Bilimkurgudan Gerçeğe: Hologramlar

Bilimkurgu filmlerinde sık sık karşımıza çıkar hologramlar. “Yıldız Savaşları”nda R2-D2’nun hologram mesajları, “Azınlık Raporu”nda Tom Cruise’un canlandırdığı John Anderton karakterinin oğlunun hologram videosunu izlediği sahne benim ilk aklıma gelenler. Bulunduğunuz ortamda üç boyutlu video ya da grafik öğelerle karşı karşıya kalmanın ilginç bir deneyim olacağı şüphesiz. Hele bir de bu görüntüyü bir gözlüğe veya başka bir aksesuara ihtiyaç duymadan görebiliyorsanız oldukça etkileyici olabilir. Ama yaratılacak hologramın kalitesi de bir o kadar önemli.

Artırılmış gerçeklik teknolojisi son dönemde, gözlükler aracılığıyla yüksek kalitede hologram yaratmanın mümkün olduğunu bizlere kanıtladı. Ne var ki görüntü teknolojileri üzerine çalışan bazı uzmanlar gözlüğe bağımlı olmadan da kaliteli hologram yaratmanın mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Bu teknolojiye yatırım yapan pek çok girişim var. Hologramı yaratmak için de genelde farklı projeksiyon teknikleri kullanılıyor.

Ülkemizden iki girişimci, Jeff Deleon ve Sibel Stanz da hologram konusunda Türkiye’de bir proje geliştiriyorlar. Öncelikle hologram teknolojisini kullanan video oyunu tasarlamak amacıyla son kullanıcıya yönelik bir kickstarter projesi başlatan ve Holovit’i kuran ekip çalışmalarıyla dünya medyasında oldukça geniş yer aldı. Ancak yine de bekledikleri yatırıma ulaşamayınca işi biraz değiştirip, iş dünyasına yönelik reklam amaçlı bir proje tasarlamışlar.

Hologram gibi ilginç bir teknolojiye yatırım yapan bu ekipten haberdar olunca ben de projenin detaylarını ve görüntü teknolojilerinin geleceğini konuşmak üzere Jeff Deleon’la bir araya geldim.

Jeff Deleon’un, ilk kez Sydney’da sokakta yürürken karşılaştığı ve çok ilgisini çeken, Hologram yolculuğu 2007 yılında yaptığı küçük denemelerle başlıyor.

En başta sizlere bu işi yapmalıyız dedirten unsurlar neydi? Kolay mı bir hologram yapmak?
İşin açıkçası, uzun yıllar bu iş hobi olarak devam etti. Önce ticari olabilir miyiz diye bir deneme yaptık, ancak ilk aşamada başarılı olamadık. Şunun farkına vardık; reklam sektöründe özellikle dükkanların metrekaresi çok kıymetli, dolayısıyla çok büyük bir hologram sisteminden küçücük bir hologram elde etmek pek ticari sayılmıyor.

Ayrıca büyük bir problem de hologram videosu çekmek. Dükkanlara böyle bir teknoloji soktuğunuz andan itibaren, kullanıcıyı film yapan firmalara mahkum ediyorsunuz. Biz de bir aplikasyon geliştirdik ve insanlar artık kendi hologramlarını bu aplikasyon aracılığıyla kendileri yaratabiliyorlar. İstedikleri yazıyı yazıp, farklı fontlarda ve renklerde yazıları 360 derecelik açıyla, odada istediğiniz yere indirebiliyorsunuz. Bu video, yazı veya fotoğraf da olabilir. 2018 senesi içerisinde çekeceğiniz videoları olduğu gibi holograma dönüştürebileceksiniz.

Başta hobi olarak başlayan bu yolculuk, şu anda ticari bir noktaya ulaşmış durumda. Son kullanıcıya yönelik bir çalışmanız var mı yoksa sadece şirketlere yönelik mi çalışıyorsunuz?
Cep telefonunuz, tabletiniz, laptopunuz ile kullanılabilen ve bir aplikasyon ile gelen, hem reklam sektöründe fark yaratacağını düşündüğümüz hem de sanal gerçeklik gözlüklerine alternatif, eğlence sektörüne yönelik HoloVit Screen adlı bir ürün geliştirdik. Ancak bu proje şimdilik sadece şirketlere yönelik bir uygulama sunuyor.

Türkiye’de girişimci olmak kolay değil. Böyle bir proje üretip onu ticari hale getirmek zor bir süreç olmadı mı?
Bu işin merkezi aslında California. Bu demek değil ki Hindistan’dan, Fransa’dan bir şey çıkmayacak, her yerden her şey çıkıyor. Her bölgenin kendi avantajları var. Biz de aslında bugüne kadar çok hazır değildik. Yeni yeni ürün istediğimiz hale geldi. Ancak dünya markası olabilmenin şartı kesinlikle yatırımcı bulmak.

Ürünü ilk lanse ettiğiniz dönemde dünya basınında pek çok yerde adınız geçti. Bunun nasıl bir etkisi oldu size?
Markalaşma adına ilk adımı atmış olduk. Bir startup olarak geliştirdiğiniz ürünü teknolojik ve ekonomik olarak bir anda istediğiniz seviyeye çıkartamıyorsunuz, pek çok eksiğiniz oluyor. Medyanın ilgisi bizim için can suyu oldu.

Aplikasyonumuzu geliştirme fırsatını bulduk. Daha belirgin üç boyutlu hologramlar elde edebilir olduk. Hologram sektörünün en büyük handikabı yüksek maliyetli üç boyutlu animasyon ve videolar. Ama artık aplikasyonun tamamlanmasıyla kullanıcı video prodüksiyon firmalarına muhtaç kalmadan istediği yazıyı üç boyutlu, holografik, 360 derece dönecek şekilde yazabiliyor ve ortasına internetten indirdiği video veya resmi yerleştirebiliyor.

Cihazı ufaltmaktan kastınız nedir? Ürünü aldığımda tam olarak neyle karşılaşıyorum?
Yansıtıcı ve tablet var. Siz kendi tabletinizi ve yansıtıcıyı kullanarak, aplikasyon aracılığıyla görüntü elde edebiliyorsunuz. Hologram elde ediyorsunuz. Oda içerisinde, havada uçuşan bir görüntüden bahsediyorum. Projektör gibi bir şey yok ortada. Tamamen kendi cep telefonunuz, tabletiniz ya da laptopunuzdan çıkan görüntünün kaynağıyla hologram elde ediyorsunuz.

Geçmişte özellikle bilimkurgu filmlerinde sıkı sık karşımıza çıkıyordu hologramlar. Tüm dünyada ne durumda hologram teknolojisi?
Beynimiz görüntüyü hologram olarak algılar. Dolayısı ile insana en yakın görüntü çeşidi olduğu için hologram teknolojisinin yaygınlaşacağı kesin. Şimdilik “Sanal Gerçeklik” gözlüklerinin 5 – 6 sene evvelki durumunda. Çok yeni ve çok pahalı. Maalesef dünyaca ünlü bildiğimiz markalar da, yaygın olarak teknolojiyi kullanan kitleye kullanışlı bir ürün çıkartamadı. Şu anlık hologramları sadece markaların etkinliklerinde görmek mümkün.

Artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanan Microsoft’un ürünü Hololens de bir çeşit hologram yaratıyor. Sizin geliştirdiğiniz hologram teknolojisinin farkı nedir? Avantajları, dezavantajları neler olabilir?
Üç boyutlu televizyonların son kullanıcı tarafından kabul edilmemesi bizim için önemli bir ders oldu. Gözlük kullanımı tercih edilen bir durum değil. İnsanlar çok gerekmedikçe yüzlerinde, tenlerine dokunan, ağırlığı olan bir cismi tercih etmiyorlar. Hololens gibi hologram görüntüleyiciler, görüntü kaynağı ve bir yansıtıcı ile çalışıyor. Oysa herkesin bilgisayarı, televizyonu, cep telefonu varsa neden yeni bir görüntü kaynağına ihtiyacınız olsun ki. Biz hologram teknolojisini evlere sokacaksak en pratik yöntemle bu işi çözümlemeli, maksimum katma değeri en uygun fiyata sunmalıyız diye düşündük.

Dünyada size benzer projeler üreten hologram firmaları var mı? Ne gibi işler yapıyorlar?
En yaygın sistemler piramit hologram sistemi ile pencere veya vitrin camına uygulanan arkadan projeksiyonlu şeffaf perdeler. Bu teknolojilerin yaygınlaşması için de zamana ihtiyaç var. Uygun fiyata video üretecek aplikasyonlar geliştikçe ürünlerin yaygınlaşması mümkün olacak.

Görüntü teknolojilerinin geleceğine baktığımızda bu teknoloji nereye gider, ne gibi yeni teknolojiler gelir?
Dünyanın dört bir tarafı kameralarla, görüntüleme sistemleri, uydularla kaplanıyor. Donanımdan çok yazılım konusunda ilerlemeler bekliyoruz. Yakın gelecekte görüntü sistemleri yer ve zaman belirleyip sizi geçmişte istediğiniz bir noktaya götürebilecek. Örneğin sizler haber sunmak için kumanda ile adres ve tarih belirtip olayı tüm gerçekliği ile inceleyebileceksiniz. Güvenlik güçleri ıssız bir yerde suç işlendiğinde delil elde etmek için bu teknolojiyi kullanacak. İnsanlar cep telefonlarından mekan ve zaman ayarı yapıp doğadaki canlıları oldukları yerden inceleyebilecekler.

Bu röportaj ilk olarak cnnturk.com.tr‘de yayımlanmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

CNN Türk Program Müdürü

Bir Cevap Yazın

Yapay Zeka ile İlgili Dikkat Çekici 15 İstatistik

  • Günümüzde şirketlerin sadece %15’i yapay zekadan yararlanıyor.
  • BrightEdge’in yaptığı araştırmaya katılanların %29’u bir sonraki büyük pazarlama trendinin tüketici kişiselleştirme olacağını düşünürken %26’sı yapay zeka, %21’i ses araması olacağını düşünüyor.
  • Dijital olarak olgunlaşmış ya da gelişmiş dijital uygulamalara sahip olan şirketlerin %47’si, tanımlanmış bir yapay zeka stratejisine sahip.
  • Tüketicilerin sadece %33’ü yapay zeka destekli teknolojiler kullandıklarını düşünürken gerçekte %77’si yapay zeka destekli bir servis ya da cihaz kullanıyor.
  • Arm’ın yaptığı araştırmaya katılan 6.000 kişinin %61’i, yapay zekanın dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inandıklarını söyledi.
  • İlgili Yazı: Yapay Zeka, İnsanoğlunu Ne Zaman Yenecek?

Artık yavaş yavaş yapay zekanın iş dünyası üzerindeki etkisini görmeye başladık. Özellikle geçtiğimiz yıldan beridir geliştirilen yapay zeka destekli uygulamalar, fazlasıyla teknoloji ve iş dünyasının gündemini meşgul ediyor. Kesin olan bir şey var ki, yapay zeka önümüzdeki yıllarda iş dünyasının çok önemli bir parçası haline gelerek iş dünyasındaki işleyişi baştan aşağı değiştirecek.

Ancak bu gibi söylemleri bazı istatistiklerle desteklemek, hem mevcut durumu hem de geleceği daha net görmek açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle CMO‘nun derlediği yapay zeka ile ilgili dikkat çekici 15 istatistiği aşağıda sizlerle paylaşıyoruz:

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, günümüzde şirketlerin sadece %15’i yapay zekadan yararlanıyor. Buna karşın %31’lik bir kesim ise önümüzdeki bir yıl içinde yapay zekadan yararlanmayı planladıklarını belirtiyor.

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, halihazırda yapay zekayı kullanan şirketler içinde en iyi performans gösteren şirketler, pazarlama için teknolojiyi kullanma kullanma oranlarının emsallerine göre iki kattan daha fazla olduğunu ifade ettiler. Belirtilene göre, yapay zekadan yararlanan şirketlerin pazarlama için teknolojiyi kullanma oranları %28 iken diğer şirketler için bu oran %12. Beklenildiği gibi veri analizi, şirketler için önemli bir yapay zeka odak noktası olurken kurum içi kişiselleştirme ise yapay zeka için en sık bahsedilen ikinci kullanım senaryosu olarak dikkat çekti.

BrightEdge’in yaptığı araştırmaya katılanlara bir sonraki büyük pazarlama trendi sorulduğunda, bu soruya katılımcıların %29’u tüketici kişiselleştirme, %26’sı yapay zeka, %21’i ise ses araması olarak cevap verdi. Tüm yapay zeka uygulamalarının %75’ini oluşturan bu ilk üç cevap, yapay zekanın, katılımcıların fark ettiğinden daha yaygın ve belirgin olduğunu gözler önüne seriyor.

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, dijital olarak olgunlaşmış ya da gelişmiş dijital uygulamalara sahip olan şirketlerin %47’si, tanımlanmış bir yapay zeka stratejisine sahip olduklarını söyledi.

– PwC’nin yaptığı yaptığı araştırmaya göre, iş liderleri gelecekte yapay zekanın esas olacağına inandıklarını belirtirken bu kişilerin %72’si yapay zekayı bir “iş avantajı” olarak nitelendirdi.

– Narrative Science’ın yaptığı araştırmaya göre, halihazırda herhangi bir inovasyon stratejisine sahip olan şirketlerin %61’i, aksi takdirde kaçırılacak olan veri fırsatlarını belirlemek için yapay zekayı kullandıklarını söyledi. Bir stratejisi olmayan şirketlerin ise sadece %22’si aynı şeyi söyledi.

– Pega’nın yaptığı araştırmaya göre, tüketiciler sandıklarından çok daha fazla yapay zeka kullanıyorlar. Tüketicilerin sadece %33’ü yapay zeka destekli teknolojiler kullandıklarını düşünürken gerçekte %77’si yapay zeka destekli bir servis ya da cihaz kullanıyor.

– Pega’nın yaptığı araştırmaya göre, tüketicilerin %38’i yapay zekanın müşteri hizmetlerini geliştireceğine inandıklarını söyledi.

 Arm’ın yaptığı araştırmaya katılan 6.000 kişinin %61’i, yapay zekanın dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inandıklarını söyledi.

– MeMSQL’in 1.600’den fazla pazarlama profesyoneliyle yaptığı araştırmaya göre, şirket büyüklüğüne bakılmaksızın katılımcıların %61’i, makine öğrenimi ve yapay zekayı gelecek yıl için şirketlerinin en önemli veri girişimi olarak gösterdi.


– Accenture’un yaptığı araştırmaya göre, yapay zeka teknolojilerinin iş üzerindeki etkisinin, iş gücü verimliliğini %40’a kadar artırması ve insanların zamanlarını daha verimli kullanmalarını sağlaması bekleniyor.

– MIT Sloan Management Review’in yaptığı araştırmaya göre, en az 100 bin çalışana sahip olan büyük şirketlerin bir yapay zeka stratejisine sahip olma ihtimali daha yüksek, ancak bunların sadece yarısı bir yapay zeka stratejisine sahip.

– MIT Sloan Management Review’in yaptığı araştırmaya katılan yöneticilerin %80’inden fazlası zirveleri izliyor ve yapay zekayı stratejik bir fırsat olarak görüyor.

– Sesli asistanlar daha şimdiden çok çeşitli tüketici ürünlerine dahil ediliyor. Pew Research Center’ın yaptığı araştırmaya göre, ABD’li yetişkinlerin %46’sı akıllı telefonlarıyla ve diğer cihazlarla etkileşime geçmek için bu uygulamaları kullandıklarını söyledi.

 BrightEdge’in yaptığı araştırma kapsamında, pazarlama teknolojisi sağlayıcılarının doğal yapay zeka yeteneklerine sahip olma beklentileri sorulduğunda, katılımcıların %50’sinden fazlası bunun önemli ya da gerçekten gerekli olduğunu söyledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sabit Gelirli Beyaz Yakalıların Sabit Şikayetleri

Daha önce sizlere gerçek bir reklamcı olmak için yapmanız ve sahip olmanız gerekenleri aktarmıştık. Bugün de beyaz yakalıların şikayetlerine değinmek istedik. Eğlenceli yazımıza “Beyaz yakalı”nın tanımını yaparak başlayalım; işçilerin fiziksel gücünü iş kabiliyetine dönüştürdüğü dönemde, yönetimde yer alan çalışanlar için kullanıldı beyaz yaka tabiri. Beyaz yakalı çalışan; idari ve bürokratik işleri yürütebilen, bunları yaparken beden gücünü görece az kullanan kişilerdir. 

Her mesleğin kendine has zorlukları vardır elbet. Beyaz yakalılar zamanlarının çoğunu ofislerinde geçirseler ve fiziksel olarak güç harcamasalar da zihinsel olarak zamanlarının büyük bir kısmını işlerine ayırırlar. Dolayısıyla bir beyaz yakalı olmak kesinlikle kolay bir iş değildir. Sabırlı ve iradeli olmak gerekir.

Genelleme yapmak gibi olmasın fakat beyaz yakalıların bazı ortak problemlerini esprili bir dille sizler için derledik. Siz de beyaz yakalı olmaya hazırlanıyorsanız veya beyaz yakalıysanız bu problemlere en kısa zamanda çözüm getirilmesini umuyoruz. Keyifli okumalar :)

1. Sabahları Starbucks’tan Kahve Alırken Sıra Beklemek

Eğer bir beyaz yakalıysanız kahve içmeden uyanamamanız gerekiyor. E ofislerde yapılan kahveler de her zaman güzel ve taze olmuyor tabii. Çözüm ise sabahları Starbucks, Nero gibi ünlü bir kahve zincirinden kahvenizi alıp işe gitmek oluyor. Fakat pek çok çalışan sabahları iyi bir kahve içmek istediği için biraz beklemeniz gerekiyor haliyle. Dileriz ki bu sıra bekleme olayına kısa zamanda bir çözüm bulunur…

2. Ofis Gıybetlerini Yanlış Kişilerle Paylaşmak

Herhangi bir iş yeri ortamında diğer çalışanlardan yeniyseniz ofis dedikodularına dahil olamamanız normal. Ama eğer şanslıysanız sizin yanınızda başkaları birbirlerine dedikodu aktarır ve siz de duyduklarınızı birleştirerek bir sonuca varabilirsiniz. Peki bu ne işinize yarayacak?

Gıybet ekibine kabul görmek ve ofisteki gelişmelerden haberdar olmak için sizin de ekibe bir şeyler katmanız gerekir. Bunu aidat ödemek gibi düşünebilirsiniz. Ancak neyi nerde söyleyeceğinizi tespit etmek de çok önemli. Örneğin birisi hakkında öğrendiğiniz bir dedikoduyu paylaştığınız ortamda o kişinin yakın arkadaşı varsa yandınız. Dedikodu sizin üzerinize bile kalabilir. Bu konularda çok dikkatli olmak lazım.

P.S: Son bir ipucu daha asla bildiklerinizin hepsini tek seferde söylemeyin…

3. İş Yerindekilerle Sohbet Edebilmek İçin Netflix / Spotify Üyeliği Almak Zorunda Kalmak

Bir beyaz yakalı olmadan önce Netflix üyeliğiniz olmayabilir hatta yabancı dizi bile izlemiyor olabilirsiniz ancak artık iş yerinde bu şekilde varlığınızı sürdürmeniz mümkün değil…

Bir arkadaş grubunuz olsun ve onlarla ortak bir şeyler paylaşın istiyorsanız eğer yabancı dizi izlemek ve mümkünse Netflix üyeliği satın almak zorundasınız. Netflix’teki en popüler dizileri bir hafta sonu eve kapanıp bitirdikten sonraki pazartesi gününün sigara ve yemek sohbetleri önceden hazırlanmış olacaktır zaten. Ayrıca iş arkadaşlarınızı Spotify’dan takip edip birbirinizin listeleri hakkında da yorum yapmanız gerekiyor…

4. Bazı İngilizce Kelimelerin Türkçelerini Unutmak

Plaza dili dediğimiz ortaya karışık yeni bir dil var biliyorsunuz. Plaza dili; bazı çok kullanılan İngilizce terimlerin Türkçe’ye uyarlanarak (güya kısaltılarak) konuşulduğu, Türkçe’de olmayan bazı zamanların (Future Continuous Tense gibi) bir şekilde Türkçe’ye sokulduğu ve beyaz yakalıların anadilleri gibi konuşabildikleri bir dil.

Bu terimleri gün içinde maillerde, telefonlarda ve toplantılarda o kadar çok kullanınca elbette bu günlük hayata da yansıyor ve ortaya “Tamam sevgilim bir brainstorming yapalım o zaman bu konuda, ben seni arıyor olacağım” gibi cümleler çıkabiliyor.

5. Stresten Kilo Almak ve Parası Ödenen Spor Salonuna Gidememek

Beyaz yakalılar bedensel olarak çok güç harcamazlar demiştik. Genelde ofiste bütün gün bilgisayar başında oturmaları gerekir. Üstelik işleri yoğun olan ve mesaiye kalmaya eğilimli beyaz yakalılar bu stresten ve hareketsizlikten ötürü kilo alabilirler.

Maddi olarak çok fazla sıkıntı yaşamayan beyaz yakalılarda maddiyattan çok zaman problemi vardır. Genelde kazandıkları parayı harcayamamaktan yakınırlar. Örneğin spor salonuna yazılırlar ve bir müddet düzenli gittikten sonra gitmeye vakit bulamazlar. Bu durumda parasını önceden ödedikleri spor salonu üyelikleri de yanmış olur…

6. Kimsenin Daha Önce Gitmediği Tatil Yeri Bulmaya Çalışmak

Bütün sene çalışan ve para kazanan beyaz yakalıların tatilleri tabii ki çok değerlidir. Bütün senenin yorgunluğunu bir haftada güzelce atması gerekir. Ama aynı zamanda ofisteki arkadaşlarının gitmediği, ilginç bir yere gitmek ofisteki prestij için çok önemlidir. Sonuçta o tatilden elbet bir gün dönülecek, fotoğraflar gösterilecek, yenilip içilenler anlatılacak… Ne kadar farklı bir yer olursa etraftan o kadar ilgi çeker ve o kadar güzel Instagram postları çıkar. Birer hafta şeklinde tatili ikiye bölüp bir de herkesin gittiği sıradan tatil beldelerine bir gözükmek de gayet mantıklı bir tatil programı olabilir…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link