Google Mobilden Nasıl Para Kazanıyor ? 0

Apple’ın 2007 yılında piyasaya sürdüğü iPhone ile oyunun kurallarını kökten değiştirmesinden bu yana 6 yıl geçti. iOS ile başlayan mobil işletim sistemi kavramı, Google’ın piyasaya sürdüğü Android platformuyla gelişti ve geniş kitlelere ulaşarak bugünkü halini aldı. Bugün bu iki işletim sistemi, toplam mobil pazarın %90’ından fazlasına hakim.

Mobil pazarın artan ve istikrarlı bir ivmeyle büyümesi, şüphesiz mobil ekosisteminin de büyümesine de yol açıyor. Ekosistem büyüdükçe gelir pastası da giderek büyüyor. Peki oyunun eli güçlü oyuncularından Google mobilden nasıl para kazanıyor ?

Google’ın mobil stratejisi dört ana unsurdan oluşuyor:

  • Mobik reklam
  • Mobil uygulama
  • Mobil içerik
  • Mobil cihazlar

Gelelim tüm bu unsurların detaylarına:

Mobil Reklam

g2

Google ve reklam denilince akla şüphesiz Google’ın en büyük gelir kaynaklarından biri olan AdWords geliyor. Bilgisayarlar üzerinde sorunsuz çalışan bu sistemin mobil üzerinde de bilgisayarlar üzerinde ki mantıkta ve sorunsuzlukta çalıştığını söylemek gerek. Arama sonuçlarının altında beliren reklamlar hem kullanıcıyı rahatsız etmeme hem de istenilen sonuca daha kolay ulaşma konusunda başarılı. Özellikle mobil cihazlar üzerinde çok daha efektif çalışan konum gösterme ve yönlendirme özelliğine sahip konum eklentisine ve tek tıkla arama eklentisine sahip olması, Google’ın buradan gelen getirilerini artıran etkenlerden.

Tüm bunların yanında AdMob isminde bir uygulamaya da sahip olan Google, bu uygulama sayesinde oyun geliştiricilerine, oyunlarına Google reklamları ekleme olanağı sunuyor. Reklamverenler kendi reklamlarını yayınlamak için Google’a para öderken, oyun geliştiricileri de oyunlarına koydukları reklamlardan kazandıkları gelirlerin bir bölümünü Google’a vermek zorunda.

g3

Mobil Uygulama

Google Android işletim sistemine sahip olmasının yanında kullanıcılar tarafından yoğun olarak kullanılan uygulamalara da sahip. Google’ın sahip olduğu ve üzerinden gelir elde ettiği uygulamalar şöyle: Google Maps, Google Now, Google+ Local, Google Play Books, Google Wallet, Google Voice, Google Search App, Google Shoppers ve Google Googles.

g4

Açıkçası Android’in sahibi ve geliştiricisi ünvanına sahip bir firmanın bu kadar çok uygulamaya sahip olması elbette yadırganamaz. Google üzerinde yapılan aramaların dörtte birinin lokasyonlarla alakalı olduğu düşünülürse, Google Maps’in Google’ın önemli uygulamalarından biri olduğu şüphesiz. Google Maps’in haricinde Google’ın bir diğer gelir kapısı da Google Wallet. Her ne kadar henüz popüler bir uygulama olmasa da, finansal gelişmenin her geçen gün artmasıyla  birlikte paranın günlük hayatta giderek kullanımdan kalkmasıyla, geleceğin en önemli ödeme araçlarından biri haline gelecektir.

Mobil İçerik

Google’ın iki mobil içerik kaynağı var: Youtube ve Google Play. Dünya’nın en büyük video paylaşım portalı olan Youtube, bu özelliğinin yanında dünyanın en çok arama yapılan ikinci arama motoru olma özelliğine de sahip. Bu içeriğin mobil üzerinden de izlenebiliyor olması, mobil cihazların yoğun olarak bu içerikleri tüketim amacıyla da kullanıldığını düşünürsek, Youtube’un Google için ne derece önemli olduğunu görebiliriz.

g5

Youtube haricinde Google’ın bir diğer içerik kaynağı Google Play. Android’in uygulama marketi olan Google Play, ücretli satılan yazımlardan belirli bir komisyon alarak kendine bir gelir kaynağı oluşturuyor.

Mobil cihazlar

Google her ne kadar geçtiğimiz yıl Motorola’yı satın almış olsa da Motorola’yı aktif olarak kullanmadığını söyleyebiliriz. Üretmek istedikleri tablet ve  cep telefonlarını Asus ve LG gibi firmalara ürettiren Google’ın, Motorola’yı daha çok elinde bulundurdukları patentler için satın aldığını söyleyebiliriz. Onun haricinde yazılım alanında Google Chrome ve Android gibi piyasaya hakim yazılımları bulunduran Google’ın donanım tarafında da kısa bir süre sonra piyasaya sürecekleri Google Glass bulunuyor. Her ne kadar Google’ın hem yazılım hem donanım alanında saydığımız bu ürünlerinden doğrudan bir geliri olmasa da Google’ın marka imajına büyük katkı sağladığını söyleyebiliriz.

g6

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Snapchat, Reklamverenlere Piksel Takibiyle İstatistik Sağlayacak 0

Özellikle milenyum kuşağı olarak tanımlanan genç kuşak arasında en popüler sosyal ağlardan biri olan Snapchat, markalara piksel takibi özelliğini açıyor. İnternet trafiğine ve reklamlara maruz kalmaya dair verileri sağlayacak bu özellik sayesinde, reklamverenler Snapchat reklamlarına ilişkin daha açık istatistikler elde edebilecek.

Fabletics, JustFab ve ShoeDazzle’ın dâhil olduğu çatı marka TechStyle, ayakkabı ve giyim ürünlerini öne çıkarmak için bir yıl önce Snapchat’te reklam vermeye başlamıştı. Şirket bu reklamlarla, daha fazla ürün satmayı hedefliyordu. Fakat önemli bir sorunla baş etmek zorundaydı. TechStyle’ın elinde, hangi müşterinin Snapchat reklamından gelip alışveriş yaptığına dair doğrudan kullanabileceği bir yöntem yoktu.

Bu nedenle, Snapchat’in uzun zamandır beklenen piksel takibi özelliğini deneyen ilk firmalardan biri TechStyle oldu. Piksel takibi, reklamverenlerin, internet sitelerinde bir kod oluşturup reklamı gördükten sonra alışveriş yapıp yapmadıklarını görmelerini sağlıyor.

Snap Pixel adı verilen özellik, Snapchat üzerinden verilen reklamla ile internet sitesi trafiği arasında anlamlı bir bağ kurmaya çalışan doğrudan pazarlamacılara, performans tabanlı bir reklam modeli sağlamak için ilk adım olma özelliğini taşıyor.

Facebook, Googleve diğer bazı platformlar, etiket veya piksel tabanlı takip özelliğiyle reklamverenlere ölçme ve hedeflemede yardım ediyor. Snapchat’in reklam hizmeti vermeden önce, karmaşık hedeflemelerden çekindiği biliniyordu. Fakat reklam imkânı veren her sosyal ağ gibi o da dijital reklamcılığın vazgeçilmezi hâline gelen reklam ölçme, analiz etme ve takip araçlarını reklamverenlere sundu.

TechStyle Moda Grubu Kıdemli Müdür Yardımcısı Laura Joukovski, Snapchat’in piksel takibi özelliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, özelliği deneme ve öğrenme sürecine devam ettiklerini ve bu nedenle işin çok başında olduklarını belirtti. Joukovski ayrıca, piksel kod özelliğinin Snapchat’te reklam veren markalar için tamamen yeni ve daha iyi bir yol olduğunu ve böylece neler olup bittiğini, tıklama eyleminin ötesindeki doğrudan pazarlama işaretlerini değerlendirmeleri adına etkili olacağına inandıklarını söyledi.

Snap Pixel özelliğini kullanmak isteyen reklamverenler, öncelikle Snapchat’in reklam satın alma aracı üzerinden, belirledikleri bir internet sitesine yönlenecek trafiğin takibi için bir piksel oluşturuyor. Örneğin, kaç müşterinin Snapchat reklamını gördükten sonra e-ticaret sitesini ziyaret ettiğini ve alışveriş yaptığını merak eden bir perakendeci veya Snapchat reklamıyla bülten üyeliği formunu doldurup onay sayfasını gören müşterilerin sayısını bilmek isteyen bir reklamveren için bu yeni özellik, tam anlamıyla biçilmiş kaftan hâline geliyor.

Piksel kod hazır olduğunda pazarlamacılar, kampanya istatistiklerini gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor ve reklamı görüntüleyen veya onunla etkileşime geçen kişilerden toplanan verileri 28 güne kadar görebiliyor. Özellik, yıl sonu itibarıyla etiketleri de içeren reklam hedeflemesi sayesinde, markaların, internet sitelerini ziyaret eden özel kullanıcılara ve gruplara odaklanmasını da sağlayacak. Snapchat kullanıcılara, dilerlerse bu özelliğe onay vermeme hakkı da tanıyacak.

Joukovski, özelliği değerlendirirken, Facebook ve Google başta olmak üzere birçok platformun doğrudan pazarlama noktasında markalara çok yönlü araçlar sunduğunu, bu açıdan bakıldığında Snapchat markalarla birlikte çalışmak istiyorsa kendilerine aynı düzeyde araçlar vermesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, bir anlamda daha fazla adım atılmazsa piksel kod özelliğinin de yeterli olmayacağını vurguluyor. Bununla birlikte, Facebook ve Google’ın aksine Snapchat piksel özelliği şimdilik sadece ölçme işlemleri için kullanılabiliyor.

Snap Pixel’den gelen ilk sonuçlar ise gelecek vadeder nitelikte. TechStyle’ın Snapchat reklamı gördükten sonraki 24 saat içinde alışveriş yapanları takip ettiği ilk denemesinde, satın alma başına maliyet %60’tan %40’a düştü. Grubun diğer markası ShoeDazzle’da ise aynı değişken %63 oranında gerçekleşti ama üye olma başına maliyet %48 oranıyla beklentinin altında kaldı.

Joukovski istatistikleri yorumlarken, veriler sayesinde Snapchat reklamlarına maruz kalan kullanıcıların reklamla nasıl etkileşime geçtiklerini ve siteye nasıl yönlendirdiğini görebileceklerinin de altını çiziyor.

Snap Pixel’in reklam hedeflemelerine derinlik katması ve reklamverenler için akıllıca bir karşılaştırma yapma olanağı tanıması bekleniyor. Bakalım özelliğin gelişim süreci nasıl ilerleyecek ve markalara daha fazla yenilik sunulacak mı?

Pazarlamacıların Dikkatine Z Kuşağı En Çok Youtube’da Zaman Geçiriyor 0

Yapılan araştırmaya göre, dijital dünyanın içine doğup yetişen Z kuşağı, yüzde 97 oranı ile en çok YouTube’da varlık gösteriyor.

Z Kuşağının yüzde 97’si YouTube’da

Yapılan araştırmaya göre, dijital dünyanın içine doğup orada yetişen Z kuşağı, yüzde 97 oranı ile en çok YouTube’da varlık gösteriyor. Kendi yaşıtlarının günlük hayatını yakından takip eden bu nesil, günün trendlerine uygun olarak eğlenceli videolar üreten kanallara abone oluyor, sevdikleri oyunların videolarını izliyor.

Dijital dünyada çocukların konuştuğu konuların başında yüzde 38 oranı ile oyun başlığı gelirken, bu oran çocuğun oyun karakterleri ve oynadığı oyunlardan ne kadar etkilendiğinin de göstergesi oluyor. Z kuşağının diğer ilgi alanları ise yüzde 34 ile trendleri ve gündemi takip ettikleri Vlog’lar, yüzde 19 ile yaşıtlarının gündelik aktiviteleri, yüzde 6 ile oyuncaklar ve yüzde 3 ile çocuk kanalları olarak sıralanıyor.

Z kuşağı iletişimde mizahı öne çıkarıyor

Teknosa araştırmasında, Z kuşağının iletişim ve konuşma dilinde öne çıkan özellikleri de ortaya çıkıyor. Fenomenlerin yüzde 35’i spontane ve mizahi bir iletişim tonu tercih ederken, sırasıyla yüzde 28’i heyecanlarını belli eden, yüzde 25’i ikili konuşma şeklinde, yüzde 6’sı bilgilendirici ve yüzde 6’sı ise arkadaşlarıyla konuşur gibi samimi bir dil kullanıyor.

Çocukların iletişim içeriklerini kimin yönlendirdiği konusunda ise bir eşitlik söz konusu. Çocuklar, kendi içeriklerini üretmekte istekli olduğu kadar, aileler de aynı oranda onlara destek oluyor. Çocukların yüzde 37’si içerik konularını kendi üretirken, yüzde 37’si ailesinden destek alıyor. Geriye kalan yüzde 26’sı ise bu işi profesyonel olarak yapan kişiler tarafından yönlendiriliyor.

Dijital dünya gelişimi olumlu etkiliyor

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından birisi ise dijital dünyanın çocukların sosyal hayatına etkisi. Dijitalleşme, davranış biçimlerini değiştiriyor. Yüz yüze iletişimi kısıtlı hale getiren dijital dünya, yüzde 30 oranında çocukların sosyallik durumunu olumsuz etkilerken, çocukların gelişimi ve eğitimine olumlu katkısı ise yüzde 37 olarak belirleniyor. Dijital dünya, okul hayatına yüzde 22 etki ederken, aile içi iletişim ve kültürel değişimlere etkisi yüzde 11 olarak görülüyor.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link