Fenomen Pazarlamasını (Influence Marketing) 2017’de Neler Bekliyor?

Bugün kaç tane Facebook gönderisi beğendiniz? Peki, sabahtan beri kaç tane tweet okuduğunuzu saydınız mı ya da izlediğiniz hikayelerin dakikasını tuttunuz mu? Elbette, hiçbirimiz bu soruların net cevabını veremeyiz. Fakat eminim ki bir gün içerisinde tüm dünyada okunan ve paylaşılan; gönderi, tweet, video ve hikayelerin sayısını duyunca oldukça şaşıracaksınız.

Birçoğumuz sabah kalkar kalkmaz elimize telefonlarımızı alarak, çeşitli sosyal platformlarda yaratılan içerikleri okuyoruz, izliyoruz veya dinliyoruz. Telefonu elinize aldığınız bir dakika içerisinde; Facebook’ta 4 milyondan fazla beğeni oluşurken, Instagram’da 2 milyondan fazla kalp kırmızıya dönüyor ve neredeyse 350 bin tweet atılıyor.

The Word Pro infografiklerine göre; dünyanın çeşitli yerlerinde dakikada 300 saat YouTube videosu yükleniyor, neredeyse 7 milyon Snapchat videosu izleniyor, Google Translate üzerinden yaklaşık 70 milyon kelime çevriliyor ve Uber’de 694 kişi seyahat ediyor. Günlük rutinimizin bir parçası haline gelen sosyal medya eylemlerinin nicel sonuçlarını görmek oldukça ilginç değil mi?  Belki artık bir Facebook gönderisini beğendiğinizde, sizinle aynı dakika içinde bunu yapan yaklaşık 4,166,666 insan olduğunu hatırlarsınız.

Tüm bu görkemli nicel verilerin sonucunda; müşterilerin dikkatini çekmenin, markalar için günümüz dijital dünyasında ne kadar güçleştiğini anlamak pek de zor olmayacaktır. Sonuç olarak; markalar artık müşterilerin ilgisini çekebilmek için her defasında farklı avlar peşinde koşuyorlar. Son zamanlarda, pazarlama dünyasının yeni silahı da Türkçe’ye “fenomen pazarlaması” şeklinde çevirebileceğimiz; influencer marketing.  Google trends sonuçlarının ortaya koyduğu gibi; son iki yılda pazarlama dünyasının ilgisi içerik pazarlamasından, fenomen pazarlamasına yönelmiş durumda.

2016 yılında pazarlamacıların %86’sı fenomen pazarlamasını kullanmış ve %94’ü bu stratejiyi etkili bulmuş. Pazarlama dünyasının bu denli hareketli ve öngörülemez olması, fenomen pazarlamasının önemini her geçen gün artırıyor. Sonuç olarak; 2017 yılında markaların fenomen pazarlaması için bütçelerini artırmaları ve giderek büyüyen bu trende ayak uydurmaları gerekiyor Peki, 2017 yılında fenomen pazarlamasıyla ilgili öngörüler neler? Sıralayalım.

Bütçeler Artıyor

Pazarlamacılar, fenomenler için daha fazla bütçe ayıracaklar. 2016 yılında her bir fenomen pazarlama programına ortalama 25,000-50,000 $ ayırdıklarını ifade eden pazarlamacılar, 2017 yılında bu rakamları 50,000-100,000 $ olarak ikiye katlamayı hedeflediklerini belirtiyorlar.

Canlı Yayın Yaygınlaşıyor

Facebook, Instagram ve Youtube gibi platformlar üzerinden gerçekleştirilen canlı yayınlar, zamanın hiç olmadığı kadar kıymetli olduğu bu dönemde fenomenlere kendilerini çabasızca ve anında ifade etme imkanı yaratıyor. Üstelik bunun için bir grafik tasarımcıya ya da mikrofon, kamera, stüdyo ışığı gibi yüksek teknolojili video araçlarına da gerek yok. Tek ihtiyaç, akıllı telefon. Bunun yanı sıra canlı yayınlar, markalara tüketicilerle gerçek zamanlı iletişim kurarak marka sadakati oluşturma ve sürdürme fırsatı sağlıyor.

Mikro Fenomenlerin Önemi Artıyor

Yapılan çalışmalarda takipçileri 10,000-100,000 arasında değişen mikro fenomenlerin mega fenomenlerden çok daha etkili olduğunu gösteriyor. Örneğin Kim Kardashian gibi 90 milyondan fazla takipçisi olan bir fenomen ile aynı yiyecek, kıyafet, seyahat zevklerine ve imkanına sahip insanların sayısı oldukça sınırlıdır. Oysa mikro fenomenlerin takipçileri; onun gibi pancake hazırlayan, onun gittiği mağazadan kıyafet satın alan veya benzer sporları yapan niş gruplardan oluşuyorlar. Daha da önemlisi mikro fenomenler; takipçileri ile kurdukları yakın iletişim sayesinde Kim Kardashian’dan daha fazla güven veriyorlar.

Markalar Kendi Network’lerini Oluşturuyor

2017 yılının en önemli taktiklerinden biri olarak; markalar, kendi fenomenlerini yaratan platformlar yerine kendi fenomenlerini yaratacak ağlara sahip hale geliyor. Markalara kendi ağlarını yaratma şansı vermek, markalarını herkesten daha iyi tanıyan pazarlamacılara da en iyi şekilde değer katma fırsatı yaratmak anlamına geliyor.

Ödeme Standardizasyon Sorunu Devam Ediyor

Fenomenlerle yapılan kampanyalarda standart bir ödeme metoduna hâlâ ulaşılamadı ve ne yazık ki 2017 yılında bu sorun devam edecek gibi görünüyor. Herhangi birinin etkisine, izleyici sayısına, bağlılığına veya içeriğinin kalitesine paha biçmek oldukça güç. Örneğin; sizce Kim Kardashian, her bir gönderi için aldığı 300,000 $’ı hak ediyor mu?

Instagram Gücünü Artırıyor

Aylık 600 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan Instagram, hikayeler özelliğini de uygulamasına dahil etmesiyle gücüne güç katmış durumda. Her ne kadar bu yıl Snapchat, inanılmaz bir büyüme sergilese de Instagram’ın yerleşik fenomenlere sahip olması ve kullanım kolaylığı vaat etmesi onu rakiplerinin önüne geçiriyor. TapInfluence’ın Kasım 2016’da 258 ABD’li fenomen üzerinde yaptığı çalışma da bu durumu destekleyerek; Instagram’ın açık ara en çok kullanılan platform olduğunu doğruluyor.

Yatırımların Geri Dönüşü İçin Programlar Geliştiriliyor

Pazarlamacıların %78’i fenomen pazarlaması yatırımlarının geri dönüşleri (ROI) konusunun, hâlâ önemli bir sorun olduğunu belirtiyorlar. Bu doğrultuda; 2016 yılında tıklama başı maliyet ve tıklama başı sadakat fiyatlandırma metotlarının etkili olduğunu düşünen pazarlamacılar, 2017 yılında performans tabanlı fenomen pazarlaması fiyatlandırma modellerine yatırım yapıyorlar.

Sonuç olarak; reklam engelleyicilerin sayısındaki artış, TV gibi konvansiyonel medya araçlarının izlenme oranlarındaki düşüş ve sosyal medyanın istikrarlı yükselişiyle birlikte evrilen yeni pazarlama dünyasında, markaların pastadaki paylarını büyümelerinin yolu fenomenlerden geçiyor. Üstelik markalar için bu trend çoktan, masaya oturup müşterileriyle ilişki kurabilmeleri için bir seçenek olmaktan çıkarak gereklilik haline gelmiş durumda. Öyleyse, bırakalım da fenomenler en iyi yaptıkları işi yapsınlar!

Bu yazı konuk yazarımız Tuğba Ulaştıran tarafından kaleme alınmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Milyonlarca Dolar Kazandıran Basit Ama Çılgın Fikirler

Ünlü düşünür Montaigne “Fikirler güçlü varlıklardır; önlenemezler, asla cesaretlerini kaybetmezler.” der. Reklam, pazarlama ve startup ekosistemi dahiyane fikirler etrafında döner. Bazen aklınızda şimşekler çaktıran fikirler kalabalıkların dikkatini çekmezken, bazen de “Delilik bu!” denilen fikirler size yeni dünyaların kapısını açtırabilir. Peki nasıl bir fikir bulmalı ki hayal ve hedeflerinize giden yolda size milyonlar kazandırıp yeni platformlara yelken açmanızı sağlasın? Farklı alanlarda başarılı olmuş basit ama çılgın fikirleri derlediğimiz bu yazının size ilham vermesini diliyoruz.

Milyon Dolarlık Sayfa

Alex Tew, 21 yaşındayken üniversite masraflarını karşılamak için çözüm ararken milyon dolarlık web sayfası fikrini bulmuş. Bir milyon pikselden oluşan bir internet sayfası tasarlayarak, her bir piksel alanına 1 dolarlık reklam alan bu İngiliz gencin fikri dört aydan kısa bir süre içinde viral olunca, tüm reklam alanlarını satmayı başararak 1 milyon dolar kazanmış. Sonrasında okulu bırakan Tew, Calm adlı yeni bir girişim kurarak yoluna devam etme kararı almış.

Post – it Notlar

Dünyanın her yerinde karşımıza çıkan, ofis çalışanlarının ve öğrencilerin hayatını kolaylaştıran bu renkli notlar nasıl ortaya çıktı dersiniz? Amerikalı kimyager Dr. Spencer Silver 1968 yılında yeni çeşit güçlü bir yapıştırıcı keşfetme çalışmaları yaparken, kolayca yapıştırılıp çıkarılabilen bir yapıştırıcı üretiyor. Meslektaşı Art Fry bir gün kilisede ilahi söylerken farkediyor ki kutsal kitabına aldığı notlar kayıp düşerek, işaretlediği yerleri kaybetmesine sebebiyet veriyor. Silver’ın bulduğu yapıştırıcıyı notlarına sürüp kitabında işaretlemeye başlamasıyla da bugün dünyanın her yerinde karşımıza çıkan organizasyon gereci Post – It’ler de hayatımıza girmiş oluyor. Bugüne kadar Post – It’ler 1 milyar dolardan fazla kâr getirmiş durumda.

Gülen Sarı Yüz

Hepimizin aşina olduğu bu ifade tarihte ilk olarak Türkiye’de bulunan milattan önce 1700’lü yıllara ait bir Hitit testisinde  karşımıza çıksa da, günümüzde ticari bir marka haline gelmesi 1960’lı yıllara dayanıyor. Dijital dünyanın olmazsa olmazı ruh hali yansıtıcısı Smiley’nin tarihi hakkında çeşitli spekülasyonlar olsa da ikonun ilk ticari hakkını Bernard ve Murray Spain kardeşler “İyi günler!” mottosunu da marka haklarına ekleyerek almışlar. Sonrasında olabildiğince bunu yaygınlaştırmaya çalışarak T-shirtlere, etiketlere ve daha bir çok ürüne entegre ederek ünlü bir ikon haline getirmişler. Girişimcilerine daha ilk yıllarda 50 milyon dolardan fazla kazandıran ikonun ticari hakları, 2000 yılında Dollar Tree şirketine 500 milyon dolar karşılığında satıldı. Bu sarı benizli gülen ikonun ayrıntılı tarihine göz atmak isterseniz buradan okuyabilirsiniz.

Slinky

Ülkemizde stres yayı, helezon yay, yürüyen yay gibi isimlerle anılsa da kendisini bilip adını bilmediğimiz bu oyuncak özellikle 90’lı yılların çocuklarının en büyük eğlencesi olmuştur. Gemi inşaat mühendisi Richard James tarafından 1943 yılında gemilerdeki hassas ekipmanları bir arada tutmak için üretilen bu yaylar, bir gün James’in duvara fırlatmasıyla yere düşmeyip o ünlü “yürüme” hareketini yapması sonucu bugün Time gazetesinde tüm zamanların en harika oyuncağı ünvanını kazandı. Eşine oyuncak fikrini anlattıktan sonra sözlükleri karıştıran James, bir İsveç terimi olan Slinky ismini buluyor. “Parlak ve kıvrımlı” Bu kazara oyuncak olan renkli yaylar James ve ailesine 250 milyon dolardan fazla kazandırmış. Gelmiş geçmiş tüm Slinky reklamlarını izlemek isterseniz buradan buyrunuz.

Pet Rock

Evcil Kaya – Pet Rock, 1970’li yıllarda yoğun iş temposundan dolayı evcil hayvan besleyemeyen insanları farkeden reklamcı Gary Dahl tarafından bulunmuş dahiyane bir pazarlama fikri. Kutulara koyduğu mini kaya parçalarının yanına bir de “Evcil kayanızın bakım ve eğitim klavuzu”nu ekleyerek, her birini 3.95 dolardan satışa sunmuş. Bunun 3 doları ise kâr olarak Gary’ye kalmış. En iyi evcil hayvan ses çıkarmayan, hastalanmayan, sizden bir şey talep etmeyen ve ölmeyendir sloganıyla Gary Dahl, bu çılgınca fikri dahiyane algı yönetim tekniklerini kullanarak başarıya ulaştırmış ve sadece 6 ayda 15 milyon dolardan fazla kazanmış. Her ne kadar mucidi aramızdan ayrılmış olsa da, bu sevimli Evcil Kaya Amerika’da hala satışa sunuluyor.

Amabrush

Dünyanın ilk tam otomatik diş fırçası sloganıyla karşımıza çıkan Amabrush sadece 10 saniyede ve tek bir tuşa basarak aynı anda tüm dişlerinizi temizlemeyi vaat ediyor. Uluslararası kitlesel fonlama sitesi Indiegogo‘da bir aydan az bir sürede €4,295,409 toplamayı da başarmış.

Bir fikri hayata geçirmeden önce kendinize inanın. Sonrasında öncelikli pazar araştırmaları yapmayı, farklı güruhlardan her ne kadar sert eleştirilerle yüzleşmek zorunda kalsanız da görüş almayı ihmal etmeyin. Aslında kim ne derse desin, eğer siz kendinize ve fikrinizin potansiyeline inanıyorsanız tek yapmanız gereken sadece biraz cesur olmak. Cesur olun ve sesinizi dünyaya duyurun.

Dahiyane fikirlerin zihninizde canlandığı mutlu bir hafta dilerim. :)

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pantone 2018’in Rengi “Morotesi” İçinde Gizli Bir Mesaj mı Taşıyor?

2018 için kendimizi yavaş yavaş hazır hissetmeye başlamışken Pantone  2018’in rengini açıkladı. Gelecek yıl neredeyse her yerde göreceğimiz trend renk morötesi (ultra violet) olacak.

2000 yılından bu yana “Yılın Renklerini” belirleyen Pantone, 2018’de tasarım trendlerine yön vermesi beklenen PANTONE 18-3838 TCX Ultra Violet Pantone tarafından “çarpıcı bir şekilde kışkırtıcı ve anlayışlı” olarak nitelendirildi.

Pantone Color Institute Direktörü Leatrice Eiseman’a göre, 2018’in rengi Morotesi bizi geleceğe taşıyacak olan vizyoner düşünce, orijinallik ve yaratıcılığı temsil eden güçlü bir mor tonu olarak potansiyelimizi daha üst seviyelere çıkarmayı hedefliyor.

Aslında 2018’in renginin 2017’nin rengi yeşili (greenary) takip ettiğini belirten Pantone,  yeşili “kargaşa içindeki sosyal ve politik çevre arasında özlemini çektiğimiz dinginlik” olarak tanımlarken, morotesi için ise eğer 2017 güveni temsil ediyorsa 2018’de tutku ve geleceğe bakmayı temsil etmeliydi şeklinde düşünüyor.

Yeni teknolojilerin keşfedildiği, galaksinin sınırlarının daha da aşıldığı günümüz dünyasının sanatsal ifade ediliş ve ruhsal yansımasının rengini en iyi morötesinin temsil edeceğini düşünen Pantone’un seçiminin arkasında unutulmaz pop kültür ikonları David Bowie, Jimi Hendrix ve tabii ki doğa yer alıyor.

Bununla beraber kırmızı ve mavi gibi taban tabana zıt iki rengin bir araya gelerek oluşturduğu bir renk olan mor, iç mekan tasarımcısı Martin Kesselman’a göre daha derin bir anlam taşıyor olabilir. Öyle ki Kesselman iki zıt rengin oluşturduğu bu rengin cesareti temsil ettiğini ve özellikle bu sene kendini her türlü zorbalığa karşı cesurca ifade edebilmiş, seslerinin duyulmasını isteyen kişilerden ilham almış olabileceğini düşünüyor. Ve tasarım trendlerinin de bu akımı yansıtacağına inanıyor.

Ne dersiniz bu senenin renginde cesareti tetikleyen gizli bir mesaj olabilir mi?

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link