TROY, Mobil Temassız Ödeme Çözümünü Başlattı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) tarafından geliştirilen kartlı ödeme yöntemi ve markası TROY, 2017 yılını  değerlendirdi ve geleceğe dair hedeflerini paylaştı.

TROY’u dünyanın örnek aldığı Türk bankalarının desteğiyle hayata geçirdiklerini hatırlatan BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, “Türkiye, Avrupa’nın bir numaralı kart pazarı ve nakitsiz toplum anlayışına zemin hazırlayan ödeme teknolojilerinin adeta merkezi konumunda. Bu nedenle BKM’nin 2018’de önüne koyduğu önemli misyonlardan biri de Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Ekosistemi’ni daha da geliştirmek. Biz geleceğe dönük, kendi alanlarımızda ‘dijital dönüşümün’ liderliğini yapmak üzere stratejimizi oluşturuyoruz. Sanayiden perakendeye ve finansa bu ekosistemin geliştirilmesinde yapıcı rol üstelenecek, her alanda ‘dönüşümü’ destekleyecek herkesle iş birliğini de artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY henüz geçtiğimiz yıl mayıs ayında tüketicilerle buluşmasına rağmen; bugün banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kart olmak üzere 2 milyona yakın kartta TROY logosu bulunuyor. TROY logolu kartlarla yılbaşından bu yana 12 milyon adet işlem gerçekleşirken bu işlemlerin tutar karşılığı 3 milyar TL’nin üzerinde. 2017 yılında verilen her 100 banka kartından 11’inin TROY logolu olduğunu belirten Dr. Soner Canko “Türkiye’nin bu yeni markası, henüz yolculuğunun başlarında olmasına rağmen çok mesafe aldı. Türkiye’nin TROY’u çok sevdiğini söyleyebiliriz” dedi ve ekledi “Halihazırda Türkiye kartlı ödemeler pazarının %100’ünü temsil eden 28 üyemiz var. Üyelerimizden 18’i banka kartı, ön ödemeli kart ve kredi kartı sunuyor. 2018’de 7 milyon, 2022’deyse 40 milyon karta ulaşmak istiyoruz”.

TROY’un rotası inovasyon, ilk durak cep telefonundan ödeme kurdukları TROY İnovasyon Merkezi’nde sürdürülebilir yenilik anlayışını benimsediklerini söyleyen Cenk Temiz, “TROY, bir inovasyon ürünü olarak kendi rotasını da inovasyona yöneltmiş durumda. Dijital dönüşüm ve nakitsiz toplum alanında yeniliklere imza atmak için bu merkezi kurduk. Mevcut süreçlerin dijitalleşmesi, yenilikçi iş modellerinin yaratılması ve katma değerli yeni hizmetler için gece gündüz çalışıyoruz” diye konuştu. TROY’un odaklandığı konuların başında mobil temassız ödeme teknolojisinin yer aldığı açıklanırken, devreye alınan bu teknoloji sayesinde cep telefonu aracılığıyla temassız, hızlı ve güvenli ödeme imkânı sunulacağı belirtildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

En İnovatif Perakende Markası Hangisi?

İnovasyon, hızla değişen dünyaya ayak uydurabilmek ve rakiplerin önüne geçmek için markalar açısından büyük önem taşıyor. Söz konusu inovasyon olunca da, genellikle alanında öncü markalar ön plana çıkıyor. Ancak hangi markanın daha inovatif olduğuna karar vermek, çok da kolay değil. Özellikle iş dünyasına yönelik olarak yaptığı araştırmalarla dikkat çeken PSFK ise markaların ne kadar inovatif olduklarına dair bir anket yaptı.

PSFK’in yaptığı ve perakende sektöründe faaliyet gösteren markaları içeren bu anket, hangi markaların sektörde öncülük yaptığını ve hangi markaların ise yardıma ihtiyaç duyduğunu anlamaya yönelikti. Bu anket verileri, dünyanın çeşitli yerlerindeki 500 kişinin katıldığı ve aylık olarak yapılan anketler sonucunda ortaya çıktı. Ankete katılan kişiler ise PSFK bültenlerini düzenli olarak takip eden okuyuculardan oluşuyor. Bu anket, işlerindeki inovasyon anlayışları için PSFK okuyan iş profesyonellerinin profilleri ile ilişkilidir. Bir bakıma bu anket verilerinin, markaların, tüketicilerin gözündeki inovatifliklerini yansıttığı da söylenebilir.

Anket Katılımcılarının Profilleri

  • Yaş: Ankete katılanların %24’ü 25 – 34, %32’si 35 – 44, %25’i 45 – 54, %12’si ise 55 – 64 yaş aralığındaydı.
  • Lokasyon: Ankete katılanların %2’si Afrika, %8’si Asya, %7’si Avustralya ve Yeni Zelanda, %32’si Avrupa, %8’i Latin Amerika, %1’i Orta Doğu, %44’ü ise ABD ve Kanada’da yer almaktaydı.
  • Tüketici Tipi: Ankete katılanların %9’u belirli bir konuda engin bilgi sahibi, %56’sı erken benimseyen, %30’u gelişen alışverişçi, %3’ü ise ana akıma uyan biri olarak kendisini tanımlıyor.
  • Uzmanlık Alanı: Ankete katılanların %60’ı marka, reklam ve pazarlama, %9’u perakende ve alışveriş deneyimi, %26’sı ise ürün tasarımı ve müşteri deneyimi alanında çalışıyor.

En İnovatif Perakende Markası Amazon

PSFK’in yaptığı bu marka araştırması kapsamında hazırladığı “Perakende İnovasyon Takipçisi” isimli listeye göre, 90 inovasyon puanı alan e-ticaret devi Amazon en inovatif perakende markası olarak öne çıkıyor. Amazon’un hemen arkasında 83 inovasyon puanı bulunan spor giyim markası Nike, onun arkasında ise 82 puanlı Airbnb ve yine aynı puana sahip ABD merkezli teknoloji şirketi Apple yer alıyor. İsveçli mobilya üreticisi IKEA, 80 inovasyonu puanı ile beşinci sırada yer alırken 72 inovasyon puanına sahip olan Çinli e-ticaret devi Alibaba yedinci sırada yer alıyor.

PSFK’in perakende markalarına yönelik olarak yaptığı anket sonucunda, katılımcılar tarafından en inovatif perakende markası Amazon olarak belirlendi.

Listenin ilk 10 sırasında başka çok bilindik marka yer almazken alt sıralarda ise birçok tanıdık perakende markası yer alıyor. Bu perakende markaları ve anket sonucunda elde ettikleri inovasyon puanları şu şekilde:

  • Whole Foods – 63
  • Adidas – 62
  • Lego – 61
  • Under Armour – 61
  • Starbucks – 58
  • Target – 46
  • Gucci – 42
  • Louis Vuitton – 42
  • eBay – 39
  • Converse – 37
  • Walmart – 35
  • Carrefour – 25
  • Sketchers – 25
  • Marks & Spencer – 24
  • Ralph Lauren – 16
  • GAP – 15
  • Four Seasons – 15
  • Nine West – 14

PSFK’in hazırladığı bu listenin tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

L’Oréal, Geliştirdiği Araçla Dijital Pazarlamadaki Ön Yargıları Yıkıyor

  • Dijital pazarlama alanında daha isabetli yatırımlar yapmak isteyen L’Oréal, “kokpit” ismini verdiği bir araç geliştirdi. Bu araç, dijital medya yatırımlarının yatırım getirisini (ROI) ve üretkenliğini ölçüyor.
  • Kokpit; sahtekarlık, görüntülenebilirlik, bin gösterim başına maliyet ve tıklama başına maliyet de dahil olmak üzere performans ve ses paylaşımı gibi metrikler kullanarak dijital medyadaki performansı görüntülemek için 20 binden fazla veri kaynağını takip ediyor.
  • L’Oréal, cilt bakımı alanında belirli arama terimlerine daha fazla ve diğerlerine daha az yatırım yapmanın etkisini görmek için medya uygulamasını ülkeler genelinde ölçeklendirerek test etti. Bu yüzlerce test sayesinde, L’Oréal her kategoride ve ülkede nelerin işe yarayıp yaramadığını öğrendi ve buna göre bir taktik geliştirdi.
  • İlgili Yazı: L’Oréal’in Bir Evin Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi

Dünyanın en büyük kozmetik ve güzellik markalarından biri olan L’Oréal, dijital medya yatırımlarının yatırım getirisini (ROI) ve üretkenliğini ölçen ve “kokpit” olarak adlandırılan bir araç geliştirdi. Marka, bu sayede gerçek zamanlı olarak neyin işlediğini görebiliyor ve buna göre, ne için harcama yapması gerektiğine karar verebiliyor.

L’Oréal CDO’su Lubomira Rochet‘in belirttiğine göre, Domo isimli bulut şirketi tarafından geliştirilen bu araç, L’Oréal’deki her pazarlamacının, ürün müdürünün ve medya sahibinin neyin işleyip neyin işlemediği konusunda net bir fikir sahibi olmasını sağlıyor. Bu araç; sahtekarlık, görüntülenebilirlik, bin gösterim başına maliyet ve tıklama başına maliyet de dahil olmak üzere performans ve ses paylaşımı gibi metrikler kullanarak dijital medyadaki (kendi internet sitesinden Instagram ya da YouTube’a kadar) performansı görüntülemek için 20 binden fazla veri kaynağını takip ediyor.

Marketing Week’in konuyla ilgili olarak paylaştığı habere göre, böyle bir araç oluşturma kararı, dijital pazarlama daha karmaşık hale geldiği için ortaya çıktı. L’Oréal, kampanyaları ve işe yarayan şeyleri ölçeklendirme yeteneğini tecrübe etmenin hızlı bir yolunu bulmak istedi. Bu şekilde şirket, pazarlamacılarının en çok yatırım getirisi sunan alanlara yatırım yapmalarına izin vermek yerine, belirli kanallara ne kadar yatırım yapmaları gerektiği konusunda onlara hedefler verme hatasından kaçınıyor.

Kokpit isimli bu araç, ön yargılı fikirleri ortadan kaldırdığı için L’Oréal’in yatırım yapma şeklinde değişikliklere neden oldu. Örneğin cilt bakımında L’Oréal, belirli arama terimlerine daha fazla ve diğerlerine daha az yatırım yapmanın etkisini görmek için medya uygulamasını ülkeler genelinde ölçeklendirerek test etti. Bu yüzlerce deney sayesinde, L’Oréal her kategoride ve ülkede nelerin işe yarayıp yaramadığını bildiği için bir taktik geliştirdi. Yani bu, örneğin makyajda daha çok sosyal ve dijital yatırım yapılırken cilt bakımının daha çok aramaya, saç bakımının ise geleneksel medyaya bel bağlayacağı anlamına geliyor.

Lubomira Rochet, Cannes Lions 2018 sırasında, Marketing Week’e yaptığı açıklamada şirketin bu girişimiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“‘Medyanızın %40’ını dijitale yatırmalısınız.” diyerek başlarsanız, bu hiçbir anlam ifade etmez. TV’nin hâlâ çok baskın olduğu ülkeler var, ama herkesin video ve sosyale sıçradığı dünyanın diğer bölgelerinde, medyanızın %70’ini oraya yatırıyorsunuz. Bu nedenle L’Oréal’de yaptığımız gibi merkezi olmayan bir modele sahip olmak çok faydalıdır.”

L’Oréal’in “kokpit”i inşa etmesine imkan tanıyan önemli bir karar, reklam teknoloji yığınını kurum içine taşıma hamlesiydi. Kokpit, dijital satın alma konusunda Google DoubleClick yazılım pakedi ile ortak çalışıyor. Rochet, bu kararın, kontrolü ve şeffaflığı artırarak riski azalttığını ifade ediyor.

Aynı zamanda Lubomira Rochet, kurum içi hareketin çok zaman aldığını ve L’Oréal’in, kampanyalarını yürütebilmek için insanları ve ajansları işe almaya ve onlara beceri kazandırmaya ihtiyaç duyduğunu itiraf ediyor ve ekliyor:

“Çıkardığımız ilk büyük programlardan biriydi (L’Oréal’de Hassas Pazarlama) ve bu, medya yapma şeklimizde çok derin bir değişiklik olan bir şey. Dolandırıcılık ve görüntülenebilirlik açısından risklerin oldukça farkındaydık, bu yüzden gerçekten bunun üzerinde çok çalışmak zorunda kaldık. Dünyanın en büyük üçüncü reklamcısı olduğumuz için bunu gerçekten yapmak istedik. Ama bizim için bu çok basit bir şey. Doğru medya karışımına ve doğru uygulamaya sahip olmak zorundayız.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link