‘Header Bidding’ ile Daha Fazla Reklam Geliri Elde Etmek Artık Mümkün!

İnternetten yayın yaparak reklam geliri elde eden yayıncılar son yıllarda oluşan çetin rekabet şartları sonrası ‘header bidding’ teknolojisi ile rahat bir nefes aldı. Yayıncıların reklam gelirlerinde gözle görülür bir artış sağlayan ve New York Times, CNN ve Business Insider gibi dünyanın önde gelen yayıncılarının kullanmaya başladıkları header bidding teknolojisinin Türkiye’deki öncüsü ise ReklamStore oldu.

Header Bidding Teknolojisini Yakından Tanıyalım

Index Exchange verilerine göre header bidding kullanan yayıncıların waterfall tekniğine oranla gelirleri Open Exchange’lerde yüzde 166 ve Private Exchange’lerde yüzde 46 artış sağlamıştır. Bu da gösteriyor ki header bidding yöntemi aslında yayıncılar için yıllardır beklenen müthiş bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen global ve yerel tüm internet yayıncılarına çağrı yapan ReklamStore, bu çağrısında artık header bidding taleplerini almaya başladığını duyurdu.

Gelişmiş bir programatik satın alma tekniği şeklinde tarif edilebilecek Header Bidding; temel olarak yayıncıların envanterlerini birden fazla ad exchange’e gerçek zamanlı fiyatlar ile anlık olarak sunabilmelerini sağlıyor. Bu yöntem sayesinde aynı envantere değişik kaynaklardan aynı zamanda istek gelmesi ile envanterlerin asıl değeri ortaya çıkıyor ve dolayısıyla da yayıncıların gelirleri artıyor.

header-bidding-gorsel

Online Reklam Gelirlerinde %20 ila 40 Oranında Artış

İnternet yayıncılarının sıklıkla karşılaştığı en önemli sorunlar; her bir gösterim için alıcı platformdan alınabilecek anlık birim fiyatın yayıncıyla paylaşılmaması ve rekabetin sadece ilgili platform içindeki diğer kampanyalarla yapılıyor olması. Header bidding tekniğinde ise alıcı platformların ödeyebileceği anlık birim fiyatların diğer alıcı platformlarda rekabete sokabilmesine olanak sağlanmış oluyor.

ReklamStore’un açıklamasına göre bu teknik sayesinde daha fazla satıcıya erişen yayıncılar yüzde 20 ile yüzde 40 arasında bir oranla online reklam gelirlerini arttırabiliyor! Türkiye’deki yayıncılar kurulum sonrası envanterlerinin yüzde 85’ini AdX ile doldururken geriye kalan ve gelir artışına sebep olan yüzde 15’i Appnexus, Criteo, OpenX ve Adform gibi platformlardan elde ediyor.

Header Bidding’ten kimler yararlanabilir?

Türkiye’deki 10 civarında yayıncının şu ana kadar Header Bidding’i denemeye başladığı bilgisini aldığımız ReklamStore Türkiye’de Header Bidding desteği sunan ilk şirket oldu.

Her ne kadar programatik satın alma yapan tüm yayıncılar bu teknikten faydalanabilirse de header bidding özellikle ad server olarak DFP kullanan yayıncılara büyük fayda sağlamaktadır. Header bidding DFP kullanan yayıncıların, envanterlerini Google’ın Adx ürünü dışındaki alıcı platformlara da gerçek zamanlı fiyatlar ile anlık olarak sunabilmelerini sağlar.

Şeffaflık ve tutarlılık özellikleri ile önce çıkan, yayıncılara en yüksek ve en adil fiyatları alabilmeleri için en uygun çözüm gibi görünen header bidding’i denemek ve kar oranlarınızı artırarak envanterlerinizin gerçek değerini ortaya çıkarmak istiyorsanız siz de hb@reklamstore.com eposta adresi üzerinden ReklamStore’a talebinizi iletebilirsiniz.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

Bir Cevap Yazın

Zuckerberg Markalardan Ne İstiyor?

Facebook ya da Instagram sayfanızı her açtığınızda, komşunuzun yaptığı tiramisuyu ya da arkadaşınızın tatil maceralarını fazlasıyla görmekten rahatsız olanlardan mısınız?

Maalesef, bu duruma alışsanız hatta daha fazla benimsemeye başlasanız iyi olur. Çünkü Mark Zuckerberg, geçtiğimiz hafta yeni Facebook ve Instagram algoritmalarını açıklayarak, bir kez daha tüm dünyayı sarsmayı başardı. Bundan böyle, arkadaşlarınızın veya ailenizin içerikleri markalardan çok daha değerli olacak.

Peki, bu durum aslında ne demek oluyor?  Markalardan, Facebook ve Instagram’ın organik içerik üreticisi olan kişilerinin yerine, kullanıcıların ana sayfalarında görünebilmesi için biraz daha cömert olmaları bekleniyor. Yani, artık Instagram ve Facebook üzerinden reklam yapmanın fiyatı biraz daha yükseldi. Bu durumda, markaların Ayşe’nin #tbt (throwbackthursday) etiketli çocukluk fotoğrafından daha değerli olduğunu kanıtlamak için, elini daha fazla cebine atması gerekecek.

Bu durumu biraz daha bilimsel şekilde ifade etmek için, basit bir arz-talep grafiğinden yararlanalım. Değişim öncesi fiyat ve miktar dengesi P1Q1 seviyesindedir. İşleri biraz daha basitleştirmek için, yeni haber kaynağı güncellemelerinin etkisi hakkında üç varsayımda bulunalım.

  • İlk olarak; Facebook reklamlarının kullanıcıların haber kaynağına sunulma şekli değişmeyecektir.
  • İkinci olarak; insanlar platform üzerinde daha az vakit geçirmeye başlayacaklar, bu durum reklamcılık gelirlerinin daha az olacağı anlamına gelmektedir. Sonuçta, S1 arz noktasından sola hareket ederek, S2 noktasına doğru grafiğin kaymasına ve reklam maliyetlerinin artmasına neden olacaktır.
  • Üçüncü olarak; markalar, organik erişimdeki kayıpla mücadele edebilmek için yayınlarını artıracak ya da reklamlara daha fazla yatırım yapacaklardır. Bu durum da reklam taleplerinin daha fazla olması anlamına gelerek, talebin sağa kayıp D1 noktasından D2’ye doğru hareket etmesine yol açacaktır.

Arzın azalması ve talebin artması sonucunda yeni denge noktası, Facebook reklamlarının toplam fiyatının arttığı P2Q2 noktasında oluşmaktadır (diğer faktörler sabit). İşin teknik kısmını atlayarak, bu yeni değişimlerin marka, fenomen ya da pazarlamacılar açısında ekosistemi nasıl etkilediğine göz atalım.

Instagram ve Facebook haber kaynaklarının kronolojik olarak sıralandığı zamanları hatırlayın. Gerçekten merak ettiğiniz insanları, markaları ya da toplulukları takip ediyor ve onların içerikleri paylaşıldıkları zamana göre haber akışınızda gösteriliyorlardı. Stratejiler herkes için çok daha az karmaşıktı ve kontrol tamamen elimizdeydi. Sonra 2016 yılındaki meşhur, algoritmik ilk yenilik gerçekleşti. Sonuçta Instagram, toplam takipçilerin %30 ile sınırlanan ve algoritmanın haber kaynağında sizin görmenizi istediği içerikleri karşınıza çıkardığı şekilde yeniden düzenlendi.  Yani, kontrol her anlamda kullanıcıların elinden alındı.

Sosyal medya, konvansiyonelden farklı olarak marka ve işletmeler için çok kısa sürede “cool” bir imaj yaratacakları fırsatlar havuzunu sunuyor. Doğru strateji ve taktiklerle kısa sürede marka imajını yükseltmek mümkün. Örneğin, Daniel Wellington’u ele alalım. Neredeyse her moda fenomeninin Instagram üzerinden onun reklamını yaptığına şahit olmuşsunuzdur. Bu gibi markalar, Instagram taktikleri, fenomen iş birlikleri ve kusursuz satış stratejileri ile milyon dolarlık işletmelere dönüştüler. Instagram algoritmalarının değişmesiyle birlikte, gerçek kişilerden oluşan organik içeriklerden daha çok, markalardan ise daha az içerik görmeye başlayacağız. Peki bu durumda Instagram üzerinde işler nasıl yürüyecek?

Fenomenlerle çalışmanın maliyeti daha da artacak

Bu durumdan fenomenlerin markalardan daha az olumsuz etkileneceği düşünülmektedir. Nitekim fenomenler, hangi nişte olduğu fark etmeksizin, kendine has içeriklere sahiplerdir ve her koşulda onları takip etmeye hazır bir kitleleri vardır. Bu durumda markalar daha fazla reklam bütçesine para ayıracak ve mega, mikro ve nano fenomenler ile çok daha fazla iş birliği yapmak durumunda kalacaklar.

Markalar yeni bir pazarlama ekosistemi oluşturmak durumunda kalacak

Sosyal medya ile ilgili en iyi şeylerden biri, doğru verilerle ve analizle gerçek hedef kitleyi ve onların nelerden etkilendiğini bulabilmeye olanak tanımasıdır. Markalar için bir fenomenin izleyicisini kullanmak için en iyi yol, hedefi anlamak, hedef kitleyi etkileyen faktörleri öğrenmek ve marka veya ürünün hikayesini harmanlayarak, fenomen ve işletmenin marka değerini eşleştirmek olacak.

Sosyal medya pazarlamasının geleceği Zuckerberg’in fenomenlere olan bakışında

Zuckerberg’in ifadesiyle sahte içerikleri ayıklamak için geliştirilen algoritma sonucunda, daha fazla fenomenle çalışan markaların ve fenomenlerin içerikleri nasıl algılanacak? Yani asıl soru; fenomenlerin içeriği de Ayşe’nin #tbt etiketli çocukluk fotoğrafı kadar değerli olacak mı? Önümüzdeki günlerde neler olacağınız hep birlikte göreceğiz.

Ne de olsa Zuckerberg, hissedarlarının kazancını artırmanın en iyi yolunu elbet bulacaktır!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Amazon’dan Bahçe İşlerinizi Kolaylaştıracak Dijital Bahçe Uygulaması Geliyor

Amazon, yetiştirdiğiniz bitkilerin fotoğraflarını çekip atabileceğiniz ve size bitkilerle ilgili öneride bulunabilecek bir sistemin patentini aldı. Sürdürülebilirlik açısından da oldukça önemli olabilecek bu hizmet bitkilerle ilgili bildiği her şeyi size aktarıyor.

Şirket bu sistemle algoritmaları ve görüntü tanıma yazılımını kullanarak öneriler yapabiliyor. Kendi yetiştirdiği sebzelerle yemek pişirmek istediği için Seattle’da bahçeli bir eve taşınan Evelyn’i örnek olarak gösteriyor. Evelyn bahçesindeki sebzeleri nasıl tanıyacağını ve pişireceğini bilmiyor. Bahçe servisi bu gibi durumlarda kişilere hizmet vererek yetiştirme ve pişirme hizmetleri sağlayacak. 

Örneğin bahçe sistemi, Evelyn’in bahçesinde nane, domates ve salatalık buluyor. (Bahsedilen sebzeler bilindik sebzeler ancak nasıl kullanılacağı bilinmeyen bitkiler için çok daha faydalı bir sistemden söz ediyoruz.) Bulduğu malzemeler ile bir Yunan Salatası tarifi verebiliyor ve böylece Evelyn Amazon’dan salata için gerekli olan diğer beyaz peynir ve zeytinyağı gibi malzemeleri de alabiliyor ve Amazon baştan sona bir hizmet sağlamış oluyor. 

Hizmetin çok daha ilginç kısmı, bahçede büyüyen engeller olduğunu (örneğin bahçenin bir bölümünü gölgeleyen bir ağaç) tanımlayabilmesi ve bu koşullar altında iyi sonuçlar veren bitkiler için tavsiyelerde bulunması. Yani sistem size eğer bahçenizde büyük ağaç varsa bu ağacın gölgesinde zencefil yetiştirebileceğiniz gibi detay bilgileri bile verebilecek!

Coğrafi olarak konumunuza erişebilen hizmet size bahçenizde yetişme potansiyeli en çok ve en az olan bitkileri de gösterebilecek. Yetiştirmek istediğiniz bitkileri bahçenizin neresinde konumlandırmanız gerektiğiyle ilgili bir sanal bahçe uygulaması da sistemin içerisinde olacak. Bunun dışında bahçenizdeki bitkileri ne sıklıkta sulamanız gerektiği gibi detaylarla da size yardımcı olabilecek.

Amazon Whoole Foods’u satın aldığından beri sitede yiyeceğe çok daha fazla yer verirken bu yiyecekleri pazarlamak için de değişik yöntemler uygulamaya çalışıyor. Bu hizmetin ne zaman kullanılmaya başlanacağı ise henüz bilinmiyor.

Emekli olup Güney’e yerleşme hayallerine su serpen bu sistem ile kim kendi meyve ve sebzesini yetiştirmek istemez ki?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link