Dijitalin Lidyalıları Kimler Olacak?

Hayatın önemli dinamiği para ve geleceği

2600 yıl önce bulgur ve pekmez verip pirinç ile yağ “1’e 1” takas edilebiliyordu. Fiziki alanın kısıtlı oluşu takas edilebilirliği düşürüyor, bu nedenle büyük hacimli ve daha verimli iş yapmayı engelliyordu. Bunun farkına ilk varan Lidya Kralı Alyattes oldu. Alyattes bir gün saray alışverişi yapmak üzere pazara çıkar. Alışverişlerini yapmak için bir dizi takaslar yapar ama hem istediği şeyleri alamaz hem de 10 kilo buğday zarar eder ve duruma haliyle sinir olur. Dönemin altın ustalarını toplar; Lidya Krallığının Armasının bulunan altın paranın basılmasını ister. Önce reddedilse de Alyattes bunu kendisi için çok fonksiyonel bulur. İstediği şeyi uğraşmadan aldığını, hatta gerektiğinde insanları 1 kese altın veririm diyerek kullanabildiğini veya ödüllendirebiliyor olduğunu fark eder.

Paranın bulunması, her bireye Lidya kralı olma lüksünü sundu diyebiliriz. İktisadi olarak ekonominin daha da hızlanabilmesi için insanlığa büyük bir yenilik getirdi. Her tür isteğin daha hızlı gerçekleştirilebileceği bu yenilikçi metod günümüze kadar gelişti ve değişmez bir meta olarak insanlığa karşıtı. Para biçiminin ve bireye geçiş fazlarının sosyolojik olgular içinde paralel biçimde evrimleştiğini görmek mümkün.

Kısa dönem öncesine kadar veznelerdeki sıra kuyruklarının yerini bugün mobil bankacılık uygulamaları aldı. Ödemenin hikâyesini 2015 öncesinde yazmak istememin nedenlerinden birisi yeni yılla beraber ülkemizde çıkacak e-para yasası, iPhone 6 ile gelen iPay özelliği, Google Play Store’un ön ödemeli kart atağı ve bazı çarpıcı istatistiklerle bu konunun gündemde oluşu.

Passbook_ApplePay_JPEG_800

Dijitalin Alyattes’i olmaya talip pek çok farklı sektör ve firma var. Dijitalleşen işlemlere karşılık nelerin uygulanabileceği konusu ise devletin yaptırım alanı olacak. Yeni yasayla beraber “para işlem aracılığı” yapan firmaların da bankalar gibi lisans almaları gerekecek ve belirli işlem hacimlerine tekabül eden parayı mevduat olarak bulundurmaları gerekecek. Bu bağlamda lisans alarak vergilendirilmeleri mümkün olacak (Örneğin: PayPal gibi şirketler). Dolayısıyla, ülkemizde bu soru işaretleri birazcık silinecek. Bu yeni yapıyla birlikte bilişim sektörü ve teknoloji geliştirici firmalar ile bankalar ve operatörlerin birleşik güçler oluşturacağı yapıları görebiliriz. Cüzdanın dijitalleşiyor oluşu bu anlamda yukarıdaki sektörler için çok kritik! Bunu basitçe ABD pazarının 2017 için beklenen mobil ödeme işlem değerinin $74 milyar olması şeklinde özetleyebiliriz.

Softcardla piyasaya sürülen mobil cüzdan; ABD’deki operatörlerin ortak çıkardığı, ödeme yaptıkça iletişim hizmeti sadakat faydalarının alındığı bir yapı olarak öne çıkarıldı. Amex ise kredi kartlarının alternatif olarak mobil uygulama ile ödeme yapılabileceğini belirtti. Apple ve Samsung ise hem teknolojinin geliştirilmesi hem de altyapının sağlanması konusunda çözüm sağlamak isteğinde. Apple’ın IBM ile yaptığı işbirliği bu altyapının bir tür hazırlığı esasında. IBM’in CRM ve ödeme sistemleri dolayısıyla edindiği çevresi ve uzmanlığının Apple’ın mobil gücüyle birleşeceğini ön görmek mümkün. Apple teknoloji üreticisi olarak yatay bir grafik kazanmış olan yeni cihaz edinme dönüşümü ve akıllı cihaz sahibi insan sayısının artması, akıllı telefonların hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi gibi nedenlerden yeni fırsatlara gebe ödemenin geleceğinde de öncülük etmek istiyor.

Diğer büyük potansiyel Google. Türkiye’deki mağazalara giren, öncelikli olarak dijital paranın döndüğü ve hızla büyüyen oyun ve mobil uygulama içerisinde bir tür ödeme sağlayıcısı olarak konum aldı. Google’ın cüzdan rekabetinden farklılaşarak güzel bir yapı kazanacağını düşünüyorum.

Tüketici tarafında ise ilginç bir örnek ile sunulacak olan faydayı aktarmak gerek: Kenya’da kişilerin ve mağazaların nakit taşıma riski, işlemlerin %80’inin mobilden tercih edilmesine yol açmış.

Gelişen dijital para konusu oldukça çekici durumda; kişiler arası transferler haline gelecek olması, fiziki ödemelere kıyasla güvenlik ve hız avantajının kişiler için alternatif olmanın ötesine  geçeceğini belirtmek gerek. Özellikle bu grafiğin ve Afrika ülkelerinden çıkan öngörünün diğer ülkelere yeni yaratıcı projelerle yayılacağını düşünüyorum.

Bilgi hızlı iletiliyor ve katlanarak büyüyor. Bu, parayı yeni modaya uymaya zorunlu kılacak.

Bankaların mobil uygulamalar haline gelmesi, e-ticaret, sanal para ile ilgili istatistikler, farklı ülkelerdeki öngörüler ve teknoloji firmalarının büyük denizde yaptığı yatırımlar cebimizdeki cüzdanların yerini telefon ve akıllı cihazların alacağını söylese de Türk insanının pazarlık ederek alışveriş yapma alışkanlığını dijitale nasıl indireceğiz o da bir merak konusu doğrusu.. :)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Montaigne'in bir sözünü benimserim. " bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir."

Bir Cevap Yazın

Amazon Çalışanları, Kovulmamak İçin Tuvalete Bile Gitmiyorlar

Her ne kadar Amazon, kullanıcılar açısından son derece olumlu imaja sahip bir şirket olsa da, şirketin özellikle ikmal merkezlerindeki çalışma şartları uzun süredir tartışılan bir konu. Hatta geçtiğimiz yıl Black Friday’de, olumsuz çalışma şartları nedeniyle Amazon’un Almanya ve İtalya’daki tesislerinde görev yapan kişiler grev yapmışlardı. Amazon markasıyla ilgili olumsuz bir izlenim yaratan bu ciddi tartışma konusu, yeni çıkan bir haberle tekrar gündeme geldi.

Business Insider’ın yaptığı habere göre, James Bloodworth isimli yazar, Birleşik Krallık’taki düşük ücretli işler konusunda bir kitap hazırlıyor ve bu kitap için yaptığı araştırma kapsamında, gizli bir şekilde Birleşik Krallık’ın Staffordshire isimli bölgesinde yer alan Amazon tesisine giriş yapmış. James Bloodworth, bu araştırma sonucunda son derece tuhaf bir durumu farketmiş: Amazon depolarının etrafında koşuşturan ve teslimatlar için ürünleri toplayan çalışanlar, tuvalet çok uzakta olduğu için tuvalete kadar gitmelerine gerek kalmadan işlerini halledebilmeleri için bir “tuvalet şişesi” sistemine sahipler.

Yazar, bu konu ile ilgili olarak The Sun gazetesine yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“En üst katta çalışanlarımız için en yakın tuvaletler dört kat aşağıdaydı. İnsanlar, boş zaman yüzünden cezalandırılma ve sadece tuvalet ihtiyaçları yüzünden işlerini kaybetme korkusu yaşadıkları için sadece şişelere işediler.”

Amazon, kesin olarak zamanlanmış molalar ve hedefler koyarak depo çalışanlarının ürünleri raflardan ne kadar hızlı toplayabildiğini ve paketleyebildiğini takip etmekle ünlüdür. Şirket, hedeflerine ulaşamayan ya da uzun mola veren çalışanlara uyarı puanları veriyor.

Bir işçi mücadelesi platformu olan Organise tarafından Amazon çalışanlarıyla ilgili olarak yapılan başka bir araştırma da ikmal merkezi çalışanlarının neredeyse dörtte üçünün, hedeflerini kaçırma korkusuyla tuvalet molası vermekten kaçındıklarını ortaya koyuyor. Bu araştırma, anonim olarak açıklama yapan bir Amazon çalışanının şu sözlerine de yer veriyor:

“Hedefler önemli ölçüde arttı. Su içmiyorum, çünkü tuvalete gitmek için zamanım yok.”

Bir başka Amazon çalışanı ise şunları söylüyor:

Dakikada iki ürün paketlemelisiniz. Su içmek için zamanınız yoktur, çünkü her akşam hedefle birlikte tarayıcıya mesajlar gönderildikten ve acele etmeniz söylendikten sonra tuvalete gidersiniz.”

Bununla birlikte Organise tarafından yapılan bu araştırma, çalışanların Amazon’a katıldıktan sonra önemli oranda daha fazla huzursuz hissettikleri sonucuna da ulaştı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018


19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
KAYDOL
19 Nisan, Uniq Istanbul
close-link