Dünyayı Değiştiren Reklamlar

1941 yılının 1 Temmuz’unda, NBC’de verilen beyzbol maçının devre arasında yayımlanan 10 saniyelik ‘Bulova’ saatleri reklamı, bugün dünyanın ilk televizyon reklamı olarak gösteriliyor. 1941 yılında gösterilen bu ilk reklamın bütçesi ise toplam 9 dolar maliyetindeydi.

Amerika’daki ilk gazete reklamı, satılığa çıkarılan bir daire adına 1704 yılında verilmişti. O günden bu güne reklam sektörünün geldiği nokta gözler önünde. Fakat hızına yetişmekte güçlük çektiğimiz bu gelişim içerisinde öyle reklamlar var ki, gerek yazılı mecrada gerek görsel mecrada dünyada birçok şeyi değiştirme ve dikkat çekme konusunda en başa yazılmayı başardılar.

İşte o reklamlardan bazıları ve dünyayı değiştiren reklamlar :

1942 – We can do it!

we-can-do-it

Dünya savaşı sırasında Westinghouse Electric tarafından, fabrikada çalışan kadın işçilere moral olarak yayınlanan poster, bugün birçok alanda güçlü kadın figürünü yansıtan bir karakter olarak kullanılmaya devam ediyor.

1954 – Marlboro Man

1954-the-marlboro-man

Leo Burnett Corporation tarafından 1955 yılında yaratılmış, Marlboro sigaralarını dönüşüme uğratarak kadın kullanıcı kitlesinden erkek kullanıcı kitlesine geçirmek için tasarlanmış olan Marlboro Man, aynı zamanda dönemin filtre edilmiş tütün endüstrisinin de reklam gücünü ön plana çıkararak dünyada benzer sektör reklamlarının, özellikle sigarada erkek kullanıcı kitlesinin başını çekti.

1959: Think Small

1959-Think-small-campagne-VW-02

Volkswagen’in “Küçük Düşün” kampanyası dönemin reklam ajansı Doyle Dane Bernbach tarafından yaratıldı ve aslen 1950’lerin kitlesel tüketim ile halkın büyüyen hoşnutsuzluğu dile getirilmeye çalışıldı. Rakiplerinin lüks yapısına nazaran, daha basit ve satış odaklı bu dönüşüm özellikle reklamda sadelik gibi kendi tarzındaki reklam furyasının da başını çekmeyi başardı.

1983: Friends Don’t Let Friends Drive Drunk

friends-dont-let-friends-drive-drunk-1983-before-this-ad-it-was-actually-acceptable-to-down-a-few-drinks-and-get-behind-the-wheel

Türkiye’deki kamu spotu tarzı reklam furyasının, dünyada başını çeken ilanlardan biri olan çalışma, 1983 yılında alkollü araç kullanımından doğan ölümleri yüzde 50’den yüzde 31 civarına çekerek döneminde büyük bir başarı elde etmiş. Ardından yarattığı etki alanı ile birlikte, benzer reklam kültürünü de dünyaya kazandırmayı başarmış.

1980: Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl Reklamı

Super Bowl’da yayınlanan reklamların tarihte iz bırakıp, uzun süre gündemde kalmaları sık rastlanan bir durum. Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl’unda yayınladığı ‘Mean Joe’ Greene reklamı bunların başında geliyor. NFL’in efsane savunma oyuncularından Joe Greene’in soyunma odasına sekerek, sinirli bir biçimde giderken göründüğü sahnede, kendisine çekinerek içeceğini ikram eden çocuğa karşılığında formasını hediye ettiği film hala tüm zamanların en etkili reklam filmlerinden biri olarak anılıyor.

1988: Just do it.

jdi

Bugün 25 yaşında olan slogan, özellikle net aktarımı ile reklam sektörünün en unutulmazları arasında gösterilebilir. Nike’ın ilk olarak bu sloganla çıktığı reklam 80 yaşında spor yapan bir adamı anlatıyordu.

1988: Joe Camel

20060405113952

Camel markasının 1988 yılı yıldönümü kutlamasına özel hazırlanan reklamda canlandırılan deve maskotu, 1970’lerden gelen bir İngiliz Deve reklamında ilham bulundu. Fakat reklamın yayınlanmasının ardından anti sigara savunucuları tarafından açılan dava ile birlikte yüklü bir cezaya çarptırılan reklam, aynı zamanda bugün herhangi bir tütün ürünü reklamında tüm maskot veya karikatür tarzı etkilerin de yayınlanmasına yasak gelmesine sebep olmuştur.

2012: Red Bull Stratos

Red-Bull-Space-Jump

Red Bull’un çılgın Avusturyalısı Felix Baumgartner, 2012 yılında 39,045 metreden atlayarak tarihe geçmişti. Bu etkinlik günlerce tüm dünyanın gündeminde kaldı ve sanırım şimdiye kadar bir marka tarafından yapılmış en başarılı pazarlama faaliyetlerinden de biri oldu. 8 milyon canlı izleme ile, tüm zamanların en çok izlenen etkinliği olmayı da elde etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

İKSV, Konuyu Değiştirecek Gençler Arıyor

Her gün aynı şeyleri konuşmaktan, sırf sohbet etmiş olmak için söylenen içi boş sözler söylemekten, incir çekirdeğini doldurmayacak konuları ele almaktan sıkılmadık mı? Özellikle genç kuşak için belki şimdi daha önemli konulardan, hatta mümkünse kültür ve sanattan bahsetmenin zamanı gelmiştir. Türkiye’nin en önde gelen kültür ve sanat vakfı olan İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı), geçen yıl öğrenciler için başlattığı Kültür Sanat Kart uygulamasını bu yıl da sürdürüyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun öncü sponsorluğunu ve yönetiminin önemli bir bölümünü üstlendiği vakıf, bu yıl 1000 üniversite öğrencisine ücretsiz olarak dağıtacağı ve tüm İKSV etkinliklerinde geçerli olan 250 TL değerindeki Kültür Sanat Kart’ın tanıtımı için üç reklamdan oluşan, yaratıcı bir tanıtım kampanyası başlattı. Rafineri reklam ajansının imzasını taşıyan seride, birçok gencin her gün yaptığı sıradan sohbetler konu ediliyor. Genç neslin kendi aralarında sıkça konuştuğu konuların ne kadar sıradan ve “konuşulmasa da olur” türden olduğunu bize gösteren çalışmalar, sondaki dış sesin kullandığı ifadelerle gençleri kültür ve sanat üzerine görüş alışverişi yapmaya çağırıyor.

Eczacıbaşı

Çalışmalardan ilki, tam da bu hedef kitlenin her gün etkileşim içinde olduğu sosyal medya kavramından yola çıkıyor. Reklam, teknede seyahat eden iki gencin diyaloğuyla başlıyor ve devam ediyor. Erkek oyuncu akıllı telefonuna bakar bakmaz bir anda heyecanlanıyor ve yanındaki arkadaşına hoşlandığı kızın Instagram hikâyesine baktığını söylüyor. Arkadaşı ise kızın izleyenler listesinde kaçıncı sırada olduğunu soruyor ve en altta olduğunu öğrendikten sonra bu kadar heyecanın anlamsız olduğunu, çünkü listede en altta gözüküyorsa içeriğe tesadüfen rastladığını, özel olarak bakmadığını belirtiyor. Diyalog sonrasında konu, en çok beğenenin nerede göründüğüne, en fazla yorum yapanın görünmede avantajlı olup olmadığına ve hatta sosyal medyadaki arkadaşlık süresine kadar varıyor.

İstanbul’da yaşıyorsanız ve özellikle de ev ile iş arasında her gün yaka değiştiriyorsanız, metrobüsün bu koca kentin en büyük sosyal fenomenlerinden biri olduğunu bilirsiniz. Kalabalıklığıyla meşhur bu ilginç taşıt öyle kalabalıktır ki bırakın oturacak yeri, ayakta durabilecek bir yer aramak için sayısız geometrik duruş şekli denersiniz ve peronda kalanlardan olmamak için kendini metrobüse atma taktikleri geliştirmiş insanlara rastlarsınız. İKSV’nin Kültür Sanat Kart reklamlarının bir diğeri de buradan yola çıkmış. Bir parkta egzersiz yapan iki arkadaşın sohbetine şahit olduğumuz çalışmada, metrobüste hangi taraftan binmeye çalışılırsa veya içinde nerede durulursa yer kapılabileceği üzerine “kafa yoruluyor”. Konu, izlenecek yöntemin metrobüsün kaç kapılı olduğuna göre değişebileceğine ve kaç seferde bir kapı sayısı farklı araç geldiği hakkında akademik tartışmaları aratmayacak derecede “derin” (!) bir ikili iletişime kadar uzanıyor.

Serinin üçüncü parçası olan “Siren” adlı reklam ise üç gencin polis, itfaiye ve ambulans araçlarının sirenleri üzerine, arabada başlattığı üçlü konuşma üzerinden ilerliyor. Gençlerden biri itfaiye ile ambulans sirenlerinin neden farklı olduğunu anlamadığını söyleyerek ortaya bir “tartışma konusu” atıyor. İkisinin aynı olduğunu söyleyen diğerlerine durumun öyle olmadığını kanıtlamak için ağzıyla siren sesi çıkaran genç, sürücü koltuğundaki arkadaşından aynı şekilde yanıt alıyor. Üzerinde bir türlü hemfikir olamadıkları bu konuda, en sonunda hepsi birden farklı siren sesleri çıkarıyor. Ortaya çıkan sahne o denli trajikomik ki toplu ve nedensiz bir inada, hatta deliliğe dönen bu manzaraya karşı gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Her üç çalışmanın sonunda izleyici olarak “Konuyu değiştir.” İfadesiyle karşılaşıyoruz ve dış ses “Bu sene biraz da filmlerden, konserlerden, sanattan konuş. Eczacıbaşı tam 1000 öğrenciye, tüm İKSV etkinliklerinde geçerli 250 TL değerinde Kültür Sanat Kartı hediye ediyor. Hemen tıkla, konu değişsin.” diyerek bu oldukça dikkat çekici ve yaratıcı kampanyanın ana fikrini bize iletiyor.

Serinin üç parçasının da verilmek istenen mesaj açısından oldukça güzel hazırlanmış olduğunu söylemeliyim. Instagram hikâyesinde kullanılan “like, story, algoritma” gibi sözcükler, sosyal ağların gençlerin kullandığı günlük dili nasıl değiştirdiğini gösterirken; diğer yandan da bu konuya bu kadar hâkim olmalarının aslında ne büyük bir zaman kaybı olduğunu, kendilerini kültür ve sanatla geliştirmelerinin daha iyi olabileceğini anlatıyor. Hayattaki en değerli şey olan zamanın nasıl “öldürülebileceği”ne dair çarpıcı bir örnek sunuyor.

iksv

Metrobüs reklamında da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Zaten her gün ulaşım için kullanılan, bir rutin hâline gelen metrobüsün sosyal yansımaları elbette göz ardı edilemez. Fakat, bunun üzerine sık sık konuşan insanların olduğu da bir gerçek ki mutlaka yakın çevremizde de bu kişilerden az ya da çok var. Oyuncuların, sanki metrobüs değil de fırlatılan bir uzay mekiği üzerine konuşuyormuş havası vermesi ise inandırıcılık noktasındaki performanslarını son derece olumlu yönde etkilemiş.

Siren başlıklı reklama sanırım ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira hakikaten de üzerine beyin jimnastiği yapılıp sorgulanacak en son konulardan birinin, böyle bir toplu çılgınlığa sebep olması komik bir görüntü oluşturuyor. Gençlerin yaptığı siren taklitleri ise seyirciyi sarkastik bir boyuta ulaştırıp âdeta saçmalamanın sınırı olmadığını kanıtlıyor.

Özellikle Instagram temalı çalışmayı düşündüğümüzde, serinin Lipton’un kısa bir süre önce yayınladığı Konuşalım Artık reklamının üstüne gelmesi rastlantı mıdır bilinmez ama tema-içerik-hedef kitle üçgeninde yakalanan uyum sayesinde, harika bir reklam serisinin ortaya çıktığı ve doğru yöntemle sürece yaklaşıldığı açıkça görülüyor. Zira her iki kampanyada da insanların sözlü iletişimi unuttukları vurgulanırken, İKSV bunu daha özel bir konuya odaklanarak yapıyor.

Filmekimi, İstanbul Uluslararası Film Festivali, İstanbul Tiyatro Festivali, İstanbul Caz Festivali, İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Tasarım Bienali ve Salon İKSV’deki etkinliklerle yıl boyunca sanatseverlerin yanında olan İKSV’ye bu reklamların çok yakıştığını ve hedefini tam isabetle tutturduğunu düşünüyorum. Özetle, Eczacıbaşı Topluluğu, desteklediği vakıf için tam da gençlerin ilgisini çekecek bir yol izlemiş. Elbette yaratıcı süreci yöneten Rafineri’nin de ortadaki bu başarıda büyük payı olduğunu unutmayıp onların da hakkını teslim edelim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Listeli İçerikleri Daha Çok Sevmemizin 5 Nedeni

Son dönem trend içerikler sunan birçok sitenin çok sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, oluşturdukları listeli içeriklerdi. Bu içerikler o kadar popüler hale geldi ki, haber sitelerinde, pazarlama bloglarında vb. birçok yerde bu tarz yazılarda patlama yaşandı.

Etkili başlık oluşturmanızı sağlayan 7S kuralından belki de en önemlisi olan sayıların, listeli içeriklerin başlıklarında mutlaka yer alması da bu içeriklerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Peki nedir bu sayıların sırrı? Neden bu tarz içeriklere daha fazla tıklanıyor?

 

1-) Düzeni Seviyoruz

aa

Blog yazıları için “Yazılarınızı paragraflara ayırın”, “Alt başlıklar kullanın” gibi bazı tüyolar vardır. Bu tüyoların altında yatan ana sebep, düzenli yazıların daha fazla okunabilir olmasıdır. Çünkü insanlar okuması kolay ve bölümleri arasında rahat geçişler yapabileceği yazıları daha çok seviyor. Yazı başlığında listeleme yönteminin işareti olan bir rakam (bu yazının başlığındaki gibi) gördüğümüzde, madde madde düzenlenmiş bir yazının çekiciliği bizi yakalıyor.

2-) Netlik İstiyoruz

150413113851_lists_624x351_bbc_nocredit

İnsan beyni her zaman belirsiz olan yerine net olanı tercih eder. Bu yüzden “Güne zinde başlamak için ipuçları” başlığına sahip bir yazı yerine başlığı “Güne zinde başlamak için 7 ipucu” olan bir yazı daha çok ilgimizi çekiyor. Çünkü nettir, yazıya tıkladığında karşınıza 7 tane madde çıkacağını bilirsiniz. Diğer başlık ise içerikle alakalı herhangi net bir şey vaat etmediği için insanlardaki tıklama dürtüsünü daha zor harekete geçirir.

3-) Merak Ediyoruz

merak

Karşımızda içinde sayı içeren bir başlık gördüğümüzde, ister istemez bilinçaltımızda “Neymiş o 4 ipucu?”, “Acaba 8 başarılı örnek hangisiymiş?” gibi düşünceler oluşuyor. Çünkü sayılar, merak duygusunu tetikliyor. Bu merak duygusu yazıya tıklamayı beraberinde getiriyor. Hatta çoğu web sitesi bu merak duygusunu kullanarak, daha fazla sayfanın görüntülenmesi için listeli içeriklerini adım adım (galeri formatında) veriyor. Adeta “makas kesmiyor” diyerek bizden her seferinde 1 tıklama daha istiyor.

4-) Sınırlandırılmak İstiyoruz

sınır

Bu kötü olarak algılanmasın. Gün içerisinde hepimiz koşuşturma halindeyiz ve bu yüzden zamanımız çok değerli. Vakit bulup da internette dolaştığımız zaman da bir yazıyı okumak için çok fazla zaman ayıramıyoruz (istisnalar dışında). Başlıklarda yer alan sayılar ise o içeriğin kapsamı hakkında bize bilgi veriyor. Tabii ki her yazının bir sonu vardır ancak sınırların baştan çizilmiş olmasıçok uzun olmadığını, uzun olsa bile belirtilen sayı kadar başlık olduğunu

5-) Güven Duyuyoruz

Güven verin

Sayılara; gerek sunumlarda, gerek haberlerde, gerek bir şeyi ispatlamaya çalışırken çok fazla ihtiyaç duyarız. Sayılar ilgi çekicidir ve karşı tarafta güven duygusunu uyandırır. Bu yüzdendir ki “Sosyal mecraların kullanım sayıları” vb. yazılar, geçmişte yüzlerce defa yazılmış olsa bile hala ilgileri toplayabiliyor.

Sayıların yarattığı bu güven duygusu, listeli içeriklerdeki başlıklarda da işe yarıyor. “Gripten korunmanın etkili yolları” başlığı yerine “Gripten korunmanın 9 etkili yolu” başlığı daha çok ilgi çekiyor. Çünkü söz konusu maddelerin belli bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarıldığı, bazı ispatlara dayandırıldığı hissiyatı oluşuyor.

Sonuç

Listeli içeriklerin başlığını her gördüğümüzde yukarıdaki 5 psikolojik etkinin hepsinin birden devreye girdiğini iddia edemem. Ama her tıklamamızda bu 5 etkenden bir ve birkaçının bizi harekete geçirdiğini düşünüyorum. Yazımı, listeli içeriklerin ne kadar popüler duruma geldiğini gösteren, Serdar Kuzuloğlu’nun sunumundan bir kare ile sonlandırıyorum. =) (Parantezin içine dikkat)

liste içerik serdar k

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link