2018 İlk Yarı Dijital Reklam Yatırımları Açıklandı

IAB Türkiye’nin yaptığı açıklamaya göre, display reklam yatırımları 2018’nin ilk 6 ayında yüzde 14 büyüyerek 704 milyon TL oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 500 milyon TL ile Gösterim ya da Tıklama Bazlı Reklam Yatırımları aldı. Video reklam yatırımları yüzde 27’lik büyümeyle 156 milyon TL olarak gerçekleşirken, Native 48 milyon TL’ye ulaştı.

Ücretli Sıralama Yatırımlarını içeren Arama Motoru Reklam Yatırımlarının büyüklüğü 444 milyon TL olurken, İlan Sayfaları Reklam Yatırımları 55 milyon TL’ye çıktı. Geçtiğimiz dönemlerde küçülme gözlemlenen E-posta ilk 6 ayda yaklaşık 3 milyon TL’lik yatırımla bir önceki dönemle aynı kaldı. Oyun İçi reklamlar ise 7 milyon TL’lik büyüklüğe erişti.

Mobil reklam yatırımları 621 milyon TL olurken, 205 milyon TL’lik büyüklüğe ulaşan Sosyal Medya reklamlarının %77’si mobil cihazlarda yer aldı.

Programatik satın alma 2018’nin ilk yarısında da artışını sürdürdü ve büyüklüğü 809 milyon TL’ye çıktı. 2018 ilk yarı dijital reklam yatırımlarını değerlendiren IAB Türkiye Başkanı Dr. Mahmut Kurşun, “2017’de küresel ölçekte dijitalin televizyonu geçerek en büyük mecra konumuna ulaştığını biliyoruz. Bu bağlamda ülkemizde ilk 6 ayda yine çift haneli büyüme elde edilmiş olması önemli. İkinci yarıda yaşanan dalgalanma nedeniyle biraz yavaşlama beklenebilir. Ancak bu tür dönemlerde reklam yatırımını durdurmayan markaların orta-uzun vadede kazançlı olacağı bilinen bir gerçek. Dijitalin bu bilince sahip markalar için ideal reklam mecrası olduğu da bir diğer gerçek. IAB Türkiye olarak tüm markaları veriye dayalı satın alma yapmaya, kampanya değerlendirmelerini veriye dayandırmaya, verimli yatırım yaparak ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz.” dedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Jenerasyonlara Göre Sosyal Medya Pazarlaması Nasıl Yapılmalı?

İnsanlar yaşadıkları dönemin dünyasında yer alan kültürel, sanatsal, bilimsel, siyasal gündem ve olaylardan etkilenirler. Bu etkiler adeta o dönemin ruhunu oluşturur ve nesiller arası farklılıklara sebep olur. Her bir jenerasyonun farklı ilgi alanları, herhangi bir olguya karşı sergiledikleri bambaşka davranış biçimleri vardır. Bu yüzden onları bir şeye dahil etmek için ilgilendikleri şeyleri bilmek ve  merak ettiklerini sunmak gerekir. Sosyal medya pazarlamasında farklı jenerasyonlara tek tip iletişim stratejisi ile yaklaşmak başarısızlıkla sonuçlanır. Bunun için nabza göre şerbet misali, her bir jenerasyonu iyi tanımak ve doğru iletişim kanalları ile etkili iletişim üslubu kullanmak gerekir.

2017 yılı itibariyle dünya genelinde sosyal medya kullanıcı sayısı yaklaşık olarak 2.51 milyar kişiye ulaştı. Sosyal medya kullanımında her bir jenerasyon farklı etkileşimde bulunuyor. Bu yüzden hedef kitleye etkili bir şekilde hitap etmek isteyen pazarlama uzmanlarının, öncelikle farklı jenerasyonların sosyal medya kullanım alışkanlıklarını bilmesi ve sonrasında uygun stratejilerle onlara yaklaşması gerekir.

Jenerasyon Z (1996 – 2010 yılında doğanlar)

 

Popüler video paylaşım platformu Vine her ne kadar kapanmış olsa da, bir zamanlar Z jenerasyonunun %54’ünün bir numaralı sosyal medya uygulamasıydı. Vine’ın kapanmasıyla birlikte kullanıcılar Snapchat gibi uygulamalar ve Instagram storylerini kullanmaya başladılar. Z kuşağının %62’si görüntülü canlı yayın uygulaması Periscope’u hiç duymamışken, eğlenceli kısa videolar çekip sosyal medyada yayınlayarak anında tüm dünya ile paylaşılmasını sağlayan Musical.ly ise favori platformlarından biri. 100 milyondan fazla kişinin kullandığı uygulamanın bugün 13 – 21 yaş arasında 50 milyondan fazla aktif kullanıcısı var. Z jenerasyonunun %42’si sosyal medyanın nasıl hissetiklerine dair direkt etkisi olduğuna inanıyor, %67’si düzenli olarak Facebook kullanırken %23’ü tam anlamıyla Snapchat bağımlısı. Yeniliğin kuşağı olan Z jenerasyonunun %79’u sosyal medya platformlarında sanal gerçekliğin kullanımına ilgi duyduklarını söylüyorlar.

Sosyal medyada Z jenerasyonun ilgisini çekmek için sadece 8 saniyeniz olduğunu biliyor muydunuz?

Toplumsal yaşamda her türlü düşüncenin, eğilimin, gerçekliğin var olmasını, eşitliği ve özgürlüğü savunan “Pluralist” olarak tanımlanan Z jenerasyonu, global çeşitliliğe en sıcak bakan nesil konumunda.

Z jenerasyonuna nasıl bir sosyal medya pazarlaması yapılmalı?

  1. Zengin görsellerle hazırlanmış, etkileşime girmelerine izin veren kısa ve pozitif içerikler sunun.
  2. Video temelli içerikleri ön plana çıkarın.
  3. Otantisite kraldır. Orjinal ve yenilikçi içerikler hazırlayın.
  4. Sadakatlerini arttırmak için ölçümlenebilir sonuçlar sunun. (Yayınladıkları videoların görüntülenme oranları vb.)
  5. Ayrıcalıklı ve anlık teklifler sunun. (örnek için tıklayınız.)
  6. İçeriklerinizi hedef kitlenin uyanma ve okul sonrası zamanlarına göre ayarlayarak, ana sayfalarında daha fazla görünmesini sağlayın.
  7. Z jenerasyonunun sosyal medyada en aktif olduğu günlerin Perşembe ve Cuma olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Millenniallar – Y Jenerasyonu (1977 – 1995)

Otoriteyi sevmeyen, sabırsız ve topluma adapte sorunu yaşayan Y jenerasyonu aynı zamanda teknolojiye bağımlı, öğrenmeye ve araştırmaya heveslidir. Y jenerasyonunun %41’i her gün Facebook kullanıyor. 18 – 24 yaş arasındaki %34’lük dilimde olanlar, 25 – 34 yaş aralığındaki %25’lik kesime kıyasla Instagram’ı her gün kullanıyor. %54’ü sosyal medya reklamlarını sadece “Reklamı Atla” seçeneğine kadar izlediklerini söylüyor. %87’sinin akıllı cep telefonu var ve sıradan bir günde telefonlarına 150 defa bakıyorlar. Y kuşağındaki her 6 kişiden 5’i sosyal medyayı iş bağlantılarında ilk seçimleri olarak kullanıyor. Facebook’u öncelikli haber kaynağı olarak kullananların oranı %88. Herhangi bir satın alma davranışı gerçekleştirmeden önce, %34’ü sosyal medyada araştırma yapıyor. Tüm jenerasyonlarla karşılaştırıldığında Millennial’ların %14’ü Tumblr kullanımına daha yatkın. LinkedIn’deki kullanıcıların %38’i olan 87 milyon kişiyi Y jenerasyonu oluşturuyor.

Y jenerasyonuna nasıl bir sosyal medya pazarlaması yapılmalı?
  1. %87’sinin kayıtlı olduğu Facebook’un favori iletişim ağı olduğunu unutmayın.
  2. Y jenerasyonunun güvenilir bulduğu ve akılda kalıcı marka elçileri ile çalışın, ağızdan ağıza pazarlama (WOMM) stratejisini kullanarak etki ve ikna üzerine odaklanın. Influencer marketing anlayışının tüm avantajlarını kullanın.
  3. İdealist oldukları, seslerini duyurabilecekleri ve faydalanabilecekleri konulara yoğunlaşın.
  4. Bir şirket ya da ürün hakkında karar vermeden önce sosyal medyadaki oylama ve yorumlara dikkat ettiklerini göz önünde bulundurun.
  5. Orjinal, estetik, felsefi ve sanatsal yönü olan güvenilir içeriklere karşı daha alakalı olduklarını unutmayın.
  6. Katma değer oluşturarak buna yönelik ürün ve içerikler hazırlayın.

Jenerasyon X (1965 – 1976)

Savaşlara, Berlin Duvarı’nın yıkılmasına, işsizlik krizlerine ve globalleşme sürecine tanıklık eden “Kayıp Jenerasyon” olarak da adlandırılan bu nesil disiplinli, çalışkan ve işlerine bağlıdır. Millennial’lar olarak anılan Y kuşağından daha fazla sosyal medyada vakit geçirirler. Facebook’ta haftalık ortalama vakit geçirme süreleri 6 saat 58 dakikadır. Pinterest’te kaydedilen pinlerin %36’sı X jenerasyonuna aittir. Sosyal medya içeriklerine akşam 8 ile gece yarısı arasında bakmayı tercih ederler. Sadece %8’i aktif olarak Instagram kullanırken, %79’u videoları bilgisayarlarına indirmeyi ya da canlı yayınlanan online videoları izlemeyi tercih ediyor. X jenerasyonunun %58’i Youtube kullanırken, daha çok bilgi içeren ve “Nasıl Yapılır?” tarzı içeriklere yöneliyor. Marka sadakatinde diğer nesillere göre X jenerasyonunun bağlılık oranı ise %84. X jenerasyonunu daha yakından tanımak isterseniz buradan NatGeo’nun hazırladığı mini belgesel serisine ulaşabilirsiniz.

X jenerasyonuna nasıl bir sosyal medya pazarlaması yapılmalı?
  1. Diğer jenerasyonlara kıyasla en geniş net gelir grubuna sahip olan X jenerasyonunun lüks tüketime yönelik ürün ve servislere olan eğilimini göz önünde bulundurun.
  2. Kendilerini şımartmaya imkân verecek ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, nostalji ve komfor öğeleri ile işlenmiş pazarlama anlayışını benimseyin.
  3. Video temelli içerikler hazırlayın. İçeriklerinizin görsel olarak canlı, heyecan uyandıran, enerjik, tutkuları yansıtan ve merak uyandıran olmasına özen gösterin.
  4. Anket ve soru formlarından kaçının.
  5. Hazırladığınız içeriklerde bilgiye ulaşmalarını kolaylaştırın; websitelerine yönlendiren “yan sekmede açılan” direkt linkler ekleyin.

UNUTMAYIN! Akıllı cihazlar yerine daha çok bilgisayar tercih eden bu nesil, Eylem Çağrısı (Call-To-Action) içeren içerikleri diğer jenerasyonlara kıyasla daha fazla paylaşma eğilimindedirler.

Baby Boomers (1946 – 1964)

İkinci dünya savaşı sonrası azalan nüfus oranlarının önüne geçmek için hükümet destekleri ile gerçekleşen hızlı nüfus artışı sonucu adeta “patlama yapan bebekler” yeni demografik yapıya sahip bir nesil oluşturdu. Baby Boomers olarak anılan bu jenerasyonun karakteristik özellikleri arasında narsistlik ve empati eksikliği bulunuyor. Gazeteci Tom Wolfe’un 1976 yılında New York dergisinde kaleme aldığı bir yazıda “Ben Kuşağı” olarak adlandırdığı bu jenerasyon; değişime kapalı ve yeniliklere sıcak bakmıyor. Sadece %54’ünün akıllı telefon sahibi olduğu bu jenerasyon diğer nesillere kıyasla %38 oranında anket ve soru formlarına cevap verme hususunda daha fazla etkileşime giriyor. %58’i sosyal medyada karşılarına çıkan bir şirketin websitesini de ziyaret ediyor. Sosyal medya tercihlerinde Facebook ilk sırayı alırken, %16’sı Facebook’ta her hafta 11 saatten fazla zaman geçiriyor. %91’i en az bir sosyal ağa bağlıyken, sadece %5’i Twitter kullanıyor. Politik söylemlerin yer aldığı içerikleri en fazla paylaşma eğilimi gösteren bu jenerasyonun %95’i iletişim için e – mail tercih ediyor. “Sandviç Kuşağı” olarak da anılan Baby Boomers jenerasyonunun kadınları erkeklerine kıyasla %26 oranında bir günde birden fazla içerik paylaşma davranışı sergiliyor.

Baby Boomers jenerasyonuna nasıl bir sosyal medya pazarlaması yapılmalı?
  1. Soru – cevap formları gibi interaktif içerikler hazırlayarak, sürece dahil olmaları için teşvik edin.
  2. Bilgi içeren, konuyla alakalı içerikler sunarak etkileşim sağlayın.
  3. Haber bültenlerinize abone olabilmeleri için seçenek sunun.
  4. Daha çok bilgi veren ve yavaş ilerleyen video içerikler hazırlayın.
  5. Sabit fikirli ve düşüncelerini dile getirmeyi seven Baby Boomerların dahil olmalarını isteyin; fikirlerini sorun ve görüşlerini paylaşın.

Unutmayın! Müşterilerinizin büyük çoğunluğunu belli bir jenerasyondaki kişiler oluştursa da, grubun içinde yer alan kişiler farklı alışkanlık ve ilgi alanlarına sahip olabilirler. Bunun için öncelikle hedef kitlenizi belirleyin. Sonrasında hedef kitlenizi  yansıtan jenerasyonun tüketim alışkanlıklarını, fikir yapılarını, neleri sevip sevmediklerini ve tercihlerini en ince detayına kadar öğrenin. Son aşamada ise detaylı ve daraltılmış hedeflemeler ile sosyal medya pazarlama stratejilerinizi geliştirerek uygulayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Filtreler Moda Markalarının Instagram’daki Popülerliğini Nasıl Etkiliyor?

Kimisi onsuz 10 dakika geçiremiyor, kimisi nefret kusmak için kullanıyor, kimisi zararlarından bahsediyor, kimisi yalnızca onun için eğleniyor, gülüyor, yiyor veya geziyor. Kimden bahsediyoruz? Elbette, hayatlarımızda bir nev’i şeker gibi bağımlılık etkisi yaratan Instagram’dan! 

İster online platformda ister fiziksel ortamda olsun her türlü moda perakendecisinin günümüz dünyasında ilgi görmesi için kendisini öncelikle Instagram üzerinde kanıtlaması gerekiyor. Önde gelen e-ticaret markalarının bildiği gibi; yüksek kalitede çekilmiş, iyi fotoğraflar her zaman etkileşimi artırıyor ve müşterilerin ilgisini çekiyor. Yüksek kaliteli ürün çekimlerine yatırım yapmak artık hemen her büyüklükteki e-ticaret işletmesi için mantra haline gelse de pek çok moda perakendecisi hâlâ geleneksel katalog çekimi görüntülerini kullanmaya devam ediyor.

Çok uzun yıllardır e-ticaret fotoğrafçılığı, yalnızca ürün etrafından dönüyordu. Beyaz zemin üzerinde klişe poz veren modeller, artık ilgi çekmekten çok müşteriler tarafından oldukça “eski moda” olarak görülüyor. Bu geleneksel teknikler; uygun, ayrıntılı ve tutarlı fotoğrafların oluşturulmasını kolaylaştırmak için hala önemli olmakla birlikte, online perakendeciler için, yaşam tarzını yansıtan ve hayatın içinden ayrıntılar barındıran kataloglar çok daha fazla önem taşıyor.

Peki sizce satıcılar, gerçekten hayat tarzını yansıtan özgün fotoğrafları nasıl elde edebiliyorlar? Gerçekten, sosyal medyada ilgi uyandıracak fotoğraflar yaratmanın bir formülü bulunuyor mu? Renk, kontrast, filtre ve diğer ayarlar gibi günümüzün en popüler konuları haline gelmiş bileşenlerin önemi var mı? Öyle ki, bazı fenomenler kendi Instagram akışlarını oluşturdukları ve  Vsco Cam veya Lightroom gibi uygulamalarda yarattıkları filtreleri satıyorlar. Onlarca dolara satılan bu hizmetin markalar için de yararı bulunuyor mu? Tüm bu merak uyandıran sorulara cevap olması için Corra, moda perakendecilerinin, ürün çekimlerini planlarken veya online ticaret için yaşamın içinden fotoğraflar seçerken kullanılabilecek, net, veri temelli ve kılavuz niteliğinde bir çalışma gerçekleştirdi.

Bu görüntü odaklı çalışmayı yürütmek için de dünyada en çok fotoğraf paylaşılan sosyal platform olan Instagram’dan yararlanılmıştır. Bu doğrultuda; Instagram’da en çok takip edilen 200 moda markasının yayınladığı 200 binden fazla görüntü incelenmiştir. Ardından görüntüler, anahtar görüntü özelliklerini analiz etmek ve tanımlamak için oluşturulmuş bir araç olan Google’ın Cloud Vision API  aracı ile analiz edilmiştir. Daha sonra, bunlar belirli moda alanlarına göre gruplandırılmış ve Instagram’daki performans istatistikleri kullanılarak en fazla katılım sağlanarak yinelenen özellikler belirlenmiştir.

Peki ya sonuç? Yapılan araştırma sonucunda; bugün sosyal medyada belki de en çok önem verilen metriklerden biri olan kitle sayısının bağlılıkla ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulguyu biraz daha açmak gerekirse; daha çok takipçisi olsa da ilgi çekici görselleri olmayan markalar bağlılık elde edemiyor. Aşağıdaki tabloda da gördüğünüz gibi; sokak modası gibi daha az kitlesi olan grup, diğerlerinden çok daha fazla bağlılık elde ediyor. Başka bir deyişle sosyal medyada lider olarak görülmeyen markalar dahi, başarılı görsel temalar ile müşteri bağlılıklarını ve katılımlarını artırabiliyorlar. Peki bu ilgi çeken renk, stil ve ayarlar neler?

Sayısız araştırma ve infografik, spesifik tüketici tepkileriyle renkler arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çabalara rağmen araştırmalar; kişisel deneyimlerin, cinsiyet, yaş ve kültürün bu tepkilerde önemli rol oynadığını bulguladı. Renkler, evrensel satın alma davranışlarına dönüştürülemese de bir markanın “kişiliğini” iletmede önemli bir rol oynuyorlar.

Bu doğrultuda; siyah içeren fotoğraflar, ayakkabı ve mayo markaları tarafından kullanıldığında daha güçlü bir bağlılık alıyor. Siyah renk ayrıca, spor giyimde de oldukça ilgi çekiyor. Siyah güven ve ilham verici bulunması dolayısı ile bu başarı bir sürpriz değil. Bununla birlikte siyah, sokak modası ve yüksek moda fotoğraflarına dahil edildiğinde karşıt bir etki yaratıyor. Genel olarak bakıldığında ise pembe, mor ve beyaz renklerin dikeylerden bağımsız olarak en ilgi çekici renkler olduğu görülüyor.

Beyaz genellikle, sosyal medyadaki başarılı akışların önemli bir bileşeni olarak biliniyor. Beyaz, yalnızca içeriğin önceliklendirilmesine yalnızca yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılara yol gösteriyor ve deneyimleri boyunca odaklanmalarına yardımcı olacak içerik okunabilirliğini ve taranabilirliğini artırıyor.

Stüdyolarda çekim yapmak daha pratik olmakla birlikte, dışarıda gerçekleştirilen çekimlerin çok daha ilgi çekici olduğu da kanıtlanıyor. Dış ortamdaki ayarlar, analiz edilen neredeyse tüm gruplarda katılımı artırıyor. Dış mekan ayarına sahip çekimler yaklaşık 39.000 beğeni alırken  stüdyo ortamına sahip çekimlerin 16.000 beğeni ortalamasına takıldığı bulgulanmıştır.

Elbette ki çekimlerin yapıldığı ortam, kitlelerin ilgisini çekmede etkili olan tek değişken olarak görülmüyor. Örneğin; erkek modellerin yer aldığı görseller, ayakkabı, spor giyim ve aksesuar alanlarında daha çok ilgi görürken diğer kategorilerde kadınların yer aldığı görsellerin daha çok ilgi çektiği bulgulanmıştır. Bu yüzden markaların öncelikle hedef kitlelerini çok iyi tanımaları ve sürekli analizlerle tepkilerini ölçerek uygun stratejileri belirlemeleri gerekiyor.

Bu doğrultuda aslında markaların, milyonların takip ettiği fenomenlerin akışlarından ders çıkarmaları gerekiyor. Kitleleri peşinden sürükleyen fenomenlerin Instagram akışları incelendiğinde ilk olarak; paylaştıkları fotoğrafların temasındaki tutarlılık dikkat çekiyor. Markaların da fenomenler gibi ürünlerine uygun görsel temaları belirleyerek kitleleri cezbedecek tutarlı ve yaşamın içinden fotoğrafları paylaşmaları gerekiyor.

Sonuç olarak; andaki gerçekliğin geçerli olduğu günümüz dünyasında, tek bir modele bağlı ve realite barındırmayan çekimler, artık kimsenin ilgisini çekmiyor. Nitekim; hiçbirimiz günlük hayatımızda beyaz arka planın önündeki modelin baktığı kadar şuh bakarak sokakta yürümüyoruz veya kahvemizi içmiyoruz. Yani, ne kadar gerçek o kadar ilgi çekici!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link