ERA Sohbetleri’nde Gayrimenkul Pazarlama Konuşuldu

ERA Türkiye’nin düzenlediği ‘ERA Sohbetleri’nde, Türkiye’de gayrimenkul pazarlama alanındaki fırsatlar masaya yatırılırken konut sektörü de uzmanlar tarafından değerlendirildi. 

“Türkiye, Dinamik Ekonomisi ve Büyüme Rakamları ile Öne Çıkıyor”

Türkiye pazarına geçtiğimiz Aralık ayında giriş yapan, dünyanın lider gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden ERA, ‘ERA Sohbetleri’nin ilkini gerçekleştirdi. Divan İstanbul’da düzenlenen törene gayrimenkul-emlak sektöründe kendi işinin sahibi olmak isteyen çok sayıda katılımcı ilgi gösterdi.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Kerem Alkin’in yaptığı, konuşmacılar arasında ise ERA Avrupa Başkanı François Gagnon, Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Birim Müdürü Ali İhsan Gelberi ve UFRAD Başkan Yardımcısı ve Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur’un yer aldığı seminerde, başarılı bir franchise olmanın yollarının, özellikle de gayrimenkul danışmanlığı alanında iyi bir emlak ofisi olmanın sırları, Türkiye’nin bu alanda taşıdığı fırsatlar tartışılırken, konut sektörünün de değerlendirmesi yapıldı.

“Başarılı Olmak için Kurumsallaşma Şart”

‘Marka olmak ve Franchise Sistemi’ başlıklı bir konuşma yapan UFRAD Başkan Yardımcısı ve Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur konuşmasında kurumsallaşmanın önemini vurgularken şunları söyledi: “Ülkemizde emlak işleri şimdiye kadar ne yazık ki berberlerde, kıraathanelerde yapılırdı, ama bugün ERA gibi ciddi kurumsal markalar sayesinde artık bu işin uzman kişilerce yapılıyor olması gurur verici. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki 10 yıl içinde dünyadaki ilk 10 ekonomi arasında olacağı söyleniyor. Başarılı olmak için kurumsallaşma şart. Ancak kurumsallaşma için atılacak adımlar kolay değil, tecrübeli bir kadroya ve güçlü bir finansmana ihtiyaç var. Ya bu yolla para harcayarak kurumsallaşacaksınız ya da mevcut bir kurumsal markanın şemsiyesi altına gireceksiniz.

Okutur sözlerine şöyle devam etti: “Nüfusun artması, teknolojinin gelişmesi ile birlikte ticari anlayışlar değişti; marka olmazsanız satamazsınız. Franchise sistemi ABD’nin geliştirdiği bir sistem, ancak ülkemizde kendi işinin patronu olmak olarak algılanıyordu. Yeni düzende önemli olan hem kendi işinin patronu olmak hem de bunu devam ettirebilmek. ”

“Türkiye Büyüyen Ekonomisi ile Dünya ülkelerine göre avantajlı konumda, konut sektöründe ise potansiyeli var”

FrancoisGagnon_Haluk Okutur_AliIhsanGelberi_KeremAlkinTürkiye’de yatırım ortamı ve emlak sektörü değerlendirmesini yapan Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Birim Müdürü Ali İhsan Gelberi de şirketler yerine sektörlerin kurumsallaşmasının çok daha önemli olduğunu belirterek ERA gibi şirketler sayesinde ülkemizde gayrimenkul danışmanlığı alanında kurumsallaşmaya gidildiğinin altını çizdi. Konut sektörünü değerlendiren Gelberi şunları söyledi: “ Ülkemizde konut sektörünü etkileyen kısa, uzun vadelerde mikro ve makro boyutta birçok faktör var. Mikro boyuttaki uzun vadeli faktörler nüfus değişiklikleri, alışkanlıklar ve göç gibi unsurlar olurken 2B yasası, kentsel dönüşüm gibi hükümet politikaları kısa vadedeki unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Eskiden konut sektörü ile ilgili elimizde veriler bulunmazken bugün, Merkez Bankası ve TUİK gibi kurumların verileri ile analiz yapabileceğimiz sağlıklı veriler mevcut. Bu verilere bakıldığında Türkiye’nin bu konuda potansiyele sahip olduğunu görüyoruz.

Gelberi sözlerine şöyle devam etti: “Global krizden sonra artık en önemli veri ‘büyüme’ oldu. Krizden sonra pek çok ülke büyüme sağlayamayacak durumda. Bu durumda büyüme yaşayan ülkeler öne geçiyor. Türkiye hızlı büyümesi, iş talebi canlılığı ve dinamik ekonomisi ile avantajlı durumda. Türkiye’nin borç stoğu, bütçe açığı yok, çok sağlam bir bankacılık sistemi var. Bu durum konut sektörünü de büyütecek bir durum.”

“Türkiye’de markalı gayrimenkul danışmanlığı şirketlerinin oranı yaklaşık %4”

ERA Avrupa Başkanı François Gagnon, dünyada 35 ülkede faaliyet gösteren ERA’nın Türkiye’de Can Ekşioğlu liderliğinde hizmet vermeye başlamasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek ERA’nın sinerji üzerine kurulu ve insan odaklı bir sistemi olduğunu söyledi. Teknoloji, eğitim, pazarlama ve danışmalık konularının bayilerle iletişimde en önemli faktörler olduğunu belirten François Gagnon gayrimenkul alanında başarılı franchise olmanın sırlarını anlattı ve Türkiye’de satışların %70’nin doğrudan sahibinden gerçekleştiği fırsat dolu bir pazarın olduğunu söyledi. Gagnon: “Bizim için şans hazırlığın fırsatla buluştuğu andır ve Türkiye’de çok büyük fırsat var. ABD’de de krizle birlikte küçük şirketler kaybolup gittiler. 50-100 çalışanı olan şirketler daha büyük şirketler olarak görülüyor ve Türkiye’de gidişat bu tür şirketler yönünde” dedi.

François Gagnon Türkiye’de kredi uygulamalarının ABD ve diğer birçok ülkeye göre çok sağlıklı olması, ev sahibi olmanın önemli olması, artan genç nüfusun konuta ihtiyaç duyacağı gerçeği sebebiyle potansiyelinin yüksek olduğunun altını çizdi. Diğer taraftan Gagnon, Türkiye’de markalı gayrimenkul danışmanlığı şirketlerinin oranının yaklaşık %4 olduğuna dikkat çekerek konut sektöründe potansiyeli bu kadar yüksek bir ülkenin bu oranlarda devam etmeyeceğini aynı oranın ABD’de %80-90, Fransa’da %30-40, Hollanda ve Belçika’da ise %50’nin üzerinde olduğunu söyledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Puma’nın Tepki Çeken Uyuşturucu Temalı Partisi

Spor giyim markası Puma, İngiltere’deki en büyük spor ürünleri perakendecisi olan JD Sports ve Urban Nerds isimli pazarlama ajansıyla iş birliği yaparak, belediyenin yoksullara sunduğu konutlardan, uyuşturucudan ve sokaktaki diğer her şeyden esinlenerek oluşturulmuş olan bir parti düzenledi. Ancak Puma’nın “House of Hustle” (Fahişe Evi) isimli bu pazarlama etkinliği pek de iyi karşılanmadı.

Parti, Londra’nın Soho bölgesinde yer alan, duvar yazıları ve karartılmış pencerelerle süslenmiş olan bir evde düzenlendi. House of Hustle isimli bu ev, uyuşturucu alınıp satılan ve üretilen bir ev tarzında tasarlanmıştı. Parti katılımcıları, içerde “drill scene” (son derece açık sözlü ve şiddet içeren bir lirik içeriğe sahip olan hip hop türü) isimli hip hop türünde çalışmalara yapan bazı rap şarkıcılarıyla tanışma fırsatı yakaladılar. Bununla birlikte partide konuklara hizmet vermek üzere bekleyen dövmeciler ve kuaförler de bulunuyordu.

The Voice’ın paylaştığı habere göre, spor giyim markasının düzenlediği bu etkinlik, bazı kişiler tarafından suç kültürünü göz alıcı bir hale getirmeye yönelik zayıf bir girişim olarak görüldü. Londra’da savunmasız ailelerle birlikte çalışan sosyal hizmet görevlisi Amber Gilbert Coutts da bu etkinliği ağır bir dille eleştirdi. Coutts; sokak şiddeti, polis sayısının azaltılması ve toplumsal huzursuzluk arasında kalmış gençler açısından mevcut ortam ve etkinlik hakkındaki düşüncelerini sosyal medyada dile getirdi.

Özet olarak Coutts konuya ilişkin düşüncelerini paylaştığı Instagram paylaşımında, bu etkinliğin, kent kültürünün karanlık yüzünü yansıttığını ifade etti. Uyuşturucunun genellikle gençleri şiddete yönelttiğine dikkat çeken Coutts, Puma’nın dünyanın en büyük spor markalarından biri olarak sosyal sorumluluk konusunda çuvalladığını belirtti.

Coutts’un bu Instagram paylaşımı, sosyal medya üzerinde büyük bir etki yarattı. Birçok sosyal medya kullanıcısı, bu konuda Coutts’a destek verdi ve markanın bu başarısızlığını açık bir şekilde dile getirdiği için ona teşekkür ettiler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link