Gelecek 10 Yıl İçin Yeni Pazarlama Rolleri

Content Marketing Institute and Marketing Profs (İçerik Pazarlama Enstitüsü ve Pazarlama Profesyonelleri) araştırmasına göre firmaların sadece üçte biri içerik pazarlama aktivitelerinin iş faaliyetlerine yön verdiğini belirtiyor. Birçok firma iş fırsatları elde etmek amacıyla işlevselliği körelmiş olan geleneksel pazarlama yöntemlerini kullanıyor.

PAZARLAMANIN YENİ ROLLERİ

Pazarlama birimi birçok firmada (özellikle B2B işlerde) aldığı direktifler doğrultusunda talep yaratmaya çalışan ve müşteriler ile bağlarını güncel tutabilmek için çeşitli faaliyetlerde bulunan taktik bir departmandır. Her ne kadar pazarlama için “mükemmel” bir organizasyon yapısı olmasa da açıkça görülüyor ki pazarlama departmanları kendilerini gittikçe “yayımcı organizasyonlara” dönüştürüyorlar. Birazdan sıralayacağımız listeyi yeni iş ilanı başlıkları olarak değil, kurumsal hedeflerin gerçekleşmesi için gerekli olan yeni pazarlama kabiliyetleri olarak düşünebilirsiniz.

Chief Content Officer:

İçerik şefi olarak da adlandırabileceğimiz bu kişi aynı zamanda organizasyonun içerik sorumlusu ve hikaye anlatıcısıdır. Bu kişi, firmanın tüm pazarlama faaliyetlerine yön verecek olan içeriği kurum içerisinde inşa etmek ile sorumludur. Pazarlama faaliyetleri için yaratılacak içeriğin takipçilerle anlamsal bütünlüğü olup olmadığının sorumlusu da yine bu kişi olacaktır.

Managing Editor:

İdari editör, yarı hikaye yazıcı ve yarı proje yöneticisi olarak, içerik şefi adına içerik planını uygulamaya koyar. İçerik şefi daha çok stratejiye odaklanırken, idari editörün tüm görevi diğer sorumlularla beraber bu hikayenin hayata geçmesi için gerekli planı uygulamaktır (tonlama, stil, konsept ve içerik çizelgeleme gibi).

Chief Listening Officer:

“Dinleme şefi” ise sosyal medya ve diğer tüm içerik dağıtım kanalları ile aranızda aynı hava trafik kontrol benzeri bir role sahip olacaktır. Grupları dinleyecek, uygun takım elemanlarının uygun zamanda uygun yerde olmasını sağlayacak (müşteri hizmetleri, satış sonrası ekibi, pazarlama vb.) Bu geri bildirim müşterilerinize farklı bir içerik deneyimi yaratma çabanız açısından oldukça kritik role olacaktır.

Director of Audience:

Bu kişi, kitleyi ve sizden hizmet satın alan tüm kişileri izlemekle sorumlu olan kişi olmalıdır. Yaratılan içeriğin onların karakteristiklerine uygunluğunu ve duygularını tetiklediğinden emin olacak kişi de yine kitle direktörüdür. Posta, e-mail ve sosyal medya takibi, direkt olarak müşteri segmentasyonu ve içerik yönetimi ile ilgili olarak kitle direktörünün sorumluluğundadır.

HR for Marketing:

Her çalışan ve hissedar günden güne pazarlama sürecinin bütünleşik bir parçası haline geldiğine göre diğer birimlerin ve çalışanların pazarlama sürecinin neresinde rol aldıklarını ve alacaklarını bilmeleri açısından pazarlama departmanının insan kaynakları ile çok daha yakından çalışması kaçınılmazdır.

Channel Master:

İçeriğiniz hangi kanal aracılığı ile dağıtılıyorsa dağıtılsın, kanal yöneticisinin görevi, içeriğin her kanalda en üst seviyede kitleye ulaşmasını sağlamaktır. SlideShare’de neler paylaşılır? E-maillerimizi ne zaman yollamalıyız ve ne sıklıkla yollamalıyız? Mobil stratejilerin ve uygulamaların takibi nasıl olmalıdır? Gibi soruların tamamı kanal yöneticisinin cevaplaması gereken konulardır.

Chief Technologist:

Pazarlama ve bilgi teknolojileri iç içe geçmeye başladıkça amacı en uygun teknolojinin içerik pazarlama için kullanılmasını sağlamak olan en az bir kişiye ihtiyaç duyulacaktır. Hikaye anlatımınızı etkileyecek her türlü teknolojik değişimi yakından takip etmek bu kişinin öncelikli görevi olacaktır.

Freelancer and Agency Relations:

İçerik talebi evrildikçe ve yükseldikçe organizasyonun freelancer çalışanlar ve ajanslar ile olan ilişkisi de artacaktır. Organizasyon, bu ajansların ve dış içerik tedarikçilerinin uzmanlıklarını kendi içerik pazarlama programlarına göre şekillendirmelidir. Organizasyon içerisindeki ekibin ve dış tedarikçilerin tamamının pazarlama stratejisine uygun olarak işlerine adandığından emin olmak bu kişinin sorumluluğunda olacaktır.

ROO (Return-on-Objective) Chief:

Bu kişinin sorumluluğu belirlenen pazarlama hedeflerinin getirilerinin düzenli olarak izlenmesi şeklinde özetlenebilir. Organizasyonda analitik yetenekleri en gelişmiş kişi kim ise bu görevi ona verebilirsiniz. Kendisi içerik pazarlamanın arkasındaki temel hedeflerin anlaşılmasında en önemli rolü oynayacak olan kişidir.

 

Referans kaynak: http://contentmarketinginstitute.com/research/

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Nano Teknoloji Sayesinde Sivrisinek Katiline Dönüşen Sivrisinekler

Sivrisinekler, özellikle dünyanın belirli bölgelerinde yaşayan insanlar için her zaman problem olmuştur. Çeşitli türlerdeki sivrisineklerin, her yıl Afrika, Güney Amerika, Orta Amerika, Meksika, Rusya ve Asya’nın büyük bölümünde 700 milyondan fazla insana çeşitli hastalıkları bulaştırdıkları tahmin ediliyor ve sivrisineklerin neden olduğu hastalıklardan dolayı yılda en az iki milyon insan hayatını kaybediyor.

Sivrisinekler, özellikle düşük gelirli toplumlar için hala büyük bir tehdit oluşturuyor. Çünkü düşük gelirli toplumlarda, sivrisineklerin bulaştırdığı en basit hastalıklar bile, imkansızlıklardan ötürü kolay bir şekilde tedavi edilemiyor ve hastalıkların ilerlemesi sonucu hastaların birçoğu hayatını kaybediyor. Reklam ajansı BBDO Bangkok, SCG Chemicals ve Pasteur Enstitüsü bir araya gelerek bu soruna çözüm bulmak için ortak bir çalışma gerçekleştirdiler ve bu çalışma sonucunda “Nano Ayakkabılar” adı verilen bir bakteri üretildi.

Nano Ayakkabılar, sivrisinek larvalarını öldüren, sentetik ama doğal olarak meydana gelen bir bakteri. Sivrisineklerin bacaklarına yapışan bu bakteri, sivrisinekler üreme alanlarına gittiklerinde suya karışarak sivrisinek larvalarının büyümelerini durduruyor. Bu çalışmayla sivrisineklerin üremesi engellenerek hastalık taşıyan sivrisineklerden en çok etkilenen düşük gelirli toplumlara yardım edilmesi amaçlandı.

BBDO Bangkok Yönetim Kurulu Başkanı Suthisak Sucharittanonta, bu sosyal sorumluluk projesinin nasıl hayata geçtiği ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Kendimize sorduk: BTI (bir tür bakteri) larva öldürücüsünü fiziksel olarak kendimiz yapmak zorunda kalmadan üreme alanlarına nasıl ulaştırabiliriz? Bu noktadan itibaren ekipler, derhal bu temel sosyal haklardan mahrum toplulukların içerisindeki mevcut nesnelerin yeniden tasarlanması ve uygulanması konusunda düşünmeye başladılar.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link