Kullanıcılarınızı Web Sitesinde Daha Fazla Tutmak için 7 Öneri

Dijital pazarlamada yapılması gereken en önemli hedeflerden biri web sitesine kaliteli trafik çekmek. Bu hedefi gerçekleştirdikten sonra web sitesine gelen kullanıcıyı sitede mümkün olduğunca fayda sağlayacak şekilde tutmak gerekir. Bu da web sitesi analizi ve dönüşüm oranı optimizasyonundan geçer. Hemen çıkma oranı, birçok web sitesi yöneticisi için en önemli ölçütlerden biri. Web sitesi ziyaretçilerini sitede tutmak için, web sitesinde yapılması gereken belli başlı yöntemler var. Bunlardan bazıları:

Yaptığınız işle ilgili açık ve net olun

Bir kullanıcı web sitesine geldiğinde ilk bakacağı şey web sitesinin ne ile ilgili olduğu. Yani ziyaretçi ilk olarak web sitesinin aradığı şey ile ilgili bilgiler içeriyor mu onu kontrol eder. Eğer web sitesinin amacına ulaşmayacağını düşünürse, web sitesini düşünmeden terk eder.

Hedef kitlenizi doğru belirleyin

Bilindiği gibi dijital pazarlamanın bir diğer adı da performans pazarlama. Yaptığınız dijital pazarlama kampanyalarının performansının yüksek olması için doğru hedef kitleye ulaşma gerekir. Eğer hedef kitleniz belli değil ise bu herkes ile bağlantı kurmanız anlamına gelir ki herkes ile bağlantı kurmak hiç kimse ile bağlantı kurmaktır. Çünkü, hedef kitleye özel işler yapılmadığı için sadakat az olur.

website-analytics

Her zaman basitlik tasarım ve kullanım felsefeniz olsun

Web sitenizin tasarımı için çok vakit harcamış olabilirsiniz, ama unutmamak gerekir ki kullanıcılar şık ve kullanışsız bir tasarımdan çok, kullanıcı dostu web sitesinden alışveriş yapmayı tercih ederler. Bu yüzden hedef kitlenizin alışkın olduğu kullanıcı dostu bir web sitesi tasarlamak, dijital pazarlamacılar için en önemli stratejilerden biri.

Web sitenizi hızlandırın

Teknolojinin her geçen gün gelişmesiyle birlikte, insanlar daha da yoğunlaşmaya ve hedeflerine bir an önce ulaşmak istemeye başladılar. Bu yüzden web sitesinde ne kadar hızlı amaçlarına ulaşırlarsa onlar için o kadar iyi. Web sitenizde bütün görseller olsun, formlar olsun varsa ödeme seçenekleri olsun hızlı bir şekilde yüklenip hızlı yanıt verebilmeli. Yani sitenizi mümkün olduğunca hız için optimize edin.

Yazım kurallarına dikkat edin 

Kötü dilbilgisi kuralları ve yazım yanlışları web sitesine olan güveni azaltır. Eğer kullanıcılar web sitesine ödeme yapacaklarsa güvenmek isterler ve bu yüzden de web sitesinin profesyoneller tarafından hazırlandığını bilmek isterler. Eğer yazım ve imla kuralları bir web sitesinde sıkça rastlanıyorsa kullanıcılar bu konudan rahatsız olup web sitesinde herhangi bir işlem yapmadan siteden ayrılırlar.

Website-analysis

Kullanıcı dostu olun

Web sitenizin kullanıcılar tarafından rahat ve kolay kullanıldığından emin olun. Eğer kullanıcı web sitenizde aradığını rahatlıkla bulamıyorsa web siteniz kullanıcı dostu değil demektir. Görsellerle kullanıcınızı yönlendirebilirsiniz, unutmamak gerekir ki uzun metinleri kimse okumaz.

Harekete geçirici buton kullanın

Web sitelerinde yapılan en büyük hatalardan biri de web sitesine gelen kullanıcıların, sitede ne yapacağını biliyor olarak düşünmektir. Bu yanlış bir düşünce, web sitenizi daha önce web sitenize hiç gelmemiş bir kişiye göre tasarlayıp harekete geçirici butonlarınızı ona göre düzenlemelisiniz.

Yukarıdaki maddeler dönüşüm oranı optimizasyonunda başlangıç olarak izleyebileceğiniz bir yol haritası olabilir. Sonrasında web sitesindeki verilerinizi analiz ederek dönüşüm oranlarınızı daha da arttırabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker'in dediği "Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum" sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

2018’de Gerçekleşmesi Beklenen Dijital Pazarlama Trendleri

2017 yılının bitmesine sayılı gün kala, çeşitli sektörlerdeki ve alanlardaki 2018 tahminlerine yönelik birçok araştırma raporu paylaşılıyor. Ascend2 isimli araştırmaya dayalı pazarlama firması da dijital pazarlama alanındaki 2018 öngörülerinin yer aldığı bir araştırma raporu hazırladı. Bu rapor, aralık ayı içerisinde toplamda 217 pazarlama firmasının katıldığı bir araştırma sonucunda elde edilen verilere dayanıyor.

Ascend2 firmasının hazırladığı rapora göre araştırmaya katılan firmaların %93’ü, 2018 yılında dijital pazarlama alanında daha fazla harcama yapmayı planladıklarını belirtti. Firmaların %%52’si, önümüzdeki yıl dijital pazarlama bütçelerinin az bir miktar artmasını beklediklerini dile getirirken %41’i ise dijital pazarlama bütçelerinin önemli ölçüde artmasını ümit ettiklerini söyledi. Araştırmaya katılan firmaların sadece %7’si, gelecek yıl dijital pazarlama bütçelerinin azalmasını beklediklerini ifade etti.

Katılımcıların %18’i, 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktiğinin sosyal medya pazarlaması olacağını düşünürken %17’si ise içerik pazarlaması olacağını düşünüyor. 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktikleri listesinde, sosyal medya pazarlaması ve içerik pazarlamasının ardından %16 ile pazarlama teknolojisi, %15 ile arama motoru optimizasyonu (SEO), %13 ile e-posta pazarlaması, %11 ile arama ve sosyal reklamlar ve son olarak da %9 ile veri yönetimi yer alıyor.

Araştırmaya katılan firmaların çoğunluğunun görüşüne göre bu dijital pazarlama taktikleri içinde uygulanması en zor olanlar veri yönetimi ve pazarlama teknolojisi olacak. Bu iki taktik de %18 ile 2018 yılında uygulanması en zor olan dijital pazarlama taktikleri listesinin en üst sırasında yer alıyor. Bu ikisinin ardından ise %16 ile içerik pazarlaması ve arama motoru optimizasyonu geliyor. Bunların ardından da %11 ile sosyal medya pazarlaması, %10 ile e-posta pazarlaması ve %9 ile arama ve sosyal reklamlar yer alıyor.

2018 yılında iş dünyasındaki trendlerin neler olacağına dair öngörüler ilginizi çekiyorsa “2018’de Dijital Ajansların Hazırlanması Gereken 5 Trend“, “2018’e Damgasını Vuracak Dijital Trendler Neler Olacak?” ve “2018’de Takip Edilmesi Gereken 4 Mobil Doğal Reklam Trendi” başlıklı yazılarımıza göz atabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar İçin Renk Psikolojisini Rekabet Avantajı Olarak Kullanmanın 4 Yolu

Markanızı geliştirerek müşteri ağınızı genişletmek mi istiyorsunuz? O zaman renkleri kullanma şeklinizi bir kez daha gözden geçirmelisiniz.

İnsanoğlu görsel bir varlık ve insan beyni, resimsel verileri yazılı verilere oranla 60 bin kat daha hızlı işliyor. Ayrıca, beynimize giden enformasyonun %90’ı görsel verilerden oluşuyor ve bu verinin önemli bir kısmını renkler teşkil ediyor.

Renklerin insan davranışı üzerindeki etkisini inceleyen bir alan olan renk psikolojisi, oldukça tartışmalı bir konu. Renklerin insanı etkileyip etkilemediği tartışması en az renk kavramı kadar eski bir mesele. Hatta bazı çevreler, renklerin davranışa olan etkilerinin yalnızca kişisel deneyimler ve bireysel algı düzeyinde kişinin geçmiş yaşamına bağlı olduğunu savunarak renk psikolojisi kavramını tümden reddediyor.

Diğer yandan renklerin hayatlarımız üzerinde etkisi olduğu bir gerçek. Pazarlama ve branding faaliyetlerinde renkler, ‘akılda kalıcılık’ açısından oldukça önemli bir rol oynuyor. Örnek olarak Coca-Cola’ya ait kırmızıyı bir düşünün.

Markaların, tüketicide istenen algıyı uyandıracak olan renkleri belirlerken renk psikolojisini dikkate alması, rekabetin çok yüksek olduğu pazarlama dünyasında üstünlük elde etmelerine yardımcı olabilir.

Markaların renk psikolojisini kendi faydalarına kullanabilecekleri alanlardan bazılarına şöyle bir bakalım.

Görsel Kimlik Oluşturma

Daha önce de belirttiğimiz gibi, markaların renk psikolojisini iyi kullanarak rekabet avantajı sağlamalarının yollarından biri markaya ait bir görsel kimlik oluşturmaktır. Görsel kimlik, yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda rakipleri arasında markanın akılda kalıcılığını arttırır.

Peki, markalar görsel kimliklerini nasıl oluşturuyor? Bunu yapmak için atılacak ilk adım, marka kişiliğinin temel bileşenlerini belirlemektir.

Stanford Üniversitesi profesörü psikolog Jennifer Aaker, ‘Dimensions of Brand Personality’ (Marka Kişiliğinin Boyutları) isimli kitabında bir markanın kişiliğinde rol oynayan beş temel boyutu şu şekilde açıklıyor: samimiyet, coşku, güç, zerafet ve sağlamlık.

Markanızın kişiliğinin temel bileşenlerini belirledikten sonra yapmanız gereken bu özellikleri ortaya çıkaran renk şemasını ortaya çıkararak en doğru bileşeni oluşturmaktır.

Belirli Kitlelere Hitap Etme

Renk psikolojisinin en önemli taraflarından biri insanların cinsiyet, yaş ve kültürel geçmişlerine dayalı olarak renklere farklı tepkiler gösterebilmesidir.

Araştırma gösteriyor ki kadınların pembe, erkeklerinse mavi renge yönelme eğilimi var. Büyük markalar bu tip araştırmaları doğru stratejilere dönüştürmeyi iyi biliyorlar. Bunlardan biri Victoria’s Secret. Markanın hedef kitlesini düşünün ve pembe rengini kullanımına bir bakın. Kısacası hedef kitlenizin eğilimini iyi bilmek, renk seçiminde size yardımcı olacaktır.

Markanızı Belirli Bir Ruh Hali ile İlişkilendirme

Renk psikolojisine ait bir diğer önemli ipucu ise, belirli renklerin insanların ruh haline etki edebiliyor olması.

Marka stratejisti Thomson Dawson bu durumu şöyle açıklıyor: “Bütün renkler insanlar için belirli bir zihin çerçevesi yaratıyor; buna da bir ruh hali adı veriliyor. İnsanları kavrama ve algılamaya en açık ruh haline getirmek, markanızla etkileşim kurmaları için birincil şart.”

Bir başka araştırma, kırmızı renginin insanların atletik faaliyetlerde yararlı olabilecek yüksek hız ve kuvvetle ilişki kurmasına neden olduğunu gösteriyor. Ferrari ve Lamborghini gibi araba şirketleri, güçlü ve lüks arasında bir denge kurmak içinse kırmızı ve siyahı birleştiriyor.

Burada anahtar, kitlenizin bir renkle ilgili nasıl hissedeceğini anlamak ve bunu markanızın mesajına uygun hale getirmenin doğru bileşenini bulmaktır.

Geri Dönüş ve Link-Tıklama Oranlanlarını Arttırma

Renk psikolojisinin pazarlamayla özellikle alâkalı olduğu bir başka alan ise: call-to-action butonlarıdır. Call-to-action butonları için en doğru rengin seçilmesinin önemi üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların temel nedeni, pazarlamanın amacının, tüketicinin istenen hareketi gerçekleştirmesini sağlamak olmasıdır.

Örneğin, Hubspot‘un  gerçekleştirmiş olduğu kırmızıya karşı yeşil buton çalışması, yeşil olan A butonunun kırmızı olan B butonuna karşı ne kadar tercih edilip edilmediğini ortaya koymaktadır.  Yine kırmızının kazandığı araştırmada, kırmızı düğme, yeşil düğmeye karşı %21 daha iyi performans göstermiştir.

Sonuç olarak renkler güçlü birer görsel bileşendir. Renk psikolojisi yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasına değil, belirli kitlelere hitap ederek istediği geri dönüşleri almasına da yardımcı olur. Akılda tutulması gereken husus, herhangi bir marka için doğru renk kombinasyonunun ancak tutarlı adımlar ve doğru uygulamalarla belirlenebileceğidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link