Deneyim Pazarlamak: Magnum Store İstanbul

Herkese merhabalar!

Pazarlamanın en keyifli, ama bir o kadar da karmaşık kısmı “Deneyim Pazarlama”. Neden mi? Çünkü insanların dünyasına girmek, onların dünyasına onları özel hissettirecek birtakım şeyler katabilmek… Tabii bunların yanı sıra markanın o insanların hayatında özel bir yere sahip olmasını sağlamak ve sadakati arttırmak gibi durumlardan da söz etmek mümkün. Deneyim pazarlaması konusunda son dönemde Türkiye’de adından sıkça söz ettiren bir marka ve hizmeti var ki eminim birçoğumuz yakından takip ettik, hatta gidip bir kısmımız da bu deneyimin bir parçası oldu: Magnum Store İstanbul.

Magnum, Unilever’e bağlı, dondurma kategorisindeki en özel marka. Marka kişiliği olarak “seksi bir kadın” olarak tanımlanan bu markanın yine tanımına uygun reklamlarıyla zihin haritamızda derin olarak yer etmesi oldukça normal tabii. Son 4-5 yıldır yurtdışından takip ettiğim “Magnum Store” konseptinin Türkiye’ye geleceğini duyunca heyecanlanmadım değil açıkçası. Özellikle pazarlamacılar için harika bir gözlem fırsatı yaratıyor! Müşteri profili, yaşatılan ve tüketici tarafından algılanan deneyim, bu deneyimin gerçekleştirildiği konsept gibi elementlerin her biri çok önemli.

Burada tüketiciye nasıl bir deneyim sunuluyor ona göz atalım: Tüketiciye kendi damak tadına ve/veya keşfetmek istediklerine dair kendi Magnumlarını yaratma… Az önce de bahsettiğimiz üzere, Magnum “özel” bir marka. Bu yüzden bu deneyimin içerisinde yer alan her şey de onun gibi özel olmalı. Magnumunuza ekleyebileceğiniz 18 farklı malzemenin her biri birinden özel; ki glokalizasyonun güzel bir örneği de yine bu çeşitlerde yatmakta. Globalde kullanılan üst malzemelerin yanı sıra pişmaniye gibi yerel tatlar da kullanılıyor.

Siz istediğiniz çikolata kaplamasını, üst malzemeleri ve sos çeşidini kendiniz belirliyorsunuz. Yani size özel bir Magnumunuz oluyor, tam istediğiniz gibi. Tüm malzemelere siz o an karar veriyorsunuz ve seçtiğiniz her bir malzeme karıştırıcının içine gözünüzün önünde, anında ekleniyor. Magnum, kaplamasını oluşturacak çikolataya o anda batırılıyor örneğin. Kısacası, her şey tam istediğiniz gibi: Kişisel ve özel.

Tabii ambiyans da çok önemli, ki müşteriler bu mağazayı tercih etsin. Dekorasyon oldukça minimal ve zengin görünüyor. Renklerden döşeme tipine, masaların konumundan maskot Magnumların tasarım ve dizilimine kadar pek çok detay, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Konseptin en önemli parçalarından biri de tabii ki Ambiyans.

Müşteri profili için ise konuşmak adına çok erken. Henüz oturmuş bir müşteri kitlesi yok; şundan ötürü: Mağazayı her kesimden insan farklı sebeplerden ötürü ziyaret ediyor. Kimisi geçen yaz gittiği Avrupa şehrinde uğradığı Magnum Store’u hatırlıyor, kimisi ise bu kadar popüler ve zengin bir ürünün bir “kimlik ispat etme” durumu olduğunu hissederek burayı tercih ediyor. Beklentiler bu gruplar arasında büyük değişkenlik göstermekte.

20150611_1749061

Tabii beni böylesine heyecanlandıran bu deneyim pazarlamasını ben de yaşamak istedim ve Bağdat Caddesi’ndeki Magnum Store’un yolunu tuttum. Haftaiçi, gündüz, rastgele bir günde olmama rağmen kasaya ulaşmak için 10 dakika sıra bekledim. Gerçekten büyük bir ilgi söz konusu. Magnum Marka Müdürü Göze Hanım’dan birebir öğrendiğim üzere Magnum Store İstanbul bir rekora da imza atmış; açılış gününde daha önce diğer Magnum Store’ların bir günde sattığı Magnum sayısının 1,5 katından fazla ürün satılmış.

Sıra geldi malzemelerimi seçmeye. Seçenekleri incelediğimde gerçekten hem görsel değeri hem lezzet seviyesi yüksek ürünlere yer verilmişti. Karıştırıcıya eklenen malzemelerin ardından kendimi çikolata bölümünde buldum. Burada Magnum dondurmam benim belirlediğim çikolataya batırıldı, seçtiğim ürünler üstüne özenle döküldü ve yine benim tercihim olan bir sos kullanıldı.

Sonuç: Dondurma mı yoksa yaşadığım bu deneyim mi daha tatlı, bilemedim. Genel olarak mağazayı ziyaret edenlerin algılarına bakacak olursak hayatlarında özel kategori bir ürünü kendi istedikleri şekilde elde etmek, mağazayı keşfetmek, statü belirleyici unsur olarak gördükleri bu markayı hayatlarının bir yerinde bir parçası haline getirmek başta geliyor diye düşünüyorum. Bu deneyim aynı zamanda “marka değeri”ni hem maddi hem manevi olarak yükseltmesi anlamında çok değerli. Normal çeşitlerin satış fiyatının 2 katı civarı fiyatlandırma politikasıyla oldukça fazla sayıda alıcı bulması da oldukça ilginç. Pazarlama stratejisi ve PR kampanyası olarak başarılı bulduğum bir iş Magnum Store İstanbul.

20150611_1753061

20150611_175303

 

Peki siz bu deneyim hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce böyle bir ürün, bu şekilde bir deneyiminizin parçası gerçekten olabilir mi? Özellikle ziyaret ettiyseniz, eksik görüdüğünüz yerleri var mı?

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

Bonus bölüm: İşte bu da benim Magnumum!

benim magnumum-pazarlamasyon

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mezuniyete adım adım ilerlerken Pazarlamaya olan tutkusu daha da güçlenen ODTÜ İşletme 3. Sınıf öğrencisi | Blogger |

Bir Cevap Yazın

Oreo, Sizi Bisküvi Avına Çağırıyor

Mobil oyunlaşmaya gösterilen ilgi arttıkça, ihtiyaç duyulan teknik altyapının edinilmesi kolaylaştıkça ve ortaya çıkan masraflar düştükçe, markalar kendi artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerini geliştirmeye günümüzde daha eğilimli oluyor. Gerek özgün lezzeti gerekse de uyguladığı ilginç içerik pazarlaması taktikleriyle dünya çapında nam salmış bisküvi markası Oreo da bunun son örneği oldu. Marka bugünlerde, bisküvi avıyla kullanıcıları kendine bağlamayı hedefleyen Büyük Oreo Kurabiyesi Avı (The Great Oreo Cookie Quest) adlı mobil oyun uygulaması üzerine çalışıyor.

Söz konusu mobil oyunda marka, kullanıcıların dünyanın dört bir yanına gizlediği Oreo bisküvilerini bulmaları için bazı ipuçları veriyor. Nesne tanıma teknolojisini kullanan oyun zekası, doğru nesneleri tespit edebiliyor ve böylece saklanmış Oreo’ları buluyorsunuz. Günlük olarak verilen ipuçları, çeşitli sorularla kullanıcılara iletiliyor. Örneğin uygulama “Bileğinde ne var?” dediğinde, sizin bu soruyu o an bileğinize taktığınız kol saatini uygulamaya taratıp saklı Oreo’lardan birini bulmaya yormanız gerekiyor. Taratma sonucunda, akıllı telefonunuzun ekranında bir Oreo çıkarsa bu, gizli bisküvilerden birini avladığınız anlamına geliyor.

Maliyet azaldıkça ve teknik altyapıya erişim kolaylaştıkça, markalar kendi AR deneyimlerini oluşturmaya daha da sıcak bakar oldu.

Bulduğunuz her sanal Oreo, size verilen ipucunun zorluğuna göre puanlanıyor ve oluşturulan sıralamaya bakan kullanıcılar, av performanslarını Facebook ve Twitter’daki arkadaşlarıyla veya dünyanın geri kalanındaki kullanıcılarla kıyaslayabiliyor. Oyunu oynayanlar arasında gerçek Oreo bisküvilerini uygulamaya tanıtanlar ise Google’ın California’daki merkezinden tutun da Afrika’ya kadar uzanan farklı yerlere gezi kazanma şansını yakalıyor.

Gezilerden birinin Google binası olmasının nedeni ise oldukça basit ve doğal. Zira marka, bu proje için geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Google ile iş birliği yapmış. Hâliyle bu durum oyunda verilen ödüllere de yansımış. Hatta öyle ki ödüllerin Google ile ilişkisi California’daki merkezle de sınırlı değil. Bulunan sanal Oreo’ların kullanıcılara getirdiği ödüller rastgele seçiliyor olsa da birçoğu Google ile ilgili durumda. Kazanılan Google Play puanları ve Pixel marka akıllı telefonlar, bu noktaya ilişkin açık birer örnek sunuyor. En çok da oyunun Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında Android robotu imajı eşliğinde pazarlanması, bunu kanıtlıyor.

Oreo için hazırlanan oyunun mantığı, Pokemon Go’ya oldukça benziyor.

Oyun mantık olarak esasen Pokemon Go’ya benziyor. 2016’da ortaya çıkan bir artırılmış gerçeklik oyunu olan Pokemon Go, pek çok ülkede popüler olmuş ve insanlar kalabalıklar hâlinde, ellerinde akıllı telefonlarıyla sokaklarda pokemon arar olmuştu. Hatta çılgınlık hâline gelen bu durum, sayısız hayati riske davetiye çıkarmıştı. Anlaşılan o ki Oreo da bu potansiyeli görmüş ve bu yolda bir çalışmayla tüketicilerin karşısına çıkmak istemiş. Markanın Pokemon Go’ya özendiğini saklamadığını da söylemeliyiz. Çünkü oyunda yakalanan Oreo’ların saklandığı yere Cookiedex adını vermiş, yani tıpkı Pokemon’lara karşı tutulunca onların hakkında ayrıntılı bilgi veren Pokedex’ler gibi. Kaldı ki Oreo yetkilileri de oyunun Pokemon Go tecrübesinden ve insanların ona verdiği tepkiden çıktığını söylüyor.

Küresel ölçekli medya ajansı Carat ile sanal ve artırılmış gerçeklik üzerine çalışan Gravity Jack gibi iki önemli kuruluşun desteğini alarak projeyi hayata geçiren The Martin Agency’nin çalışmaları tamamlaması 6 ay almış. Geçen ayın sonunda Birleşik Krallık’taki IOS ve Android tabanlı cihazların kullanımına açılan oyun, burada göstereceği performansa göre Güney Amerika, Avrupa, Rusya ve belki ABD’de kullanıcılara ulaşacak. Ajans, Oreo damgası taşıyan mobil oyunun tanıtımı amacıyla biri televizyon, üçü ise sosyal medya platformlarında yayınlanmak üzere toplam dört video hazırladı.

Büyük Oreo Kurabiyesi Avı marka için her ne kadar sosyal yanı da olan ilk artırılmış gerçeklik oyunu olsa da markanın, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez yararlanmadığını da belirtmeliyiz. Zira Oreo, tam bir yıl önce yine Google ile birlikte çalışarak Oreo Bandırma Yarışı () isminde bir projeye imza atmıştı. Bu projede tüketiciler Oreo bisküvilerini uygulamaya taratmış ve süte bandırmadan önce Oreo’ları Google Earth yardımıyla sanal olarak stratosfere fırlatmıştı.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Oreo Marka Pazarlama Direktörü Justin Parnell ise insanların diğer cihazlara göre mobil cihazlarda daha çok zaman geçirdiğini ve bu cihazları eğlence amacıyla giderek daha fazla kullandığını söyleyip projenin çıkış amacını açıkladı.

Oreo
Oreo, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez Oreo Dunk Challenge adlı çalışmasında yararlanmıştı.

Sizi bilmem ama zaten Pokemon Go gibi bunun yapılmış bir örneği varken ve ilk olmanın avantajıyla bütün ilgiyi toplayıp pastanın çoğunu almışken, Oreo’nun böyle bir çalışmayla çıkagelmesini pek mantıklı bulmuyorum. Böyle olması, elbette bundan sonra artırılmış gerçeklik temelinde mobil oyun oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat madem marka ille de artırılmış gerçeklik odaklı bir proje yapacaktı, bu daha farklı bir şey olabilirdi ya da en azından Pokemon Go mantığına yeni ama göze çarpacak bir şeyler ekleyebilirdi.

Oreo, kültürel kodları kullanmaktaki ustalığı ve bunu yaratıcı içeriğe dönüştürmedeki becerisiyle biliniyor.

Sosyal ağlardaki özgün içerikleriyle, gerçek zamanlı pazarlamadaki başarılarıyla ve kültürel kodları müthiş bir şekilde kullanmasıyla gönlümüze giren markanın, böyle bir yola tenezzül etmesini açıkçası doğru bulmuyorum. Kaldı ki Pokemon Go rüzgârının da ilk dönemindeki gibi esmediği de bir gerçek. Markanın evdeki hesabının çarşıya ne kadar uyacağını ise şimdilik bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Converse’den Sadece İki Günlüğüne Açık “One Star Hotel”

Bir dönemin kitleleri peşinden sürükleyen ikon sneaker markası Converse, sadece iki günlüğüne oldukça özel bir otel açıyor.

‘Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir otel konseptine hoş geldiniz’ diyen markanın Londra’da yer alan pop-up otelinin her katında Converse One Star özel koleksiyonundan parçalar görülebilecek. Beş katlı otelde yer alan her oda ise misafirler için özel olarak tasarlandı.

Markanın hızlı bir geri dönüş yapan, önemli serilerinden birisi olan “One Star” ismini olan otel, Converse’in tasarımcılarla işbirliği yaptığı One Star Koleksiyonunun lansmanı için hayata geçirilen bir fikir. Özellikle markanın oldukça güçlü olduğu yıllar olan 90’lar teması ile gerçekleşen bu iki günlük etkinlikte, dönemin modası, ikon sneakerı Converse, kaykay ve müzikleri bir araya getirilerek bir nostalji havası yaratılmaya çalışılmış.

Zaten sadece iki gün hizmet verecek bu otel için herhangi bir rezervasyon gerekmezken marka otel ziyaretçilerine “en taze müzik, stil ve sneakerları” vadediyor. Bununla beraber otelde sıfır uyku ve gürültülü komşuların olacağı konusunda tüm ziyaretçiler baştan “uyarılıyor”

One Star Hotel’in her biri farklı bir tema ile dekore edilmiş odalarının tasarımlarının arkasında A$AP Nast, Yung Lean ve MadeMe gibi günümüz gençlerinin sevdiği şarkıcılar ve özel konuklar bulunuyor. Ayrıca otelin ziyaretçilerini odalarda özel ürün deneyimlerinin beklediği de markanın verdiği haberler arasında.

One Star Hotel’in tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link