Geleceğin Mağaza Deneyimleri: İyileştirilmiş (Kara) Kutu Etkisi 0

Seneler önce P&G, marketlere yapılan alışverişin analizi alışveriş sürecini detaylı bir şekilde mercek altına aldı. Araştırmanın en önemli bulgularından biri first moment of truth olarak ifade edilen, müşterinin rafı gördüğü anki 3-7 saniyelik ürünü fark etme & raftan sepete ekleme olduğunu belirterek, bu anın önemli bir pazarlama anı olduğunu vurguladı. (2005)

Günümüzde hala bu analizin kısmen doğru olduğunu söyleyebiliriz. 2005 yılından bu yana dijitalin tırmanışı markaların tüketiciyi anlama konusundaki araçlarını bir hayli zenginleştirdi. Google internet adaptasyonu ve arama motorunun kafamızdaki soru işaretlerinin anahtarı haline gelmesiyle beraber tüketicileri ilk andan (first moment) evvel internet üzerinde yakalanması gerekliliğini ortaya koydu. Araştırmalar sonucunda, tüketicilerin internette yaptığı ürün aramalarının vereceği kararı olgunlaştırdığını kanıtladı. (Zero moment of truth)

Şu an için bu kilit noktalar 4’e ayrılmış durumda..

  • Zero Moment of Truth: kullanıcıların internetten ürünle ilgili aramalar yaparak isteklerini şekillendirmeleri.. Mobilden anlık olarak sağlanabilen “acaba yakınımda bundan var mı? gibi..” spontane sorulara arama motorundan verilen cevaplar başlayan kararın yön vericisi niteliğinde…
  • First Moment of Truth: kullanıcıların mağazaya gelerek marka ile interaktivite içerisine girmesi (mağaza atmosferi, kimliği, sunulan ürün, kalite & fiyatlandırma gibi değerler..)
  • Second Moment of Truth: kullanıcıların ürünü alıp deneyimlemeye başlaması… Mağazadaki algı ile kullanım deneyiminin uyuşması aşaması
  • Third Moment of Truth: kullanıcıların çevrelerine feedback’ler vermesi veya marka avukatlığı yapması süreci

Bana kalırsa, anları şablonlaştırmanın ötesinde markalarda bir dijital aydınlanma çağı yaşanıyor. Bu durum kullanıcılardaki meşhur “kara kutu”nun aydınlanmasına olanak sağlayacak araçların dijital ve teknolojik alandaki yatırımlarla olacağını gösteriyor.

Peki “Kara Kutu”nuzu nasıl aydınlatır ve farkındalık sağlarsınız?

1- Mağaza atmosferinin performansını ölçümlemek ve değişkenlerin tespiti için indoor trafik ölçüm cihazları.. Yoğunluk haritaları, mağaza önü trafik detayları, hareket analizleri gibi bilgilere erişmek mümkün. Bu sayede, her satış lokasyonunun nasıl daha iyi hale getirilebileceği ve hangi zaman dilimlerinde daha etkili olunabileceği belirlenebilir.

2- Mağaza atmosferi & Kampanya ve ürün kurguları hatta SCM’a kadar uzanan markanızın deneyim haritasıyla ilgili değişimlerle mağaza içini ve sepet ortalamasını doğru dizayn etmek gerekiyor. Özellikle fiziki noktalarda, mağazaya ziyaret patikası oluşturmak işinize yarayacaktır. Araştırmalar patika içerisinde uzun süre kalan müşterin sepet ortalamasının yükseldiğini gösteriyor. Mağaza tasarımını bu yönde yapmak fiziki konumla ilgili en elzem nokta, atmosfer tasarımıyla beraber… Bunun yanında da bir başka yazımda değineceğim define avı etkisini, yani mağaza içerisine serpiştirilmiş müşterilerin bulduğunda define bulmuş gibi sevineceği ürün ve kampanyalar serpiştirmek gerekiyor.

dijital-pazarlama-icin-5-tüyo

3- Çevredeki Potansiyel müşterileri mağazaya yönlendirmek… Özellikle Amerika ve İngiltere gibi mobil kullanımın yaygınlaştığı pazarlarda kullanıcıları mobil pazarlama araçlarıyla mağaza çevresine geldiklerinde haberdar etmek veya çeşitli sadakat uygulamalarıyla kişiselleştirilmiş promosyonlar veya haberler vererek mağaza içine çekmek gerekiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, push mekanizmalı reklamlar, diğer tüm reklam yatırımlarınıza göre kat ve kat etkili… Doğru seçilmiş ve müşteriyi motive edecek mesaj metninin aklına giremeyeceği müşteri yok hemen hemen…

Kamuoyunda push bazlı email ve sms servislerinin spam konusu eleştirilse de birim maliyetle kampanya geri dönüşlerinin mobil üzerinden çok daha verimli olduğunu mobili kullanan birçok pazarlamacı bilmekte… Push bazlı mesajlaşmalar, özellikle lokasyon perspektifiyle yakın zamanda Google’da var olmak kadar değerli hale gelecek bir başka marka yatırım alanı.. Çevrenizde akan iletişime yapacağınız yatırımlar büyük önem taşıyor.. Bunun farkına varan düzenli kullanmaya başlayan markalar sektörlerinde ilk olmanın kaymağını yiyecek gibi duruyor. Starbucks, Cafe Caribou, Macys vb. firmalar Amerika’da büyük operasyonlar tasarlayarak push marketing ve sadakat çerçeveli hizmetleri kullanıcılarına sunmaya başladı. Bu durum artık lüks ve ihtiyaç algısının olmadığı “impulsive” tepkisel olarak insanların etkilenerek harcamalar yapabildiği post modern tüketiciyi mağazaya çekmek için belki de en önemli iletişim yatırımınız haline geleceğini gösteriyor.

4- Potansiyel müşteri akışı bir başka analiz methodu… Mağaza çevrenizdeki potansiyel müşterilerin hangi saatlerde çevrenizde olduğu, ne gibi yaşam biçimleri, kişisel özellikleri, sevdikleri şeyler gibi kişisel verileri analiz edebilmeniz mümkün hale geliyor. Bu hizmet başlı başına kurulacak mağazanın lokasyonunun doğru saptanmasından, hangi gün ve saatlerde çevrede ne gibi faaliyetler yapılabileceğinin belirlenmesine kadar kullanılabilecek bir hizmet olarak öne çıkıyor. Bu hizmeti verimli kullanmak için üyelik programları konumlandırarak CRM bazlı detaylı çalışmalar yapmak, ayrıca tabi ki belirli aralıklarda kendinizi hatırlatmak mümkün hale gelecektir.

socialcrm-whitepaper

5- Kişiselleşmiş deneyimler dizayn etmek. Müşteriye kendini özel hissettirmek. Esasında çok genel ve her şeyin anahtarı niteliğindeki bu kavram için mağaza tasarımına & mağaza çalışanlarına bu konuda büyük bir rol düşüyor. Yaşadığım tecrübeler içerisinden, bir örnek: “benim fatura ismimde neden VIP yazmıyor? Arkadaşımıza yazıyormuşsunuz ben neden sürekli müşteriniz olmama rağmen aynı muameleyi göremiyorum?” Bu durum aslında açıkça, müşterilerin kendisini özel hissetmek istediğinin göstergesi. İhtiyacı karşılamak için dijital sadakat çalışmalarının mobil üzerinden kullanımı öne çıkmalı… Markaların da net bir şekilde gözlemlediği bu durum tüm iletişim kanallarına yansıyor.

Geçtiğimiz bayram haftası gibi yoğun mesajlaşma trafiğinin olduğu tatil gününde sadık müşterilere SMS gönderen bir markanın mesaja dönüş oranı %80’i geçti. Onlarca kişiye atılan bu mesajın tatil haftası kaale alınmasının tek nedeni, müşterinin kendisini özel hissetmesi esasında… Dolayısıyla, yol yordam bilen, müşterisini el üstünde tutan marka için en doğru iletişim biçimi: sadakati dijitalleştirmek ve düzenli hale getirerek iletişim stratejileriyle mağazaları bu konuda trafik sağlayacak çalışmalarla beslemek… Bu da yakın gelecekte rekabetle beraber, öncü pazarlama profesyonelleriyle başlatılacak kaçınılmaz bir hizmet haline gelecek gibi duruyor.

6- Entegre pazarlama çözümleri… Bu konu da başlı başına pazarlama hizmetleri dahilinde kullanılan iletişimin ötesinde kampanyaların her birisinin başka markalar için farklı değerler üretebileceğinin düşünülerek müşteriye ek faydalar sağlamak için paketlenmesi… Kampanyaların çapraz satış kanallarıyla beslenebileceği dijital kampanya & kupon altyapıları her markaya ek değerler yaratabilecek yapılar olarak öne çıkıyor. Kampanya bazında yapılacak ortaklıklar, paketlemeler, tüketici marka algısını birlikteliklerden dolayı güçlendirecek.

müşteri

Yaşamlarımızın dijitalleşmesi kaçınılmaz bir biçimde takip edilmemize yol açacak gibi duruyor. Seneler önce bilgisayarlardaki cookieler bizleri rahatsız etmiyordu. Bugün sürekli yanımızda taşıdığımız mobil cihazlar, sosyal medya hesaplarımız, email adreslerimiz, cloud sistemleri nedeniyle iznimiz olmadan yapılan en ufak hareket bizleri korkutuyor ve negatif bir intiba bırakıyor. Bu nedenle uzun soluklu dijital çalışmaların gerekliliği bir kez daha göz önüne alınmış bulunuyor… Artık üstünkörü tasarlanan iletişim çalışmaları tüketicilerde negatif etkiler bırakıyor.. Pazardan alınan verilerle, yumurta kırar gibi şipşak iletişim kurulamayacağı aşikar halde… Özellikle mobilin birincil mecra haline geliyor olması, kişisel verilerin korunumu konusunun devletlerce yürütülme gerekliliği açığa çıkarabilir. “1984” vari bir yaklaşım hissi yaratsa da, tüketiciler firmalardan gelecek mesajları önceden filtreliyor olabilecek. Bu nedenle de uzun soluklu çalışmaların gerekliliği burada da gündeme geliyor. Topyekün toparlamak gerekirse çalışmalar mağazaların müşterilerini daha iyi anlamasına olanak sağlıyor. Mobilin etkisiyle yaratılacak bu etkiye ben iyileştirilmiş kutu etkisi diyorum.

Montaigne'in bir sözünü benimserim. " bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir."

Bir Cevap Yazın

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

SOR’UN Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programını Başlattı 0

Chat botları kullanarak şirketler ve müşterilerin iletişimlerini düzenli bir şekilde ilerlemesini sağlayan SOR’UN, şimdi de platformda sivil toplum destek programını başlattı. Bu program ile sivil toplum kuruluşları platformda bulunan SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini kullanabilecek.

2015 yılında kurulan SOR’UN geçen iki yılda platformda 10 farklı markaya 15 chat botla hizmet vermeyi başardı ve platform üzerinde 750 bin civarı konuşma gerçekleştirildi.

SOR’UN / Sivil Toplum Kuruluşları Destek Programı

SOR’UN olarak Sivil Toplum Kuruşları Destek Programını başlattık. Bu program çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşları SOR’UN Chat, Social ve Help ürünlerini tüm süreçlerinde kullanabilecek. Bu desteğimizi ilk olarak Türk Eğitim Vakfı ile başlattık. Onların da platform hakkında görüşlerini rica ettik. Aşağıda yorumları bulabilirsiniz.

TEV SOR’UN Açıklaması

“Çağımızın gerçeği internet devrimi ve dijital platformların kullanımı nasıl bireyler ve markalar için hızlı ve köklü değişimler yaratıyorsa sivil toplum kuruluşlarını da yeniden şekillendiriyor. Online platformlar aynı anda birden fazla kişiye hızlı ve az maliyetle ulaşmak gibi önemli avantajlar sağlıyor. SOR’UN platformu ile vakfımıza sunulan ‘’canlı destek’’ uygulaması bunun en güzel örneklerinden biri. SOR’UN, ayrıntıları iyi düşünülmüş, ara yüzleri oldukça estetik ve kullanıcı dostu olan, raporlama anlamında tüm ihtiyaçlara cevap veren çok kullanışlı bir uygulama. Bursiyerlerimize, bağışçılarımıza ve vakfımızla çift yönlü iletişim halinde olmak isteyen kişilere tek bir çatı altında hizmet verebiliyoruz. “SİZ SOR’UN BİZ CEVAPLAYALIM” mottosu ile sunduğumuz bu platform, kendimizi tam anlamıyla ifade edebilmemizi ve hedef kitlemize güncel olanı ulaştırmamızı sağlıyor. Vakfımız kadar diyalog sağladığımız kişiler de bu sinerji ile kendilerini en iyi şekilde ifade edebilme fırsatı bularak sorularını açıkça sorabiliyorlar. Faaliyetlerimize ve kurumumuza katma değer yaratan bu uygulama için çok teşekkür ediyoruz.” 

Yeni SOR’UN Ürünleri

SOR’UN Chat, Social & Help SOR’UN olarak kanal sayımızı arttırmaya devam ediyoruz ve yeni entegre kanallarımızı 2 yeni ürün olarak iş ortaklarımızın kullanıma sunduk.

SOR’UN Social & SOR’UN Help: SOR’UN Social iş ortaklarımız bundan sonra Facebook, Twitter ve Instagram kanallarındaki kullanıcı yorum ve taleplerini SOR’UN üzerinden yapabilecek. Sosyal medya kanallarına ek olarak SOR’UN Help ile ise sitelerinde yer alan iletişim formlarını ve e-posta kanallarını da SOR’UN’a entegre edebilecekler. Bunun yanı sıra bu süreçleri SOR’UN AI altyapısı ile entegre edip, mevcut operasyonlarına göre daha hızlı ve daha az maliyetle gerçekleştirebilecekler. Bu iki ürün ile ilgili tüm özellikleri yenilediğimiz internet sitemiz www.sorun.com.tr adresinden inceleyebilirsiniz. Sorularınız için bizimle bu sitede yer alana SOR’UN WebChat üzeriden iletişime geçebilirsiniz

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link