Dijital İş Kafasına Girenlere Motivasyon Önerileri

Kurumsal hayat yorgunluğu, iş tatminsizliği ya da kazanılan paranın artık mutlu etmediği gibi pek çok farklı sebepten mütevellit etrafımızda iyi eğitim almış ve pek çok tecrübe ile kendini geliştirmiş X kuşağının artık Y kafasında kendi işini kurmaya çabaladığı, fikirlerini ya da tecrübelerini solo bir halde ya da kafaca anlaştığı, kendi gibi düşünen zihinlerle projelere çevirip satmaya çalıştığı bir dönem bu dönem.

Dijital dünyanın oyuncuları sermaye gücü olan olmayan, benim şöyle bir fikrim var ve bunu online ortamda hayata geçirmek istiyorum diyen bu tip yüzlerce insanın hayallerini küçücük aplikasyonlara ya da sitelere dönüştürmeye çalışıyor. Aralarından gerçekten sağlam olanlar gerçekten pazarlanabilenler alıp başını giderken birçoğu da bir dönem blogger olma yolunda sevdalanıp bir hevesle açılan ancak yeterli ilgiyi görmeyen bloglar gibi savrulup bir kenarda kendi ölümünü bekliyor. Neyse ki bu dünyada ölüm hızlı gerçekleşiyor ve ölenler çabuk unutuluyor.

Şimdi konunun en can alıcı kısmına geçmek istiyorum, peki böyle bir dönemde ne tutar? Tutanlar nasıl tutturdular?

Gözlemler ve çıkan sonuçlara şöyle bir kısaca baktığımızda ihtiyaçlara dokunulduğu, fayda yarattıkları ve verdikleri hizmetleri aslında bünyelerinde hiç sahip olmadıkları araçlarla yapıyor olmaları ön plana çıkıyor. Yani bir nevi arz ile talep arasında bir köprü vazifesi gören fikirler, projeler iş yapıyor.

bitaksi

Bakınız bİTAKSİ’ye, biTAKSİ bünyesinde hiç araç bulundurmuyor, bakınız YemekSepeti’ne, kendisine ait hiçbir restaurantı yok, bakınız Getir’e, getirdiği hiçbir ürünü kendi üretmiyor… Ama bu isimlerin yarattıkları fayda ile öyle ihtiyaçlar gideriliyor hayat o kadar kolaylaşıyor ki bu hizmetleri kullanmamak bu çağda adeta akıl dışı hale geliyor.

Yani dijital iş kafasına giren girişimciler bu ortamda var olabilmeniz için illa büyük zincir ürün ve araç yelpazesine ya da sermayelere gerek yok anlaşıldığı gibi. Hatta daha önemlisi basit düşünebilme yetinizi yaratıcılığınızla birleştirdiğinizde; iletişimi kolaylaştıracak, hayata konforu ve faydayı yaratabilecek fikirler ile dokunduğunuzda değerleri de kendiliğinden oluşuyor.

Tabi dijitale girmek sadece satan bir fikri alan bir networkle buluşturup aracılık yapmak demek değildir, bunun birçok farklı dinamiği içinde barındıran bir dünya olduğunun ve yapmak istediğiniz her iş özelinde farklılaştığının altını da çizmek gerekiyor. Sadece bir aplikasyon, bir websitesi, bir blog ya da sosyal medya üzerinden pazarlama yapmakla beraber diğer geleneksel pazarlama methodlarını da gözardı edemeyeceğiniz hatta birlikte entegre ettiğinizde daha fazla verim alabileceğiniz bir dünyadan bahsediyoruz aslına bakarsanız.

Tek bir formülü olmadığı gibi her marka veya kuruma hatta döneme ve kullanıcısına özel aksiyonları gerektiren bir dünya kısacası.

Ve bu dünyada var olmanız ya da varlığınızı korumanız için yapmanız gereken başlamadan önce başarılı-başarısız tüm uygulamaları dikkatlice incelemeniz, bu alanda sektör ve iş bağımsız yapılan tüm yenilik ve geliştirimleri gün be gün takip etmeniz ve işinize özel en doğru stratejileri hayata geçirmeniz olmalı.

Başlamadan sonunu bilemezsiniz, sadece düşünmek asla yeterli değildir ve aksiyon daima sonuç getirir.

Bu yazı konuk yazarımız Nurten Korkut tarafından kaleme alınmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

2018’de Gerçekleşmesi Beklenen Dijital Pazarlama Trendleri

2017 yılının bitmesine sayılı gün kala, çeşitli sektörlerdeki ve alanlardaki 2018 tahminlerine yönelik birçok araştırma raporu paylaşılıyor. Ascend2 isimli araştırmaya dayalı pazarlama firması da dijital pazarlama alanındaki 2018 öngörülerinin yer aldığı bir araştırma raporu hazırladı. Bu rapor, aralık ayı içerisinde toplamda 217 pazarlama firmasının katıldığı bir araştırma sonucunda elde edilen verilere dayanıyor.

Ascend2 firmasının hazırladığı rapora göre araştırmaya katılan firmaların %93’ü, 2018 yılında dijital pazarlama alanında daha fazla harcama yapmayı planladıklarını belirtti. Firmaların %%52’si, önümüzdeki yıl dijital pazarlama bütçelerinin az bir miktar artmasını beklediklerini dile getirirken %41’i ise dijital pazarlama bütçelerinin önemli ölçüde artmasını ümit ettiklerini söyledi. Araştırmaya katılan firmaların sadece %7’si, gelecek yıl dijital pazarlama bütçelerinin azalmasını beklediklerini ifade etti.

Katılımcıların %18’i, 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktiğinin sosyal medya pazarlaması olacağını düşünürken %17’si ise içerik pazarlaması olacağını düşünüyor. 2018 yılındaki en etkili dijital pazarlama taktikleri listesinde, sosyal medya pazarlaması ve içerik pazarlamasının ardından %16 ile pazarlama teknolojisi, %15 ile arama motoru optimizasyonu (SEO), %13 ile e-posta pazarlaması, %11 ile arama ve sosyal reklamlar ve son olarak da %9 ile veri yönetimi yer alıyor.

Araştırmaya katılan firmaların çoğunluğunun görüşüne göre bu dijital pazarlama taktikleri içinde uygulanması en zor olanlar veri yönetimi ve pazarlama teknolojisi olacak. Bu iki taktik de %18 ile 2018 yılında uygulanması en zor olan dijital pazarlama taktikleri listesinin en üst sırasında yer alıyor. Bu ikisinin ardından ise %16 ile içerik pazarlaması ve arama motoru optimizasyonu geliyor. Bunların ardından da %11 ile sosyal medya pazarlaması, %10 ile e-posta pazarlaması ve %9 ile arama ve sosyal reklamlar yer alıyor.

2018 yılında iş dünyasındaki trendlerin neler olacağına dair öngörüler ilginizi çekiyorsa “2018’de Dijital Ajansların Hazırlanması Gereken 5 Trend“, “2018’e Damgasını Vuracak Dijital Trendler Neler Olacak?” ve “2018’de Takip Edilmesi Gereken 4 Mobil Doğal Reklam Trendi” başlıklı yazılarımıza göz atabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar İçin Renk Psikolojisini Rekabet Avantajı Olarak Kullanmanın 4 Yolu

Markanızı geliştirerek müşteri ağınızı genişletmek mi istiyorsunuz? O zaman renkleri kullanma şeklinizi bir kez daha gözden geçirmelisiniz.

İnsanoğlu görsel bir varlık ve insan beyni, resimsel verileri yazılı verilere oranla 60 bin kat daha hızlı işliyor. Ayrıca, beynimize giden enformasyonun %90’ı görsel verilerden oluşuyor ve bu verinin önemli bir kısmını renkler teşkil ediyor.

Renklerin insan davranışı üzerindeki etkisini inceleyen bir alan olan renk psikolojisi, oldukça tartışmalı bir konu. Renklerin insanı etkileyip etkilemediği tartışması en az renk kavramı kadar eski bir mesele. Hatta bazı çevreler, renklerin davranışa olan etkilerinin yalnızca kişisel deneyimler ve bireysel algı düzeyinde kişinin geçmiş yaşamına bağlı olduğunu savunarak renk psikolojisi kavramını tümden reddediyor.

Diğer yandan renklerin hayatlarımız üzerinde etkisi olduğu bir gerçek. Pazarlama ve branding faaliyetlerinde renkler, ‘akılda kalıcılık’ açısından oldukça önemli bir rol oynuyor. Örnek olarak Coca-Cola’ya ait kırmızıyı bir düşünün.

Markaların, tüketicide istenen algıyı uyandıracak olan renkleri belirlerken renk psikolojisini dikkate alması, rekabetin çok yüksek olduğu pazarlama dünyasında üstünlük elde etmelerine yardımcı olabilir.

Markaların renk psikolojisini kendi faydalarına kullanabilecekleri alanlardan bazılarına şöyle bir bakalım.

Görsel Kimlik Oluşturma

Daha önce de belirttiğimiz gibi, markaların renk psikolojisini iyi kullanarak rekabet avantajı sağlamalarının yollarından biri markaya ait bir görsel kimlik oluşturmaktır. Görsel kimlik, yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda rakipleri arasında markanın akılda kalıcılığını arttırır.

Peki, markalar görsel kimliklerini nasıl oluşturuyor? Bunu yapmak için atılacak ilk adım, marka kişiliğinin temel bileşenlerini belirlemektir.

Stanford Üniversitesi profesörü psikolog Jennifer Aaker, ‘Dimensions of Brand Personality’ (Marka Kişiliğinin Boyutları) isimli kitabında bir markanın kişiliğinde rol oynayan beş temel boyutu şu şekilde açıklıyor: samimiyet, coşku, güç, zerafet ve sağlamlık.

Markanızın kişiliğinin temel bileşenlerini belirledikten sonra yapmanız gereken bu özellikleri ortaya çıkaran renk şemasını ortaya çıkararak en doğru bileşeni oluşturmaktır.

Belirli Kitlelere Hitap Etme

Renk psikolojisinin en önemli taraflarından biri insanların cinsiyet, yaş ve kültürel geçmişlerine dayalı olarak renklere farklı tepkiler gösterebilmesidir.

Araştırma gösteriyor ki kadınların pembe, erkeklerinse mavi renge yönelme eğilimi var. Büyük markalar bu tip araştırmaları doğru stratejilere dönüştürmeyi iyi biliyorlar. Bunlardan biri Victoria’s Secret. Markanın hedef kitlesini düşünün ve pembe rengini kullanımına bir bakın. Kısacası hedef kitlenizin eğilimini iyi bilmek, renk seçiminde size yardımcı olacaktır.

Markanızı Belirli Bir Ruh Hali ile İlişkilendirme

Renk psikolojisine ait bir diğer önemli ipucu ise, belirli renklerin insanların ruh haline etki edebiliyor olması.

Marka stratejisti Thomson Dawson bu durumu şöyle açıklıyor: “Bütün renkler insanlar için belirli bir zihin çerçevesi yaratıyor; buna da bir ruh hali adı veriliyor. İnsanları kavrama ve algılamaya en açık ruh haline getirmek, markanızla etkileşim kurmaları için birincil şart.”

Bir başka araştırma, kırmızı renginin insanların atletik faaliyetlerde yararlı olabilecek yüksek hız ve kuvvetle ilişki kurmasına neden olduğunu gösteriyor. Ferrari ve Lamborghini gibi araba şirketleri, güçlü ve lüks arasında bir denge kurmak içinse kırmızı ve siyahı birleştiriyor.

Burada anahtar, kitlenizin bir renkle ilgili nasıl hissedeceğini anlamak ve bunu markanızın mesajına uygun hale getirmenin doğru bileşenini bulmaktır.

Geri Dönüş ve Link-Tıklama Oranlanlarını Arttırma

Renk psikolojisinin pazarlamayla özellikle alâkalı olduğu bir başka alan ise: call-to-action butonlarıdır. Call-to-action butonları için en doğru rengin seçilmesinin önemi üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların temel nedeni, pazarlamanın amacının, tüketicinin istenen hareketi gerçekleştirmesini sağlamak olmasıdır.

Örneğin, Hubspot‘un  gerçekleştirmiş olduğu kırmızıya karşı yeşil buton çalışması, yeşil olan A butonunun kırmızı olan B butonuna karşı ne kadar tercih edilip edilmediğini ortaya koymaktadır.  Yine kırmızının kazandığı araştırmada, kırmızı düğme, yeşil düğmeye karşı %21 daha iyi performans göstermiştir.

Sonuç olarak renkler güçlü birer görsel bileşendir. Renk psikolojisi yalnızca markanın farklılaşarak öne çıkmasına değil, belirli kitlelere hitap ederek istediği geri dönüşleri almasına da yardımcı olur. Akılda tutulması gereken husus, herhangi bir marka için doğru renk kombinasyonunun ancak tutarlı adımlar ve doğru uygulamalarla belirlenebileceğidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link