Marka İletişimini QR Code’la Yapmamanız İçin 4 Neden

Markaların Türkiye’de ve Dünya’da en çok yaptığı hataların başında  marka iletişimini çeşitlendirmek adına iletişim kanallarını çoğaltmaya çalışmak geliyor. Bu arttırım çoğu zaman iletişimin odak noktasını genişletiyor ve etkili bir iletişimin önüne geçebiliyor. Son yıllarda birçok marka tarafından tüketicilerine sunulan QR Code bu genişlemenin önemli bir ögesi durumunda. Yapılan duyuru ve tanıtımların vazgeçilmez bir unsuru haline gelen bu sistem neredeyse her yerde karşımıza çıkabiliyor.

Tam da bu noktada markaların kendilerine ‘Tüketicilerimiz bu sistemi tam olarak tanıyorlar mı?‘ veya ‘Akıllı telefon penetrasyonu ne durumda?‘ gibi soruları yöneltmesi gerekiyor. Bu sorulara olumsuz yanıt alınması durumunda QR Code’un, iletişim kanallarını çoğaltmanın yanında hiçbir faydası olmadığı anlaşılıyor; tabii buna fayda denirse…

Peki tüketiciler QR Code’u ne derece biliyor veya efektif kullanabiliyor?

Econsultancy tarafından Avustralya’nın Sdney kentinde düzenlenen Digital Cream Sydney etkinliğinde yapılan araştırma neticesinde tüketicilerin %62’sinin QR Code’u tam olarak bilmediği ortaya çıktı. Bu yüzdelik dilimin gelişmekte olan ülkeler arasında daha yüksek olduğu da su götürmez bir gerçek.

1050 kişiye sorulan sorulara göre yapılan değerlendirmede QR Code ile ilgili 3 önemli istatistiğe daha ulaşıldı. Bunlar;

  • 18-34 yaş aralığındaki insanların sadece  %51’i QR Code’u farkedebiliyor.
  • Erkeklerin %44’ü, bayanların ise sadece %35’i QR Code’u biliyor ve kullanabiliyor.
  • QR Code’u bilen kişilerin sadece %51’i son 3 ay içerisinde QR Code’u 1 kez kullandı.

Bu bilgiler ışığında QR Code sisteminin tam olarak oturmadığını ve önünde uzun bir dönem olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Markaların iletişim stratejilerini belirlerken şu aşamada QR Code’un ikinci plana atılması daha doğru bir adım gibi duruyor.

CEVAPLA