Web Sitenizde Ziyaretçilerinizi Kişiselleştirebileceğiniz 4 Yöntem

Kişiselleştirme (personalization), büyük verinin (big data) her geçen gün öneminin artmasıyla birlikte daha da arttı ve artmaya da devam ediyor. Kişiselleştirmede web sitenize gelen kişi hakkında ne kadar fazla bilgi bilirseniz, kişiselleştirme konusunda daha başarılı olursunuz. Fakat kişiselleştirmeyi sadece müşterinin ismini soy ismini yani kim olduğunu bilerek yapıldığını düşünmek de bu işi yapmak için çok kısıtlayıcı olur. Bu yazımda tanımadığınız bir web sitesi ziyaretçiniz için bile nasıl kişiselleştirme yapabileceğinizin 4 yolunu yazacağım:

1) Kullanıcının geldiği şehir bilgisi

Bir ziyaretçi web sitenize geldiğinde, web sitenize bağlandığı şehri “Ip” yardımıyla başarılı bir şekilde belirleyebilirsiniz. Bu sayede ziyaretçinizin bulunduğu şehre göre özel kampanyaları bildirebilirsiniz. Örneğin, İzmir’den yapılan siparişlerde ürünlerinizin kargosu bedava olabilir ve web sitenize İzmir’den gelen ziyaretçilerinize özel bir pop-up ya da başka bildiricilerle kargonun İzmir’e özel bedava olduğunu belirtebilirsiniz. Bu kişiselleştirmenin başka bir yolu da belli şehirlerdeki satış trendlerine bakarak o şehirden gelen kişilere o şehirde popüler olan ürünleri gösterebilirsiniz. Bu konu ile ilgili Booking.com güzel çalışmalar yapıyor. Booking.com hangi şehirden gelindiği belirleyerek o şehirdeki otelleri sıralıyor. 

Screen Shot 2016-03-22 at 21.58.27

2) Kullanıcının önceden gelip gelmediği

İnternetin gelişmesiyle birlikte insanların satın alma alışkanlıkları da değişti. Müşteriler artık bir ürünü satın almadan önce defalarca araştırıyorlar hatta aynı siteye defalarca giriyorlar. Google Analytics gibi web analiz araçlarını kullanarak ya da daha güzeli kendi veritabanınızda tuttuğunuz çereze (cookie) bakarak, bir kullanıcının ortalama kaç kere web sitenize gelerek satın alma yaptığını bulabilir, bu ortalamaya göre de daha önce sitenize gelmiş ama satın alma yapmamış ziyaretçilerinize özel kampanyalar hazırlayabilir, gezdiği ürünleri gösterebilirsiniz. 

3) Kullanıcının geldiği cihaz

2015’ten itibaren mobil, webe göre daha baskın hale geldi. Durum böyle olunca kullanıcının geldiği cihaza göre kişiselleştirme yapmamak olmaz. Kullanıcıların mobil, tablet ve webde daha önce yaptığı davranışlara göre bundan sonra gelen ziyaretçilere bu cihazlarda yapılan satışlara göre popüler olan ürünleri gösterebilirsiniz. Bu kullanım kolaylığını arttırırken dönüşüm oranlarınıza da faydalı olabilir. 

mobil site kişiselleştirme

4) Kullanıcının geldiği kaynak

Kullanıcı web sitenize geldiği kaynak da kişiselleştirme yapmanıza yardımcı olur. Bu kaynaklar Google Organik, Google Adwords ya da herhangi bir banner kampanyası olurken yapılan mailingler de olabilir. Verilerinizi kaynağa göre ayırarak kullanıcılarınıza özel kampanyalar yapabilirsiniz. Bu sayede kullanıcı kişiselleştirilmiş içerik görür ve kampanyalarınızın performansı yükselir. 

Yukarıdaki kişiselleştirme metodların yanında yapılabilecek binlerce kombinasyon var. Yukarıdaki maddeleri ayrı ayrı kampanyalar olarak hazırlayabilir ya da çeşitli kombinasyonlar yapabilirsiniz. Kişiselleştirmenin her geçen gün önem kazandığı bu dönemde yukarıdaki basit yolları kullanarak güzel bir başlangıç yapmanızı şiddetle öneririm. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker'in dediği "Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum" sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

Kurumsal Blogun Markalaşmaya Etkisi ve Öneriler

Google’a “kurumsal blog”, “kurumsal blog yönetimi” gibi cümleler yazdığımızda karşımıza yüzlerce makale çıkıyor. Bu yazıların ana fikrine baktığımızda “kurumsal blog önemli” sonucuna ulaşıyoruz. Kurumsal blogun önemi anlatılırken ise genellikle işin “nedir”ine değinilir. Oysa insanlar “kurumsal blog nedir”, “kurumsal blogun faydası nedir?” gibi ifadelerden sıkılmış durumda…

Nedir”leri bırakma vakti geldi. Kitaplarımı, röportajlarımı ve makalelerimi okuyanlar veya konferanslarıma, eğitimlerime katılanlar bilir meselenin “nedir” kısmıyla pek ilgilenmem. Genelde “nasıl” kısmına odaklanırım. Dolayısıyla kurumsal blog konusunda da işin “nedir” kısmıyla değil, “nasıl” kısmıyla daha çok ilgiliyim.

“Nedir” konusuna çok takılmamamın birkaç nedeni var. İlki reklam, pazarlama, iletişim, medya ve bunların alt kategorisindeki tüm kavramlar (dijital pazarlama, yeni medya, PR vs.) sosyal bilimlerin birer ögeleridir. Dolayısıyla bu kavramların her biriyle ilgili yüzlerce farklı tanıma rastlamak mümkündür. Elbette literatüre girmiş ve herkesçe kabul görmüş tanımlar mevcut ama işin özünde örneğin her halkla ilişkiler öğrencisinin veya profesyonelinin kendince bir halkla ilişkiler tanımı olabilir. Kısacası reklam, pazarlama, iletişim, medya ve bunların alt kategorisine ait kavramlarla veya alanlarla alakalı kariyer yapan her birey bu kavramlara veya alanlara yönelik özgün tanım(lar) üretebilir. “Nedir” konusuna takılmamamın ikinci ve daha önemli nedeni ise “nedir”in pratik olmamasıdır. Kurumlar, markalar hatta biraz daha açık konuşayım patronlar sizin uzmanlığınızla ilgili ne kadar çok “nedir” bilmenize değil işleri “nasıl” yapacağınıza odaklanırlar ve size bu yüzden maaş öderler.

“Nedir” – “Nasıl” faslını daha fazla uzatmak istemiyorum. O konuya girme nedenim bu yazının aslında “kurumsal blog yönetimi nedir, niçin önemlidir?” bakış açısını bir kenara bıraktığımız anlatmak içindi. “Kurumsal blog nasıl farklılaştırılır?” konusuna odaklanmamız gerekiyor.

Danışmanlığını yaptığım işletmelerin markalaşma sürecinde kurumsal blog için ayrı bir sayfa açıyorum desem yeridir. Çünkü kurumsal blog, bir işletmenin; kurumsal yapısını, ürünlerini, hizmetlerini vs. ifade etmek için kullandığı en kestirme yoldur.

Kurumsal blog yönetiminde farklılaşmak için unutulmaması gereken önemli bir detay var o da kurumsal blogların dinamik bir yapıya sahip olduğu gerçeğidir. Diğer bir ifadeyle kurumsal bloglar için süreklilik ve etkileşim büyük önem taşır. Bu iki olgu sağlanmadığı müddetçe kurumsal blogun hiçbir anlamı yoktur. Etkileşimi sağlamak içinse iki şartımız var; “içerik” ve “kitle”.

Kurumsal blogdan mahrum bir işletmenin markalaşma süreciyle ilgili bir takım sıkıntılar yaşanması muhtemeldir. Aslında kurumsal blog işin jeneriğidir. Asıl önemli olanın “içerik” olduğunu unutmamalıyız. Kısacası kurumsal blog yönetiminde farklılaşmanın en önemli basamağı içeriktir.

Markalar kurumsal blogları genellikle siteye trafik çekmek için tercih ediyor. O nedenle kurumsal blogda SEO için önem arz eden faktörler çerçevesinde içerik oluşturuyorlar. Bu da blogun soğuk ve samimiyetsiz bir yapıya bürünmesine neden oluyor.  Oysa kullanıcılar, müşteriler veya paydaşlar bir işletmenin kurumsal blogunu işletmeyle ilgili ya da işletmenin ürün, hizmet veya gerçekleştirdiği / gerçekleştireceği aksiyonlarıyla alakalı bilgi edinmek için takip eder. Sırf işletmenin faaliyet gösterdiği alana dair kelimelere yer vermek için yazılan bloglar en kibar tabirle çöptür.

Kurumsal blog yönetiminde benim işletmelere tavsiyem şu şekilde;

  • Blog içeriklerinizi bir profesyonele (blogger, uzman) yazdırın
  • Kurumsal blogda kuru içerik yerine dinamik içeriklere odaklanın
  • Deneyim pazarlaması (ürün incelemesi vs) şeklinde içerikler oluşturun
  • Sektörünüzdeki profesyonellerle röportaj yapıp onların sektörünüz ve markanız hakkında konuşmasını sağlayın
  • İçeriklerinizin sosyal medya kullanıcıları tarafından okunacağını unutmayın ve sosyal medya kullanıcılarının paylaşacağı türde içerikler oluşturmaya odaklanın
  • İçeriklerin ipucu ve pratik bilgi içermesine özen gösterin
  • İçeriklerin anahtar kelime odaklı olduğu kadar bilgi ve deneyim odaklı olmasına da özen gösterin

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Digital Excellence Erken Kayıt İndiriminde Son 1 Kişi!

SEO, Google Analytics, Growth Hacking gibi konularda bilgi edinmek, uzmanlaşmak isteyenler için alanlarında en iyi uzmanlar tarafından eğitim alacakları Digital Excellence programımızın kayıtlarında erken indirim için son bir kişilik kontenjan kaldı.

Dijital dünya, tüm pazarlamayı ve iş yapış şekillerini yeniden şekillendiriyor. Bu köklü değişimin farkında mısınız? Digital Excellence Program, size bugünün ve yarının trendlerine hazır olmak için gereken strateji, altyapı ve araçları sunarken, değişimin tüm dijital yönlerine ışık tutuyor.

Her bir dakikasını yeni bir ilhamla, yeni bir kazanımla geçireceğiniz Dijital Excellence Program sonunda şimdiki ya da gelecekteki işinizi geliştirmek için özellikle odaklanmanız gereken inovatif stratejileri uygulayabilir hale gelecek, dijital süreçleri kolaylıkla kurgulayabileceksiniz.

17 Şubat – 31 Mart 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek Digital Excellence programı hakkında daha fazla bilgi edinmek ve erken kayıt indiriminden yararlanmak için sitemizdeki Dijital Excellence kısmını ziyaret edebilirsiniz.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link