E-mail Pazarlama: Maillerin %22’si Kullanıcılara Ulaşmıyor

E-mail pazarlama her ne kadar son yıllarda önemini kaybetmiş gibi görünse de şirketlerin en sık başvurduğu pazarlama yöntemleri arasında yer alıyor. E-mail pazarlamasındaki en önemli unsurların başında da deliverability (teslim) geliyor. Teslim oranı ne kadar yüksekse kampanyanın başarı şansı da o kadar yükseliyor.

Tam da bu noktada Returnpath tarafından bir araştırma yapıldı ve reklam amaçlı gönderilen maillerin beşte birinin (%22) alıcıya hiç ulaşmadığı tespit edildi. Bu oranın üzerine diğer etmenleri de eklediğimizde, gönderilen e-maillerin çok küçük bir kısmının etkileşm aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Peki e-mail pazarlama ile  ilgili diğer göze çarpan veriler neler?

  • E-mail alan kişilerin %44’ü geçtiğimiz yıl içerisinde aldığı mail vasıtasıyla alışveriş yaptı.
  • Konu alanındaki karakter sayısı 10  ya da daha az olan e-maillerin açılma oranı %58
  • Kişileştirilmiş ve doğru segmente edilmiş maillerin açılma oranı diğer maillere kıyasla %22 daha fazla
  • İnsanların %64’ü, e-mail’i konu kısmında yazılan başlıktan dolayı açtığını söylüyor.
  • İşletmelerin %56’sı önümüzdeki yıl e-mail pazarlamaya ayırdıkları bütçenin daha da artacağını söylüyor.
  • E-mail pazarlamasında en çok geri dönüş alınan gün Pazartesi.
  • İçerisinde sosyal paylaşım butonları bulunan e-mailler, diğer e-maillere göre %158 daha fazla etkileşim alıyor.
  • Mobil e-maillere kadınlar erkeklere oranla %10 daha fazla tıklıyor.
  • 2012’deki e-mail reklam geliri 156 milyon dolardı.

Bu istatistiklerin daha fazlasını aşağıdaki Slideshare sunumunda bulabilirsiniz.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye’nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon‘un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Black Friday Markaların Ağzında Hangi İsimlere Dönüştü?

ABD’de Şükran Günü sonrası tabiri caizse dip indirimlerin yapıldığı ilk Cuma günü olan Black Friday, ülkemizde de bu yıl ağırlığını, (indirim oranları ile olmasa da) daha fazla hissettirmeye başladı. Yani bu sene neredeyse farklı yelpazede birçok markada, hatta mahalle butiklerimiz de bile Black Friday heyecanı yaşamayı başardık aslında.

Markaların en az bir hafta öncesinden başladığı iletişim çalışmaları tüketicileri alışveriş yapma konusunda epey motive etmiş olacak ki e-ticaret sektöründen birçok marka özellikle 24 Kasım’da kendi ciro rekorlarını kırmayı başardılar.

Türkiye’de ise Black Friday, her ne kadar mantığı %70-%90 arası dip indirim olsa da birçok marka tarafından %20 ya da %30 gibi, hatta bazı markalar tarafından yapılan hayali indirimlere sahne oldu. Tüketicinin fiyat hassasiyetinin farkında olmayan ya da tüketici güvenini hiçe sayarak bir ürüne olduğundan daha fazla fiyat koyup “indirim yapmış gibi” davranan markalar tabii ki hiçbirimizin gözünden kaçmadı. Güzide markalarımızı David Ogivly’nin “ Tüketici aptal değildir” sözü ile baş başa bırakırken, gelin biz biraz Black Friday’i markalarımız nasıl lokalleştirmiş ona bakalım;

Hepsi Burada- Efsane Cuma

Kuşkusuz hepimiz tarafından en fazla bilinen Black Friday indirimi ünlü e ticaret sitesi Hepsi Burada’nın Efsane Cuma’sı oldu. Geçen sene ilk Black Friday konseptli indirimini ABD’de olan indirimin Türkiye’de de insanlarda heyecan yarattığını görünce Efsane Cuma adıyla hayata geçiren marka, neredeyse birçok farklı kategoride 6 milyon üründe yaptığı indirime sokarak gerçekleştirdi. Hatta bu indirimlere lansman fiyatının %10 altına satılan bir ev bile dahildi!

Trendyol- Sihirli Günler

Trendyol ise Black Friday indirimlerine 22-26 Kasım tarihleri asında “Sihirli Günler” dediği bir indirimle normalde 1 ya da 3 gün yapılan indirim dönemine toplamda 5 günlük bir indirim ile karşılık verdi.

Kelime anlamıyla “Kara Cuma” olan Black Friday’e esprili bir dille yanıt veren markalarımızda olmadı değil. Ayakkabı ve çanta özelinde bir mağazalar zinciri olan FreewayBizde Cuma’lar Beyaz” diyerek “Beyaz Cuma” hareketini başlatırken, D&R ise “Bu Cuma Başka Cuma” sloganını kullandı.

 

Ünlü elektronik markamız Vestel ise Cuma kavramına daha uhrevi bir pencereden bakarak “Hayırlı Cuma” demeyi daha uygun gördü. Penti ise logosu ve kendisiyle özdeşleşen renk pembeyi kullanarak tüm ürünlerde %40 indirimle kendi “Pink Friday”ini başlattı.

Markaların Black Friday’i yerelleştirme çabalarına bu sene böyle şahit olduk. Umarız seneye markalarımız tüketicilerin karşısına Black Friday isminin hakkını veren indirimler ve daha yaratıcı isimlerle çıkarlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Aşırı İletişimden Zafiyet Geçireceğiz !

“Bir tefritten kalkıp bir ifrata varma” deyimini bilenleriniz varsa, günümüzdeki pazarlama iletişiminin de geldiği nokta tam da bu…

Yıllar önce teknoloji henüz bu kadar devleşmemiş ve geleneksel medya revaçta iken, gazetelerin en önemli satış politikası ya doğrudan tencere – tava dağıtmak ya da kupon biriktirip birşeyler satarak gazete tirajlarının artmasını sağlamaktı. O dönemlerde sözcükler azdı ve pazarlama adına bu kadar süslü cümleler kurulamıyor, zaten kurulsa da bu cümleleri aynı anda bütün dünyaya yayacak iletişim araçları kısıtlıydı. Kelimenin tam anlamı ile, aslında bugün bildiğimiz manada pazarlama diye birşey yok veya yok denecek kadar azdı.

Talep çok, arz ise azdı. 1900’lü yıllara gelinceye kadar üretim oldukça önemli ve işletmeler de ürün odaklı idi. 1950’li yıllara gelindiğinde ise işletmeler satış odaklı hale geldi veartık müşteriler “ne bulursam, onu alırım” diyorlardı. 1980’li yıllar ürün ve hizmet çeşitliliğinin müşterilerin genel eğilimini “neyi alabilirsem onu alırım” biçiminde değişti. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise müşteri ilişkileri ve çift yönlü iletişim kavramı ön plana çıkmaya başladı ve müşteriler de “neyi istiyorsam, onu alırım” özgürlüğü ile hareket etmeye başladılar. Nihayet 2000′li yıllara gelindiğinde ise, müşteri yönelimli bakışı ortaya koyan, müşteri ilişkileri yönetimi oluştu.

Üretimin az olduğu yıllarda, işletmeler için de pazarlama kavramı doğal olarak önemli değildi ve müşteri ile iletişim minimum orandaydı. Tüketici açısından da aslında daha sade bir dünya vardı. Markaların henüz bu kadar bağırmadığı ve sözcüklerin anlamı ile bu kadar oynanmadığı dönemde, tüketici önce ihtiyacını belirliyor, sonra alternatiflere bakıyor ve en sonunda da cebindeki paraya göre hareket ediyordu. Aslında bugün de öyle!

1980’lerde “Serbest Piyasa Ekonomisi” ile Kapitalist düzenin getirdiği o daha çok satmak ve daha çok kazanmak içgüdüsü ile hareket eden işletmeler için pazarlama ve satış yönetimi her geçen gün daha fazla önem kazanmaya başladı ve artık markalar “kim daha çok reklam yapar ve sesini duyurursa, o kadar çok satar” mantığı ile hareket etmeye başladılar. Hal böyle olunca da, bir süre sonra etrafı saran reklam ve sözcükler bulutunun içinden “beni al” diye seslen markalara karşı, tüketici daha da kararlı ve çekingen hale geldi. Herşeye rağmen büyük bir umutla reklam bütçelerini her yıl neredeyse ikiye katlayan işletmeler ise tüketicideki kararlılık yüzünden kısır döngüye girmeye başladı. Çünkü iletişim adına yapılan ve asıl amacı satış olan bu sözcük bombardımanı, tüketicinin beynine ve daha da önemlisi kalbine girmek için yeterli değildi ve tüketicinin kararını değiştirmek hiç bu kadar zor olmamıştı.

Teknoloji ile dünya artık çok küçük. Her türlü erişimi – iletişimi, sorunsuz ve sınırsınız yapmaya muktedir olan teknoloji sayesinde “hareketsiz ve görünmeyen müşteri” sayısı her geçen gün artıyor. Mağazaya gitmeden alışverişlerini istedikleri gibi yapıp, ürünlerini evlerine kadar getirten bu müşteriler konforun doruğunda yaşıyor.

Bugün tüketiciler olarak bizler, artık radyo ve televizyonda reklam görmek istememeye, reklam olan kanalları el çabukluğu ile değiştirmeye, satış amaçlı gönderilen e-posta ve sms’leri silmeye, bir satış temsilcisine telefon numaramızı vermekte imtina etmeye başladık.

BİZLER artık özgür olmak istiyoruz. İletişimin bu kadar yoğun ve iletişim kanallarının birinden kaçarken diğerine yakalandığımız bu dünyada, tek istediğimiz basitlik ve sadelik.

Sevgiyle kalın,

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link