Dijital Dünyada Hologram’a Akıllı Telefon Perspektifinden Bakmak – 2

Dünkü Yazımda ‘Dijital Dünyada Hologram’a Akıllı Telefon Perspektifinden Bakmak’ tartışmasına kısa bir giriş yapmıştım. Şimdi biraz daha derine inelim.

Amazon’un 18 Haziran’da lansmanını yaptığı 3 boyutlu akıllı telefonu bize hologram’ın akıllı telefon pazarına girdiğini göstererek hangi alanlarda kullanılacağının da ilk sinyallerini veriyor. Ayrıca Amazon’ın lansman öncesi yayınladığı kullanıcı deneyimlemesi videosunda ki “çok gerçek hayat” tasviri ise ürünün potansiyel kullanıcılardan tam not aldığını gösteriyor.

Peki, biz “cebimize” kadar gelen bu teknolojiyi doğru bir pazarlama hamlesine nasıl dönüştürebiliriz?

Gün geçtikçe dijital’e daha da fazla adapte olmak bir zorunluluk haline geldi markalar için. Bu bağlamda, hologram kullanıcıya bir tık daha yakın olmak açısından bulunmaz bir fırsat olarak karşımıza çıkmakta. Hologram’ı pazarlama da etkin ve başarılı olarak kullanmanın yolu ise “deneyimlemekten” geçecektir. Markaya olan ilginin artması için markanın daha çok duyuya hitap etmesi gerektiğini bildiğimizden klasik pazarlama anlayışı ve konvansiyonel reklamlar tüketici ile duygusal sinerji bağlamında daha az bağlantı kurması bakımından geride kalmakta, bunun yanı sıra tüketiciyi markaya bağlamanın yolu ise onda “eşsiz ve unutulmaz bir deneyim yaşatmak” olduğunun farkında olan markalar pazarlama stratejilerine hologram’ı katarak tüketici duyularına hitap etmelidirler. Deneyimsel pazarlama anlayışına odakla, tüketicilerin zevklerine, istek ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilen pazarlama stratejisinin başarısı işletme ve markalarının tüketim esnasında müşteriye daha farklı deneyim alternatifleri sunarak, bunları sürekli yenileyip geliştirmesinden geçmektedir.

18yir1axkt07gjpg

Mesela telefon görüşmelerimiz hologramlı hale gelse de “skype” deneyimimizi iki üç seviye üste çıkararak uzaklarda ki özlediklerimizle yan yana oturup muhabbet ediyormuş hissi yaşasak bunu bize sağlayan markayı aşırı sevmezmiydik? Ya da  Subway Surfer’daki o haylaz çocuk evimizdeki o hologram yolda koşsa? Peki müzik festivalleri bir dönüşüme uğrayıp akıllı telefonumuzdan canlı gibi odamızda izlense de hani o çok istediğimiz festival havasını evimizden yaşasak harika olmazmıydı? Belki de bir gün sokaklarda telefonumuzdan yansıyan hologram arkadaşlarımızla yan yana yürüyüp sohbet edebileceğiz ve bu bize oldukça “normal” gelecek neden olmasın?

Her gün değişen ve gelişen teknoloji, dijital pazarda tutunmayı daha da zor hale getirdi. Markaları artık en son trendleri takip etmek ve onları hayata geçirmenin yanı sıra o teknolojiyi “ilk” kullananlardan olarak değer arttırmaya çalışıyor.

Dijital pazarlama ve reklamcılıkla ise gelecek holografik tabanlı görüntüleme sistemlerine dayanacak, tüketici buna en kolay yoldan holografik bir akıllı telefon satın alarak ulaşabilecekken,  Bu teknolojiyi akıllı bir pazarlama stratejisine dönüştüren markalar yenilikçi ve dikkat çekici olarak tüketicinin kalbine taht kurmasının yanı sıra pazara ilk adım atmanın fırsatını  da değerlendirerek marka değerlerini biraz daha artıracaklar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Basitlikten İlhamla WeTransfer’in Ortaya Çıkma Hikayesi

“Odaklanma ve basitlik benim mantralarımdan biridir. Basit olan, karmaşık olandan çok daha zor olabilir. Basitleştirmeyi başarabilmek için düşüncelerinizi arındırabilmeniz onun için de çok çalışmanız gerekir. Ancak kesinlikle buna değer, çünkü sonunda bunu bir kez başardığınızda önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır.”

Steve Jobs

***

Steve Jobs’ın Apple’ının, Cupertino’daki küçük ofisinden çıkıp dünyanın en çok kar eden şirketi olmasında tasarıma, teknolojiye ve kişiselleştirmeye verdikleri önemin rolü büyüktü elbet ama kuruldukları günden bugüne hiç taviz vermedikleri bir konu onları dünya çapında üne kavuşturdu; basitlik. İşte bu yüzden yukarıdaki söz ile başlamak istedim.

Nalden

Şimdi gelelim asıl konumuza. Size biraz Nalden’den bahsetmek istiyorum. Kendisi Wetransfer’in kurucusu. Asıl ismi Ronald Hans ancak o kendini Nalden; yani dijital yerli olarak tanımlıyor. 2008 yılında Nalden’in babası kendisine bir bot alıyor ve fotoğraflarını oğlu ile paylaşmak istiyor. Ancak ortada bir sorun var. Fotoğrafların boyutu yaklaşık 6 megabyte ve o yıllarda bu boyutlar oldukça büyük.

Babası bir web sitesi yardımı ile göndermeye çalışıyor. Ancak bu hizmeti sağlayan websitelerinin arayüzleri o kadar kullanışsız ve reklam tabalı ki, bir türlü o sitelerden de gönderim sağlanamıyor. Nalden da bu alanda birçok websitesi olmasına rağmen hiçbirinin son kullanıcıyı düşünmediğini ve uğraştırdığını fark ediyor. Çünkü girdiği websitelerin tamamında popuplar, sağa sola yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıların kafalarını karıştıran mesajlar bulunuyor.

Wetransfer’in Arayüzü

Bunun üzerine Nalden, hiçbir reklamın olmadığı, sadece dosya göndermeye yarayan minik bir alanın olduğu bir site tasarlıyor. Öyle ki, bu siteyi ilk görenler masaüstü arkaplanı sanıyorlar. Nalden, siteye gelen kullanıcının birkaç saniye içerisinde, süper kolay bir şekilde dosya gönderip alabilmesine olanak tanıyor. Öyle ki, sitede ne bir banner alanı ne de bir içerik alanı var. Sitedeki tek alan; dosya gönderim alanı.

Basit bir içgörü ile doğan Wetransfer, kurulduğu andan itibaren çok yüksek bir ivme ile büyüyor.  2017 itibari ile 40 milyon aktif kullanıcıya, 100 milyondan fazla dosya alışverişine sahip. Şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 1000 sitesinden biri. Bir dosya gönderim platformu için inanılmaz bir rakamlar, öyle değil mi?

Uzun lafın kısası basitlik ve sadelik bugünün dünyasındaki kalabalıkta ön plana çıkabilmek için kullanılabilecek yegane araç. Çünkü insanların büyük bir kısmının kapasitesi, komplike bir şekilde verilen mesajı anlamakta yetersiz kalıyor. O yüzden tüm projelerin 6 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği şekilde tasarlanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kredi Kartı Bilgilerinin Çalınması Derdine Son: Dünyanın İlk Kilitli Kredi Kartı

Online alışverişe olan ilginin artmasıyla birlikte, her geçen gün daha fazla banka kartlarına bağımı hale geliyoruz. Bunun yanı sıra insanlar, günlük hayatta da yanlarında nakit para taşımak yerine kredi kartı ya da hesap kartı kullanmayı tercih ediyorlar. Ancak banka kartları ile ilgili önemli bir sorun bulunuyor: Kart bilgilerinin kolay bir şekilde çalınabilmesi. Ama gelişmiş teknolojiye sahip yeni bir kredi kartı sayesinde, bu sorun yakın zamanda ortadan kalkabilir.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre Dynamics Inc. isimli bir ödeme teknolojisi firması, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2018 sırasında batarya ile çalışan bir kredi kartı geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni teknolojiyle bezenmiş kartlar, ilk olarak Japonya’da kullanıma sunulacak. Dynamics şirketinin CES 2018’te yaptığı sunuma (aşağıda yer alan video) göre kartların ilk olarak kullanıma sunulacağı ülkenin Japonya olmasının sebebi, Japonya’daki insanların çok büyük bir kısmının güvenlik endişeleri nedeniyle ya da kaybetmekten korktukları için kart sahibi olmamaları.

Japonya’da Visa sisteminin kullanım hakkına sahip olan Sumitomo Mitsui Card Company isimli şirket, Dynamics Inc. şirketinin geliştirmiş olduğu “dünyanın ilk kilitli kredi kartı“nı kullanıma sunan ilk şirket olacak. Bu kredi kartında bulunan teknoloji, kredi kartı bilgilerinizi gizli tutmak için onları kilitliyor. Eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik düzeyine ve işlevselliğe sahip olacağı söylenen yeni kart; LED ışık, LCD ekran ve dokunmatik tuşlar barındırıyor.

Dynamics Inc. şirketinin yaptığı açıklamaya göre bu kredi kartını kullanmak için kartın üzerinde bulunan dokunmatik tuşlar aracılığıyla bir şifre girilmesi gerekiyor. Şifre girildikten sonra, kredi kartı numarası LCD ekranda beliriyor. Kredi kartı numarası ekranda kaldığı sürece, manyetik şerit ve çip fonksiyonları kullanılabiliyor. Alışveriş tamamlandıktan sonra ise kredi kartı yeniden bu bilgileri kilitleyip saklıyor. Dolayısıyla da kredi kartı, hiçbir şekilde kullanılamıyor.

Tüm bunların yanı sıra, bu kredi kartının hangi tarihte çıkış yapacağı henüz netlik kazanmış değil. Bununla birlikte Dynamics Inc. şirketinin bu kredi kartını 2018 yılı içerisinde Japon pazarında kullanıma sunmayı planladığı biliniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link