Etkili Pazarlama Stratejisi için 6 Altın Kural 2

Bugünlerde herkes yeni yıldan beklentileri üzerinde yoğunlaşmış durumda. Yani aslında bir önceki sene de 2015 için dilenmiş olup; ancak bir turlu gerçekleştirilememiş olan dilekler yine, yeni yıl raflarında yerlerini aldı bile. Bu durum kişisel hayatlarımızın yani sıra, pek sevgili markalarımızın da temel konusu zaten. Gecen yılın ciroları, maliyet tabloları, yeni yıl düzenlemeleri, hedef beklentileri derken, özellikle de muhasebeci arkadaşlarımızın oldukça yoğun bir dönem geçirdiğini söylemek mümkün. Sağlık olsun. Bu esnada naçizane bir pazarlamacı olarak da, gözden kaçma payı olan ve dur durak bilmeden 2015’te de yapmaya devam edilen, pazarlama stratejilerini bir hatırlatmak istiyorum.

  • Ekip Çalışmasını Gerçekten Önemseyin

Yeni bir iş ilanına başvurduğunuzda gözünüze çarpan ilk nitelik, ekip çalışmasına uygun olmanızdır. Sorsan bütün firmalar bunu hakkıyla yapıyor, yalan. Ekip çalışması demek, ayda bir tüm departmanı yemeğe çıkarmak değildir, sevgili yöneticilerim. Ekip çalışması demek, bir işi gerekiyorsa 10 kişiye bölmek, onları kendi alanında uzmanlaştırmak demektir. Ben kendi isimi yaparım kalan sağlar bizimdir, düşünen en ufak parçanızı, simdi dışarıda unutun lütfen. Çünkü ekip çalışmasına uygun olmak demek; slogan bulamadığı için bütün işin aksamasına sebep olan editörü azarlamak değil, o projeye dâhil olan herkesi beyin fırtınasında dinlemekten geçer.

  • Fikirleri Önemseyin

Beyin fırtınası yapın, lütfen. Haftanın belirli günü, belirli saatinde olup, sizin konuşup yine sizin anladığınızla aldığınız kararların yükünü çekmediniz mi yeterince? Çok güzel bir proje geldi aklınıza, milyonları pesinden koşturacak, cirolar tavan yapacak, iyi hoş da konuyla alakalı tek bir görsel bile canlanmıyor kafanızda, sonucu söylememi ister misiniz? O proje çöp! Neden? Çünkü dinlemediniz, kaybettiniz.

  • Klişeden Uzak Durun

Lütfen ama lütfen klişeden uzak durun. Yeni çekeceğiniz şampuan reklamındaki kızın saçları o şampuan yüzünden o kadar ahenkli değil ve o özel dönemlerde beyaz pantolon giymiyoruz. Dijital pazarlamayla birlikte geleneksel reklam yöntemleri azalmış görünse de, gerçek hiç de öyle değil. Üstelik TV’ye verilen reklam bedelleri hala bazı firmalar için hayal bile sayılabilir. Madem öyle güzel bütçe hazırladınız, peki ama güzel kardeşim, neden bir öncekinden farkı yok. Sizin rakip de aynisini yaptı, ne oldu simdi?

517

  • Niş Pazara Girmekten Korkmayın

İş geliştirme uzmanları söylemekten bıktı, sizler uygulamamaktan bıkmadınız hala. Girişimci olup, niş pazar noktası kovalamak, sizin o merakla beklediğiniz yılsonu cirolarının büyük bir temelini oluşturuyor. Peki, nedir bu niş pazar? Yani kimsenin olmadığı, gitmediği, görmediği yer var ya, iste oraya gidin ve sahip çıkın. Elbette tehlikeler olacak, yatırımlarınızın karşılığını alamadığınız durumlar da; ama buradan Nasrettin Hoca’ya da selam vermek adına; ya tutarsa? Bununla alakalı en güzel örnek de, ellerimizden düşmek bilmeyen tabletler olsa gerek. İlk proje aşamasında bilgisayar gibi her isi yapsın ama telefon gibi de taşıması kolay olsun, diyerek pat diye ortaya çıkmadılar elbet. 20 yıl gibi bir suredir aslında piyasada bulunan tabletler 2010 yılı itibariyle yeni bir isim kazandı, iPad. İşte bu sebepten Apple yapmış olduğu bu akıllıca hamle ile zaten piyasada var olan bir ürün hakkında farkındalık ve ihtiyaç yaratarak son ürününü piyasaya sokup, o sektörün de hâkimi oldu.

  • Markanızın Gücünü Kullanın

Evet, yıllık geliriniz milyonlarca Euro’yu geçiyor ve şirketler grubunuzda binlerce kişi çalışıyor. Ama yöneticilerden birini ikna edip de, şu yeni yatırımlara başlayamıyorsunuz ya, başlayın işte. Yatırım yapılan sektörler ve sizin uzmanlık alanlarınızla örtüşmesi elbette çok önemli bir ayrıntı; ama outsource çalışma opsiyonun bu denli yaygın olduğu bir dönemde, markanıza ait olan her şeyin bizzat sizin fabrikanızdan çıkmasını beklemiyoruz zaten. Cep telefonu markası sizin olabilir, ama onun kamerasını başka birisi üretiyor, aynı şey. Markanız hem yatırımdan gelen karları, hem de sorumlulukları kaldırabilecek düzeydeyse, ayakkabıcıdan telefoncu olmaz diyenlere kulak asmayın, ne olur. Bakin Caterpiller is makineleri ve botlarının yanı sıra, akıllı telefon üretimine de girdi. Ama bu öyle bıçak sırtı bir konu ki, hepsi olsun, benim olsun derseniz, kaybedersiniz. Ezelden beridir söylediğimiz hedef kitle, burada kendini belli ediyor iste. Bu sebepten de Caterpiller’i basarisiz olmaktan alıkoyan en önemli özellik belki de sloganı oldu; ‘’Zorlu koşullara karşı telefon’

  • Dijital Pazarlamanın Gücün Hafife Almayın

175

Şirketinizin satış oranları hayli iyi, geleneksel medyada bulunduğunuz yerden de gayet memnunsunuz, ama bir şey eksik gibi. Memnuniyetle belirteyim, dijital pazarlama stratejiniz eksik. Evet, biliyorum, bir sosyal medya uzmanı çalıştırıyorsunuz, sağ olsun o da Facebook’a içerik girip, Twitter’dan takipçi kovalıyor. Ama kaçırdığınız nokta şu ki, bunun strateji oluşturmakla yakından uzaktan ilgisi yok. Dijital pazarlama dediğimiz departman; sosyal medya optimizasyonundan, internet reklamlarından, müşterilerin her biriyle kurulan birebir iletişimden, rakip analizlerinden oluşuyorken, siz bütün o işleri tek bir kişi üzerinden yürütmeye çalışırsanız, daha yürüyecek çok yolunuz var demektir.

Umuyorum ki, 2016 için oluşturduğumuz hayaller & gerçekler tablomuz iki uç noktada yer almaz ve hem gündelik hayatlarımızda, hem de iş dünyamızda sevgi ve mutlulukla hatırlanır J

İstemeyerek okuduğum İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olup asla yapmam dediğim "pazarlamacı" kimliğim ile karşınızdayım. Özellikle de dijital pazarlamaya bayılır, WOMM 'un gücüne inanır, yeni stratejiler peşinde koşarım.

2 Comments

  1. Sosyal medya uzmanlarını da eziklediniz, tebrik ederim! O o kadar kolay birşey değil sizin yazdığınız kadar. içinde yaşanan türlü sorunlar ve yapılması düşünülmesi gereken detaylar var. İnsanı soğuttunuz meslekten iki dakikada bravo. İyi bişey anlatıyım farklı bir tarzım olsun derken batırdınız.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link