Netflix’ten Yaratıcılık, Scotty’den Gerçek Zamanlı İletişim Örneği

Netflix Türkiye son zamanlarda ilginç kampanyalarla gündeme geliyor. Platform yakın zamanda 2. sezonu yeni yayınlanan Stranger Things için yaptıklarıyla adından sıkça söz ettirdi. Dizinin 2. sezonunun tanıtım videosu için Barış Manço’nun Dönence şarkısını kullanmış ve Saadettin teksoy ile bir video hazırlamıştı.

Netflix Türkiye şimdi de son dönemde en çok sevilen ve izlenen dizilerinin bölüm süreleriyle, sık kullanılan rotalardan bazılarının yolculuk sürelerini eşleştirerek zekice bir espri ile takipçilerinin dikkatini çekti. Twitter sayfasından 3 post yayınlayan Netflix, hazırladığı postları paylaşırken de “Metrobüsün ilk durağından son durağına kadar geçen zaman = 3 sezon Black Mirror” yazarak metrobüs esprilerine bir yenisini de ekledi.

Mobil uygulaması üzerinden kullanıcıları motosiklet sürcüleriyle buluşturup hızlı bir yolculuk vaat eden Scotty’den gelen zekice cevap ise gerçek zamanlı pazarlamaya harika bir örnek teşkil ediyor.

İşte Netflix Türkiye’nin İstanbul-Amsterdam uçağı, Eskişehir-Ankara hızlı tren yolculuğu ve Kadıköy-Beşiktaş vapuru için izlenebilecek dizi önerisinde bulunduğu görseller;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

L’Oréal, Geliştirdiği Araçla Dijital Pazarlamadaki Ön Yargıları Yıkıyor

  • Dijital pazarlama alanında daha isabetli yatırımlar yapmak isteyen L’Oréal, “kokpit” ismini verdiği bir araç geliştirdi. Bu araç, dijital medya yatırımlarının yatırım getirisini (ROI) ve üretkenliğini ölçüyor.
  • Kokpit; sahtekarlık, görüntülenebilirlik, bin gösterim başına maliyet ve tıklama başına maliyet de dahil olmak üzere performans ve ses paylaşımı gibi metrikler kullanarak dijital medyadaki performansı görüntülemek için 20 binden fazla veri kaynağını takip ediyor.
  • L’Oréal, cilt bakımı alanında belirli arama terimlerine daha fazla ve diğerlerine daha az yatırım yapmanın etkisini görmek için medya uygulamasını ülkeler genelinde ölçeklendirerek test etti. Bu yüzlerce test sayesinde, L’Oréal her kategoride ve ülkede nelerin işe yarayıp yaramadığını öğrendi ve buna göre bir taktik geliştirdi.
  • İlgili Yazı: L’Oréal’in Bir Evin Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi

Dünyanın en büyük kozmetik ve güzellik markalarından biri olan L’Oréal, dijital medya yatırımlarının yatırım getirisini (ROI) ve üretkenliğini ölçen ve “kokpit” olarak adlandırılan bir araç geliştirdi. Marka, bu sayede gerçek zamanlı olarak neyin işlediğini görebiliyor ve buna göre, ne için harcama yapması gerektiğine karar verebiliyor.

L’Oréal CDO’su Lubomira Rochet‘in belirttiğine göre, Domo isimli bulut şirketi tarafından geliştirilen bu araç, L’Oréal’deki her pazarlamacının, ürün müdürünün ve medya sahibinin neyin işleyip neyin işlemediği konusunda net bir fikir sahibi olmasını sağlıyor. Bu araç; sahtekarlık, görüntülenebilirlik, bin gösterim başına maliyet ve tıklama başına maliyet de dahil olmak üzere performans ve ses paylaşımı gibi metrikler kullanarak dijital medyadaki (kendi internet sitesinden Instagram ya da YouTube’a kadar) performansı görüntülemek için 20 binden fazla veri kaynağını takip ediyor.

Marketing Week’in konuyla ilgili olarak paylaştığı habere göre, böyle bir araç oluşturma kararı, dijital pazarlama daha karmaşık hale geldiği için ortaya çıktı. L’Oréal, kampanyaları ve işe yarayan şeyleri ölçeklendirme yeteneğini tecrübe etmenin hızlı bir yolunu bulmak istedi. Bu şekilde şirket, pazarlamacılarının en çok yatırım getirisi sunan alanlara yatırım yapmalarına izin vermek yerine, belirli kanallara ne kadar yatırım yapmaları gerektiği konusunda onlara hedefler verme hatasından kaçınıyor.

Kokpit isimli bu araç, ön yargılı fikirleri ortadan kaldırdığı için L’Oréal’in yatırım yapma şeklinde değişikliklere neden oldu. Örneğin cilt bakımında L’Oréal, belirli arama terimlerine daha fazla ve diğerlerine daha az yatırım yapmanın etkisini görmek için medya uygulamasını ülkeler genelinde ölçeklendirerek test etti. Bu yüzlerce deney sayesinde, L’Oréal her kategoride ve ülkede nelerin işe yarayıp yaramadığını bildiği için bir taktik geliştirdi. Yani bu, örneğin makyajda daha çok sosyal ve dijital yatırım yapılırken cilt bakımının daha çok aramaya, saç bakımının ise geleneksel medyaya bel bağlayacağı anlamına geliyor.

Lubomira Rochet, Cannes Lions 2018 sırasında, Marketing Week’e yaptığı açıklamada şirketin bu girişimiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“‘Medyanızın %40’ını dijitale yatırmalısınız.” diyerek başlarsanız, bu hiçbir anlam ifade etmez. TV’nin hâlâ çok baskın olduğu ülkeler var, ama herkesin video ve sosyale sıçradığı dünyanın diğer bölgelerinde, medyanızın %70’ini oraya yatırıyorsunuz. Bu nedenle L’Oréal’de yaptığımız gibi merkezi olmayan bir modele sahip olmak çok faydalıdır.”

L’Oréal’in “kokpit”i inşa etmesine imkan tanıyan önemli bir karar, reklam teknoloji yığınını kurum içine taşıma hamlesiydi. Kokpit, dijital satın alma konusunda Google DoubleClick yazılım pakedi ile ortak çalışıyor. Rochet, bu kararın, kontrolü ve şeffaflığı artırarak riski azalttığını ifade ediyor.

Aynı zamanda Lubomira Rochet, kurum içi hareketin çok zaman aldığını ve L’Oréal’in, kampanyalarını yürütebilmek için insanları ve ajansları işe almaya ve onlara beceri kazandırmaya ihtiyaç duyduğunu itiraf ediyor ve ekliyor:

“Çıkardığımız ilk büyük programlardan biriydi (L’Oréal’de Hassas Pazarlama) ve bu, medya yapma şeklimizde çok derin bir değişiklik olan bir şey. Dolandırıcılık ve görüntülenebilirlik açısından risklerin oldukça farkındaydık, bu yüzden gerçekten bunun üzerinde çok çalışmak zorunda kaldık. Dünyanın en büyük üçüncü reklamcısı olduğumuz için bunu gerçekten yapmak istedik. Ama bizim için bu çok basit bir şey. Doğru medya karışımına ve doğru uygulamaya sahip olmak zorundayız.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sony, YouTube’a Film Fragmanı Yükleyecekken Yanlışlıkla Tüm Filmi Yükledi

Dünyanın en büyük yapımcı şirketlerinden Sony Pictures hata olup olmadığı meçhul büyük bir hata yaptı. Geçen yıl piyasaya çıkardığı “Khali the Killer“adlı filmin fragmanı yerine ‘yanlışlıkla’ tüm filmi YouTube’a yükledi. Sony’nin yüklediği film, Khali the Killer, gerçek olaylara dayanan bir suç draması. 2017 yılında yayınlanan film, aynı yıl DVD formatında da basılmıştı.

Hata olup olmadığı meçhul diyoruz çünkü akıllara koskoca Sony’nin nasıl böyle bir hata yapabildiği sorusu gelirken, haydi diyelim böyle bir hata yaptı bu hatayı nasıl 6 saat boyunca fark etmediği sorusunu da beraberinde getiriyor. Çünkü film YouTube’dan 6 saat sonra kaldırıldı ve bu aralıkta filmi tam 11 bin kişi izledi. 

Sony filmi neden bilerek yüklesin?

Öncelikle filmin eleştirmenlerden iyi puan almadığını ve IMDB puanının 3.8 olduğunu belirtelim. Bu hatanın, geçen yıl DVD’si de çıkan film için bir pazarlama çalışması olduğunu söyleyenler mevcut.

Kimsenin günahını almak istemeyiz ancak o kadar ilginç pazarlama örnekleri gördük ki (bakınız: Pazarlama Bu Değil, Olmamalı: Suudi Arabistan’daki Sahada Bir Garip Uçak) artık her şeyi olağan karşılıyor ve her seçeneği düşünüyoruz…

Bunun yanında Independent gazetesi, bunun Sony gibi büyük bir stüdyo için riskli bir girişim olduğunu ve şirketin olayın nasıl meydana geldiğini ortaya çıkarmak için inceleme başlatmış olabileceğini yazdı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?