Dizimag’in Ardından Tartışılması Gerekenler 0

Aralık operasyonları gündeminin arasında internet ve yayıncılık dünyası için önemli bir gelişme yaşanmıştı. Dizimag 2010 yılında başladığı yayınına, Warner Bros tarafından fikri mülkiyet hakları konusunda göndermiş olduğu bir yazının ardından sonverildi. Sitenin illegal olarak yayınladığı pek çok dizinin altında imzası olan yapımcı firma Warner Bros’un bu hamlesinin ardından, bu operasyonun ülkemizde bu şekilde yayına devam eden diğer sitelere de sıçrayacağı aşikar. O nedenle bugünlerde girişimcilerin, internet ekosisteminin üyelerinin en çok sorduğu soruların başında “Şimdi ne olacak?” sorusu yer alıyor.

Şimdi ne olacak? sorusuna yönelik akla gelen ilk cevap müzik endüstrisi oluyor. Daha önceleri TTnet Müzik ve Turkcell Müzik gibi girişimler ile başlayan legal müzik dinleme kanalları, Spotify ve iTunes gibi global oyuncuların pazara dahil olması ile birlikte çoğaldı. Yayınlanan verilere göre de Türkiye’de korsan müzik dinleme ve indirme oranlarında ciddi düşüşler mevcut. Bir de ABD’de Netflix, Hulu gibi web yayıncılarının elde ettiği başarılar da düşünüldüğünde, Türkiye’nin de böyle bir girişime ihtiyacı olduğu ve burayı dolduracak olan oyuncuların önemli getiriler elde edeceği dile getiriliyor.

Ancak ortada fikri mülkiyet hakları gibi Türkiye’de maalesef hala tartışmalı ve çözülmemiş bir konu var. 2004 yılında son yapılan değişiklikler ile daha iyi hale gelse de, son dönemde yaşanan teknolojik gelişmelere uygun bir Fikri Mülkiyet Hakkı Kanunu mevcut değil. 2014 yılında böyle bir kanunun gündeme gelmesi olası ancak yerel seçimlerden önce böyle bir girişim mümkün olmayacaktır. Fikri mülkiyet konusunda uygulanabilirliği ve koruyuculuğu olan bir yasal dayanağın olmaması nedeniyle, yurt dışı kaynaklı yapımcıların internet girişimlerine yönelik güvensizliği olası. Genel olarak yayın hakları da Digiturk gibi platformlar ve CNBC-e gibi geleneksel yayıncılara veriliyor.

Tabii ki sorunlar sadece yasal dayanaklar etrafında oluşmuyor. İllegal yayıncıların Türk kullanıcılara sunduğu güncel ve hızlı içerik onları sabırsız hale getirdi. Ancak legal sistemlerde işleyecek süreçler nedeniyle bu hıza yetişmek pek olası gözükmüyor. ABD’de gece yayınlanan bir dizinin, sabaha kadar çevrilip yayınlanması geçtiğimiz yıla kadar televizyonda dahi mümkün değildi. Ancak internetten izlenme ile mücadele için CNBC-e en son bazı önemli dizileri yayın saatinden 24 saat sonra yayınlamaya başlamıştı. Ancak internetten böyle bir yayın yapılmıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu, bir VPN programı ile Netflix UK’e ulaştım ve üyelik satın alarak denemeye koyuldum. Türk kullanıcılar için güncellik en önemli özellik olduğundan hemen bunu deneyimleye karar verdim. Fanatiği olduğum Sherlock dizisinin sayfasına gittiğimde ise, Türkiye’de TV’de yayınlanmış olmasına rağmen, Netflix’te 3. sezonunun olmadığını gördüm. Yine güncel dizilerden Game of Thrones ise sitede dahi bulunmuyordu. Breaking Bad, Dexter gibi yeni sona ermiş dizilerin ise tüm arşivleri mevcut. Yine devam eden ancak yayınlarının üzerinden 1 ay kadar geçmiş dizilerin de son bölümleri mevcut. Filmler konusunda da önemli bir arşiv sunsa da güncelliği yine illegal servisler ile yarışamayacak seviyede. Konu ile ilgili olmasa da Netflix’in çocuklar için olan bölümü gerçekten çok kullanışlı ve güzel.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Netflix ücretsiz bir seçenek sunmuyor. İngiltere üzerinden 6 sterlin ödeyerek satın aldığım abonelik ile 5 ayrı kullanıcı hesabı ile sınırsız erişim sağlayabiliyorum. Ancak Türkiye’de Spotify’ın dahi stream için bol reklamlı ve ücretsiz bir seçenek sunduğunu düşünecek olursak, mutlaka böyle bir seçenek de bizim için olmalı. Bu sebeple, ABD’de bir diğer fenomen Hulu’yu test etmeye koyuldum. Hulu, Netflix’e göre sunduğu ücretsiz ve reklamlı seçenekte dizilerde 8-10 dk’da bir 1 dk’lık reklamlar giriyor. Dizinin önemli anlarında bu biraz can sıksa da en azından elde edilen bu gelirler ile telif haklarının ödendiğini ve yeni internet dizilerine fon aktarıldığını biliyorsunuz. Hulu’nun Originals bölümünde yapımcısı olduğu pek çok güzel dizi mevcut. Keza Netflix’in House of Cards’ı zaten bir fenomen olmuş durumda. Ülkemizde ki dizi sektörünü, şartlarını ve yayınlarını düşününce böyle bir girişimin bizde çok önemli olacağını düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hazır ülkemizdeki yapımlardan ve yapımcılardan bahsetmişken, girişimciler için işin bir de bu ayağını ele alalım. Türkiye’de televizyonlarda yayınlanan dizilerin, internetteki izlenme oranlarının daha yüksek olması yapımcıları endişelendirse de onlar hala bildiklerini okumaya devam ediyor. Çünkü reklam verenler ve RTÜK buna çanak tutuyor. Düşünün 90 dakikalık bir dizi izlemek istediğinizde en az 2.5 – 3 saatinizi TV başında harcamak zorundasınız. Haliyle izleyiciler özellikle genç izleyiciler Türk dizilerini dahi internetten izlemeyi tercih ediyor. TV’de rating kurbanı olan dizilerin internette izlenme rekorları kırmasının altında da bu neden yatıyor. Önceleri sadece yabancı dizileri takip etmek için internete, torrentlere yönelen kullanıcılar şimdi Türk dizilerini dahi internetten takip ediyor.

Bunun haricinde yapımcıların ve kanalların kaçırdığı bir diğer nokta da, üretilen içerik sadece bana ait olsun mantığı. Günümüz dünyasında bunun mümkün olmadığını üretilen içeriğin her kanaldan izleyiciye ulaşacak şekilde paylaşılmasının (yani satılmasının) aslında üreticiler için daha karlı olduğunu gözden kaçırıyorlar. Buna ek olarak bir de, internet yayıncılarına güvensiz davranarak onların gelişmesinin önünü istenen yüksek ücretler ile kesiyorlar. Sonra ise illegal servislerden dert yanarak her şeyin yasalarla insanları korkutarak hallolacağını düşünüyorlar. Halbuki bu konuda istekli girişimciler ile ortaklaşa çalışarak, ürünlerini hem karlı hale getirip hem de illegal hizmetleri çöp noktasına getirecek adımları atsalar bugün “Şimdi ne olacak?” sorusunu sormuyor olabilirdik.

Yayın hakları sahiplerinin istediği yüksek ücretler nedeniyle bu işe girenler, yatırım yapanlar kısa sürede vazgeçip kaçıyorlar. Çünkü hem istenen yüksek ücretler makul değil, hem de yayın hakları sahipleri sizin rekabet ettiğiniz illegal sitelerle mücadelenizde yardımcı olmuyorlar. İlk paragraflarda bahsettiğimiz güncellik ve hız konusunda size sorunlar çıkarmaları sebebiyle on-demand streaming’de girişimciler bugünlerde beklemeyi tercih ediyor. Tabi bir de ücretsiz ve sınırsız içeriğe ulaşmaya alışmış bir kitle var. TV’de yayınlanıp reklamdan parayı kırmış bir işe biz niye tekrar para verelim diye düşünen pek çok kullanıcı mevcut, fakat illegal yolların kapanması ve makul fiyatlar ile kaliteli hizmetin birleştiği noktada muhtemelen onlar da bu sevdadan vazgeçmek zorunda kalacaklar. Hatırlayalım bir zamanlar Cine5’e para mı vereceğiz, diyenler bugün evlerinin dört bir köşesine Digiturk kurdular.

Kullanıcıların göz ardı ettikleri diğer nokta da, izledikleri diziler sayesinde milyonlarca lira kazanan site sahipleri. Hiç bir vergi, telif hakkı ödenmeden kazanılan milyonlarca lira. Bu da bir yolsuzlukluk ve hepimizin sırtından kazanılıyor. Legal bir oluşum ile bu yüksek gelir, orada çalışacaklar, yayın hakkı sahipleri ve devlet ile paylaşılacak bu da göz ardı etmememiz gereken önemli bir detay. Tabi bu yüksek gelirlere neden olanlar da reklam verenler. Medya planlama ajansları “Ne yapalım herkes orada.” açıklaması ile önemli markaların reklamlarını paylaştıkları bu illegal mecraların palazlanmasında onların da payı var. Şirketlerinin sosyal sorumluluklarından bahsedip daha sonra reklamlarının bu sitelerde gözükmesi hoş değil. Bu nedenle gelecek dönemde reklam verenlerde bu konuda daha duyarlı olmalılar.

Uzun uzun yazdığım detayların ardından anlaşıldığı üzere kullanıcı, içerik sahipleri ve reklam verenlerin yer aldığı üçlü bir sac ayağın her üyesinin bu illegaliteyi sonlandırmak için özverili ve fedakar olması gerekiyor. Bugün ülkemizde kullanıcıları illegal servislere yönlendiren bir sistem var ve bu kırılmadığı sürece herkesin başını ağrıtacak. Bu üçlüye ek düzenleyici kurulların ve yasal dayanakların geliştirilip güncel alışkanlıklara uygun hale getirilmesi ile de hem içerik sahipleri bu girişimlere daha olumlu bakabilir hem de yabancı oyuncular pazara girip bizlere bu işin nasıl yapıldığını gösterebilirler. Ülkemizde Tvyo, Turkcell TV gibi girişimler yer alsa da henüz ABD’li oyunculara göre gidecekleri çok yol var. Bu iki oyuncunun nasıl davranabileceği üzerine de önümüzdeki günlerde bir yazı yazmayı planlıyorum. Maalesef fikri mülkiyet konusunda sorunlarımızı kendimiz çözemiyoruz, birilerinin yine gelip öğretmesi gerekecek gibi gözüküyor.

Yazı oldukça uzun olduğundan yayın kalitesi hakkında pek yorum yapmadım. Ülkemizde fiber altyapsıı sayesinde hızlarımız artmış durumda. Bu nedenle ben ABD’li yayıncıların içeriklerini HD kalitede sorunsuz izledim. Her ikisi de yayın ve alt yazılar konusunda oldukça iyiler. Sitelerinin kullanımı da oldukça basit ve kendinizi ayrıcalıklı hissettiriyor.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Varan Turizm İcra İle Satışa Çıkarılıyor 0

Merhum iş adamı Nevzat Pekuysal’ın 1946 yılında temelini atığı Varan, sektörün önde gelen firmalarından biri konumundaydı. Varan’ın, Kadıköy-Pendik arasında başlayan taşımacılık serüveni, 6 yıl önce el değiştirmesi ile yeni bir aşamaya geçti. Yılların markası Varan’ı, sektörün bir diğer büyük oyuncusu Ulusoy Seyahat satın almıştı. Ancak, Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Haluk Ulusoy’un sahibi olduğu şirket içine girdiği mali darboğazı aşamadı.

Seferleri durduruldu
Şirketin yaşadığı mali krizi nedeni ile geçen yıl Varan’ın seferlerine son verildi. Ulusoy Seyahat Nakliyat A.Ş. için geçen Haziran ayında iflas kararı çıkarken, Varan markası da icradan satışa konuldu.

Satışı, alacaklı banka istedi
İstanbul 9. İcra Dairesinin düzenlediği ihalenin ilki 21 Kasım günü yapılacak. İlk ihalede alıcı çıkmaması durumunda ihale Aralık ayı başında bir kez daha yapılacak. Varan’ın 17 tescilli markası için icradan satışı, alacaklı konumdaki bir bankanın istediği anlaşıldı. Anılan markaların bankaya rehin sözleşmesi ile rehin verildiği tarih ise 6 Haziran 2014 olarak kayıtlara girdi. Alacaklı banka 17 Nisan 2015’te borçlu firmalara ihtarname gönderdi. Bankanın asıl alacağı ise 5 milyon 919 bin TL. Söz konusu alacak tutarı, işlenen faiz ile 10,3 milyon TL seviyesine çıktı.

Marka değeri 3 yıl içinde eridi
İcra dosyasında yer alan bilgilere göre, bilirkişi 17 marka için değer tespiti yaptı. Varan, Varan Kargo, Varan Turizm, Varan Konaklama, Ceylan Kız Şekil gibi 17 marka için 30 Mayıs 2014’te sunulan marka değerleme raporunda Varan’ın marka değeri 19 milyon 484 bin 729 TL olarak belirlendi. Ancak 15 Ağustos 2017 tarihli bilirkişi raporunda ise toplam marka değeri 5 milyon 887 bin TL olarak belirlendi. Böylece, 3 yıllık sürede efsane marka dörtte bir seviyesine geriledi.

Yılbaşı Hediye Alışverişi Araştırması Yayında 0

Twentify Araştırma Şirketinin yaptığı yılbaşı araştırmasını sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’deki tüketicilerin ne kadarı bu yılbaşında çevresindekilere hediye alacak, kimlere hediye alınacak, alışverişler nereden ve neden gerçekleştirilecek ve alışverişe ne zaman başlanacak? Tüm bu soruların cevabını araştırmamızda bulabilirsiniz.

Bu sorulara hızlı yanıtlar bulmak adına, markalar ile gerçek tüketicileri bir araya getirdiğimiz Bounty platformumuz üzerinden, 4 saatte tamamlanan ve 500 tüketiciye ulaştığımız bir mobil araştırma gerçekleştirdik. Araştırmanın cevaplarını, katılımcıların yaş, cinsiyet demografik bilgilerine ve SES gruplarına göre analiz ettik. (Araştırma tüketicilere açılan 9 soruluk mobil anket ile gerçekleştirildi.)

Sizin için, araştırmanın kısa bir özetini ve bazı ana başlıklarını derledik. Eğer hazırsanız, Türkiye’nin bu yılki yılbaşı hediye alışveriş tercihlerine ve davranışlarına göz atalım.

Türkiye’deki her 5 kişiden 4’ü, bu yılbaşında hediye alacak.

Tüketicilere hediye alma tercihlerini sorduğumuzda, %78.86’sı bu yıl çevrelerindeki en az bir kişiye hediye alacaklarını, %21.14’ü ise kimseye hediye almayacaklarını belirttiler.

Satın alma gücü düştükçe, hediye satın almama oranı doğru orantılı olarak düşmese de, trende baktığımızda bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. A grubunda hediye almayacağını belirten tüketici oranı %19.30’ken, B grubunda bu oran %21.31, C1 grubunda %18.31, C2 grubunda %15.65, D grubunda %24.53, E grubunda ise %36.36.

Bu yılbaşında en çok aileler ve sevgililer sevinecek.

Hediye alacak tüketicilerin kimlere hediye alacaklarına göz attığımızda, %70.83’ünün ailelerine, %39.83’ünün sevgililerine, %36.92’sinin arkadaşlarına hediye alacaklarını görüyoruz. Bu resimde, iş arkadaşlarına hediye alacakların oranı ise, yalnızca %15. Bu konuda biraz üzülebiliriz.

Türkiye ortalama 3.44 hediye poşeti taşıyacak.

Tüketicilere kaç hediye alacaklarını sorduğumuzda, ortalama 3.44 hediye alınacağını görüyoruz. Bu oranın satın alma gücüyle olan korelasyonuna göz attığımızda ise, şaşırtıcı veriler gözümüze çarpıyor. Kişi başına en çok satın alma yapan ekonomik gruplar 3.7 ile C1 ve C2 grupları, ardından 3.6 ile B grubu ve 3.3 ile A grubu olacak; E grubunda bulunan tüketiciler ise 2.3 hediye alacaklar.

Alışverişlerin gözdesi, AVM’ler ve e-ticaret.

Hediye alacak tüketicilere hangi kanallardan hediye alacaklarını sorduğumuzda, %64.82’sinin AVM’lerdeki mağazalardan, %39.12’sinin ise internet sitelerinden alışveriş yapacaklarını görüyoruz. Bu oranların yanında, çarşılar %22.27’de, alışveriş pasajları ise %19.15’te kalıyor. Çok mağazalı firmaların, AVM’deki mağazalarına yapacakları pazarlama yatırımlarının dış noktalardaki mağazalara göre daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Ana tercih etmenleri, ürün markaları ve promosyonlar.

Özel dönemlerdeki promosyonların satın almayı nasıl etkilediğini geçmiş satışlarımızdan hepimiz biliyoruz. Bu yılbaşı sezonunda, tüketicilerin %41.69’u için ürünlerin markaları, ve %32.20’si için promosyonlar belirleyici etmenler olacaklar. Bu etmenler dışında, fiziksel mağazaların e-ticaretle rekabetinde önemli olacak etmenler neler olabilir dediğimizde, tüketicilerin %31.31’inin ürün çeşitliliğine ilgi gösterdiğini ve %23.94’ünün mağazanın markasına önem verdiğini görüyoruz.

Promotörler, tüketicilerin %27’si için satın almaya oldukça etkili.

Tüketicilerden mağaza içi promotörlerin satın almaya etkilerini puanlamalarını istediğimizde, %26.92’si promotörlerin bulunmasının satın almalarına oldukça büyük etkisi olduğunu belirtiyorlar. 9 ve 10 skorları promotör etkisinin en yüksek olduğu skorlar olarak alınmıştır.

Satın alma gücü düştükçe, promotör etkisinin arttığını görüyoruz. A grubunda promotörlerin etkili olacağını düşünen tüketicilerin oranı %14.89 iken, bu oran B grubunda %22.92, C1 grubunda %24.14, C2 grubunda %28.87, D grubunda %30, E grubunda ise %28.57 oranında.

Satın alma gücünün düşüşü ile artan promotör etkisi, bize birim harcamanın daha değerli olduğu düşük segmentlerde, tüketicilerin satın alma için iknaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Bu segmentleri hedefleyen markaların promotör bulundurmaları, satışlara pozitif etki sağlayacaktır.

En çok giyim ürünleri ve hediyelik eşyalar tercih edilecek.

Hediye olarak, tüketicilerin %58.08’i üst giyim ürünleri, %46.99’u ise hediyelik eşyaları satın almayı tercih edecekler. Bununla birlikte, tüketicilerin %32.67’si elektronik ürünler hediye alacaklar. Peki, elektronik ürünlerin genel hediyeler arasında kırılımları nasıl değişiyor?

Türkiye’nin %10.25’i hediye olarak küçük ev aletlerini tercih edecek, %7.55’i bilgisayar, %3.93’ü ise akıllı telefon alacaklar. Bunun dışında kalan elektronik ürünler %3.39 oranında tercih edilecek.

Türkiye’nin %36’sı, alışverişine yılbaşına 1–2 hafta kala başlayacak.

Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere alışverişlerini ne zaman gerçekleştireceklerini sorduğumuzda, %35.79’unun yılbaşına 1–2 hafta kala hediye alışverişlerini gerçekleştireceğini görüyoruz. Bununla birlikte, tüketicilerin %28.55’i yılbaşı haftasında, %20.25’i 2–3 hafta kala, %15.42’si ise 3–4 hafta kala gerçekleştirecekler.

Bu durum, büyük mağaza trafiği ve cirolarının yılbaşı öncesindeki 2 haftada gerçekleşeceğini, dolayısıyla markaların mağazalarda stok/uygulama/promosyon denetlemeleri gerçekleştirerek, servis kalitelerinin düşük olduğu noktalarda anlık aksiyonlar alabilmesine ve satışlarını artırabilmelerine imkan sağlıyor.

Türkiye’nin %57’si, hediye alışverişini tek seferde gerçekleştirecek.

Hediye alacak tüketicilerin hediye alışverişlerini nasıl yapacağını sorduğumuzda, %56.72’sinin alışverişlerini tek seferde gerçekleştireceğini görüyoruz. Bu davranış, markaların mağaza içi yaratılan o ayak trafiğini kaçırmamaları gerektiğini gösteriyor — çünkü alışveriş yapacakların bir mağazada satın almaya dönüşmemesi, başka bir mağazada dönüşeceği anlamına geliyor. Bu durum da, rekabette kaybedilen bir müşteri/bir satın alma anlamına geliyor.

Bununla beraber, Türkiye’nin %27.01’i hediye alışverişlerini 1–2 haftaya yayacaklarını, %9.21’i 2–3 haftaya yayacaklarını, %7.06’sı ise o aya yayacaklarını belirttiler.

Hediyeler üzerine anlık karar veren tüketiciler ile karşı karşıyayız.

Markalar için pazarlama her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüketicilerin yaşamlarındaki öncelikler, bütçelerindeki değişimler ve karar verme süreçleri, bu zorlaşmayı sağlayan ana etmenler. Hediye alışverişi gerçekleştirecek tüketicilere hediye alışverişlerini gerçekleştirmeden önce araştırma yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda, %48.93’ünün, mağazaya gittiklerinde karar verdiklerini görüyoruz.

Bununla beraber, tüketicilerin %28.75’i 1–2 hafta önceden, %10.84’ü 2–3 hafta önceden, %11.48’i ise 3–4 hafta önceden hediye araştırmaya başlıyorlar.

Araştırma Künyesi

Araştırmaya %50’si kadın, %50’si erkek 500 kişi katıldı. Katılımcıların %43.20’si 18–24 yaş arasında, %41.60’ı 25–35 yaş arasında, %9.40’ı 36–44 yaş arasında, %3.20’si 45 yaş üstü ve %2.60’ı 18 yaş altındaki tüketicilerden oluşuyor. Coğrafi dağılıma göz attığımızda, katılımcıların %40.60’ı Marmara Bölgesi’nden, %17.60’ı İç Anadolu Bölgesi’nden, %11.20’si Ege Bölgesi’nden, %11.20’si Akdeniz Bölgesi’nden, %19.40’ı ise diğer bölgelerden katılım gösterdi.

Sosyoekonomik durum dağılımına göz attığımızda ise, katılımcıların %11.40’ı A, %24.40’ı B, %28.40’i C1, %23’ü C2, %10.60’ı D, %2.20’si ise E gruplarında bulunuyorlar. Katılımcı cevapları Türkiye temsiliyeti gösterilmesi adına ağırlıklandırılmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link