Dijital Reklam vs ATL Reklam

Fransız sanatçı Marcel Duchamp ‘’ Merdivenden İnen Nü ‘’ resmini tamamladığında Kübistler ona : ‘’ Nü dediğin merdivenden inmez, uzanır.’’ demişti.  O andan sonra çanlar, Pop Art için çalmaya başlamıştı.  

Kavramsal Sanat’ın duayeni Marcel Duchamp, sanat ve sanat olmayanın ortaklığı fikrinden yol çıkarak ”Ready Made” eserler ortaya koydu. Tabure üstüne monte edilmiş bir bisiklet tekerleği gibi seri üretimle elde edilmiş nesnelere küçük dokunuşlar yaparak, bu nesnelere farklı anlamlar kattı. Tıpkı Andy Warhol gibi süpermarketlerin bir sanat müzesi olduğunu düşünüyordu. Alışıldık nesnelerin, alışılmadık mekanlardaki sergisi Duchamp’ın işiydi.

Duchamp ve Warhol kolaj yani modern sanatın ilk örneklerini verdiler. Bulundukları dönem içerisinde ‘’ Artık sanat mümkün mü? ‘’ soruları havada uçuşurken; Duchamp, Fountain(Çeşme,Pisuvar) tasarımıyla, Warhol, Marilyn Diptych eseriyle ortalığı karıştırdı. Bu iki adamın üzerinden seneler geçmesine rağmen kulakları bu denli karizmatik çınlatabilmelerinin sebebi ‘’ Sanat olanaksız bir şey değildir; her zaman her yerde sanat yapılabilir. ‘’ felsefesidir.

Image-1

Dijital Reklam, Dönemin Pop Art’ı Olmaya Aday ! 

Dijital reklam, tıpkı Duchamp ve Warhol gibi alışılagelmiş algıları yıkıp; geleneksel reklamcılık felsefesinin taşlarını yerinden oynatmaya başladı. Bu adamların modern sanatı ve kolaj kültürünü endüstriye ve teknolojiye dahil etmesi, beraberinde gelişen teknolojiler ile her şey dijital dünyanın çekim alanına girmeye başladı. Bilgisayar teknolojileri, desen, temel tasarım, bilgisayarla tasarım, illüstrasyon, dijital illüstrasyon, dijital tasarım, tipografi vb. tüm çalışmalar dijital uygarlığın etrafımızı saracağının kanıtı olmaya başladı.

ATL reklamcılığının heybetini yakında yakalayacağı öngörülen Dijital reklamcılığın oransal verileri çok parlak! 2015 AdEx-TR Dijital Reklam Yatırımları, IAB Türkiye tarafından açıklandı. 2014 yılına oranla %18,8 oranında artış gösteren dijital reklam yatırımları, 1.673 Milyon TL’ye ulaştı. Mobil reklam (%60), video reklam ( %30) ve oyun içi reklam (%33) oranları ile kayıtlara geçti. 2015 yılında araştırmalara ilk kez dahil edilen sosyal medya ve Programatik yatırımlarda da oranlar bir hayli yüksek… 2015’te en yüksek paya sahip olan Display reklamlar 399 Milyon TL ile en yüksek gösterim ve tıklanma bazlı reklamlar oldu. IAB Türkiye, 2016 yılında digitalin toplamda aldığı %24’lük payın artarak televizyona yaklaşacağını oranlar  ve somut veriler ile iletiyor.

digital-advertising

ATL reklam, kitle iletişim araçları arasında televizyon ve radyo gibi yoğun izlenme ve dinlenme oranına sahip, kolay ulaşılabilir bir yayın organı olduğu için çizgi üstü tavrını koruyor. Fakat ATL reklam gerçeğin öteki yüzünün farkında! Tasarım, içerik, çizim, görüntü, animasyon ve daha pek çok şeyi bünyesinde barındırdığı ve çok yönlü performansları temsil ettiği için sanatın ve teknolojinin multimedyası olan dijitalin gölgesi hızla büyüyor! ATL reklam ve dijital reklam arasındaki bu versusu kimin kazanacağını zaman gösterecek… Ancak şu bir gerçek ki; dijital reklam bir köstebek gibi toprağı kabartarak geliyor!

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Tarihin En Başarılı 8 Marka Sloganı

Markanın kendilerini ifade ederken kullandıkları  en önemli araçların başında gelen sloganlar, zaman zaman da sadece  markaya ait olmaktan çıkıp insanların  kullandığı söz öbekleri haline dönüşüyor. Bazen sloganın yaratıcılığı bazen akılda kalıcı olması bazen de içerisinde komik unsurlar bulunması nedeniyle günlük hayatta birçok kez markaların sloganlarını duyabiliyoruz.

Peki şu ana kadar yapılmış ve dünya çapında ses getirmiş sloganlar hangileri? Pazarlamasyon olarak en başarılı 8 sloganı araştırdık;


Just Do It! – Nike – 1988

Nike’ın reklam ajansı Wieden and Kennedy ve bir grup Nike çalışanı tarafından 1988 yılında geliştirilen slogan ve slogan etrafında şekillenen promosyonlar sayesinde, Nike’ın %18 olan spor ayakkabısındaki pazar payı %43’e ulaştı. Zamanın Reebok & Nike rekabetinde Nike’ın dominasyonunu sağlayan bu slogan artık Nike ile özleşleşti ve hala Nike’ın en önemli kozlarından biri.


Because I’m worth it – L’oreal – 1973

70’lerdeki sosyal evrim ve feminizm sonucunda L’oreal tarafından oluşturulan ‘Çünkü ben buna değerim‘ sloganı aradan 40 yıl geçmesine rağmen hala kullanılıyor.

O dönemin koşullarını anlamak için küçük bir not; L’oreal’ın rekabet ettiği markalar, reklamlarında dahi erkek sesi kullanıyordu. Düşünün, erkek sesiyle kadınlara yönelik ürünler satıyorsunuz! L’oreal, reklamında kadın sesi kullanan ilk marka özelliğini taşıyor.


 Connecting People – Nokia- 1992

Finli cep telefonu üreticisinin ilk olarak 1992 yılında düzenlemiş olduğu reklam kampanyasında duymuş olduğumuz Connecting People sloganı, yıllarca Nokia’yı cep telefonu sektöründe lider koltuğunda oturttu. O zamandan bu güne tam 21 yıl geçse de cep telefonu dendiğinde birçoğumuzun aklına  Nokia’nın sloganı ve ses tonu geliyor.


Refreshes the parts other beers cannot reach – Heineken – 1973

Carlsberg’in 1973’teki ‘Probably the best beer in the world‘ sloganı ile aynı dönemde yaratılan ve 2005 yılına kadar kullanılan slogan dünya çapında bir başarı yakaladı ve Heineken’in rekabet gücünü arttırdı.


Open happiness – Coca Cola – 2009

Coca-Cola-open-happiness1

Coca Cola’nın yıllardır gerçekleştirmek için çaba sarfettiği ‘insanları mutlu etme’ temasının ilk filizlerinden olan Mutluluğa Kapak Aç, 2009 yılında McCann Erickson tarafından yaratıldı. O günden bu güne geçen süre zarfında bu sloganın bilinçaltına yerleşmesi için binlerce pazarlama faaliyetinde bulunan Coca Cola, “mutluluk” kelimesi ile kendini özdeşleştirmeyi başardı.


Think Different! – Apple – 1997

Bu listede Apple’ın ‘Think Different’ sloganına yer vermemek büyük bir hata olurdu. Sloganın yarattığı başarıyı anlatmaya gerek yok sanırım. Sloganın kullanıldığı reklam filmi hala akıllarda taze bir yer kaplıyor.


Think Small – Volkswagen – 1959

1959 yılında  Helmut Krone tarafından yaratılan ‘Think Small’ kampanyası, Volkswagen’ın Beetle (Vosvos) modeli için tanımlanabilecek en iyi slogandı. Marka bu slogan-ürün uyumu sayesinde milyonlarca kişiyi Vosvos sevdalısı yaptı. Bu model günümüzde bile birçok insan için ‘bir otomobilden fazlası’nı anlatıyor.


Beanz Meanz Heinz – Heinz- 1967

1967’de üretilen ve 30 yıl kullanılan bu slogan, birçok otoriteye göre Dünya’da en çok tekrarlanan ve akılda kalan slogan olma özelliği taşıyor. Slogan,  özellikle Birleşik Krallık’ta bir efsane olarak nitelendiriliyor. 60’larda iletişim, tek kanallı olduğundan insanların bilinçaltına adeta kazınmış bir slogandı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lipton’un “Konuşalım Artık” Araştırması Yayınlandı

  • Lipton’un TV’de yayınlanan ve uzunluğuyla adından söz ettiren reklam kampanyası “Konuşalım Artık” için yapılan araştırma  sonuçları yayınlandı.
  • Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar.
  • Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor.
  • Reklama ilgili yazıdan ulaşabilirsiniz; Lipton Türkiye’den Türk Televizyon Tarihinin En Uzun Reklamı

Lipton’un Türkiye’nin 12 ilinden 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği “Konuşalım Artık Araştırması” sonuçlarına göre dijital ortamlarda iletişimin artmasına rağmen hala yüz yüze iletişim daha değerli bulunuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar. “Paylaşmak” kelimesi ise insanlar arası paylaşımlardan çok “sosyal medyada içerik paylaşımı” olarak algılanıyor.

Tüm dünyada çay tutkunlarının vazgeçilmezi olan Lipton, “hayatı fark et” platformu altında hazırladığı ve yakın çevremizdeki insanlarla kurduğumuz iletişimin hayatımıza kattığı değere vurgu yaptığı “Konuşalım Artık” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Lipton bu kampanya kapsamında gerçekleştirdiği araştırma ile de Türkiye’nin iletişim alışkanlıklarına daha yakından bakıyor. Türkiye’de 12 ilden 800 kişinin katıldığı araştırma sonuçları, internette daha çok paylaşımda bulunsak da hala yüz yüze iletişimi daha değerli bulduğumuzu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 92’si yüz yüze iletişimi daha “gerçek”, “kaliteli” ve “tatmin edici” olarak tanımlarken 10 kişiden 9’u ise yüz yüze iletişimin azaldığını ifade ediyor. Araştırmanın katılımcıları yüz yüze iletişimi azaltan unsurlar arasında artan sorumluluklar, hayatın hızlı temposu ve şehirleşmeyi gösteriyor.  Bu nedenlerin arkasında ise zamansızlığın ve sosyal medyanın hayatımızdaki insanlarla temasta kalmayı kolaylaştırmasının yer aldığını belirtiyor. 10 kişiden 8’i aile fertleriyle iletişim kurmak için kaliteli zaman ayıramadığını, aynı ortamda çalışan insanların ise paylaşımlarının sınırlı olduğunu ifade ediyor.

Yüz yüze iletişim eksikliği sosyal bağları zayıflatıyor

Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor. Katılımcılara göre “paylaşmak” kelimesi daha çok “sosyal medya üzerinden bir şeyler paylaşmak” olarak anlaşılıyor.

“Sosyal bağların kalitesi” ve “yalnızlık” dünyanın gündeminde

Sosyal bir varlık olan insanların günümüzde kurdukları sosyal ilişkilerin ve bağların kalitesi ve doyuruculuğunun yanı sıra bu alandaki eksikliklerin yarattığı yalnızlık duygusu dünyanın gündeminde yer alıyor. Bu sebeple de insanların çevre ile kurduğu bağlara ve iletişimin hayatları üzerindeki etkisine odaklanan pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. Anlamlı ve yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırıyor. Yalnızlığın hayatımızdaki insan sayısının azlığıyla ilgili olmadığının, kalabalık hayatlar yaşarken de sosyal bağların zayıflığı nedeniyle yalnız hissedebileceğimizin altını çizen uzmanlar, bu durumun fiziksel sağlığı da etkileyebileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Üstün Dökmen: “Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracıdır; ancak telefonla görüşmek veya yüz yüze görüşmek de en az bu kadar etkili bir yoldur.  Çünkü yüz yüze iletişimde daha zengin duygu alışverişinde bulunabiliriz.”

Üstün Dökmen: Mutluluğun temelinde insan ilişkileri yatıyor

İletişim kurmanın insanlığın yaşam kalitesini artıracağını ifade eden psikolog, yazar ve eğitimci Prof. Dr. Üstün Dökmen, “İletişim karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar. İnsanlar sorunlarını ancak iletişim ortamlarında fark edebilir ve çözerler. Yani iletişim kişinin bireysel anlamda gelişmesinin anahtarlarından biridir” dedi. Yeni teknolojilerin hızla geliştiğine ve farklı iletişim platformları sunduğuna da dikkat çeken Dökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan insana iletişim gelişiyor ancak bir yandan da yüz yüze iletişim geriliyor. Sürekli çevrim içi olsak da derinliği olan paylaşımlarımız azalıyor. Oysa ki mutlu olmamızın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri ise çevremizdeki insanlarla aramızdaki tatmin edici ilişkiler. İnsanlarla bir arada oldukça konuşuyor, kafa kafaya verip fikir alışverişinde bulunuyor ve bilgiler ediniyoruz; yani gerçek anlamda zenginleşiyoruz. Kurduğumuz sosyal ilişkilerin ve insanlarla aramızdaki bağların hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkilediğini unutmamamız gerekiyor”.

“Günlük telaşlar arasında çok az iletişim kuruyoruz”

Lipton’un DNA’sında “sosyalleşmek” olduğunu vurgulayan Lipton Pazarlama Direktörü Gamze Öztoygar Masia, Konuşalım Artık Araştırması’nı da bu sebeple gerçekleştirdiklerini ifade etti: “Günlük telaşlar arasında farkında olmadan çok az iletişim kuruyor, çok az gerçek paylaşımda bulunuyoruz. Oysa ki hayatımıza değer katan anlar sevdiklerimizle bir araya geldiğimizde kurduğumuz bağlarda ve paylaştıklarımızda saklı. Yaptığımız araştırma ile bu iç görümüzün toplumsal olarak da karşılığı olduğunu bir kez daha gördük. İletişim yaptığımız işin bir parçası çünkü çay insanları birleştiren, sohbetlere ortam sağlayan bir aracı. Biz bu sebeple insanlara hayatlarına anlam katan anların ve tecrübelerin daha fazla farkına varmaları için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Bu yıl iletişim platformu olarak belirlediğimiz ‘hayatı fark et’ çatısı altında gerçekleştirdiğimiz #KonuşalımArtık kampanyasıyla herkesi bu değerli anlara daha fazla odaklanmaya, daha fazla paylaşımda bulunmaya çağırıyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link