Bazen Küçük Şeyler Hayat Kurtarır

Kan bağışına verilen önem hakkında ne düşünüyorsunuz? Yalnızca ülkemizde bile her yıl 2 milyona yakın kan ihtiyacı var. Fakat bu ihtiyaç çoğunlukla hasta yakınlarından, o da ancak acil durumlarda olursa tedarik edilebiliyor. Gönüllü kan bağış oranlarımız ise oldukça düşük. Dünyada da bu tehlikeye dikkat çekmek için yapılmış olsa gerek, gazetelerde okunmayan kan bağışı reklamları, insanlara rahatsızlık verme suretiyle bir dikkat çekme politikasına yönlendirilmiş. Normal gazete okuma seyrinizi etkileyecek ufak pürüzler dikkatinizi çeker miydi? Görünen o ki bu projeyle insanların ilgisini bir hayli çekebilmiş. Nitekim gazetenin dağıtımından sonra kan bağış oranları 3 – 4 kat artış gösterme yolunda ilerlemiş. Elbette bunun karşısında da, keşke her stratejimiz bu kadar güzel sonuçlar veriyor olsa diye düşünmemek elde değil sanıyorum ki.

İşte o strateji ve detayları :

http://www.youtube.com/watch?v=CO9LiEAIB4w

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

10 Başarılı CEO’nun İlk İşleri

  • Dünyanın en büyük şirketlerinin CEO koltuğunda oturan isimlerin birçoğu, kariyerlerine sıradan ve zorlayıcı işlerle başladı.
  • Çin merkezli teknoloji şirketi Lenovo’nun kurucusu ve eski CEO’su olan Liu Chuanzhi, 1960’lı yılların sonlarında pirinç tarlalarında çalıştı.
  • ABD merkezli medya holdingi Viacom’un kurucusu ve onursal yönetim kurulu başkanı olan Sumner Redstone, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD askeri istihbaratı için çalışan bir casustu.
  • ABD merkezli bilişim teknolojisi şirketi Dell’in kurucusu ve CEO’su olan Michael Dell, ilk maaşını kazanmak için yerel bir Çin restoranında bulaşık yıkadı.
  • İlgili Yazı: Sıfırdan Zengin Olan İnsanların İlham Verici Hayat Hikayeleri

Hedefiniz ne olursa olsun, o hedef ulaşma yolunda her zaman basamakları tek tek çıkmak zorundasınızdır. Özellikle başarılı bir kariyere sahip olan insanların birçoğu, iş hayatlarının başlangıcında sıradan, hatta oldukça zorlayıcı işler yapmıştır. Dünyanın en büyük markalarının CEO’luğunu yapan isimler de bu başarılı insanlara dahil.

Bu bahsettiğimiz CEO’lar; ucuz işlerde çalışmanın yanı sıra, devlet okullarında öğretmenlik yapmak ve hatta Çin’deki pirinç tarlalarında çalışmak gibi son derece mütevazi işlerle kariyerlerine başladılar. Bu isimlerden bazıları, ilk işlerini sadece biraz para kazanmak için yaptılar, ancak bu işlerden gelecekteki başarıları için kritik olan birçok ders aldılar. Business Insider’ın derlediği listeye göre, bu başarılı CEO’lardan 10 tanesi şu isimlerden oluşuyor:

Eski McDonald’s CEO’su Jim Skinner – McDonald’s Restoran Müdürü Stajyeri

Geçtiğimiz yıllarda dünya çapında faaliyet gösteren fast food restoran zinciri McDonald’s‘ın CEO koltuğunda oturan Jim Skinner, ilk işine 1971 yılında McDonald’s’ta başladı. Skinner, ABD’nin Illinois eyaletindeki bir banliyöde bulunan McDonald’s restoranında “restoran müdürü stajyeri” olarak görev yaptı ve iki yıl sonra Hamburger Üniversitesi‘nden (McDonald’s’ın kurumsal eğitim lokasyonuna verdiği isim) mezun olarak CEO’luğa doğru giden yolda basamakları çıkmaya başladı.

Walmart International CEO’su Doug McMillon – Yük İndiricisi

2009 yılında Walmart International‘ın CEO’su olarak atanan Doug McMillon’ın ilk işi, ABD’nin Arkansas eyaletindeki bir Walmart Dağıtım Merkezi’nde kamyonları boşaltmaktı. Daha sonrasında ise bu serüven, onun Walmart CEO’su olmasına kadar uzandı.

Eski Deloitte CEO’su Barry Salzberg – Maaş Bordrosu Memuru

Birleşik Krallık merkezli denetim, vergi, danışmanlık, kurumsal risk ve kurumsal finansman hizmetleri sunan uluslararası bir şirket olan Deloitte‘in 2007 ve 2011 yılları arasında CEO koltuğunda oturan Barry Salzberg, ilk işini New York Eğitim Kurulu için maaş bordrosu memuru olarak yapmıştı.

Costco Wholesale Kurucu Ortağı ve Eski CEO’su James Sinegal – Şilte İndiricisi

Birden fazla ülkede faaliyet gösteren ve 2015 yılında Walmart’ın ardından dünyanın en büyük ikinci perakende şirketi olan ABD merkezli Costco Wholesale‘in kurucu ortağı ve eski CEO’su olan James Sinegal, üniversitede okurken pek çok öğrenci gibi biraz cep harçlığı istiyordu. Bu yüzden Fed-Mart isimli şirkette, şilteleri taşımaya yönelik bir işe başladı. Ancak Sinegal, çoğu üniversite öğrencisinin aksine, işini sevdi. Bu işle birlikte perakendeye karşı bir ilgi duyan James Sinegal, en sonunda Costco Wholesale’i kuracağı macerasına da bu şekilde başlamış oldu.

Lenovo Kurucusu ve Eski CEO’su Liu Chuanzhi – Pirinç Çiftçisi

Geçtiğimiz yıllarda IBM‘in PC departmanını bünyesine katan Çin merkezli teknoloji şirketi Lenovo’nun kurucusu ve eski CEO’su olan Liu Chuanzhi de iş hayatına zorlu bir başlangıç yapan başarılı iş adamlarından biri. Chuanzhi, 1960’lı yılların sonlarında, Başkan Mao’nun sözde “Kültürel Devrimi” sırasında pirinç tarlalarında çalıştı. 40 yıl sonra Lenovo bilgisayarları, Mao’nun en son “kültürel” harcamalarının üretiminde gerekliydi: 2008 Yaz Olimpiyatları.

New York Times Company Eski CEO’su Janet Robinson – İlkokul Öğretmeni

Aralık 2004 – Aralık 2011 tarihleri arasında dünyanın önde gelen basın kuruluşlarından biri olan New York Times‘ın başında bulunan Janet Robinson, yayıncılık sektöründeki kariyerine başlamadan önce, ilk işinde, ABD’nin en küçük eyaleti olma özelliğini taşıyan Rhode Island’da bulunan bir devlet okulunda ilkokul öğrencilerine öğretmenlik yaptı.

Viacom Kurucusu ve Onursal Yönetim Kurulu Başkanı Sumner Redstone – Casus

ABD merkezli medya holdingi Viacom‘un kurucusu ve onursal yönetim kurulu başkanı olan Sumner Redstone, bu listede yer alan CEO’lar içerisinde en ilgi çekici ve tehlikeli ilk işe sahip olan isim olarak dikkat çekiyor. Zira kendisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD askeri istihbaratı için çalışan bir casustu.

Goldman Sachs CEO’su Lloyd Blankfein – Stadyum Bira Satıcısı

ABD merkezli bir yatırım bankası ve finansal hizmetler şirketi olan Goldman Sachs‘ın CEO’su olan Lloyd Blankfein, ilk maaşını New York’ta bulunan Yankee Stadyumu’nda taraftarlara bira satarak elde etti. Bugün ise finansal sektörün “kötü imparatorluğu”nu yönetiyor ve sahadaki yıldız oyunculardan çok daha fazla para kazanıyor.

Dell Kurucusu ve CEO’su Michael Dell – Bulaşıkçı

ABD merkezli bilişim teknolojisi şirketi Dell‘in kurucusu ve CEO’su olan Michael Dell, ilk maaşını kazanmak için yerel bir Çin restoranında bulaşık yıkadı. Üstelik bu, Çinliler sayesinde para kazanacağı son sefer değildi. 2009 yılında Dell’in sadece PC birimi, Çin pazarından 4 milyar dolar gelir elde etti ve böylece Çin, Dell PC’leri için ikinci en büyük pazar oldu.

Warner Media Eski CEO’su Jeff Bewkes – Araştırmacı

Eski ismi Time Warner olan ve dünyanın en büyük kitlesel medya ve eğlence şirketlerinden biri olan Warner Media‘nın eski CEO’su olan Jeff Bewkes, bir televizyon muhabiri olmak istiyordu ve NBC News için bir araştırmacı olarak kariyerine başladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul ve Çevresinde Yaşayan Beyaz Yakalılar İçin 6 Hafta Sonu Önerisi

Yaz geldi, havalar çok güzel ve bugün cuma… Tam tatil zamanı ancak çalışanlar bütün yazlarını tatilde geçiremediklerinden bu güzel havalarda çalışmak durumunda kalıyorlar. Tatilden döndükten sonra veya tatile gitmeyi beklerken hafta sonlarınızı son derece keyifli geçirerek hafta ortasının yorgunluğunu üzerinizden atabilir, yeni yerler keşfedebilir ve sevdiklerinizle güzel vakit geçirebilirsiniz. İstanbul ve çevresinde yaşayanlar için 6 güzel, farklı öneriyi özellikle çok çalışan, çok yorulan beyaz yakalılar için derledik ama fırsatını bulan herkesin en az birini denemesini tavsiye ediyoruz. Hazırsanız başlayalım…

1- Düzce Melen Çayı’nda Rafting

Eğlenceli, adrenalin dolu bir şeyler yapmak ve kafa dağıtmak istiyorsanız rafting sizin için uygun şey olabilir. Düzce Melen Çayı İstanbul’a yaklaşık 150 km yani 2.5-3 saatlik bir uzaklıkta. Hafta sonu günübirlik rahatlıkla gidilebileceğiniz ve çok güzel vakit geçirebileceğiniz bir yer.

Rafting vucudunuzun çok fazla adrenalin salgılayacağı bir su sporudur. Yediden yetmişe herkes rafting yapabilir. Rafting herhangi bir teknik bilgi ve beceri gerektirmez. Takımların başındaki rehberlerin tavsiyelerine uyarak rahatlıkla rafting yapabilir ve çok keyifli vakit geçirebilirsiniz.

2- Fener-Balat Kültürel ve Tarihi Gezisi

Balat son dönemlerde oldukça popüler olan semtlerden birisi. O kadar tarihi ve o kadar güzel bir yer ki ben buna değeri sonradan anlaşıldı demek istiyorum… Karaköy’e benzetilse de çok daha ayrı bir dokusu var.

Gelelim Balat’ta yapabileceklerinize. Balat’ın sadece sokaklarını gezmek, renkli ve cumbalı evleri görmek bile insana güzel bir his veriyor ancak bunun yanında gezilecek pek çok tarihi yapı da mevcut. Yukarıdaki görselde gördüğünüz Fener Rum Lisesi İstanbul’da pek karşılaşamayacağınız mimari bir yapıya sahip. Haliç köprüsünden geçerken bile dikkat çeken rengi ise özellikle gün batımında çok güzel oluyor. Bunun yanında dünyanın ilk demirden kilisesi olan Bulgar Ortadoks Sveti Stefan Kilisesi’ni de görmeden geçmeyin…

3- Edirne’de Kahvaltı ve Akşam Yemeği

Edirne genelde ciğeriyle anılır ve çok da lezzetli bir yaprak ciğeri vardır. Ancak Meriç Nehri kıyısında bulunan yeşillik içindeki restoranların kahvaltıları da çok güzel ve kalitesine göre bütçeleri gayet uygun. Tıka basa doyabileceğiniz güzel bir kahvaltı ettikten sonra Meriç Nehri kıyısında doyasıya yürüyebilir, kahvenizi içebilirsiniz. Edirne’nin şehir merkezini, çarşısını, kafelerini, Selimiye Camii’ni gezdikten sonra da ciğer yemeden dönmezsiniz tabii. Ciğer sevmiyorsanız alternatif olarak İstanbul’a geri dönerken Tekirdağ’da köfte de yiyebilirsiniz, size kalmış…

4- Rumeli Hisarı, Bebek’te Yürüyüş, Kanlıca’da Yoğurt…

İstanbul’un en güzel, en özel tarafı kuşkusuz Boğaz’ı… Hafta sonu bir gününüzü tamamen boğazda geçirmek, İstanbul’u yeniden sevmeniz ve önünüzdeki haftanın hafta içi yoğunluğuna katlanmanız için güzel bir bahane olabilir.

Rumeli Hisarı’nı görmediyseniz merdivenleri çok dik olsa da mutlaka en tepesine kadar çıkın ve İstanbul’a oradan bir bakın. Çok güzel hissedeceğinize eminim. Rumeli Hisarı ziyaretiniz bittikten sonra sahilde güzel bir yürüyüş hem spor olur hem de tertemiz bir boğaz havası alarak kendinizi şımartabilirsiniz.

Kanlıca’nın yoğurdu meşhurdur yemediyseniz bile mutlaka duymuşsunuzdur. Avrupa Yakası kıyılarında yürüşünüzü tamamladıktan sonra Emirgan’dan kalkan küçük Kanlıca motorlarına binerek Kanlıca’ya harika bir deniz yolculuğu gerçekleştirebilirsiniz.

5- Çatalca’da Yamaç Paraşütü

Çatalca’nın az bilinen köyü Ormanlı, İstanbul yakınlarında yamaç paraşütü yapılabilen tek adres. Ormanlı, İstanbul’dan 70 km uzakta. Çatalca’nın 43 köyünden biri. Ormanlı’nın Karadeniz sahili, dört mevsim tam poyraz alıyor ve hava sıcak olsa da hep esiyor.

Biraz adrenalin arıyorsanız ve yamaç paraşütüne de meraklıysanız günübirlik buraya da gidebilirsiniz.

6- Galata’da Sanat Seansı

Resim veya heykel yapmayı daha önce hiç denemediyseniz bile gidip deneyebileceğiniz bazı yerler mevcut. Bu yerleri keşfederek birilerine hediye edebileceğiniz veya evinize götürebileceğiniz sanat eserleri icra etmeniz de gayet mümkün. Hazır böyle bir etkinlik içine girmişken çıkışında Galata ve çevresinde güzel bri sergi bulup gitmenin de tadından yenmez…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link