Kullanıcıların Sayfanızda Görmekten Hiç Hoşlanmadığı 5 Web Sitesi Özelliği

Bundan önceki yazılarımda kullanıcı dostu (ux) web siteleri için neler yapılması gerektiğini ve hangi metriklerin izlenmesini gerektiğini yazdım. Bu yazımda web sitesinde kullanıcıların hoşlanmadığı özellikleri yazacağım:

1) Ana sayfaya girer girmez çıkan pop-up

Pop-up eğer gerektiği şekilde optimize bir biçimde tasarlanmadan, web sitesine girer girmez çıkıyorsa bu kullanıcıyı rahatsız eder. Bazı web siteleri üyelik toplamak ya da sosyal medyada takipçi sayısını artırmak için bu tür yollara başvurur, ne kadar üye veritabanını büyütmeye ve takipçi sayısını artırmaya yardım etse de, bu pop-up’lar web sitesine faydadan çok zarar verir. İncelendiğinde web sitesine girer girmez pop-up çıkan web sitelerinde hemen çıkma oranının (bounce rate), pop-up’sız olduğu döneme göre daha yüksek olduğu görülür. Bu yüzden pop-uplar için istatistiksel bilgiler kullanan yazılımları kullanabilirsiniz, bu sayede kullanıcıyı rahatsız etmezken amacınıza da ulaşmış olursunuz.

2) Robot olmadığını göstermek için kullanılan captcha

Captcha bildiğiniz gibi, web sitelerinde özellikle kullanıcının veri girmesi gereken yerlerde web sitesi yöneticilerinin olası saldırıdan korunmak için, kullanıcının gerçek bir insan olduğuna inanması için (!) kullanılan bir yöntem. Bu yöntem web sitesi yöneticileri için ne kadar verimli olsa da, kullanıcılar için rahatsız edici olabilir. Özellikle fazla okuyamayıp birden fazla kez girmek zorunda kalırlarsa, captcha gibi bir sistem kullanılması kullanıcı açısından sıkıntılı olabiliyor.

captcha3) Otomatik çalışan videolar

İnternette her geçen gün önceki güne göre daha fazla video izleniyor ve video içerikler 2016 yılında daha da değerli olacak. Fakat Facebook, Instagram hatta Youtube gibi video içeriklerin olduğu sosyal paylaşım sitelerinde izin verilmeden otomatik olarak çalışan videolar kullanıcıları rahatsız edebiliyor. Aşağıda buna bir örnek görebilirsiniz:

Screen Shot 2016-01-20 at 23.29.42 1

4) İçerik için oluşturulan sayfalarca galeri

Son yıllarda dijital pazarlama dünyasındaki her profesyonelin sürekli duyduğu cümlelerden biri “content is the king” yani “içerik kraldır”; fakat kullanıcıyı rahatsız eden içerik maalesef kral değildir. Sürekli sayfanın yüklenmesini beklemek kullanıcıları rahatsız edebilir, özellikle galerinin bir sayfasında reklam bulunuyorsa. Bu yüzden daha çok listeli içerik kullanıp, kullanıcınızı memnun edebilirsiniz.

5) Trafik çekmek için yapılmış abartılı manşetler

Günde birçok kez iş yoğunluğunda dinlenmek için ya da trafikte kaldığımızda haberleri okuruz. Genelde haber sitesine direkt olarak gireriz ve önemli son dakika haberleri görmek için manşetlere bakarız. Fakat dikkatinizi çeken bir haber olduğunda, tıkladığınızda alakasız ve boş haber olduğunda kızmaz mısınız? Türkiye’de kullanıcıların çoğu kızar.

gazete manşet

E-ticaret siteleri için de bu geçerli %90’a varan indirimler dedikten sonra, sadece ucuz 1 ürüne indirim yapmak kullanıcınızı rahatsız eder. Bu yüzden kullanıcınızı rahatsız edeceği ve kötü bir sürprizle karşılaşmaması konusunda hassasiyet gösterin. Bu sayede kullanıcılarınız yaptığınız kampanya ve duyurulara güvenip, ilgilenir.

Yukarıda yazdığım liste kullanıcıların rahatsız olduğu temel web sitesi bölümlerinden bazıları. Web sitenizdeki davranışları Google Analytics gibi analiz araçlarıyla incelerseniz kendi siteniz için aksaklık olan bölümleri bulabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker’in dediği “Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum” sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

2018’de Gerçekleşmesi Beklenen Dijital Pazarlama Trendleri

2017 yılının bitmesine sayılı gün kala, çeşitli sektörlerdeki ve alanlardaki 2018 tahminlerine yönelik birçok araştırma raporu paylaşılıyor. Ascend2 isimli araştırmaya dayalı pazarlama firması da dijital pazarlama alanındaki 2018 öngörülerinin yer aldığı bir araştırma raporu hazırladı. Bu rapor, aralık ayı içerisinde toplamda 217 pazarlama firmasının katıldığı bir araştırma sonucunda elde edilen verilere dayanıyor.

Ascend2 firmasının hazırladığı rapora göre araştırmaya katılan firmaların %93’ü, 2018 yılında dijital pazarlama alanında daha fazla harcama yapmayı planladıklarını belirtti. Firmaların %%52’si, önümüzdeki yıl dijital pazarlama bütçelerinin az bir miktar artmasını beklediklerini dile getirirken %41’i ise dijital pazarlama bütçelerinin önemli ölçüde artmasını ümit ettiklerini söyledi. Araştırmaya katılan firmaların sadece %7’si, gelecek yıl dijital pazarlama bütçelerinin azalmasını beklediklerini ifade etti.

Katılımcıların %18’i, 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktiğinin sosyal medya pazarlaması olacağını düşünürken %17’si ise içerik pazarlaması olacağını düşünüyor. 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktikleri listesinde, sosyal medya pazarlaması ve içerik pazarlamasının ardından %16 ile pazarlama teknolojisi, %15 ile arama motoru optimizasyonu (SEO), %13 ile e-posta pazarlaması, %11 ile arama ve sosyal reklamlar ve son olarak da %9 ile veri yönetimi yer alıyor.

Araştırmaya katılan firmaların çoğunluğunun görüşüne göre bu dijital pazarlama taktikleri içinde uygulanması en zor olanlar veri yönetimi ve pazarlama teknolojisi olacak. Bu iki taktik de %18 ile 2018 yılında uygulanması en zor olan dijital pazarlama taktikleri listesinin en üst sırasında yer alıyor. Bu ikisinin ardından ise %16 ile içerik pazarlaması ve arama motoru optimizasyonu geliyor. Bunların ardından da %11 ile sosyal medya pazarlaması, %10 ile e-posta pazarlaması ve %9 ile arama ve sosyal reklamlar yer alıyor.

2018 yılında iş dünyasındaki trendlerin neler olacağına dair öngörüler ilginizi çekiyorsa “2018’de Dijital Ajansların Hazırlanması Gereken 5 Trend“, “2018’e Damgasını Vuracak Dijital Trendler Neler Olacak?” ve “2018’de Takip Edilmesi Gereken 4 Mobil Doğal Reklam Trendi” başlıklı yazılarımıza göz atabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar İçin Renk Psikolojisini Rekabet Avantajı Olarak Kullanmanın 4 Yolu

Markanızı geliştirerek müşteri ağınızı genişletmek mi istiyorsunuz? O zaman renkleri kullanma şeklinizi bir kez daha gözden geçirmelisiniz.

İnsanoğlu görsel bir varlık ve insan beyni, resimsel verileri yazılı verilere oranla 60 bin kat daha hızlı işliyor. Ayrıca, beynimize giden enformasyonun %90’ı görsel verilerden oluşuyor ve bu verinin önemli bir kısmını renkler teşkil ediyor.

Renklerin insan davranışı üzerindeki etkisini inceleyen bir alan olan renk psikolojisi, oldukça tartışmalı bir konu. Renklerin insanı etkileyip etkilemediği tartışması en az renk kavramı kadar eski bir mesele. Hatta bazı çevreler, renklerin davranışa olan etkilerinin yalnızca kişisel deneyimler ve bireysel algı düzeyinde kişinin geçmiş yaşamına bağlı olduğunu savunarak renk psikolojisi kavramını tümden reddediyor.

Diğer yandan renklerin hayatlarımız üzerinde etkisi olduğu bir gerçek. Pazarlama ve branding faaliyetlerinde renkler, ‘akılda kalıcılık’ açısından oldukça önemli bir rol oynuyor. Örnek olarak Coca-Cola’ya ait kırmızıyı bir düşünün.

Markaların, tüketicide istenen algıyı uyandıracak olan renkleri belirlerken renk psikolojisini dikkate alması, rekabetin çok yüksek olduğu pazarlama dünyasında üstünlük elde etmelerine yardımcı olabilir.

Markaların renk psikolojisini kendi faydalarına kullanabilecekleri alanlardan bazılarına şöyle bir bakalım.

Görsel Kimlik Oluşturma

Daha önce de belirttiğimiz gibi, markaların renk psikolojisini iyi kullanarak rekabet avantajı sağlamalarının yollarından biri markaya ait bir görsel kimlik oluşturmaktır. Görsel kimlik, yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda rakipleri arasında markanın akılda kalıcılığını arttırır.

Peki, markalar görsel kimliklerini nasıl oluşturuyor? Bunu yapmak için atılacak ilk adım, marka kişiliğinin temel bileşenlerini belirlemektir.

Stanford Üniversitesi profesörü psikolog Jennifer Aaker, ‘Dimensions of Brand Personality’ (Marka Kişiliğinin Boyutları) isimli kitabında bir markanın kişiliğinde rol oynayan beş temel boyutu şu şekilde açıklıyor: samimiyet, coşku, güç, zerafet ve sağlamlık.

Markanızın kişiliğinin temel bileşenlerini belirledikten sonra yapmanız gereken bu özellikleri ortaya çıkaran renk şemasını ortaya çıkararak en doğru bileşeni oluşturmaktır.

Belirli Kitlelere Hitap Etme

Renk psikolojisinin en önemli taraflarından biri insanların cinsiyet, yaş ve kültürel geçmişlerine dayalı olarak renklere farklı tepkiler gösterebilmesidir.

Araştırma gösteriyor ki kadınların pembe, erkeklerinse mavi renge yönelme eğilimi var. Büyük markalar bu tip araştırmaları doğru stratejilere dönüştürmeyi iyi biliyorlar. Bunlardan biri Victoria’s Secret. Markanın hedef kitlesini düşünün ve pembe rengini kullanımına bir bakın. Kısacası hedef kitlenizin eğilimini iyi bilmek, renk seçiminde size yardımcı olacaktır.

Markanızı Belirli Bir Ruh Hali ile İlişkilendirme

Renk psikolojisine ait bir diğer önemli ipucu ise, belirli renklerin insanların ruh haline etki edebiliyor olması.

Marka stratejisti Thomson Dawson bu durumu şöyle açıklıyor: “Bütün renkler insanlar için belirli bir zihin çerçevesi yaratıyor; buna da bir ruh hali adı veriliyor. İnsanları kavrama ve algılamaya en açık ruh haline getirmek, markanızla etkileşim kurmaları için birincil şart.”

Bir başka araştırma, kırmızı renginin insanların atletik faaliyetlerde yararlı olabilecek yüksek hız ve kuvvetle ilişki kurmasına neden olduğunu gösteriyor. Ferrari ve Lamborghini gibi araba şirketleri, güçlü ve lüks arasında bir denge kurmak içinse kırmızı ve siyahı birleştiriyor.

Burada anahtar, kitlenizin bir renkle ilgili nasıl hissedeceğini anlamak ve bunu markanızın mesajına uygun hale getirmenin doğru bileşenini bulmaktır.

Geri Dönüş ve Link-Tıklama Oranlanlarını Arttırma

Renk psikolojisinin pazarlamayla özellikle alâkalı olduğu bir başka alan ise: call-to-action butonlarıdır. Call-to-action butonları için en doğru rengin seçilmesinin önemi üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların temel nedeni, pazarlamanın amacının, tüketicinin istenen hareketi gerçekleştirmesini sağlamak olmasıdır.

Örneğin, Hubspot‘un  gerçekleştirmiş olduğu kırmızıya karşı yeşil buton çalışması, yeşil olan A butonunun kırmızı olan B butonuna karşı ne kadar tercih edilip edilmediğini ortaya koymaktadır.  Yine kırmızının kazandığı araştırmada, kırmızı düğme, yeşil düğmeye karşı %21 daha iyi performans göstermiştir.

Sonuç olarak renkler güçlü birer görsel bileşendir. Renk psikolojisi yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasına değil, belirli kitlelere hitap ederek istediği geri dönüşleri almasına da yardımcı olur. Akılda tutulması gereken husus, herhangi bir marka için doğru renk kombinasyonunun ancak tutarlı adımlar ve doğru uygulamalarla belirlenebileceğidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link