Dizimag’in Ardından Tartışılması Gerekenler

Aralık operasyonları gündeminin arasında internet ve yayıncılık dünyası için önemli bir gelişme yaşanmıştı. Dizimag 2010 yılında başladığı yayınına, Warner Bros tarafından fikri mülkiyet hakları konusunda göndermiş olduğu bir yazının ardından sonverildi. Sitenin illegal olarak yayınladığı pek çok dizinin altında imzası olan yapımcı firma Warner Bros’un bu hamlesinin ardından, bu operasyonun ülkemizde bu şekilde yayına devam eden diğer sitelere de sıçrayacağı aşikar. O nedenle bugünlerde girişimcilerin, internet ekosisteminin üyelerinin en çok sorduğu soruların başında “Şimdi ne olacak?” sorusu yer alıyor.

Şimdi ne olacak? sorusuna yönelik akla gelen ilk cevap müzik endüstrisi oluyor. Daha önceleri TTnet Müzik ve Turkcell Müzik gibi girişimler ile başlayan legal müzik dinleme kanalları, Spotify ve iTunes gibi global oyuncuların pazara dahil olması ile birlikte çoğaldı. Yayınlanan verilere göre de Türkiye’de korsan müzik dinleme ve indirme oranlarında ciddi düşüşler mevcut. Bir de ABD’de Netflix, Hulu gibi web yayıncılarının elde ettiği başarılar da düşünüldüğünde, Türkiye’nin de böyle bir girişime ihtiyacı olduğu ve burayı dolduracak olan oyuncuların önemli getiriler elde edeceği dile getiriliyor.

Ancak ortada fikri mülkiyet hakları gibi Türkiye’de maalesef hala tartışmalı ve çözülmemiş bir konu var. 2004 yılında son yapılan değişiklikler ile daha iyi hale gelse de, son dönemde yaşanan teknolojik gelişmelere uygun bir Fikri Mülkiyet Hakkı Kanunu mevcut değil. 2014 yılında böyle bir kanunun gündeme gelmesi olası ancak yerel seçimlerden önce böyle bir girişim mümkün olmayacaktır. Fikri mülkiyet konusunda uygulanabilirliği ve koruyuculuğu olan bir yasal dayanağın olmaması nedeniyle, yurt dışı kaynaklı yapımcıların internet girişimlerine yönelik güvensizliği olası. Genel olarak yayın hakları da Digiturk gibi platformlar ve CNBC-e gibi geleneksel yayıncılara veriliyor.

Tabii ki sorunlar sadece yasal dayanaklar etrafında oluşmuyor. İllegal yayıncıların Türk kullanıcılara sunduğu güncel ve hızlı içerik onları sabırsız hale getirdi. Ancak legal sistemlerde işleyecek süreçler nedeniyle bu hıza yetişmek pek olası gözükmüyor. ABD’de gece yayınlanan bir dizinin, sabaha kadar çevrilip yayınlanması geçtiğimiz yıla kadar televizyonda dahi mümkün değildi. Ancak internetten izlenme ile mücadele için CNBC-e en son bazı önemli dizileri yayın saatinden 24 saat sonra yayınlamaya başlamıştı. Ancak internetten böyle bir yayın yapılmıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu, bir VPN programı ile Netflix UK’e ulaştım ve üyelik satın alarak denemeye koyuldum. Türk kullanıcılar için güncellik en önemli özellik olduğundan hemen bunu deneyimleye karar verdim. Fanatiği olduğum Sherlock dizisinin sayfasına gittiğimde ise, Türkiye’de TV’de yayınlanmış olmasına rağmen, Netflix’te 3. sezonunun olmadığını gördüm. Yine güncel dizilerden Game of Thrones ise sitede dahi bulunmuyordu. Breaking Bad, Dexter gibi yeni sona ermiş dizilerin ise tüm arşivleri mevcut. Yine devam eden ancak yayınlarının üzerinden 1 ay kadar geçmiş dizilerin de son bölümleri mevcut. Filmler konusunda da önemli bir arşiv sunsa da güncelliği yine illegal servisler ile yarışamayacak seviyede. Konu ile ilgili olmasa da Netflix’in çocuklar için olan bölümü gerçekten çok kullanışlı ve güzel.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Netflix ücretsiz bir seçenek sunmuyor. İngiltere üzerinden 6 sterlin ödeyerek satın aldığım abonelik ile 5 ayrı kullanıcı hesabı ile sınırsız erişim sağlayabiliyorum. Ancak Türkiye’de Spotify’ın dahi stream için bol reklamlı ve ücretsiz bir seçenek sunduğunu düşünecek olursak, mutlaka böyle bir seçenek de bizim için olmalı. Bu sebeple, ABD’de bir diğer fenomen Hulu’yu test etmeye koyuldum. Hulu, Netflix’e göre sunduğu ücretsiz ve reklamlı seçenekte dizilerde 8-10 dk’da bir 1 dk’lık reklamlar giriyor. Dizinin önemli anlarında bu biraz can sıksa da en azından elde edilen bu gelirler ile telif haklarının ödendiğini ve yeni internet dizilerine fon aktarıldığını biliyorsunuz. Hulu’nun Originals bölümünde yapımcısı olduğu pek çok güzel dizi mevcut. Keza Netflix’in House of Cards’ı zaten bir fenomen olmuş durumda. Ülkemizde ki dizi sektörünü, şartlarını ve yayınlarını düşününce böyle bir girişimin bizde çok önemli olacağını düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hazır ülkemizdeki yapımlardan ve yapımcılardan bahsetmişken, girişimciler için işin bir de bu ayağını ele alalım. Türkiye’de televizyonlarda yayınlanan dizilerin, internetteki izlenme oranlarının daha yüksek olması yapımcıları endişelendirse de onlar hala bildiklerini okumaya devam ediyor. Çünkü reklam verenler ve RTÜK buna çanak tutuyor. Düşünün 90 dakikalık bir dizi izlemek istediğinizde en az 2.5 – 3 saatinizi TV başında harcamak zorundasınız. Haliyle izleyiciler özellikle genç izleyiciler Türk dizilerini dahi internetten izlemeyi tercih ediyor. TV’de rating kurbanı olan dizilerin internette izlenme rekorları kırmasının altında da bu neden yatıyor. Önceleri sadece yabancı dizileri takip etmek için internete, torrentlere yönelen kullanıcılar şimdi Türk dizilerini dahi internetten takip ediyor.

Bunun haricinde yapımcıların ve kanalların kaçırdığı bir diğer nokta da, üretilen içerik sadece bana ait olsun mantığı. Günümüz dünyasında bunun mümkün olmadığını üretilen içeriğin her kanaldan izleyiciye ulaşacak şekilde paylaşılmasının (yani satılmasının) aslında üreticiler için daha karlı olduğunu gözden kaçırıyorlar. Buna ek olarak bir de, internet yayıncılarına güvensiz davranarak onların gelişmesinin önünü istenen yüksek ücretler ile kesiyorlar. Sonra ise illegal servislerden dert yanarak her şeyin yasalarla insanları korkutarak hallolacağını düşünüyorlar. Halbuki bu konuda istekli girişimciler ile ortaklaşa çalışarak, ürünlerini hem karlı hale getirip hem de illegal hizmetleri çöp noktasına getirecek adımları atsalar bugün “Şimdi ne olacak?” sorusunu sormuyor olabilirdik.

Yayın hakları sahiplerinin istediği yüksek ücretler nedeniyle bu işe girenler, yatırım yapanlar kısa sürede vazgeçip kaçıyorlar. Çünkü hem istenen yüksek ücretler makul değil, hem de yayın hakları sahipleri sizin rekabet ettiğiniz illegal sitelerle mücadelenizde yardımcı olmuyorlar. İlk paragraflarda bahsettiğimiz güncellik ve hız konusunda size sorunlar çıkarmaları sebebiyle on-demand streaming’de girişimciler bugünlerde beklemeyi tercih ediyor. Tabi bir de ücretsiz ve sınırsız içeriğe ulaşmaya alışmış bir kitle var. TV’de yayınlanıp reklamdan parayı kırmış bir işe biz niye tekrar para verelim diye düşünen pek çok kullanıcı mevcut, fakat illegal yolların kapanması ve makul fiyatlar ile kaliteli hizmetin birleştiği noktada muhtemelen onlar da bu sevdadan vazgeçmek zorunda kalacaklar. Hatırlayalım bir zamanlar Cine5’e para mı vereceğiz, diyenler bugün evlerinin dört bir köşesine Digiturk kurdular.

Kullanıcıların göz ardı ettikleri diğer nokta da, izledikleri diziler sayesinde milyonlarca lira kazanan site sahipleri. Hiç bir vergi, telif hakkı ödenmeden kazanılan milyonlarca lira. Bu da bir yolsuzlukluk ve hepimizin sırtından kazanılıyor. Legal bir oluşum ile bu yüksek gelir, orada çalışacaklar, yayın hakkı sahipleri ve devlet ile paylaşılacak bu da göz ardı etmememiz gereken önemli bir detay. Tabi bu yüksek gelirlere neden olanlar da reklam verenler. Medya planlama ajansları “Ne yapalım herkes orada.” açıklaması ile önemli markaların reklamlarını paylaştıkları bu illegal mecraların palazlanmasında onların da payı var. Şirketlerinin sosyal sorumluluklarından bahsedip daha sonra reklamlarının bu sitelerde gözükmesi hoş değil. Bu nedenle gelecek dönemde reklam verenlerde bu konuda daha duyarlı olmalılar.

Uzun uzun yazdığım detayların ardından anlaşıldığı üzere kullanıcı, içerik sahipleri ve reklam verenlerin yer aldığı üçlü bir sac ayağın her üyesinin bu illegaliteyi sonlandırmak için özverili ve fedakar olması gerekiyor. Bugün ülkemizde kullanıcıları illegal servislere yönlendiren bir sistem var ve bu kırılmadığı sürece herkesin başını ağrıtacak. Bu üçlüye ek düzenleyici kurulların ve yasal dayanakların geliştirilip güncel alışkanlıklara uygun hale getirilmesi ile de hem içerik sahipleri bu girişimlere daha olumlu bakabilir hem de yabancı oyuncular pazara girip bizlere bu işin nasıl yapıldığını gösterebilirler. Ülkemizde Tvyo, Turkcell TV gibi girişimler yer alsa da henüz ABD’li oyunculara göre gidecekleri çok yol var. Bu iki oyuncunun nasıl davranabileceği üzerine de önümüzdeki günlerde bir yazı yazmayı planlıyorum. Maalesef fikri mülkiyet konusunda sorunlarımızı kendimiz çözemiyoruz, birilerinin yine gelip öğretmesi gerekecek gibi gözüküyor.

Yazı oldukça uzun olduğundan yayın kalitesi hakkında pek yorum yapmadım. Ülkemizde fiber altyapsıı sayesinde hızlarımız artmış durumda. Bu nedenle ben ABD’li yayıncıların içeriklerini HD kalitede sorunsuz izledim. Her ikisi de yayın ve alt yazılar konusunda oldukça iyiler. Sitelerinin kullanımı da oldukça basit ve kendinizi ayrıcalıklı hissettiriyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Genç Girişimciler Silikon Vadisi’ne Yelken Açıyor

Genç girişimcilerle bir araya gelmek, onların enerjisiyle, hayata pozitif bakış açılarıyla ilham almaktan çok keyif duyuyorum. Bugün de sizi Türkiye’den Silikon Vadisi’ne uzanan genç bir girişimciyle ve onun yarattığı platformla tanıştıracağım.

Demirhan Erim, ortağı Can Poyrazoğlu ile birlikte 2016 yılında uLouder’ı ABD Delaware’de kuruyor. Çoğunluk Türkiye’den olmak üzere San Francisco, Porto, Londra, Toronto’nın dahil olduğu dünyanın çeşitli bölgelerinden kullanıcılarla ciddi bir organik büyüme yakalıyorlar. Girişim 2017 yılının Haziran ayında Türkiye’den TRANGELS ve ayrıca Hüseyin Karayağız’ın lider yatırımcılığı üstlendiği 6 şahıs yatırımcıdan yatırım alıyor. Şimdi de dünya çapında büyük bir yatırım sürecine hazırlanıyor.

Platformun kurucularından Demirhan Erim’le bir araya geldim ve yarattıkları platformun detaylarını, yurt dışında girişimci olmanın farkını, zorluklarını ve avantajlarını konuştum.

Genç yaşta ailenden uzak hayalinin peşinde koşan bir idealist olarak görüyorum seni?  Pek çok gencin hayalini yapıyorsun sanki şu anda. Nasıl çıktın bu yola? ABD’de iş kurmak kolay mı?

Bu yola önce değerli kardeşim Can, sonrasında ise aramıza katılan Eren ile aynı hayali paylaşarak ve dünyayı değiştirmeyi amaçlayarak çıktık. ABD’de iş kurmak ülkemizde kurmaktan çok daha kolay.

Her ne kadar uzakta iş yapıyor olsam da ben sadece ailemle birlikte daha adil bir dünyada yaşamayı hayal ediyorum. Hayal ederken işe biraz da detay katarsanız ilk adımlarınızı görmeye başlıyorsunuz. Karşılaşacağınız tüm problemlere de “nasıl çözebiliriz?” sorusunu sorarak yaklaştığınızda bir bakmışsınız Stanford Üniversitesi’nde ders alırken, Silikon Vadisi’nde önemli bir bankanın genel müdürü ile görüşüyorsunuz.

uLouder nedir? Bana faydası ne?

uLouder aslında cebinizde taşıyabildiğiniz bir megafon ve Türkçe anlamı ise “sen daha seslisin”.

Platform üzerinden lokal satış, özel ders, kayıp duyurusu, yemek satışı, haber, spor arkadaşı bulma, köpek gezdirici, komşuluk dayanışması, üniversite içi haberleşme, aynı konuya ilgi duyan insanların buluşması vs. amaçlı ilanlar paylaşmak mümkün. Tabi bu paylaşımlar bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Programımızda çeşitlilik mevcut ve renk katıyor.

uLouder size sesinizi duyurma imkanı sunarak çevrenizdeki gerçek insanlar ile sosyalleşmenize olanak tanırken, direklere ve panolara duyuru asarak kağıt israfı yapmak yerine, duyurularınızı dijital yolla hem daha etkin hem de daha çevreci bir şekilde yapmanıza olanak sağlıyor. Böylece çocuklarınıza daha temiz ve sağlıklı bir dünyayı miras bırakabilirsiniz.

Lokal işletmeler için ise bölgesel duyuru imkanı sunarak bölge sakinleri ve işletmeciler arasında bir concierge hizmeti sunulmasını da sağlıyor, iş hacimlerini arttırıyoruz.

Böyle bir girişim fikri nasıl doğar?

Gün içerisinde bazı sessiz çığlıkları duymuyoruz. Bunlardan kimisi bir hastanede kan ihtiyacı olan bir hasta, köpeğini kaybetmiş bir kadın, yazlık bir semtte çocuğunu kaybetmiş bir anne ya da arabasının arkasına park eden araç sahibini bulamadığı için otoparktan çıkamayan bir adam. Hepsi etrafa seslenmek istiyor.

Keşke bir “megafon” olsa da böyle durumlarda etrafa acil duyurularımızı yapsak diye düşündük ve değerli kardeşim Can ile beraber bu megafonu insanların ceplerine sığdırmak için bir aplikasyon olarak işe başladık. Böylece sesi duyulmayan lokal işletmelerden tutun, ders notu arayan çekingen bir öğrencinin bile sesi olabilecek ve herkese söz hakkı tanınan adil bir platform yaratabilecektik, yarattık.

Türkiye’de senin gibi genç girişimciler yatırımcı bulabiliyor mu? Yatırımı bulmak ve işini büyütmek kolay mı?

Türkiye’de girişimciler yatırımcı bulabiliyor fakat yatırım miktarları ABD ile kıyaslanamayacak ölçüde. Bana göre girişimcinin yatırımcıya çok da ihtiyacı yok aslında. Ama ülkemizde girişimler aldıkları yatırımlara göre başarılı sayılıyorlar. Bu sebeple girişimciler yatırıma bir ihtiyaç olarak bakıyorlar, hâlbuki asıl ihtiyaçları bu yatırımı nereye harcayacaklarını planlamak ve ona odaklanmaları gerekiyor.

Bizim ekibimizde, pazarlama ve yazılım bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız şirkette belirli bir hisseye sahipler, böylece ekibimizin her bir üyesi maaş için değil şirketimizi yükseltmek, hayallerine ulaşmak için çalışıyor ve giderlerimiz minimumda kalıyor.

Girişimimiz, kendisine paranın yanında çok daha fazlasını katan, ortak konseptleri paylaştığımız değerli Hüseyin Karayağız öncülüğünde 6 şahıs yatırımcı ve bir melek yatırım ağından 2 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Şu an ise ABD’de 1,5 milyon dolarlık bir yatırım için görüşmelerimiz sürüyor ve sonuçlanmak üzere.

Bu tarz bir platformun gelir modelleri nedir? Nasıl para kazanacak ve ayakta kalacak?

Bir bölgede gerekli yoğun kullanım sağlandığında kişiler harita üzerinde dijital dükkanlarını açabilecek ve ticaret gerçekleştirebilecekler. Vergi şartlarına uygun şekilde mahalledeki küçük esnaf da, özel ders vermek isteyen bir genç de, hatta ev yemeklerini satmak isteyen bir ev hanımı da bu sistemi kullanabilecek.

Böylece uLouder üzerinden gerçekleştirdiği bu ticaretten makul payını alarak ayakta kalacak. Ayrıca uygulama içerisinde satılacak ekstra haklar ile de gelir elde edebiliyor.

Bu tarz bir platformun başka kullanım alanları ne olabilir?

uLouder, konserler, konferanslar ve hatta gece kulüplerinde interaktif bir iletişim sağlamak amacıyla da kullanılıyor. Konserlerde sanatçıdan özel istek ve organizasyon firmasının anlık duyuruları için, konferanslarda soru cevap etkinliğinde zaman tasarrufu sağlamak amacıyla ve gece kulüplerinde ise insanların kendileri arasında sosyal iletişimi için kullanılabiliyor.

Sence Türkiye’de girişimci olmakla ABD’de olmak arasında ne gibi farklar var?

Burada hasta olunca doktora gidiyoruz, orada hasta olmamak için gidiyorlar. Burada işlerimiz bozulunca avukata gidiyoruz, orada işleri bozmamak için gidiyorlar. Orada rekabet desteklenen bir şey çünkü rakibiniz değerlenirken pazar değerlendiğinden sizler de değerleniyorsunuz.  Buradaysa rakibe farklı bir gözle bakılıyor.

Orası daha paylaşımcı olduğundan bilgi alışverişi ücretsiz ve insanların girişiminizi desteklemesi siz zengin olun diye değil daha güzel bir dünya oluşsun diye. Bu da girişiminizi evrensel yapıyor. Ülkemizde girişimler hep şahıs işleri olarak algılanıyor ve bu yüzden de yatırımcı ile girişimciler arasında çatışmalar yaşanabiliyor. Ayrıca kapital ve hukuksal anlamda tecrübeli bir bölge olduğundan Silikon Vadisi’nde işleriniz daha çabuk ve daha etkin ilerliyor.

Bundan sonrası için hedefin ne? 

Los Angeles ofisimizi açtıktan sonra Türkiye dahil olmak üzere 7 farklı ülkede eş zamanlı başlayacak bir pazarlama planıyla bu adil platformu daha fazla insan ile paylaşmayı amaçlıyoruz. Şu anda da uygulama marketlerinde kullanıma açık olan programımız için bazı global firmalar ile iş birliği için görüşüyoruz.

Sokaklarda asılan kağıt duyuruların yerini almayı ve daha temiz sokaklar bırakmayı hedefliyoruz. Büyük firmaların gölgelerinde kalan küçük işletmelerimizin seslerinin daha çok duyulmasını sağlamayı ve iş hacimlerini arttırmayı amaçlıyoruz.

Biraz da gelecek öngörüsü alayım senden? Dijital dünyayı nasıl bir dönüşüm bekliyor sence?

Dijital dünya fazla hızlı ilerliyor. Şimdiden yapay zekanın insanlığa karşı olumsuzluk getireceği tartışmaları başladı bile.

Benim şahsi görüşüm bazı matematikçilerin çizdiği grafiklerden ve Moore’s yasasından bağımsız bir şekilde teknolojinin azalarak değişeceği yönünde. Tüm bu hesaplamalarda mühendisler insanların duyguları, değerleri ve her birinin sınırları olduğunu unutuyorlar.

Eğer insanlarımız uyutularak robotlaşmaz ise; teknolojiyi kendi istekleriyle, değerlerine sahip çıkarak kullanacak ve dünyayı mühendislerin rakamlarla yönetmesine izin vermeyecektir. Bunun yerine insanlığın kendi kendini merhametli ve adil bir şekilde yöneteceğine inanıyorum.

Çok teşekkür ederim bu güzel sohbet için.

Ben teşekkür ederim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kind, Cesur Pazarlama Faaliyeti Kapsamında 10.000 Kişiye Rakiplerinin Ürünlerini Gönderdi

Bir markanın ürününe sonuna kadar güvenmesi çok önemli bir olaydır. Markalar sürekli olarak kendi ürünlerinin en iyisi olduğunu ve ürünlerine güvendiklerini söyleseler de, bu güveni göstermek yürek ister. Kind isimli marka ise son yaptığı pazarlama faaliyetiyle böyle bir yüreğe sahip olduğunu gösterdi.

Protein barı ve granola bar gibi sağlıklı atıştırmalıklar üreten bir marka olan Kind, protein barı pazarına girişini doğrudan rakiplerini hedef alan bir pazarlama hamlesiyle duyurdu. Yeni ürününü insanlara denettirmek isteyen marka, internet sitesi üzerinden kayıt olan 10.000 kişiye kendi ürününden göndermekle kalmayıp kendisi gibi protein barı üreten Clif, Quest, ThinkThin ve Power Crunch gibi çeşitli rakiplerinin ürünlerinden de gönderdi. Tabii ki Kind’in bunu yapmaktaki amacı, insanların iki ürünü de deneyip hangisinin daha iyi olduğuna karar vermelerini sağlamaktı.

Kind, kendi protein barlarında ana protein kaynağının fındık olduğunu ve bu yüzden otomatik olarak kendi protein barlarının, yoğun olarak yapay protein karışımları, yapay tatlandırıcı ve şeker alkolü barındıran diğer protein barlarından daha iyi olduğunu belirtiyor. Kind şirketinin entegre iletişimden aorumlu başkan yardımcısı Drew Nannis, bu pazarlama faaliyetiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“Yeni bir kategoriye girdiğimizden beri, insanları ilgi uyandıran bir şekilde değişiklik yapma konusunda ikna etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Tat oldukça subjektiftir, bu yüzden insanların ürünümüzü denemelerini sağlayarak iyi bir etki yaratmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak istedik.”

Protein barları, marka için net bir büyüme fırsatı barındırıyor. Bununla birlikte Kind, kendisini meydan okuyan bir marka olarak görüyor ve yerleşik rakiplerle boy ölçüşmekten hiçbir şekilde kaçınmıyor. Ayrıca belirtilene göre bu pazarlama faaliyetleri onlar açısından oldukça iyi sonuç verdi. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse, Drew Nannis’in belirttiğine göre bu pazarlama faaliyetinin başlatıldığı hafta boyunca şirketin internet sitesinin trafiği %61 oranında arttı.

Tüm bunların yanı sıra Kind, Korkunç Bir Film’deki Cindy Campbell rolüyle tanınan Anna Faris’in rol aldığı bir dijital reklam kampanyası da yürütüyor. Bu reklam videosunda Anna Faris, Amazon kullanıcılarının piyasada yer alan lider protein barları hakkında yaptıkları ve tamamen gerçek olan kötü yorumları okuyor. Birkaç farklı dijital kanal üzerinden yayımlanan bu reklam videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link