‘Bi Dünya Mutluluk’un da Bir Bedeli Var mı?

Coca-Cola’yı geçmişten bugüne taşıyan ve gelecekte de markanın özünde olacak olan değerleri anlatan 1000 m2’lik dev çadırın, 5 yıl boyunca “Bi Dünya Mutluluk” sloganıyla Türkiye’yi dolaşacağını artık bilmeyenimiz yoktur. Bu dev çadırın Adana, İzmir ve Ankara’dan sonra kapılarını Eskişehirli’lere açmasıyla benim de çadırı gezme fırsatım oldu.  Sosyal medya ayağını gayet başarılı bulduğum bu dev projenin çadır kısmının markaya olan katkısıyla ilgili birkaç izlenimimi aktarmaya çalışacağım.

Gerçekten dev bir çadır ve dev bir proje… Tasarımı ve büyüklüğü büyüleyici. Yani Coca-Cola gibi büyük bir markaya yakışan bir proje olmuş ama dediğim gibi dikkatimi çeken birkaç nokta var. Bunlardan ilki müzeye girerken bir bilet edinmek zorunda olmanız. Bilet edinmenin farklı koşulları var. Hepsi de markanın ürünlerinden almanızı gerektiren koşullar (şişe kapağı götürmek, satış fişi vs.) Bu noktaya kadar bir sıkıntı yok gibi görünüyor ama bence müzeye girişler ücretsiz olmalıydı. Coca-Cola gibi dev bir markanın size ‘bi dünya mutluluk’ sunmak için 3-5 liralık bilet ücreti ödemenizi ve bu yolla ‘ürünlerini satmaya çalışıyormuş’ gibi görünmesi bana biraz garip geldi.

7713_4464_S1 (1)

Biletleri alarak içeri girdikten sonra sizi gayet hoş karşılıyorlar. Çadırın tasarımı ve ışıklandırması gerçekten çok güzel. Kırmızı bir koridorda ilerledikten sonra ilk kısımda sizi dev bir Coca-Cola şişesi karşılıyor. Platformda yer alan iPad düzeneklerinde çekebileceğiniz fotoğraflarınızı bu dev şişe üzerinde paylaşabiliyorsunuz. Fotoğraflarınız baloncuk şeklinde şişenin üzerinde akıyor. Bu markanın konseptine uygun, hoş bir ayrıntı olmuş. Ayrıca bu alanda markaya ait çok eski parçalar var ve gerçekten etkileyiciler. Bununla birlikte markanın kuruluşunu anlatan bir belgesel de sürekli bu alanda gösteriliyor. Bunlar müzeyi gezenlere ‘Vay bee Coca-Cola neymiş?!’ dedirtiyor. Bunu orada bulunduğum kısa süre içinde pek çok kişinin ağzından duydum.

İkinci kısma ilerlediğinizde çeşitli platformlar sizi karşılıyor. Bunlar çeşitli oyunların platformları. Dikkatimi çeken bir başka ilginç noktada bu kısımda oldu. Biz üç kişi bir oyunu denemek istedik. Puanla çalışan bir sistemdi. Sonunda ne oluyor dediğimizde görevli arkadaşHiiç öyle’ diyerek bizi aydınlattı… Gerçekten de hiçbir şey olmuyor. Diğer oyunlarda da aynı şey geçerli ve oyunlar çok basit kurgulara sahip. Yani size oyunu oynamanız için bir sebep vermiyor. Çoğu insan da bu alandan memnuniyetsiz ayrılıyor. İnsanların genel düşüncesinin de şu olduğunu gördüm: “En azından yüksek puan alanlara Coca-Cola’yı hatırlatacak ufak tefek hediyeler verilebilirdi.” Yani yine çoğu insan(çocuklar hariç) ‘bir dünya mutluluk’ vadeden çadırın ikinci kısmından da çok mutlu olamadan ayrılıyor. Ben bu kısımda insanların önünden yürüyerek geçtiği değil o oyuna bir daha katılabilmek için yüzlerinde kocaman bir gülümsemeyle sırada beklediği bir alan görmeyi beklerdim.

Coca-Cola-Dunyasi_3-e1355239100980

Üçüncü kısımda ise Coca-Cola’nın üretim faaliyetleri, sürdürülebilirlik, geri dönüşümle elde edilmiş ürünler vs. yer alıyor. Burası gerçekten amacına uygun olmuş. Coca-Cola üretim sistemini gösteren küçük bir simülasyon bile var. ‘Hayata Artı Vakfı’ projesi gibi büyük Coca-Cola projeleriyle ilgili çeşitli belgeseller var. Tüketiciyi bilgilendirmeleri ve böyle sosyal sorumluluk projeleri üretip destek vermeleri takdir edilesi…

Bir de atölye kısmı var. Fakat biz gezerken sadece bir sehpa ve oturulabilecek yerler vardı. Örneğin bu benim hayal kırıklığına uğramama sebep oldu çünkü orada bir sürü kutu vardı. Belli ki kendimiz bir şeyler yapabiliyorduk ama hepsi boştu, üstelik yoğunluk yokken! Böyle bir organizasyonda olmaması gereken durumlardan biriydi.

Dikkatimi en çok çeken nokta ise dördüncü yani son kısımda oldu. Alışveriş yapabileceğiniz ve çeşitli Coca-Cola parçaları edinebileceğiniz (çantalar, buzdolapları, kalemlikler, anahtarlıklar vs.) alanda ürünler gayet uygun fiyatlıydı. Aslında biraz pahalı gelebilir ama özel ürünler olması nedeniyle bence affedilebilir bir durum. Gelelim asıl meseleye. Orada duran iki küçük ekrana yöneldik. Bizden bir anketi doldurmamızı istiyordu ve sonucunda sürpriz hediyeler kazanacağımızı söylüyordu. Anketi doldurduk ve teslimat masasına yönlendirildik. Sürpriz hediye Coca-Cola şişesiydi. Gayet güzel ve ortamın ruhuna uygun özel tasarım Coca-Cola şişesi… Buraya kadar yine her şey normal görünüyor fakat markanın bu şişeyi vermek için sizden bir anket doldurmanızı beklemesi yine böyle büyük bir markaya yakışmayan noktalardan biri bence. Çıkışta da bedava Coca-Cola dağıtılıyor. Bu da güzel noktalardan biriydi ama verilen  kolanın daha çok başka markalara benziyor olması bizi yine hayal kırıklığına uğrattı.

Özetle Coca-Cola gibi dev bir markanın özellikle de ‘mutluluk’ kavramını çok başarılı bir şekilde sahiplenmiş bir markanın bize ‘bir dünya mutluluk’ sunmak için bizden bir takım karşılıklar beklediğini gördüğümüz bu yüzden de markanın ruhuna uymayan bir etkinlik olmuş bence. Fikir mükemmel, organizasyon mükemmel fakat yaşanan bazı aksaklıklar insanları daha çok ‘bir dünya hayal kırıklığı’na uğratıyor gibi. Çıkışta da oradan hemen ayrılmayıp biraz oyalanmamız insanların gerçekten de böyle düşündüğünü görmeme sebep oldu. Çünkü çoğu insan bileti olmadığı için kapıdan geri döndü ya da çoğu insan içeride çok fazla eğlenemediği için son kısma kadar ilerlemedi bile… Çadırı sonuna kadar gezen insanların çoğunun elinde özel tasarım şişenin bulunduğu Coca-Cola poşetlerinden de yoktu ve çoğu insanın ağzında aynı cümle vardı: ‘Burayı boşuna kurmuşlar!’

Eğer siz de çadırı ziyaret etme fırsatı bulduysanız ve hakkında fikirleriniz varsa, lütfen paylaşmaktan çekinmeyin…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü mezunu. Bölümünün adı ne kadar uzun olsa da işin özünde o bir ‘iletişimci’. En büyük hayali, bir gün dünyayı yeniden keşfetmek.

Bir Cevap Yazın

Kind, Cesur Pazarlama Faaliyeti Kapsamında 10.000 Kişiye Rakiplerinin Ürünlerini Gönderdi

Bir markanın ürününe sonuna kadar güvenmesi çok önemli bir olaydır. Markalar sürekli olarak kendi ürünlerinin en iyisi olduğunu ve ürünlerine güvendiklerini söyleseler de, bu güveni göstermek yürek ister. Kind isimli marka ise son yaptığı pazarlama faaliyetiyle böyle bir yüreğe sahip olduğunu gösterdi.

Protein barı ve granola bar gibi sağlıklı atıştırmalıklar üreten bir marka olan Kind, protein barı pazarına girişini doğrudan rakiplerini hedef alan bir pazarlama hamlesiyle duyurdu. Yeni ürününü insanlara denettirmek isteyen marka, internet sitesi üzerinden kayıt olan 10.000 kişiye kendi ürününden göndermekle kalmayıp kendisi gibi protein barı üreten Clif, Quest, ThinkThin ve Power Crunch gibi çeşitli rakiplerinin ürünlerinden de gönderdi. Tabii ki Kind’in bunu yapmaktaki amacı, insanların iki ürünü de deneyip hangisinin daha iyi olduğuna karar vermelerini sağlamaktı.

Kind, kendi protein barlarında ana protein kaynağının fındık olduğunu ve bu yüzden otomatik olarak kendi protein barlarının, yoğun olarak yapay protein karışımları, yapay tatlandırıcı ve şeker alkolü barındıran diğer protein barlarından daha iyi olduğunu belirtiyor. Kind şirketinin entegre iletişimden aorumlu başkan yardımcısı Drew Nannis, bu pazarlama faaliyetiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“Yeni bir kategoriye girdiğimizden beri, insanları ilgi uyandıran bir şekilde değişiklik yapma konusunda ikna etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Tat oldukça subjektiftir, bu yüzden insanların ürünümüzü denemelerini sağlayarak iyi bir etki yaratmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak istedik.”

Protein barları, marka için net bir büyüme fırsatı barındırıyor. Bununla birlikte Kind, kendisini meydan okuyan bir marka olarak görüyor ve yerleşik rakiplerle boy ölçüşmekten hiçbir şekilde kaçınmıyor. Ayrıca belirtilene göre bu pazarlama faaliyetleri onlar açısından oldukça iyi sonuç verdi. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse, Drew Nannis’in belirttiğine göre bu pazarlama faaliyetinin başlatıldığı hafta boyunca şirketin internet sitesinin trafiği %61 oranında arttı.

Tüm bunların yanı sıra Kind, Korkunç Bir Film’deki Cindy Campbell rolüyle tanınan Anna Faris’in rol aldığı bir dijital reklam kampanyası da yürütüyor. Bu reklam videosunda Anna Faris, Amazon kullanıcılarının piyasada yer alan lider protein barları hakkında yaptıkları ve tamamen gerçek olan kötü yorumları okuyor. Birkaç farklı dijital kanal üzerinden yayımlanan bu reklam videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Perakende’nin Devler Liginde İki Türk Şirket

Deloitte, dünyanın gelir açısından en büyük 250 perakendecisini belirlediği “Perakende’nin Küresel Güçleri 2018” raporunu “Dönüştürücü Değişim, Canlanan Ticaret” başlığıyla yayımladı. Raporda Türkiye’den yıllardır yer alan BİM Birleşim Mağazacılık A.Ş. ve uzun bir aradan sonra listeye tekrar giren Migros Ticaret A.Ş. yer alıyor. Bununla birlikte bu iki marka raporda yayınlanan 2016 mali yılında en hızlı büyüyen 50 şirket arasında da yer alıyor.

Rapora göre en iyi 250 perakende şirketi 2016 mali yılında %4,1 oranında bileşik büyümeyi temsil eden toplam 4,4 trilyon ABD doları gelir elde etti. Raporda bulunan şirketlerin perakendeden elde ettikleri yıllık gelirlerin ortalama 17,6 milyar dolar seviyelerinde olduğu görülüyor. Perakendenin en güçlü beş ismi, listedeki yerini 2016 mali yılında da korurken ilk 10’da yer alan diğer şirketlerin; organik büyüme, satın almalar ve kurdan kaynaklanan oynaklık sebebiyle yer değiştirdiği görülüyor. İlk 10’da yer alan şirketlerin gelirleri, listede yer alan 250 şirketin toplam gelirinin %30,7’sini oluşturuyor.

Listede dikkat çeken noktalardan biri ise geçtiğimiz dört seneden farklı olarak giyim ve aksesuar perakendecilerinin büyümenin başını çeken liderler koltuğundan feragat etmesi ve buna rağmen en karlı sektör özelliğini koruyor olması. Hızlı tüketim sektörü ise tüm liste içerisinde hem listeye giren şirket sayısı (135) hem de ortalama gelir (21,7 milyar dolar) açısından en öne çıkan sektör niteliğini kazandı. Hızlı tüketim sektöründe faaliyet gösteren bu 135 şirket, toplam gelirin üçte ikisini oluşturuyor.

Deloitte Türkiye Tüketim ve Endüstriyel Ürünler Lideri Özkan Yıldırım, raporun öne çıkan sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Listede ciddi oranda basamak atlayan şirket olarak görünen Amazon’un, geçtiğimiz sene 10. sırada yer alırken bu sene 6. sıraya yükseldiği göze çarpıyor. Türkiye’nin temsili açısından sevindirici bir gelişme ise; sıralamanın düzenli oyuncularından BİM Birleşik A.Ş.’nin yanı sıra, geçtiğimiz yıllarda listeye girmeye ara vermiş olan Migros Ticaret A.Ş.’nin de tekrar devler listesinde yer almış olması.”

Migros yine devler liginde, BİM ise yerini koruyor

Listede 149. Sırada yer alan BİM Birleşik A.Ş., geçtiğimiz sene 6,4 milyar olan gelirini, bu sene 6,6 milyar dolara çıkardı. BİM, 2011-2016 yılları arası %19,6 büyüme elde ederek son beş yılda en hızlı büyüyen 24. şirket oldu.

Migros Ticaret A.Ş. ise 3,6 milyar dolarlık geliriyle 247. sıradan devler ligine tekrar merhaba dedi. Migros’un yıllık büyüme oranı %17,8 olarak ölçülürken, bu oranla en hızlı büyüyen 37. şirket oldu.

Perakendenin kuralları yeniden yazılıyor

Özkan Yıldırım, hayatlarımızı dönüştüren bu değişim çağında perakendenin kurallarının nasıl yeniden yazıldığına dikkat çekiyor: “Ticareti canlandırmak ve gelecekte perakendecilerin iş yapış biçimlerini derinden etkilemek için inovasyon, iş birliği, konsolidasyon, entegrasyon ve otomasyon gereklilik haline gelecek. Bu kapsamda, yetkinliklerini dijitalin gereksinimlerine göre geliştirebilen, müşteri deneyimini farklılaştıran ve yeni teknolojileri tüketiciyi anlamak için kullanabilen perakendeciler, değişen dünyada hayatta kalabilecek.”

Raporda yer alan ve perakende alanında hâkim olması beklenen dört önemli trend ise şöyle:

  • En iyi kalitede dijital yetkinlikler geliştirmek: Dünya çapındaki perakendeciler hızla, tüketici gözüyle alışverişin geleneksel ‘bricks and clicks (hem fiziksel hem de çevrimiçi varlık ve faaliyet gösterilmesi)’ anlayışından ibaret olmadığı gerçeğine adapte oluyorlar.
  • Kaybedilen zamanı telafi etmek için fiziki ve online hizmeti birleştirmek: Dijital dünyanın kıyısında duran fakat dijital trendleri takip etmede başarısız olan pek çok şirket, kaybettikleri zamanı telafi etme peşinde olmalılar.
  • Eşsiz ve etkili mağaza içi deneyim yaratmak: Fiziki perakende mağazaları hiçbir yere gitmiyor; zira dünya çapındaki perakende satışların %90’ı hala bu mağazalardan yapılıyor. Öte yandan pek çok imkân sunan online kanallarla yarışmak için anlamlı müşteri deneyimi ve marka bağlılığı oluşturmak şart.
  • Perakendeyi en son teknolojilerle yeniden keşfetmek: Nesnelerin interneti, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve robotlar her perakendecinin radarında olmalı.

2016 mali yılının en büyük 10 perakendecisi

Gelir düzeyine göre sıralama Şirket adı Menşei 2016 yılı perakende geliri
(milyon ABD $)
1 Wal-Mart ABD 485,873
2 Costco ABD 118,719
3 The Kroger ABD 115,337
4 Schwarz Almanya 99,256
5 Walgreens ABD 97,058
6 Amazon ABD 94,665
7 The Home Depot Inc ABD 94,595
8 Aldi Group Almanya 84,923
9 Carrefour S.A. France 84,131
10 CVS Health Corporation ABD 81,100

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link