Müşterilere ulaşmanın zorluğu arttıkça işletmelerin, müşteriyi ve pazarı tahmin etme, farklı kanallardaki pazarlama stratejilerini birleştirme, müşterilerle bağlantı kurma ve hedef kitleyi daha etkin analiz etme gibi temel amaçları elde etmek için teknolojiye yapacağı yatırım katsayısı da artıyor. Şimdilerde fenomen olarak dilimizde dolaşan Bulut Bilişim (Cloud Computing), nispeten yeni olmasına rağmen işletmelerin geleneksel iş süreçlerinde yıkıcı etkiye sahip olmaya başladı. Aslında metaforik bir ifade olan bulut, yalnızca teknoloji sektörüne değil; sağlıktan, gıdaya, finanstan perakende sektörüne kadar her alandaki işletmelerin ilgisini çekiyor.

Dünyaca ünlü İngiliz online alışveriş markası Asos, hizmetlerini küresel pazarda daha etkin ve verimli gerçekleştirebilmek için bulut bilişim kullanma kararı aldı. Online müzik devi haline dönüşen Spotify ise benzer şekilde, faaliyetlerini daha etkin ve hızlı şekilde dönüştürmek için tüm datalarını Google’ın bulut bilişim servisine taşıdı. İnternet üzerinden medya sağlayan dünyaca ünlü Netflix ise müşterilerinin datalarını Amazon’un bulut servisine emanet eden markalardan biri. Peki, tüm bu küresel marka devlerinin bulut bilişim tercih etmesinin altında yatan nedenler neler?

bank-of-things

Günümüzde, müşteri istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmenin ötesinde, farklı deneyimler yaratmanın önem kazanması markaları bulut bilişime iten faktörlerinin başında geliyor. Örneğin Spotify ve iTunes nihai kullanıcılar için online müzik servisi sağlayan iki marka. Ancak Spotify’ı bu noktada  nispeten daha anlamlı ve değerli kılan müşterilerine kişiselleştirilmiş deneyimler sunması. Spotify, 2016 yılında en çok dinlediğiniz 73 şarkı listesini sunarken, belki de müşteriye yıl içinde sıklıkla dinlediği ancak yıl sonunda hafızasında dahi yer almayan bir şarkıyı ne kadar çok sevdiğini hatırlatıyor. Hatta bunun daha da ötesinde, o şarkının kişi üzerinde yarattığı hissin benzersiz deneyimini vaat ediyor.

İşte, Spotify’ın her bir kullanıcısı için kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi yaratabilmesinin ardında, müşterinin yarattığı veriyi etkin ve hızlı bir şekilde yönetebilmesini sağlayan bulut bilişimler yer alıyor. Aslında bu ve benzeri örnekler günlük hayatımızda fazlaca karşımıza çıkıyor. Online alışveriş için Amazon, eBay, Tesco ve iTunes gibi platformlarda çeşitli ürünleri aradıktan ya da Türk Hava Yolları’nın internet sitesinden bilet fiyatlarına baktıktan sonra açtığınız Facebook, size arattığınız ürünleri öneriyor değil mi? Tüm bunların ardında adeta DNA’mız halinde bulut bilişimde saklı olan kişisel verilerimiz yer alıyor. Aslında pazarlamacıların ve işletmelerin bulut bilişimi önemsemesinin birçok nedeni var ancak bu temel nedenleri dört maddede ifade etmek mümkün.

1.Müşterilerle İletişime Geçmeyi Kolaylaştırması

Her türlü sektörde işletmelerin yaratmaya çalıştığı temel şey; müşteriye benzersiz bir deneyim yaratmak. Bu anlamda yukarıda da belirttiğimiz gibi kişiselleştirilmiş verilerle müşterilerin duygularına hitap etmek oldukça önemli. Örneğin, alışverişe çıktığınızı düşünün. Bir elbiseyi çok beğendiniz ancak soyunma kabininde dakikalarca deneme yapma fikri sizi rahatsız ediyor, hatta bazen satın alımı ertelemenizi sağlayabiliyor değil mi? Bu durumda, satıcınızın elindeki cihazlarda kişisel verileriniz yardımıyla size en uygun bedeni ve tarzı önerdiğini ve saatlerce kıyafetleri denemekten kurtulduğunuzu düşünün. Eminim, bu hissi düşünmek bile size iyi geldi. Bu anlamda müşterilerine benzersiz deneyimler yaşatmak ve genel iş sürecini iyileştirerek işletmesine katma değer yaratmak isteyen markalar, bulut bilişimin sağladığı esnekliği kullanmayı tercih ediyor.

2.Tedarik Zinciri Yönetimine Yardımcı Olması

Markaların müşteriler için tüm bu deneyimleri yaratmalarının yanı sıra, bunu gerçek zamanlı olarak gerçekleştirebilmeleri de önem taşıyor. Özellikle perakende sektöründe kontrolü her geçen gün zorlaşan tedarik yönetiminin her aşamasında, bulut bilişim sayesinde; gerçek zamanlı bilgiye erişim sağlamak, stokları kontrol etmek, teslimatları hızlı bir şekilde gerçekleştirmek, günlük programları takip etmek ve genel pazarlama verilerini toplamak oldukça kolay hale geldi.

maxresdefault

3.Maliyet Avantajı Sağlaması

Bulut, işletmelerin konvansiyonel yöntemlere göre altyapı için daha az para ve zaman harcayarak sabit bir ücret karşılığında hizmetleri satın alma imkanı sağlıyor. İşletmelerin, artan müşteri verilerini yönetmesi her geçen gün zorlaşıyor. Örneğin Asos gibi dünyanın çeşitli yerlerinden milyonlarca müşterisi olan bir işletmenin veri hacimleri neredeyse Petabyte ‘larla ifade ediliyor. Asos’un CIO’su Peter Marsden, bulut bilişim sayesinde işletmelerinin artık yeni teknoloji ekipmanlarına yatırım yapmalarına gerek kalmadığını, bunun için harcayacakları emek ve maliyeti temel yetkinliklerini geliştirmeye kanalize ettiklerini ifade ediyor.

4.Bölümler Arası İletişimi Kolaylaştırması ve Çoklu Cihaz Desteği

Bulut sayesinde, yıllardır işletmelerin kullandığı hiyerarşiye dayalı organizasyon yapıları da değişmiş durumda. Artık departmanlar yerini networklere (ağlara) bırakıyor. Bu durum, işletmenin her bir alt stratejik biriminin yer ve zaman fark etmeksizin bütünleşmesini sağlıyor. Böylelikle her bir insan kaynağının, işletmenin amaç ve hedeflerine katkı sağlaması ve onun bir parçası olması mümkün oluyor. Tüm bu network sayesinde bulut bilişimin pazarlamacılara sunduğu sayısız fırsatlardan belki de en önemlilerinden birisi, dünyanın her yerinden her türlü cihazla ulaşılabilen anahtar verileri küresel ağa ekleyebilme olanağı yaratması diyebiliriz.

Bu esneklik sayesinde pazarlamacılar, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde tatmin edebilmek için hızla değişen koşullara çok daha çabuk adapte olabiliyorlar. Bunun yanı sıra bulut bilişimin, müşteriler açısından da her türlü cihazla ürün ya da hizmetin devamlılığını sağlaması önemli bir avantaj. Örneğin; SaaS olarak Microsoft 365 Office hizmetini satın alan bir öğrenci, hazırladığı sunuma yine Microsoft’un sağladığı One Drive bulut hizmeti sayesinde tamamen farklı bir cihazdan çevrimiçi olarak erişebiliyor.

Tüm bu avantajlarının yanı sıra, bulut bilişimin dezavantajları olmadığını söylemek elbette mümkün değil. Öncelikle, markaların müşterilerinin tüm sorumluluğunu üçüncü bir tarafa devretmek durumunda kalması önemli bir handikap. Çünkü bu durumda, işletmelerin bulut üzerinden müşterileri etkileyen herhangi bir aksaklıktan doğacak sorumlulukları giderme kontrolü sınırlanıyor. Dolayısıyla, işletmelerin bu hizmet sağlayıcısı tercihleri yaparken oldukça detaylı araştırmaları ve güvenilir servis sağlayıcıları ile anlaşmaları gerekiyor.

Günümüzde yıkıcı teknolojileri tahminlemek ve sonuçlarını analiz etmek oldukça güç olsa da başarılı işletmeler bu teknolojileri dezavantajlarına odaklanarak zaman kaybetmek yerine, avantajlarına yoğunlaşarak durumu fırsata çeviriyorlar. Bulut bilişimin yarattığı fırsatları görerek bu teknolojiye çoktan uyum sağlayan işletmeler için hasat zamanı geliyor. Bu anlamda pazarlama dünyasında bulut bilişimi, Vahşi Batı’ya benzetmek mümkün; kurallar zaten belirlenmiş, işletmelerin ise en iyisini dilemekten başka seçenekleri sanırım yok.

Bu yazı konuk yazarımız ‘Tuba Ulaştıran’ tarafından kaleme alınmıştır.

 

1 YORUM

  1. Bu yazı büyük bir kafa karışıklığı. Bu iddialarınızı nasıl destekliyorsunuz? Spotify, Google’a geçti bir haber. Öncesinde de bulut kullanıyordu. Kim şirket organizasyonunu değiştirmiş verileri, müşteri bilgileri, zartu zurtu cloudda duruyor diye? “Bu esneklik sayesinde pazarlamacılar, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde tatmin edebilmek için hızla değişen koşullara çok daha çabuk adapte olabiliyorlar.” Nasıl?

Bir Cevap Yazın