Farklılaşmak İçin Girişimcilere Yönelik Üç Ayrı Yol 0

Günümüzde tüketici olarak bizler bir marka çöplüğü içerisinde yaşamaktayız. Bu marka çöplüğüne her gün yeni markalar ekleniyor. Yapılan bir araştırmaya göre tüketiciler günde 1800 ile 2000 adet reklama maruz kalıyor ve ilginç olanı ise bu reklamların sadece %12’sini hatırlıyor. Düşünecek olursak gün içeresinde gözümüzün önündeki kocaman billboard reklamlarını bile çoğu zaman fark edemeyebiliyoruz. Bu yoğun marka bombardımanı karşısında beynimiz kendini adeta bir koruma moduna almış desek hiç yanlış olmaz. Mevcut bu çetin rekabet ortamında girişimcilerin ayakta kalabilmeleri daha da zorlaşıyor. Al Ries, girişimcilerin ayakta kalabilmeleri için tüketicilerin zihninde farklı bir yere konumlanmaları gerektiğini söyleyerek girişimcilerin farklılaşmaları için üç ayrı yol sıralıyor:

  • İlk olma yoluyla farklılaşma

  • Hizmet yoluyla farklılaşma

  • Uzmanlık yoluyla farklılaşma

1- İlk olma yoluyla farklılaşma:

İki şekilde ilk olma yolu ile farklılaşabilinir: Zor yoldan ve kolay yoldan. Zor yoldan ilk olmak, sıfırdan yeni bir kategori oluşturmanız anlamına gelir. Kolay yoldan ilk olmanın yolu ise mevcut olan bir kategoriyi veya ürünü geliştirmek yada alt küme oluşturmaktan geçiyor. Buna bir örnek verecek olursam:

Avusturyalı girişimci Dietrich Mateschitz, 1982 yılında bir iş gezisi için Tayland’da uçar. Tayland’da ait yöresel bir enerji içeceği içtikten sonra aklında bir fikir gelir. Mateschitz, içeceği biraz değiştirerek onu asitli hale getir ve öncelikle kendi ülkesinde pazara sürmeye karar verir. Orijinal ismi Kranting Daeng olan Tay içeceğinin anlamı kırmızı buffalodur. Mateschitz orijinaline yakın bir isimle ürettiği içeceğin adını Red Bull koyar, fakat hiçbir şekilde markayı Tay enerji içeceği olarak yansıtıp konumlandırmaz. Red Bull içeceğin kutusu alışa gelmiş meşrubat kutularından daha ince, uzun ve küçük olması insanları bu enerji içeceğinin gerçekten daha güçlü bir içecek olduğu fikrine kapılmaları için tasarlanır. Markanın tüm tasarım süreci itinalı hazırlanır. Profesyonel pazarlamastratejileriyle marka kısa bir süre sonra sınırları aşarak bir dünya markası haline gelmeyi başarır. Mateschitz, bu iş fikriyle pazarda ilk ve enerji içeceği adını verdiği bir kategoriyi de oluşturmuş olur. Sonrasında bu kategoride Monster, Rockstar ve Burn gibi birçok muadil markalar pazara çıkmıştır. Fakat konuyla ilgili Al Ries der ki: “Pazarlama sürecinde bir markanın yapması gereken en iyi şey, bir düşünce ya da konsepti diğerlerinden önce sattıktan sonra rakiplerinin aynısını taklit edişini izlemek. Sonuç olarak, sürecin lider markası bonusları toplarken rakip markaların taklitçi olarak bilinmesi kaçınılmaz oluyor.

Red Bull oluşturduğu enerji kategorisinin bir alt kümesini Gatorade markası oluşturmuştur. Gatorade içeceğini Red Bull içeceğinden ayıran özellikler: Profesyonel sporcular tarafından kullanılması, gazsız olması ve en önemlisi de Gatorade’in içinde dopping etkisi yaratmayan maddelerin bulunması. Bu özellikler markaya pazarda çok önemli avantajlar sağlar.

2- Hizmet yoluyla farklılaşma:

Günümüzde tüketiciler olarak artık bir markayı tercih ederken o markanın müşteri hizmeti olup olmadığını çok da araştırmıyoruz. Çünkü pazarlama dünyasında müşteri hizmeti bir zorunluluk olmuştur. Önemli olan artık hizmette de fark yaratabiliyor musunuz?

FedEx kısaltılmamış isimi ile Federal Express, bu piyasada baş aktör olmadan önce en büyük rakibi olan Emery Air Freight şirketinin gölgesinde bulunuyordu. Rakibinin bir hizmet alanında yoğunlaşması yerine, pek çok hizmet sunarak düştüğü hatayı fırsata çevirdi. Hedefini daraltıp sadece “overnight” diğer bir anlamı ile 24 saat içinde her yere teslimat hizmetine odaklandı. Bu hizmet bilhassa iş dünyası yöneticilerinin vazgeçilmezi oldu. Yüksek fiyat ve gösterişli paketlemenin sonucu olarak, insanlar “bu paketler önemli olmalı, çünkü FedEx getirdi” düşünmeye başladılar. Böylece FedEx overnight kelimesini tüketicilerin zihnine kazımış oldu hem de marka anlamında ciddi bir ivme kazandı. Bu strateji ile FedEx dünyanın en önemli şirketler arasına girmeyi başarması, hizmet yolu ile farklılaşma için önemli bir örnektir.

3- Uzmanlık yoluyla farklılaşma:

Bir alanda lider olmak mı? Yoksa her alanda var olmak mı?” diye sorar Al Ries. Bu soruların muhasebesini şirketler her zaman yapmışlardır. Her alanda var olmak, daha fazla satış olarak gözükebilir fakat sonraki zamanlarda olumsuz sonuçları da beraberinde getirebilir. Birçok alanda var olmak demek birçok rakiple karşı karşıya gelmek demektir. Aynı zamanda da daha fazla enerji ve daha fazla reklam bütçesi harcamaları gerekir. Bununla ilgilide yerli bir marka örneği vermek istiyorum:

1982 yılında kurulan Dardanel Şirket Grubu başlangıçta Türkiye’deki balık tüketiminin az olmasını fırsata çevirerek, bu alanda ilk deniz ürünleri üreten şirket oldu. Aynı zamanda, o dönemde yaptığı yüksek ihracatla birlikte kısa süre içerisinde Türkiye’nin en sevilen markalarından biri haline geldi. Daha sonrasında şirket birkaç farklı alana girdi ama büyük bir hata yaptığını anladı. Neyse ki bu durumu çok ısrar etmeden, dondurulmuş sebze ve konserve çeşitlerinden vazgeçerek, uzman oldukları balık üretimine odaklandılar. Bu odaklanma ile birlikte eski gücünü tekrardan kazanan marka, şu anda Türkiye balık pazarının önemli bir kısmını elinde tutuyor ve bu alanın tartışmasız lideri konumda.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link