Emeklilik Hediyesi Olarak, Kendime Bir Mercedes Alacağım

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız…

Emeklilik hediyesi olarak, kendime bir Mercedes alacağım.

Bunu daha önce duymamıştım. Emeklilik hediyesi olarak, Mercedes mi? Ege’de bir ev almak yada memlekete gidip bağ bahçeyle uğraşmak yada seyahate çıkmak değil midir genelde, emeklilik dönemine yaklaşmış kişilerin hayalleri.

Kamu görevinde bir yönetici olan büyüğümüzün, emeklilik ikramiyesi ile bir Mercedes alacağını, yeni E serisinden bahsediyorduk sanırım, söylemesi bir pazarlamacı olarak beni marka hakkında tekrar düşünmeye yöneltti. İçimden, ne marka ama diye geçirdim ve marka hakkında biraz okumaya ve reklamlarını izlemeye başladım.

Birçok farklı ortamda duyabileceğiniz veya youtube kullanıcılarının yorumlarında görebileceğiniz bir cümle vardır, reklam filmleri için. “Yani, bu reklamı izleyince bu ürünü satın mı alacağım.” Aslında amaç doğrudan bu değil, tabii keşke alsanız ancak amaç, sizin aklınıza küçük de olsa bir fikir yerleştirmek ve zamanı geldiğinde o ürünü satın almanızı sağlayabilmektir. Bu zaman, vitrin gezerken, bir arkadaş sohbetinde, bir toplantıda veya emeklilik ikramiyenizi aldığınızda olabilir.

Reklamlara bakalım;

Paylaşılan reklamlarda gösterilen modeller, üst segment araçlar olsa da, her zaman bir Mercedes sahibi olmanın bir ayrıcalık olacağı söyleniyor ve ona sahip olduğunda erişeceğin bir imaj vaad ediliyor.

Aslan olmak hele bir de evde seni bekleyen bir kaplan olsun istiyorsan, S Class bir Mercedes’e sahip olman gerekiyor.

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız. 

Gerçek performans zamansızdır. 

 

Mad Men’in Jaguar bölümü efsaneler arasındadır. Yoğun çalışmalar sonrasında yeni müşterileri Jaguar için şu sloganı bulurlar. “Nihayet. Tamamen sahip olabileceğiniz bir güzellik” Sahip olduğumuz araba, bizim hakkımızda ne söyler? Günümüzde tüm segment arabalar yeterli multimedya özelliklerine sahip, şehir trafiğinde ulaşabileceğin maksimum hızı düşününce, hepsi o hız limitine ulaşabilmekteler.

Lüks bir otomobile sahip olma isteğimizin nedenini şu örnekle açıklayalım. Tekstil fabrikası olan bir abi, kardeş uluslararası bir giyim markası ile buluşmak için istanbuldaki merkezlerine giderler. İkisinde de kiralık Renault fluence arabalar vardır. Kapıdaki güvenlik, onları yaklaşık on dakika bekleterek içeri alır, ancak araçlarını dışarıya parketmelerini söyler. Sonrasında toplantı yapacakları kişilerin üst düzey yöneticiler olmaları sebebiyle arabaları ile içeri girmeyi başarırlar. Toplantı gayet güzel geçer, bu markanın ürünlerinin dikimini almaya epey yaklaşmışlardır. Kapıdan çıktıklarında arabalarını göremezler ve güvenliğe arabaları ne yaptıklarını sorarlar… “Kapıdan bi çıktık arabalar yok, dış kapıdan çıkınca gördük ki, arabaları dışarda duvarın kenarına çekmişler. Bu bizi hem üzdü hem de bir şeyleri anlamamıza vesile oldu. Abimle gittik o range (Land Rover) aldı bende BMW aldım.”

YENİ C SERİSİ DENEYİMİ

Bu yazıyı yaklaşık yarım saatte, serbest çağrışımla yazıvermiş bir iki gün sonra üzerine bir yarım saat daha harcayıp gerekli düzeltmeleri ve eklemeleri yapmıştım. Üzerinden yaklaşık iki hafta geçti, ancak yazıyı tamamlayamadığımı, bir şeylerin eksik olduğunu düşündüm. Evet büyük bir eksik vardı, hiç Mercedes kullanmamıştım. Tuzla’da ki bayii arayarak, c series coupe modeli ile teste çıkmak istediğimi söyledim. Coupe’nin olmadığını ancak AMG donanımlı sedan ile test yapabileceğimi ilettiler. Bugün ise bu sürüşü gerçekleştirdim. Ne hissettim? Sanırım, hiçbirşey. Bozuk yollara rağmen sarsmıyor, bindiğin anda artık farklı bir seviyede olduğunu fark ediyorsun, oldukça seri, vites geçişlerini hissetmiyorsun, bir çok farklı donanım, işlevsel özellik.

Hissettiğim şey, bu araca sahip olmanın değil de, sahip olabilecek olmanın, sahip olmayı hak etmenin daha önemli olduğu. 

Mad Men de Roger içki içmek üzerine şöyle der; “İçiyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz. Çünkü erkekler içer.”

Bir ayrıntı, aracın ödeme planını öğrenirken, çay ikram ettiler. Şekerin dışı Mercedes logosu ile kaplıydı, aynı şekilde bardak ve bardak altlığında da logo vardı. Sonsuza dek hak edilmiş olan bu yıldızı, bir kesme şeker kağıdının üzerinde görmek, beni pekte iyi hissettirmedi.

Bitirelim, eski brandage sayılarından birinde şöyle denmiş; Lüks, ürünün kendisini değil imajını tükettiğiniz tek tüketim şeklidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sağlık yönetimi mezunu. Üniversite yıllarından itibaren, Acıbadem ve Medipol Hastanelerinde çalıştı. Şuan Okan Üniversitesi Hastanesinde Pazarlama Sorumlusu olarak yoluna devam etmektedir. Büyük Sağlık Yönetimi Zirvesi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama Zirvesi gibi organizasyonlar düzenledi. İlgi alanları, sağlıkta marka, pazarlama, sağlık politikaları. Eğitim gönüllüsü.

Bir Cevap Yazın

Dünyanın En İyi 10 Öğretmeni Arasına Giren Nurten Akkuş

Pazarlamaya ait faydalı alt konuların alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan bir etkinlik serisi olan Marketing Meetup‘ın beşincisi olan Marketing Meetup Experience dün gerçekleşti. Deneyim temasıyla gerçekleştirilen ve dünyanın vatandaşlığa sahip ilk robotu olan Sophia‘nın da konuk olduğu Marketing Meetup Experience etkinliğinin konuşmacılarından biri de Samsun’daki bir köy okulunda görev yapan ve Microsoft‘un kurucusu Bill Gates tarafından “dünyanın en iyi 10 öğretmeni” arasında gösterilen Nurten Akkuş.

Nurten Akkuş, dünyanın en iyi öğretmenlerinden biri olarak gösterilmesine kadar uzanan serüveninde bugüne kadar neler yaşadığını anlattı. Öğretmenliğe ilk başladığında hayata dokunmanın önemini farkettiğini belirten Akkuş, bu başarı serüveninin şu anda da görev yaptığı Samsun’daki Ayvacık Anaokulu‘nda başladığını vurguladı.

Öğretmenlerin her anlamda öğrencilere örnek olduklarına vurgu yapan Nurten Akkuş, her şeyden önce öğretmenlerin cesaretli olması gerektiğini, ancak bu sayede öğrencilerin de cesaretli olabileceğini belirtti ve ekledi:

“Bir öğretmen hayal kurmalı ki, öğrencileri de hayal kursun.”

Öğrencilerin farkındalık kazanmaları için onların birçok farklı sosyal aktivite yapmalarını sağladıklarını belirten Akkuş, ayrıca kız çocuklarının eğitime kazandırılması için çalıştıklarını ve birçok kızın bu sayede eğitime kazandırıldığını ifade etti. Ayrıca “Baba Bana Bir Masal Anlat” isimli sosyal sorumluluk kampanyası kapsamında, erkeklerin de çocuklarının eğitiminde rol alması için girişimde bulunduklarını ve toplumdaki cinsiyet eşitsizliğine dikkat çektiklerini belirtti.

Başarılarının ardından Türkiye’de birçok ödüle layık görüldüğünü belirten öğretmen, son olarak da Bill Gates tarafından, dünya genelindeki binlerce öğretmen arasında dünyanın en iyi 10 öğretmeni arasında gösterildiğini belirtti. Bununla birlikte Nurten Akkuş, İngiltere’den bir yönetmenin Türkiye’ye gelerek bir eğitim filmi çekmek için kendisiyle görüştüğünü söyledi.

Türkiye’de gerçekleştirdiği projeleri ilerleyen dönemde yurt dışında da hayata geçirmek ve dünya çocuklarına fayda sağlamak istediğini belirten Nurten Akkuş, son olarak insanın başarabileceği şeylerin hayalleriyle sınırlı olduğuna vurgu yaptı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Abonelerinin %95’ini Elinde Tutmayı Başaran Abonelik Servisi: BarkBox

Abonelik modelinin kendine göre birtakım avantajları olsa da, bu modelde mevcut müşterileri sürekli olarak elde tutmak pek de kolay bir iş değildir. Genel olarak abonelik servislerinde, mevcut aboneleri elde tutma yüzdesi pek yüksek olmazken Bark isimli marka abonelerinin tamamına yakınının devamlılığını sağlayarak bu alanda önemli bir örnek teşkil ediyor.

Köpek sahibi olan üç kişi tarafından hayata geçirilen Bark, köpeklere yönelik ürünler tedarik eden bir firma ve bu firmanın BarkBox isimli bir abonelik servisi bulunuyor. BarkBox, faaliyetlerine başladığı 2012 yılından bu zamana dek abonelerine 10 milyonun üzerinde kutu gönderdi ve bu kutuların içerisinde toplamda 70 milyona yakın evcil hayvan oyuncağı ve maması bulunuyordu. Ancak bütün bu etkileyici rakamlara rağmen, BarkBox’ın en büyük başarısı sahip olduğu müşteriyi elde tutma oranı. Toplamda 500.000’den fazla abonesi bulunan BarkBox, abonelerinin %95’ini elde tutmayı başarıyor ve bu gerçekten muazzam bir oran.

BarkBox, her ay farklı bir temayı takip ediyor. Abonelere gönderilen kutularda doğal bileşenler kullanılarak üretilmiş olan köpek mamaları ve oyuncaklar bulunuyor. Oyuncaklarla ilgili şöyle güzel bir taraf bulunuyor: Eğer köpek oyuncağı sevmezse, oyuncak ücretsiz olarak değiştirilebiliyor. Ayrıca aboneler, çeşitli tedavilere erişim hakkı elde ediyorlar ve yapacakları alışverişlerde indirim kazanıyorlar.

Bunların yanı sıra aboneler, aldıkları kutular hakkında geri bildirim vermeleri konusunda teşvik ediliyor. Bu geri bildirimler ise her köpeğe uygun bir ürün kutusu hazırlama konusunda şirkete çok önemli fikirler sağlıyor. Yani aboneler ne kadar uzun süre hizmetten faydalanırlarsa, aldıkları kutular da o kadar kendilerine özel oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link