Bira Markaları, Neden Pazarlama Stratejilerini Değiştirmeliler?

Hill Holiday isimli reklam ve pazarlama ajansının tüketici araştırmasından sorumlu olan Origin isimli kolu, reklamların birbiri ardına sıralanacağı Super Bowl karşılaşması öncesinde 2000 katılımcının yer aldığı bir araştırma yaparak bira markalarının pazarlama çalışmalarına ışık tutabilecek önemli veriler elde etti.

Origin’in insanların bira tercihlerine yönelik yaptığı araştırmada 1980-1999 yılları arasında doğan ve Y jenerasyonu olarak adlandırılan jenerasyon ön plana çıkarken araştırma sonucunda ortaya çıkan veriler jenerasyonlar arasındaki tercihlerin birbirlerinden ne kadar farklı olduğunu gözler önüne serdi.

Y jenerasyonunun %83,9’u bir favori birası olduğunu belirtirken bu oran baby boomers (1946 ile 1964 yılları arasında doğanlar) olarak adlandırılan jenerasyonda %80,9, X jenerasyonunda (1965 ile 1979 yılları arasında doğanlar) ise %87 olarak belirlendi. Bununla birlikte bir favori birası olduğunu söyleyen erkeklerin oranı %88,4 olurken kadınlarda ise bu oran %81,6 oldu. Ayrıca araştırmaya göre bu üç jenerasyon arasından en çok Y jenerasyonu için kalite, fiyattan daha önemli bir konumda.

Araştırmadan çıkan bir başka önemli sonuç ise Y jenerasyonunun içtikleri bira türünü eski jenerasyonlar kadar önemsememesi oldu. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, Y jenerasyonunun önemli bir kısmı yerli ve ithal bira konusunda belirli bir tercih yapmazken daha eski jenerasyonlar bu konuda daha tutarlı. Baby boomers jenerasyonunun %57,4’ü sadece ya da çoğunlukla yerli bira tercih ederken X jenerasyonununda bu oran %50,5’e düşüyor. Y jenerasyonunun %44,1’i ise yerli ve ithal bira konusunda belirli bir tercih yapmıyor.

Adweek’in yaptığı habere göre Origin’de üst düzey araştırma yöneticisi olarak görev yapan Ken Faro, bu araştırmadan elde ettikleri veriler ışığında bira markalarının geleneksel pazarlama çalışmaları yerine, farklı cinsiyete sahip ve farklı jenerasyonlardan olan Super Bowl izleyicileriyle iletişim kurmalarını sağlayabilecek yaratıcı yaklaşımlar denemeleri gerektiğinin altını çizdi. Bununla birlikte Super Bowl kitlesinin 10 yıl öncekine göre önemli ölçüde farklı olduğunu belirten Faro, organizasyonun artan bir şekilde kadınlar ve genç jenerasyona ait kişiler tarafından izlendiğini ifade etti.

Origin’in araştırmasından bazı verilerin yer aldığı infografiği aşağıda bulabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Hz. İsa’lı Organ Bağışı Reklamı, Tartışma Yarattı


Organ bağışı, dünya çapında çok sayıda kar amacı gütmeyen kuruluşun üzerinde durduğu son derece hassas bir konu. Bu kuruluşlar, sürekli olarak yaptıkları kampanyalarla, insanları organ bağışı konusunda bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Avustralya’da bu tarz bir organizasyonun yayımladığı dini temalı bir organ bağışı reklamı büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Design Taxi’nin haberine göre, “Hz. İsa Ne Yapardı?” başlıklı reklam, aslında “Yaşamak İçin Ölmek” isimli belgeselin tanıtımını yapmak için hazırlanmıştı. Reklamda iki silahlı muhafız, Hz. İsa’ya çarmıha gerildikten sonra organlarını bağışlamaya razı olup olmayacağını soruyor. Muhafızlardan biri, “Anladık. Kimse ölüm hakkında konuşmak istemiyor. Ama organların altı kişinin hayatını kurtarabilir.” diyor ve Hz. İsa, “Bunu yapacağım apaçık. Ben İsa’yım.” şeklinde karşılık veriyor. Bunun üzerine muhafızlar, Hz. İsa’ya organ bağışçısı kaydını imzalamak için internete girmesi gerektiğini söylüyorlar. Daha sonra muhafızlardan biri, bir akıllı telefonu mızrağına tutturuyor ve böylece Hz. İsa kaydını girebiliyor. Ve reklam, “İsa’nın yapacağını yap.” ifadesiyle sona eriyor.

The Daily Telegraph’ın yaptığı habere göre, organ bağışının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bu reklam çeşitli kesimlerden farklı tepkiler aldı. Avustralya’nın İslami Dostluk Derneği’nin kurucusu olan Keysar Trad, reklamın “saygı gösterilen bir şahısa karşı saygısızlık gösterdiğini” ve Müslümanlarla Hristiyanlar arasında bir dargınlığa neden olabileceğini ifade etti. Ancak, Anglikan Piskoposu Michael Stead aynı fikirde değildi. Stead, reklamın itici gelme potansiyeline sahip olabileceğini söyledi, ama halkın bunun yerine reklamın altında yatan mesaja odaklanması gerektiği konusunda ısrar etti.

Film yapımcısı Richard Todd ve yaratıcı ajans Revolver iş birliğiyle hazırlanan bu reklam, Avustralyalılar’ın %70’inin organlarını bağışlama eğiliminde olduğunu, ancak sadece %36’sının kayıtlı organ bağışçısı olduğunu ortaya koyan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Todd, Avustralyalılar için dyingtolive.com.au adresinden online kayıt yaptırarak dönor olmak için uygun olup olmadıklarını bilmelerinin önemli olduğunu açıkladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Coca-Cola’dan “Ölümcül” Kelime Hatası

Global markalar yeni bir ülkede pazara girmeden önce oranın kültürünü ve dilini iyice anlamaya yönelik pazar araştırması yaparlar. Coca-Cola Yeni Zelanda’da yerli halk için koyduğu otomatın üzerine yazacağı cümle için yeterince araştırma yapmamış olacak ki önemli bir hata meydana gelmiş.

Coca-Colanın Yeni Zelanda halkına “Arkadaşça” ulaşma çabası “Ölüme merhaba” anlamına gelecek bir yerel dil karışıklığına yol açtı. Otomatın üzerine “Kia Ora, Mate” şeklinde bir mesaj yazan Coca-Cola’nın amacı; yerel dilde merhaba demek olan “Kia Ora” ile İngilizce’de arkadaş, eş anlamına gelen “Mate”i birleştirmek ve halkı sıcak bir dille selamlamaktı ancak Maori dilinde “Mate” kelimesinin “Ölüm” anlamına gelmesi hoş olmayan bir karışıklığa yol açtı.

“Ölüme Merhaba” sloganı kolanın ölümcül bir içecek olduğuna yormaya çok müsait bir slogan ve elbette Coca-Cola gibi büyük bir marka için 2018 yılında kabullenmesi zor bir hata oldu.

Coca-Cola sonrasında duruma yönelik bir açıklama yaparak İngilizce ile yerel dili birleştirdiklerini ve bir sorun olmadığını belirtti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link