olarak da paylaşacakları) bir tecrübe yaşatmış olması.

http://www.youtube.com/watch?v=VlOxlSOr3_M

4. Viral Seriler

İnsanları blender (ya da mikser) gibi basit ve sıkıcı bir ürün (konu) hakkında nasıl konuşturabilirsiniz ki? İşte bu sorunun cevabını bulan ve bunu yeni ürününü harika bir şekilde pazarlayan firmanın adı Blendtec.

“Sosyal değer” dediğimiz şeyin bir ‘blender’ için uygulanması zor; öyleyse ne uygulanabilirdi? İşte dâhice cevabı “Will it blend?” (doğrayacak mı) adlı video serisiyle veriyor Blendtec. Kesinlikle bir blender’a atılmaması gereken her tür popüler cihazı yeni ürünlerinin içine atarak doğrayabilip doğrayamadığına bakıyorlar.

Bu serinin dehası sadece blender gibi aptalca ve acayip bir konuyu tartışma konusu haline getirmesi değil, aynı zamanda Blendtec blender’larının gerçekten ne kadar sağlam olduğunu da göstermesidir. Bir iPad’i tuzla buz edebiliyorsa pek tabi içine attığınız her tür sebze – meyveyi de halledebilir:

http://www.youtube.com/watch?v=lAl28d6tbko

5. Etkileşim

İnsanlar herhangi bir şeyle etkileşime girebildiklerinde bu kesinlikle tecrübeyi daha hatırlanabilir yapıyor. Bu da onların bunu başkalarıyla tartışma olasılıklarını artırıyor.

Burger King Sbuservient Chicken (itaatkâr tavuk) web sitesini açarken bu etkileşim stratejisini deyim yerindeyse yepyeni bir boyuta taşımıştı. O dönemdeki sloganları olan “have it your way” söylemine çok uygun bir yaklaşım olan bu tanıtım taktiğiyle, siteye giren insanlara “canlı bir tavuğa (tavuk kostümü giymiş bir adama) emirler vermek” suretiyle dilediklerini yaptırarak eğlenme imkânı sunmuştu.

Bu interaktif pazarlama webde yeni bir akımın habercisi gibi görüldü ve geniş yankılar buldu, öyle ki geniş bir web çevresinin yanı sıra CNN, FOX, TechTV gibi kanallarda ve yazılı medyada yer aldı:

http://www.youtube.com/watch?v=bBsEJKRM-oQ

6. Klasik Viral Video

Ücretsiz video sunma olanağı sunan YouTube‘un gelişiyle videolar viral pazarlamanın kaçınılmaz bir parçası olarak görülmekteler.

Pazarlama videoları neredeyse her zaman yaratıcı reklamlar oldular. Aşağıda bunlardan ön plana çıkmış bazılarını sizlerle paylaşacağım.

Belki sizin de daha önce denk gelmiş olabileceğiniz “The Dollar Shave Club” reklamına ‘modern bir klasik’ diyebiliriz. Basitçe, şirketin kurucusunu üretim süreçleri arasında yürüyüp dururken Dollar Shave Club’ın neyle ilgili olduğunu ve avantajlarını anlattığını görüyoruz; fakat hafif abartılı bir özgüven ve esprili bir kabadayılık havasıyla:

http://www.youtube.com/watch?v=ZUG9qYTJMsI

Bir sonraki örnek YouTube’da 1.000.000 ‘dan fazla tıklanma alan ilk videolardan birisi! 2006 yılında Tiempo Legend adlı yeni ürününü tanıtmak isteyen Nike kampanyasında bir futbol efsanesi olan Ronaldinho oynatılmıştı. Hayranlarını düş kırıklığına uğratan şey videonun ‘fake’ olmasıydı belki ama, yine de viral pazarlama açısından hala harika bir örnektir:

http://www.youtube.com/watch?v=i_JS1YG8H2c

7. Viral Makaleler

Yazarların endişe etmesine gerek yok; yukarıdaki birçok interaktif örneğe karşın yazılı içerikler de hala bu yarışın içinde yerlerini alabilirler.

Size Berger’in son derece viralleşmiş makalelerde bulduğu karakteristik özellikleri göstermiştim, lakin O’nun  When, Why, and How Controversy Causes Conversation (Tartışmalar Ne Zaman, Neden ve Nasıl Konuşmaya Sebep Olur) başlıklı bir başka çalışmasından da bahsetmek istiyorum. Berger’e göre, tartışmalı içerik üretmenin sırrı “düşük tartışmalı” ya da hiçbir duyguyu incitmeyen tarzda konulara odaklanmak.

Araştırmaya göre:

“Veriler gösteriyor ki tartışma düşük düzeyde olduğu zaman üzerinde konuşulması olasılığı artıyor, fakat orta seviyenin üzerindeki bir tartışma konuşulma olasılığını azaltıyor.”

Ben bunu kontrol altında tutulan, bir nevi “soğutuculu içerik” olarak tanımlamak istiyorum. İnsanlar soğutucu etkisi olmayan içerikler hakkında tartışmayı sevmiyorlar çünkü bunun onları kötü gösterme veya grubun ruhunu olumsuz yönde etkileme riski bulunuyor.

Bu yüzden “tuvalet kâğıdının yönü” veya “kediler mi – köpekler mi?” gibi konular müthiş katılımlı tartışmalar sağlayabiliyor gibi görünüyor. Bunlar, hakkında tartışması kolay, tarafları hemen hemen eşit ve en önemlisi, tartışmakla herhangi birinin duygularının incinmesi pek mümkün olmayan konulardır. Social Triggers‘tan Derek Halpern geçenlerde yayınladığı bir podcast’te, Facebook’ta paylaşılan bir resmi örnek vererek insanların bunun gibi önemsiz şeyleri tartışmayı ne kadar sevdiklerine dikkat çekiyor.

 viral wc

Webeditoryal.com ve isteveyap.com kurucusu. Web İçerik Danışmanı. Her türlü markaya ve bireysel girişimcilere, küçük ve orta ölçekli işletmelere içerik pazarlaması çalışmalarında yardım etmeyi seviyor. Pazarlama ve reklamcılığa aşık.

Bir Cevap Yazın

Dünyayı Değiştiren Reklamlar 1

1941 yılının 1 Temmuz’unda, NBC’de verilen beyzbol maçının devre arasında yayımlanan 10 saniyelik ‘Bulova’ saatleri reklamı, bugün dünyanın ilk televizyon reklamı olarak gösteriliyor. 1941 yılında gösterilen bu ilk reklamın bütçesi ise toplam 9 dolar maliyetindeydi.

Amerika’daki ilk gazete reklamı, satılığa çıkarılan bir daire adına 1704 yılında verilmişti. O günden bu güne reklam sektörünün geldiği nokta gözler önünde. Fakat hızına yetişmekte güçlük çektiğimiz bu gelişim içerisinde öyle reklamlar var ki, gerek yazılı mecrada gerek görsel mecrada dünyada birçok şeyi değiştirme ve dikkat çekme konusunda en başa yazılmayı başardılar.

İşte o reklamlardan bazıları ve dünyayı değiştiren reklamlar :

1942 – We can do it!

we-can-do-it

Dünya savaşı sırasında Westinghouse Electric tarafından, fabrikada çalışan kadın işçilere moral olarak yayınlanan poster, bugün birçok alanda güçlü kadın figürünü yansıtan bir karakter olarak kullanılmaya devam ediyor.

1954 – Marlboro Man

1954-the-marlboro-man

Leo Burnett Corporation tarafından 1955 yılında yaratılmış, Marlboro sigaralarını dönüşüme uğratarak kadın kullanıcı kitlesinden erkek kullanıcı kitlesine geçirmek için tasarlanmış olan Marlboro Man, aynı zamanda dönemin filtre edilmiş tütün endüstrisinin de reklam gücünü ön plana çıkararak dünyada benzer sektör reklamlarının, özellikle sigarada erkek kullanıcı kitlesinin başını çekti.

1959: Think Small

1959-Think-small-campagne-VW-02

Volkswagen’in “Küçük Düşün” kampanyası dönemin reklam ajansı Doyle Dane Bernbach tarafından yaratıldı ve aslen 1950’lerin kitlesel tüketim ile halkın büyüyen hoşnutsuzluğu dile getirilmeye çalışıldı. Rakiplerinin lüks yapısına nazaran, daha basit ve satış odaklı bu dönüşüm özellikle reklamda sadelik gibi kendi tarzındaki reklam furyasının da başını çekmeyi başardı.

1983: Friends Don’t Let Friends Drive Drunk

friends-dont-let-friends-drive-drunk-1983-before-this-ad-it-was-actually-acceptable-to-down-a-few-drinks-and-get-behind-the-wheel

Türkiye’deki kamu spotu tarzı reklam furyasının, dünyada başını çeken ilanlardan biri olan çalışma, 1983 yılında alkollü araç kullanımından doğan ölümleri yüzde 50’den yüzde 31 civarına çekerek döneminde büyük bir başarı elde etmiş. Ardından yarattığı etki alanı ile birlikte, benzer reklam kültürünü de dünyaya kazandırmayı başarmış.

1980: Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl Reklamı

Super Bowl’da yayınlanan reklamların tarihte iz bırakıp, uzun süre gündemde kalmaları sık rastlanan bir durum. Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl’unda yayınladığı ‘Mean Joe’ Greene reklamı bunların başında geliyor. NFL’in efsane savunma oyuncularından Joe Greene’in soyunma odasına sekerek, sinirli bir biçimde giderken göründüğü sahnede, kendisine çekinerek içeceğini ikram eden çocuğa karşılığında formasını hediye ettiği film hala tüm zamanların en etkili reklam filmlerinden biri olarak anılıyor.

1988: Just do it.

jdi

Bugün 25 yaşında olan slogan, özellikle net aktarımı ile reklam sektörünün en unutulmazları arasında gösterilebilir. Nike’ın ilk olarak bu sloganla çıktığı reklam 80 yaşında spor yapan bir adamı anlatıyordu.

1988: Joe Camel

20060405113952

Camel markasının 1988 yılı yıldönümü kutlamasına özel hazırlanan reklamda canlandırılan deve maskotu, 1970’lerden gelen bir İngiliz Deve reklamında ilham bulundu. Fakat reklamın yayınlanmasının ardından anti sigara savunucuları tarafından açılan dava ile birlikte yüklü bir cezaya çarptırılan reklam, aynı zamanda bugün herhangi bir tütün ürünü reklamında tüm maskot veya karikatür tarzı etkilerin de yayınlanmasına yasak gelmesine sebep olmuştur.

2012: Red Bull Stratos

Red-Bull-Space-Jump

Red Bull’un çılgın Avusturyalısı Felix Baumgartner, 2012 yılında 39,045 metreden atlayarak tarihe geçmişti. Bu etkinlik günlerce tüm dünyanın gündeminde kaldı ve sanırım şimdiye kadar bir marka tarafından yapılmış en başarılı pazarlama faaliyetlerinden de biri oldu. 8 milyon canlı izleme ile, tüm zamanların en çok izlenen etkinliği olmayı da elde etti.

İyi İçerik Her Zaman Kazandırır mı? 1

Birçok alanda, insanların dikkatini herhangi bir yöne çekmek oldukça güçtür. Toplum açısından algı; her geçen gün daha iyi, daha güzel veya daha kaliteli gibi tanımlamaları eskisinden daha bilinçli bir yönelimle gerçekleştirme yolunda ilerliyor.

Hal böyle olunca sektörde her geçen gün içeriğe ve farklılığa erişebilme kavramı, öncesinden daha önemli bir konuma erişti. Gerek marka açısından, gerekse yazılı mecra bazında ‘iyi içerik’ kavramı ön plana çıktı.

İnsanlar artık sabit fikirlere dayalı yazıları okumaktan hoşnut değil. Gereksiz marjinallik de değil aradıkları. İçeriğin kalitesinin, birçok alanda okuyucuyu ya da marka bazında kullanıcıyı sarmak zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Peki ya ‘iyi fikir’ ya da ‘iyi içerik’ her zaman kesin bir dönüş getirir mi?

Bu sorunun cevabı aslında ne ‘evet’ ne de ‘hayır’

222190_10150170344199457_197177969456_6706827_324648_n

Eminim hepimizin geçmişten hatırladığı, an itibariyle sektördeki yerinde yeller esen, dönemin şahane ünlü markaları mevcuttur. Gelişimi bu kadar hızlı fakat olgunluk evresi bu kadar ters yönde etkilenen bir marka için, yukarıdaki soruya hangi cevabı verirdiniz?

Peki iyi içerik ne kadar süre bize dönüş getirir?

Sosyal medyada da işler aslında bu şekilde işliyor. Markanızın, çalışmanızın ya da herhangi bir yazınızın bir anda parlayıp getireceği başarının garantisi nedir? Elbette stratejilerle paralel, fakat belki de iyi içeriği yanlış zamanda sunmuşsunuzdur.

Araştırmalara göre atılan tweetlerin %80’i 30 gün içinde asla tekrardan atılmıyor. Peki ya sizin içeriğinizin de bu yüzdenin bir parçasını oluşturabileceğini hiç düşündünüz mü? Elbette bu oranın bu kadar yüksek olmasındaki en büyük etken, hem tembellikten kaynaklı geriye dönük içerik taraması yapmamamız, hem de Twitter spami görüntüsünden bir hayli ürküyor olmamızdır.

Fakat tüm bu etkenlerin yanında, çoklu paylaşımların ya da aynı içeriği birden fazla kez paylaşıma sunmanın ilk yapılan paylaşım kadar etki getirebileceğini biliyor muydunuz?

multiple-social-sharing-600x105

Elbette bu konuda dikkat edilmesi gereken noktalara değinmek koşuluyla:

Otomasyon ve Takvimler

Aslında bu işin en büyük engeli rutin iş yükü arasında geriye dönememek. Diğer bir deyişle içerik karmaşası ve aradığını bulamama. Çünkü iyi içeriğin yalnızca kendisi belirlidir, zamanı değil… Ve eğer siz belirleme kısmında hatalı iseniz, zamanı asla yakalayamayacaksınız demektir. Bu nedenle içerik takviminizi oldukça iyi takip ediyor olmalısınız.

Markalarda da durum aynı şekilde gerçekleşir. Bugün Retro marketing kavramı da aslında tam olarak iyi içeriğin ya da iyi ürünün tekrar zamanını değiştirmek koşuluyla gerçekleştirmekten başlar. Birçoğumuzun bildiği eski model ya da unutulmuş ürünlerin, bugüne uyarlanmasından bahsediyorum aslında.

migros

 

Kısmen Değiştirin

İçeriğinizin tamamı mı işe yaramaz, yoksa bir bölümü mü? Mesela başlığı ilgi çekmemiş olabilir mi, ya da markanız için slogan veya logo. İlk izlenim tüketici veya okuyucuda 7 saniyede gerçekleşiyor. Yani 7 saniyelik bir başarısızlık toplam görüşü yerle bir etmeye yeterli. Ufak bir değişiklik ise, çoğu zaman tüm içeriği kurtarabilir. Hal böyle olunca, bu işin değer yargısını sizler de tahmin edersiniz…

Paylaşım Sıklığına Dikkat!

Hepimiz sosyal medyada art arda paylaşılan, artık hepimizi sıkılma noktasında isyana taşıyan birçok içerikle karşılaşmışızdır. Bu işin en kritik noktası da aslında zaten bu. İyi içerik çıkarmaya çalışırken, bir anda insanlar sizin başka içerik çıkarmadığınız kanısına varabilir. Bu nedenle paylaşım sıklığınız kitlenin nabzını tutarken, aynı oranda kendinizin de nabzını tutmalı.

Bir reklam arasında dört kez üst üste ya da kısa bir arayla tekrar verilen reklamlara olan sevginiz nedir? İşte bu noktada bir süre sonra, tüketici için ne içerik kalıyor ne de yaratıcılık . Bu da hem markalar, hem de içerik için en büyük tehditlerin başını çekiyor.

Gerek kendi ürettiklerimiz adına, gerekse var olan veya yaratılabilecekler açısından; ‘iyi’ olanı görmenin çok da kolay olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Bu açıdan herhalde herkes gibi benim de temennim, bu gibi tavsiyeler veya çalışmalar ışığında, ‘iyi’ olanı bulmanın biraz daha ‘kolay’ olduğu dönemler yaşamak olabilir.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link