Büyük Markalar, Basit Hatalar: ETİ Gofredo

Sizlere bu yazımda büyük firmaların bile bazen, pazarlamanın en temel kurallarını gözden kaçırarak yaptıkları iletişim yanlışlarına bir örnek vermek istiyorum. Söz konusu firmamız ETİ ve onun büyük umutlarla çıkardığı, ancak şu anda üretmediği  Gofredo markasıdır. ETİ, çok temel bir pazarlama kuralını atladığı için; 2009 yılında piyasa sunduğu güzelim markasının üretimini, 2012 yılında durdurmak zorunda kalmıştır.

Piyasaya sürülen ürünün bir çok özelliği olabilir. Ancak markalar tüketiciyle iletişim kurarken bu özelliklerin hepsini anlatmak istemezler. Çünkü bu hem çok maliyetli olur, hem de tüketiciler sizin anlattıklarınızın çok azını hatırlayacaklardır. Bu nedenle verilen mesaj son derece yalın ve net olmalı. Ayrıca ürünü, diğer ürünlerden farklılaştıran yada rakiplerine göre üstün olan özellikleri öne çıkarılmalıdır. Örneğin sizin ürününüz; piyasadaki rakiplerinden daha pahalı; fakat daha dayanıklı olabilir. Bu durumda: “Benim fiyatım daha yüksek…” değil; “Ben daha dayanıklı, daha kaliteliyim” diyerek tüketici ile iletişime geçmek istersiniz.

ETİ, Gofredo’yu; 2009 yılında ilk piyasaya sunduğunda kullandığı mesaj: “Yuvarlanan Gofret O” idi. Yani ürünün farklı şekline dikkat çekiliyordu. Gofredo aslında bir çikolatalı gofret olmasına rağmen; farklı ambalajı, küçük tekerlek biçimindeki formu ve en önemlisi de ürün kalitesiyle rakipleri Ülker, Milka gibi markalardan ayrışıyordu. Rakiplerine göre iki kat daha pahalı olmasına rağmen satışları istikrarlı bir biçimde artıyordu. Ürünün yumuşak karnı gramajıydı. Ülker 38 gramlık gofretini 50 Kuruşa satarken, Gofredo 55 gramlık paketini tüketiciye 1 TL’ye satabiliyordu.

popup_images_image_21070007_1

2012 yılı başında ETİ, Gofredo’nun yeni reklam kampanyasında: “7 Saniyede 7 Gofredo Bitiremezsiniz!” sloganını kullanarak tüketiciyle iletişime geçmeye karar verdi. Ve bu sloganla birlikte yayımlanan reklamlar; ürünün sonunu hazırlayan hikayenin başlangıcı oldu.

Reklamlar son derece başarılıydı. Ancak ETİ, mesaj olarak ürünün en zayıf tarafını öne çıkarmayı seçmişti. Evet ürünün gramajı fiyatına göre gerçekten azdı; ancak gerek var mıydı tüketicinin dikkatini bu noktaya çekmeye? Bizim ürünümüz aslında o kadar da az değil demek yerine, Gofredo’nun tazeliği, farklı şekli, lezzeti yada üzerindeki bol fındık parçaları öne çıkarılsa daha iyi olmaz mıydı? ETİ, Gofredo’nun en zayıf tarafını öne çıkararak verdiği mesajla son derece talihsiz ve basit bir hata yaparak markanın kaybolmasına neden olmuştur. Reklam, yayımlanmaya başladıktan beş yada altı ay sonra, satışlar; çok düştüğü için Gofredo’nun üretimine son vermek zorunda kalınmıştır.

Reklam Linkleri:

http://www.youtube.com/watch?v=xjllEj8LJdY

http://www.youtube.com/watch?v=HiAAnV8U9YY

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

E-Ticaretin Geleceğine Damga Vuracak 7 Teknoloji ve Strateji

  • E-ticaretin geleceğinde, offline perakende deneyimlerini mümkün olduğu ölçüde online’a getirmek büyük önem taşıyacak gibi görünüyor.
  • Accenture’ın yaptığı bir tüketici araştırmasına katılanların %39’u, çok fazla seçenek yüzünden bunaldıkları için herhangi bir şirketin internet sitesini terketmiş ve başka bir yerden satın alım gerçekleştirmiş.
  • Öneri ve reklamcılık algoritmalarında oldukça fazla tahminde bulunulur. Tahmini analiz ve makine öğrenimi ise tamamen iyileştirilmiş ve yüksek oranda kişiselleştirilmiş deneyimler oluşturarak ürün önerilerini bir sonraki seviyeye taşıyabilir.
  • Deloitte’in yaptığı bir araştırmaya göre, %47’lik bir kesim, bir ürünü sosyal medyada gördükten sonra satın aldıklarını ifade etti. Ancak bu kişilerin sadece %20’si sosyal medya platformu aracılığıyla bu satın almayı gerçekleştirdi.
  • İlgili Yazı: Perakende Sektörü, “Yeni Nesil” Tüketiciye Nasıl Hazırlanmalı?

Günümüzde teknoloji, şirketlerin adapte olabildiğinden çok daha hızlı bir şekilde gelişiyor. Durum böyle olunca da bu teknolojik değişime daha fazla adapte olan şirketler, rakiplerinden daha fazla öne çıkıyorlar. Böyle bir ortamda müşterilere daha iyi ürünler, özelleştirilebilir seçenekler ve daha fazla kanal ya da temas noktası sağlamak, farklılaşmak ve rakiplerden üstün olmak için yeterli olmuyor. Ancak şirketlerin rekabette öne çıkmak için kullanabilecekleri çok önemli bir yol mevcut: Offline perakende deneyimlerini online’a taşımak.

Online alışverişin son derece pratik olduğu konusunda kimsenin itirazı yoktur sanıyorum. Buna rağmen global reklam ajansı McCann‘in yaptığı “Alışveriş Hakkındaki Gerçek” isimli araştırmaya katılanların %52’sinin de belirttiği gibi, online alışveriş, doğal olarak hala kişisel olmayan bir kanal. Genel olarak tüketiciler, yeni teknolojilere adapte olmaktan mutluluk duyarlar; çünkü yeni teknolojiler, işlerin onlar açısından çok daha kolay ve hızlı bir şekilde halledilmesine imkan tanırlar.

Aynı zamanda tüketiciler, aynı trendler hakkındaki endişelerini de dile getiriyorlar. Çünkü onlar, alışverişi sadece bir işlem olarak görmüyorlar; onu bir deneyim olarak görerek ona değer veriyorlar. Ve alışveriş, sadece hız ve kolaylıkla ilgili olan bir eylem değil. Önümüzdeki dönemde işletmelerin online alışverişi daha kişisel hale getirmeleri ve yerel, offline bir mağaza hissi yaratmaları büyük önem kazanacak. Yalnızca online alışverişi kolay hale getirmeyen, aynı zamanda tüm bu bilim ve algoritmalara bağımlılık arasında insani ve kişisel dokunuşlar ekleyen teknolojileri belirleyip bunlara yatırım yapabilen şirketler, unutulmaz bir izlenim bırakma şansına sahip olacaklar.

Guidedselling.org isimli internet sitesi de bu konuyla ilgili olarak paylaştığı bir yazıda, offline perakende deneyimlerini online’a getirebilmek için takip edilmesi gereken 7 teknolojiyi ve stratejiyi sıraladı.

Dijital Danışmanlar

Bir mağazaya gittiğinizde ve neyi seçeceğinizi bilmediğinizde, sizinle iletişim kuracak bilgili ve güler yüzlü bir satış elemanının size yardımcı olmasını beklersiniz. Satış danışmanı size ihtiyaçlarınızı sorar ve buna göre satın alma süreci boyunca size yol gösterir. İşte online olarak alışveriş yapan kişiler de böyle bir desteğe ihtiyaç duyuyorlar.

Online olarak alışveriş yapan kişiler, karar verme süreci boyunca yardım ve tavsiye istiyorlar. Küresel bir yönetim danışmanlığı ve profesyonel hizmetler şirketi olan Accenture’ın yaptığı bir tüketici araştırmasına göre, katılımcıların %39’u, çok fazla seçenek nedeniyle bunaldıkları için herhangi bir işletmenin internet sitesini terketmiş ve başka bir yerden satın alım gerçekleştirmiş.

Online alışveriş yaparken genellikle son derece geniş yelpazede bir ürün seçeneğiyle ve yetersiz filtreleme özelliğiyle baş başa kalırsınız ve bu süreçte size yardımcı olan hiçbir şey yoktur. Dijital danışmanlar ise online alışveriş yapan kişilerin satın alma yolculuğundaki kişisel tavsiye eksikliğini telafi etmeyi amaçlamaktadır. Bu çözümler, müşterilerin ihtiyaçlarını analiz ettikten sonra, gerçek zamanlı olarak en uygun ürünleri tanımlamak ve önermek için çıkarım algoritmaları ve makine öğrenimi uygularlar. Bununla birlikte tüketicilerin, ihtiyaçları için en iyi ürünü bulmalarına yardımcı olmak amacıyla yardım ve ipuçları da sağlarlar.

Yapay Zeka, Chatbot’lar ve Etkileşimli Ticaret

En dolaylı ve kişisel olmayan biçiminde bile ticaret, devam eden bir konuşmalar dizisidir. Teknoloji, etkileşimlerin birçoğunu otomatik hale getirse de, konuşmalar hala alışverişin temel ögeleri konumunda. Uzun bir süredir e-ticaret liderleri; doğrudan, doğal ve kişisel sohbetleri online alışverişin içerisine dahil etmenin yollarını arıyorlar. Bu, online alışveriş deneyiminde eksik olan önemli bir unsurdur.

Simon İsimli Perakende Şirketinin Facebook Messenger Chatbot’u

İşte tam da bu konuda ciddi bir arayış varken chatbot’lar ve ses destekli asistanlar ortaya çıktılar. Botlar kaybolan yakınlığı tekrar yakalamaya ve offline alışveriş etkileşimlerinde kullandığımız konuşmaları yeniden canlandırmaya hazırlanıyorlar. Tabii, henüz bu değişimin başlangıç aşamasındayız. Şu anda insan benzeri doğal dil işlemeden uzak olduğumuz için bunun nasıl bir sonuç vereceği konusunda kesin bir şey söylemek pek mümkün değil. Yine de kısa bir süre içerisinde bu alana yoğun olarak yatırım yapılması, bunun dikkate değer bir teknoloji olduğuna işaret ediyor.

Gerçek Zamanlı Özelleştirme

Bu “al gülüm ver gülüm” ilişkisi, online dünyada sadakatin sürdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Satış görevlilerinin adınızı ve neyi beğendiğinizi bildikleri ve size buna göre ürün önerdikleri bir mağazaya gittiğinizi hayal edin. Bu, çoğu durumda, size kendinizi özel ve değerli hissettirecektir. Bu yüzden online alışverişin, daha fazla offline bir etkileşim gibi hissettiren bir deneyim meydana getirmek için bireylere ve onların ihtiyaçlarına daha fazla odaklanması gerekiyor.

“Gerçek zamanlı özelleştirme”, her ziyarette her müşteriye farklı ve özelleştirilmiş bir deneyim sunmanın bir yoludur. Gerçek zamanlı özelleştirme, mesajları anında kişiselleştirmek için satın alma alışkanlıkları, tercihler, demografi ve coğrafi konum gibi farklı parametreler kullanır. Onu doğru bir şekilde yapmak, tercihleri anlamak ve benzer müşterilerin tercihlerine göre doğru çıkarımlar yapmak için veri madenciliği ve makine öğrenimi gerektiriyor. Perakende tercihlerini özelleştirmek, daha olumlu alışveriş deneyimleri meydana getirmek ve satışları maksimuma çıkarmak için bir fırsat olarak bu yaklaşımı başarılı bir şekilde kullanan şirketlere dair bazı ilginç örnekler mevcuttur.

Tahmini Analiz ve İyileştirme

Offline olarak alışveriş yapmanın bir avantajı, an itibarıyla alakalı olan ürünleri önermek için müşteriyi ve durumunu hemen anlamanıza imkan tanımasıdır. Buna kıyasla online alışveriş deneyimi, genel olarak geçmişte sıkışıp kalmış gibidir ve çağ dışı görünür. Öneriler ve reklamlar, müşterinin dikiz aynasındaki dar bir görünümünü temel alır.

İlişkili olabilecek ve tavsiyelerin optimize edilmesine yardımcı olabilecek farklı kaynaklardan alınan farklı veri noktaları bağlantılı değildir. Örneğin giyim mağazanız beğendiğiniz kazakları ve desenleri biliyor olabilir, ancak hangi şarkıları indirdiğiniz konusunda herhangi bir fikri yoktur. Bir online seyahat rezervasyon sitesi, yaklaşan tatil planlarınız hakkında bilgi sahibi olsa da, şehir dışındaki bir konser için bilet satın aldığınızdan haberi yoktur.

Bu izole edilmiş müşteri görünümü, müşterinin geçmiş ihtiyaçlarını, aramalarını ya da satın almalarını yansıtan piyango gibi reklamlar ve öneriler sunulmasına neden olur. Doğrusu öneri ve reklamcılık algoritmalarında oldukça fazla tahminde bulunulmaktadır. Tahmine dayalı analiz ve makine öğrenimi ise tamamen iyileştirilmiş ve yüksek oranda kişiselleştirilmiş deneyimler meydana getirerek ürün önerilerini bir sonraki seviyeye taşıyabilir. Müşterilerin ne yaptıklarına dair tek bir görünüm meydana getirmek için çeşitli veri noktalarını harmanlamak, perakendecilerin gerçek niyet ve gerçek, güncel ilgiyi yakalamalarına olanak tanır. Bu, perakende şirketlerine, herhangi bir müşterinin gelecekteki eylemlerini ve ihtiyaçlarını tahmin etmelerine yardımcı olacak daha derin bir bağlamsal görünüm sağlayacaktır.

Perakendecilerin, henüz var olmayan verilerden anlam çıkarmalarına yardımcı olacak sofistike modeller, bu alan çığır açacak bir yenilik olacak; ancak bunun gerçekleşmesi için 2026 yılına kadar beklememiz gerektiği ifade ediliyor. Zira bu, hala insan müdahalesi ve denetimine ihtiyaç duyan “uzman bir araç”. Tabii bu yöntem, bunun gizliliğine müdahale ettiğini düşünen ve alışveriş listesini bir algoritmaya aktarmayı istemeyen tüketicilere hitap etmeyecektir. Ancak bu durum, nelerin toplanacağına karar verme konusunda tüketicilere kontrol imkanı vermediği ve bir satın alma kararına ulaşmaya çalışan kişilere açık bir fayda sağlamadığı sürece geçerli olacaktır.

Sosyal Ticaret

Sosyal olarak alışveriş yapan kişiler, sosyal bir deneyim olarak alışverişin tadını çıkarırlar ve alışverişi arkadaşlarıyla ve aileleriyle bağ kurma şansı olarak görürler. Onlar için alışveriş, sadece satın almaktan ibaret değildir. Sosyalleşme, her zaman alışverişin önemli bir işlevi olmuştur.

İnsanlar, arkadaşlarıyla alışveriş yaparken daha fazla zaman ve para harcarlar. Bununla ilgili olarak yapılan araştırmalar da arkadaşlarıyla alışveriş yapan tutumlu insanların bile, yalnız alışveriş yaptıkları zamanlara göre daha fazla harcama yaptıklarını ortaya koydu. Bu nedenle şirketlerin, online tarafta da bu deneyimin aynısını meydana getirmek için uğraşmaları gayet anlaşılabilir bir durum. İşte buradan hareketle “sosyal alışveriş” olarak bilinen kavram ortaya çıktı.

Amazon ve eBay, platformlarına çeşitli sosyal özellikler entegre ettiler. Bununla birlikte Polyvore, Fab, Wanelo, OpenSky, Fancy ve ModCloth gibi sosyal alışveriş siteleri ise kullanıcıların tavsiye almalarına ve kendileriyle benzer beğenilere sahip olan kullanıcılarla ürün koleksiyonlarını paylaşmalarına imkan tanıyor.

Sosyal ticaret, sosyal medya ve e-ticareti birleştirir. Pinterest, Instagram, Twitter, Snapchat ve Facebook, hizmetlerinden para kazanmanın yeni yollarını bulmayı amaçlayan çeşitli e-ticaret özelliklerini platformlarına eklediler. Ancak bu sosyal medya platformlarının çoğu, potansiyellerine ulaşamadıkları için bu çabalarını sonlandırdı.

Sosyal medya platformlarının yaşadıkları bu durumun iki temel nedeni var. Öncelikle kullanıcılar, bir şeyler satın almak için değil, sosyal olmak için sosyal ağları kullanırlar. İkinci olarak ise kullanıcılar, güvenlik endişeleri nedeniyle sosyal medyada bir şeyler satın alma konusunda isteksizler. Uluslararası denetim, vergi, danışmanlık, kurumsal risk ve kurumsal finansman hizmetleri şirketi Deloitte’in yaptığı bir araştırmaya göre, %47’lik bir kesim, bir ürünü sosyal medya akışlarında gördükten sonra satın aldıklarını ifade etti. Ancak araştırmaya göre, bu kişilerin sadece %20’si bir sosyal medya platformu aracılığıyla bu satın almayı gerçekleştirdi.

Bütün bunlara rağmen, sosyal ağlar, sosyal ticaretten vazgeçmiş değiller. Sosyal medya büyük bir potansiyel barındırıyor ve farkındalık yaratmak ve trafik çekmek için ideal bir kanal olduğunu zaman içerisinde fazlasıyla kanıtladı. Bir inbound pazarlama ve satış platformu olan HubSpot’un yaptığı bir araştırmaya göre, katılımcıların % 81’i, arkadaşlarının yaptıkları paylaşımların satın alma kararlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.

Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik ve 3 Boyutlu Deneyimler

Online alışveriş daha hızlı ve daha pratik hale gelirken eksik algısal deneyim, tüketicileri online olarak bir şeyler satın almaktan alıkoyan en önemli beş sorundan biri olarak dikkat çekiyor. Bir ürünün kalitesini, boyutunu, ergonomisini ve uygunluğunu ölçmek bizzat daha kolay yapılır. İki boyutlu ürün resimleri, online müşteriler bir satın alma gerçekleştirmeden önce bir ürün hakkında daha fazla bilgi edinmek istediklerinden yeterli değildir. Bu nedenle, bu noktada üç boyut teknolojisi devreye giriyor. Çünkü bu teknoloji, perakendecilerin, her açıdan incelenen ürünlerin fiziksel etkileşimini kopyalamalarına imkan tanıyor.

IKEA’nın Uzun Bir Süredir Üzerinde Çalıştığı Artırılmış Gerçeklik Projesinden Bir Görünüm

Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik henüz ana akım değil, çünkü hiçkimse artırılmış gerçeklik ya da sanal gerçeklik gözlüklerini kullanarak ürün satın almıyor. Buna rağmen bu iki teknoloji, dünya genelinde yavaş ama emin adımlarla alışveriş deneyimlerine entegre ediliyor. Perakende şirketleri ve markalar için iki boyutlu ürünlerin görsellerini üç boyutlu hale dönüştürmek kolaylaştığında, bu teknolojiler de online alışverişte ana akım haline gelecekler. Böylece ürün görselleştirmeyle ilgili ikilem çözülmüş olacak ve online alışveriş yapan kişilerin, sanal ürünleri gerçek ortamlarında görmeleri mümkün olacak.

Aynı Günde Teslimat veya Drone ile Teslimat

E-ticaretin ilk günlerinde, insanlar, siparişlerinin gelmesi için haftalarca beklemeye razılardı. Ancak e-ticaretin gelişmesiyle birlikte bu anlayış değişti ve e-ticarette hızlı teslimat büyük önem kazandı. Ve son olarak gelinen noktada ise “bir günde teslimat” hizmetleri konuşulmaya başlandı.

Lojistik Firması UPS’in Drone ile Teslimat Testinden Bir Kare

Teslimat hızı, bir müşterinin bir ürünü online olarak satın alıp almama kararını etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğundan, aynı gün teslimat ve drone ile teslimat, her geçen gün daha cazip hale gelmektedir. Yapılan bir tüketici araştırmasına göre, tüketicilerin %33’ü, online siparişlerinin drone ile teslim edilmesine ilgi göstermektedir. Bununla birlikte sipariş teslimatını otomatize etmek, perakende şirketlerinin ilerleyen dönemde farklılaşmak için kullanabilecekleri en iyi seçeneklerden biri olabilir.

Tabii perakende şirketleri ve tüketiciler, drone’ların potansiyeli konusunda büyük heyecan duyarken birçok ülkedeki düzenleyici organlar ise bu konuda daha az heyecanlı. Zira drone’ların işleyişi konusunda, hala halledilmesi gereken çok sayıda sorun var. Güvenlikle ilgili sorunlar, hırsızlık ve hasar ve de ulaşılması zor bölgelerdeki teslimatlar, hala drone’lar konusunda yanıtlanmamış sorulardan bazıları olarak dikkat çekiyor. Tabii, insanların sürekli olarak tepelerinde uçan drone’lara nasıl tepki vereceği de bir başka önemli soru.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Küba’da Telefonlara İnternet Bağlantısı Geliyor

  • Bildiğiniz üzere Küba vatandaşlarına mobil internet hizmeti vermiyordu ve vatandaşlar bu durumdan rahatsız oluyorlardı.
  • Küba mobil internet hizmetini kullanıma sunuyor.
  • İlgili yazı: İki Alışverişten Birini Mobilden Yapıyoruz

Küba geçmişten günümüze internet erişiminin kısıtlanmasıyla biliniyor. Reuters’a göre 2013’e kadar ülkeden internete girmenin tek yolu, uluslararası misafirleri için internet bağlantısı sunan otellere gitmekti. Oldukça yavaş olan bu internet hizmeti için vatandaşların saatlik 2 dolar ödemesi gerekiyordu. 11.5 milyonluk komünist Karayip ülkesi 2018’in sonuna kadar bu hizmetin ülke çapında sunulmasını hedefliyor. Böylece ülkede 5 milyon kişinin yıl sonunda mobil internete erişebileceği hedefleniyor.

Birkaç devlet haber sitesine rapor veren 39 yaşındaki Yuris Norido, “Bu radikal bir değişim oldu,” dedi. “Artık haberlerin yer aldığı yer de dahil olmak üzere haberleri her yerden güncelleyebilirim.”

Yavaş ve Daha Pahalı

Küba’da internet erişimi olarak 3G kullanılıyor. Yeniz hizmete erişimi olan kullanıcılar ise 4G/LTE’ye erişemeyecek. Şirketler internet erişim paketlerinin ayda sadece 4GB internet kullanabilmek için 45 dolar ödemesi gerektiğini belirtiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link