Bir Başarısızlık Hikayesi: Yu Minhong

İnsanları etkileyebileceğiniz önemli iletişim araçlarından bir tanesi, iyi kurgulanmış hikayelerdir. İyi kurgulanmış hikaye akılda kalıcıdır, sürükleyicidir ve insanlarda güven teşkil eder. Hikayenin insanlar üzerindeki gücü, bilhassa marka girişimcileri için görmezden gelinmemesi gereken bir iletişim aracı olmalıdır. Marka kuruluş hikayesiyle, hem tüketicileri hem de çalışanları etkileyebilmelidir. Bu fikir kulağa hoş gelse de sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Marka hikayelerinin de marka kimliği gibi önceden ve itinayla oluşturulması gerekir. Aksi takdirde geri dönüş güç olabilir. Markalar için hikaye oluştururken dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar vardır. Bunlardan kısaca bahsedecek olursak:

#1 Hikayeniz inandırıcı olmalı

#2 Hikayenizin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olmalı,

#3 Hikayeniz marka kişiliğiniz ile tutarlı olmalı,

#4  Hikayenizde bir veya birkaç kahraman olmalı,

#5  Hikayenizde yer ve zaman belirtmeniz önemlidir,

#6  Hikayeniz tüketici ile marka arasında duygusal bir köprü kurmalı,

Mevcut bazı markaların kuruluş hikayeleri, marka sahiplerinin şu anda oldukları kişi haline nasıl geldiklerini ve neden bu işi kurduklarını anlatır. Bu hikaye formatının insanlar üzerinde önemli bir etki yarattığını söyleyebilirim. Bununla ilgili büyük ihtimalle, sizin de adını yeni duyacağınız Çin’in önemli bir eğitim kurumu haline gelen bir markaya değinmek istiyorum.

new oriental

Yu Minhong, Çin’inin kırsal bir bölgesinde yoksul bir ailede dünyaya gelir. Yu, lise öğrenimini bitirdikten sonra üniversiteye gitmeye karar verir. Fakat Çin’de yoksul ailelerin çocukları için üniversitede okumak neredeyse bir hayal olmaktan öteye gidememektedir. Yu, kararlı bir şekilde üniversite sınavına hazırlanır. İlk sınavda başarısız olur. Tekrardan hazırlanır ve ikinci kez sınava girerek yine başarısız olur. Üçüncü sınavda Pekin Üniversitesini kazanır. Yu, üniversiteyi başarıyla bitirdikten sonra yüksek lisansını Amerika’da yapmayı planlar. Bunun yüzden Amerika’da lisansüstü eğitim için gerekli olan GRE sınavından geçmesi gerekir. Girdiği ilk GRE sınavından, tıpkı üniversite sınavında olduğu gibi başarısız olur. İkinci girdiği sınavda da aynı şekilde… Yu, üçüncü kez girdiği sınavda da başarısız olur ve Amerika’da yüksek lisans öğrenim planları suya düşer. Bu durumu fırsata çevirmeyi başaran Yu, 1993 yılında New Oriental Language and Technology Group adında bir eğitim kurumu kurar. Farklı eğitim yöntemleri ile Çinli gençleri GRE sınavlarına hazırlayan kurum, kısa bir süre içeresinde Çin’in en başarılı eğitim kurumu markası haline gelir. Yu gittiği tüm konferanslarda markasının kuruluş hikâyesini anlatarak, bilhassa Çinli gençlere ilham kaynağı oluyor. Yaptığı konuşmalarla öğrencilerin ilgisini çekiyor ve markasının kuruluş hikayesiyle beraber PR çalışmalarını etkili bir şekilde yürütüyor. Yu’nun GRE sınavını geçememesi, onu güçlü bir amaç sahibi yaparak, kısa zaman içeresinde Çin’in saygın işadamlarından biri haline getirmiş.

Yu Minhong’un TED konuşmasına aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Dijital Pazarlamada Geleceğin Ayak İzleri: Veri

  • Şirketlerin %59’ü Facebook ve Instagram reklam harcamalarını kendi ekibine yaptırırken yine şirketlerin %57’si Google reklam faaliyetlerini de kendi içinde yürütmeyi tercih ediyor.
  • CRM verisi kullanımı şirketlerde bu sene %56’larda kalırken tahminler seneye %70’lere çıkacağını gösteriyor.
  • Benzeri yazılar için; Tüketici Teknoloji Sayesinde Artık Marka Rollerini Üstleniyor

Daha fazla kanaldan daha fazla mesaja maruz kalan tüketicilerin artık kendileri ile ilgili tüm satın alım kararlarında etkilenen rolüne “ etkileyen” rolünü de eklediklerini dile getirmiştik. Bu durum reklamcıların artık bireysel seviyede kişiselleşmiş mesajlar üreterek tüketiciye ulaşmaları demek.

Bu durum ise 1990lardan beri hayatımızda yeri olan dijital reklamcılığın köklü bir şekilde değiştiği bu döneme götürüyor bizi: Veri ile desteklenmiş dijital pazarlama. Tüketiciye birebirde ulaşmak için reklamcıların ellerinde olan tonlarca veriyi işleyip anlamlı bilgiler yığını haline getirmesi ve stratejisini bunun üzerine kurması gerekiyor.

Veri ile desteklenen bu yeni tip pazarlama bildiğimiz kanalların ve onlara verilen bütçelerin de revize olması demek. Yani Google ve Facebook üzerinden maruz kaldığımız ve sadece tıklamamız ile başarısı ölçülen bu reklamların volümü de düşüyor.

Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik bölgesinde 900 dijital pazarlama lideri ile yapılan araştırma dijital reklamcılığın yeniçağını gözler önüne seriyor.

Araştırmaya göre artık reklam verenler reklam projelerinde ajanslarla çalışmak yerine kendi içlerinde kurdukları kreatif ekiplerle yapmayı daha çok tercih eder hale geliyor bunun nedeni ise artık şirketlerin kendi dijital pazarlama aktiviteleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istemeleri ve bu çabaların diğer pazarlama aktiviteleri ile de aynı hizada gitmesini istemelerinden kaynaklanıyor.

  • Şirketlerin %59’ü Facebook ve Instagram reklam harcamalarını kendi ekibine yaptırırken yine şirketlerin %57’si Google reklam faaliyetlerini de kendi içinde yürütmeyi tercih ediyor.

Veri Dijital Reklamcılığın Referans Noktası

Yukarıda da bahsi geçtiği üzere dijital reklamcılığı şekillendiren, tüketiciye bir mesajı doğru zamanda doğru yerde verdirmeyi sağlayan şey veri oldu. Veriyi müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) verisi, online veri ve demografik verisi olarak 3’e ayırabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl şirketlerin bu verileri nasıl kullandıklarını ise aşağıda görebilirsiniz.

Reklamcıların %94’ünün doğru hedefleme yapabilmek için e-mail, telefon numarası gibi CRM verisini kullanmayı tercih ettiğini ve bu verileri daha kolay erişilebilir hale getirenlerin Facebook ve Google olduğunu biliyoruz. CRM verisi kullanımı şirketlerde bu sene %56’larda kalırken tahminler seneye %70’lere çıkacağını gösteriyor. Bu sonuç kendi verilerimiz satın alma davranışımızı nasıl şekillendireceğinin en önemli kanıtı olarak gösterilebilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markalar, Lokasyon Verisini Kullanarak Nasıl Daha İyi Kullanıcı Deneyimi Sunabilir?

  • Birçoğumuz servisler ve uygulamalarla kişisel bilgilerimizi paylaşma konusunda rahat hissetmesek de, bu servislerden ya da uygulamalardan faydalanabilmek için kişisel bilgilerimize erişim izni veriyoruz.
  • Bazı markalar ise bu kişisel bilgileri müşterilerine daha iyi bir deneyim sunmak için kullanarak insanların bu konudaki endişelerini azaltmaya çalışıyorlar.
  • PSFK’in belirttiğine göre, veri paylaşımı karşılığında kullanıcılarına ek hizmetler ya da ürünler sunan markalardan üçü Nike, KLM ve United Airlines.
  • İlgili yazı; Kullanıcı Deneyimi (UX) Türkiye Pazar Araştırması Tamamlandı

Son dönemde birçok insan, kullandığı hizmetler ve uygulamalarla bilgilerini paylaşma konusunda rahat hissetmiyor. Facebook‘ta yaşanan Cambridge Analytica skandalı da aslında bu insanların bu konuda rahat hissetmemekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Ancak bütün bunlara rağmen, kullandığımız internet tabanlı servislerin ve uygulamaların birçoğunu kullanmadan önce çeşitli bilgilerimize erişim izni isteniyor ve biz de o servisi ya da uygulamayı kullanabilmek için bu izni paşa paşa veriyoruz. Yine de bazı markalar, katma değerli teklifler oluşturmak ve genel deyimlerini geliştirmek için bu verileri kullanarak insanların bu konudaki tereddütlerini azaltmaya çalışıyorlar. PSFK, buradan yola çıkarak sürekli veri paylaşımı karşılığında tüketicilere ek hizmetler ya da ürünler sunan üç markayı sıraladı.

Nike

Spor giyim markası, NikePlus üyeleri için Nike Unlocks adını verdiği bir deneyim meydana getirmek amacıyla ticaret odaklı Nike uygulamasıyla birlikte, Nike Run Club ve Nike Training Club uygulamalarını sunuyor. NikePlus üyeleri, Nike Run Club ve Nike Training Club uygulamalarındaki yeni bir koşu kilometre taşına erişmek ve yeni bir antrenman programını tamamlamak gibi çeşitli hedefleri tamamlayarak Apple Music, Headspace meditasyon uygulaması ve ClassPass stüdyo fitness üyelik programından teklifler alıyorlar.

KLM

Hollanda merkezli hava yolu şirketi KLM, gezginlere Amsterdam’da dolaşmak için püf noktaları sunan bir GPS ile donatılmış sesli bir bagaj etiketi olan KLM Care Tag‘i geliştirdi. Bu sesli bagaj etiketi, GPS koordinatlarını kullanarak belirli bir lokasyonda otomatik olarak sesli ipuçları sağlıyor. KLM Care Tag ayrıca kullanıcılara bisikletlerini kilitlemelerini hatırlatmak ya da yoğun kavşaklardaki trafik uyarıları gibi kullanıcı dostu güvenlik hatırlatmaları da sağlıyor.

United Airlines

ABD merkezli hava yolu şirketi United Airlines, uygulaması içerisinde mobil çanta takibini başlattı. Bu mobil çanta takibi özelliği, geri bildirimleri dinleyerek ve uygulamanın başlatılmasını takip ederek müşterilere tatmin edici bir deneyim sunmayı ve de benzer uygulamalardaki geçmiş başlangıçlardan bir şeyler öğrenmeyi hedefliyor. Hava yolu şirketi, daha kullanıcı dostu ve çekici olması gereken özellikleri belirliyor ve nelerin işe yaradığını ve nelerin iyileştirilmesi gerektiğini anlamak için bu özelliklerin başlangıcını sürekli olarak takip ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link