Beynimizin “Satın Al” Düğmesi ve Nöropazarlama Gerçeği

Nöropazarlama ile ilgili birçok efsane dolaşıyor. Hatta bunlardan  bazılarının gerilim filmi senaryoları aratmadığını da söyleyebiliriz. Bu efsanelerden biri de benim çok güldüğüm nöropazarlamanın bir beyin okuma, beyin yıkama olduğu inanışı

Popüler medyada “beynin satın alma düğmesi”  olduğu şeklinde bir söylenti var.  Nöropazarlama hakkında arama motorlarında yerli ve yabancı aramalarımızda sıklıkla karşımıza çıkan ve medya tarafından da oldukça sevilen bu metafor gerçekte neyi ifade ediyor olabilir? Gerçekten beynimizin bir satın alma düğmesi var mı? Satın alma davranışımız gerçekten de dışında mı gerçekleşiyor? Beynimizi birileri kontrol altında mı tutuyor?

 neuromarketing31

Bu metaforu esas alırsak, nöropazarlama ve nörobilim uzmanları, tüketicileri zombiye dönüştürüyor. Düşünsenize tüketicilerin aklından geçenleri okuyabilen ve istenilen ürünü aldırtabilen yöntemler geliştiren nöropazarlamacılar olduğunu. Oldukça fantastik ve korkutucu görünüyor değil mi?  O zaman şimdi gerçekleri konuşalım. Nöropazarlamacıların, nörobilimcilerin elinde sihirli bir değnek yok. Tabi ki  beynin de böyle bir butonu yok. İnsanların zihnini okumak günümüz teknolojisi ile mümkün değil. Beyinde 100 milyarın üzerinde nöron ve trilyonlarca sinaptik bağlantı bulunmakta. Var olan en gelişmiş teknoloji ile bu kadar nöronun yalnızca birkaç bin tanesinin aktivitesi görüntülenebiliyor. Bu da dolayısıyla beynin tümünü anlamamız konusunda yetersiz kalıyor.

neuromarketing.2

Ayrıca satın alma süreci ve satın alma kararlarının ardındaki zihinsel süreç tek bir ölçümleme ile formülize edilebilecek kadar basit değildir. Satın alma kararı zamanla edinilen deneyimlerle şekillenen, bilişsel ve bilinçdışı süreçleri kapsayan ve iç faktörlerden olduğu kadar dış faktörlerden de etkilenen bir süreçtir. Kaldı ki satın alma kararını etkileyen bazı gerçek durumlar da vardır. Örneğin, pahalı bir saati gördüğünüzde onu almak isteyebilirsiniz. Beyniniz o ürünü yada hizmeti satın alma isteğini haykırıyor olabilir. Ancak yeteri kadar paranız yoksa ya da kartınızda limit yoksa satın alamayacaksınızdır.

Yani tüketiciler birer satın alma makinesi değildirler. “Beynin satın alma düğmesi” söylemi ise efsaneden öte bir şey değildir. Nöropazarlama tüketicilerin zihinsel süreçlerini anlayıp, pazarlama aktivitelerinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir, ancak doğrudan satın alma kararını etkilediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. En doğru ve etkili sonuç için nöropazarlama da diğer araştırma yöntemleri ile desteklenmelidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

YTÜ İstatistik ve İstanbul Bilgi Ünversitesi pazarlama iletişimi yüksek lisans bölümünden mezun olan Seda Genç, geçmişte IBM, Garanti, Tmob gibi şirketlerde marka-pazarlama yöneticisi olarak çalıştı. Sonrasında kendi şirketi Neuro-mar Danışmanlık’ı kurdu. Şu anda şirketlere/bireylere pazarlama psikolojisi ve nöropazarlama temelli pazarlama iletişimi danışmanlığı yapıp eğitimler, seminerler vermektedir. Aynı zamanda NLP master practitioner ünvanına sahiptir.

Bir Cevap Yazın

Winamp Nostaljisi Geri Dönüyor


Bir zamanların en çok sevilen bilgisayar uygulaması Winamp, zamanın en hızlı değişimine kurban gitmişti ve unutulanlar arasında adını yazdırmıştı. Geçmişi 1997 yılına kadar dayanan  Winamp, küllerinden yeniden doğmaya hazırlanıyor. 2013 yılının sonunda kapanacağı açıklanan Winamp, 2014 yılında el değiştirerek kapatılmaktan kurtulmuştu.

2014 yılında Winamp’i satın alan Radionomy, şimdi Winamp’i yeniden canlandırma kararı aldı. Şirketin CEO’su Alexandre Saboundjian yaptığı açıklamada kullanıcıların tek bir deneyim kanalı istediğini, Winamp’ın MP3’leri sadece evde değil, bulut üzerinden de dinleyebilecekleri bir altyapı üzerinde çalıştıkları tahmin ediliyor. Bununla birlikte yeni uygulamada, podcast’ler, radyo istasyonları ve çalma listeleri de olacağı yine Winamp markasının sahibi olan şirket CEO’su tarafından dile getirilmiştir.

Winamp’ın sadece telefon ve tablet değil aynı zamanda eskisi gibi masaüstü versiyonunun da sunulacağı belirtildi. Yakın zamanda geleceği düşünülen uygulamanın şu an için neye benzeyeceği ile ilgili ayrıntı bulunmuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ortak Çalışma Alanları, Ofis Giderlerini 4 Kat Azaltıyor

Ortak çalışma alanlarına yalnızca serbest çalışanlar ve girişimciler ilgi göstermiyor. Kurumsal şirketler de hem giderlerini azaltmak, hem de çalışanlarına uzaktan çalışma imkanı sunup yaratıcılıklarını beslemek için yıllık toplu üyelikler alıyor.

Son 3 yılda sayıları %90 oranında artan ortak çalışma alanları, ülkemizde ve dünyada iş dünyasını yeniden şekillendirirken, ofis giderlerini de ciddi bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıyor. Türkiye’den doğan ve 20’den fazla şehirde ortak çalışma alanlarına rezervasyon olanağı sunan Cowork7/24 araştırmasına göre; bu mekanların üçte biri son bir yıl içinde açıldı. 100’den fazla üyeye sahip olanların sayısı da son 3 yılda yaklaşık %70 oranında arttı. İş dünyasının kalbi Maslak ve Levent gibi merkezlerde, 15 kişilik bir ofisin kira ve idari giderler dahil aylık toplam maliyeti kişi başına yaklaşık 2.000 TL’den başlarken, bu tutar aynı bölgedeki ortak çalışma alanlarında her şey dahil 500 TL’ye kadar iniyor. Cowork7/24’ün derlediği verilere göre, ofis piyasasında yaşanan durgunluğun da bu yeni trendi destekler nitelikte olduğunu gösteriyor. 2018’in ilk yarısında ofis kiralama işlemlerinde bir önceki yıla göre %30 düşüş yaşanırken, İstanbul genelinde 4 ofisten biri boş kaldı.

Dijital göçebelerin %24’ü iş seyahatlerine çıkıyor.

Ortak çalışma alanlarına artan talep, özel amaçlı ofisler için ayrılan alanların %40 kapasite artışına ve ortak kullanımlı alanların azalmasına neden oldu. Tek bir lokasyona bağlı kalmadan üretmek isteyen yeni nesil iş gücüne özel ürünler geliştirdiklerini belirten Cowork7/24 Kurucu Ortağı Serkan Kurtuluş, “Dijital göçebeler, kendi doğalarından ötürü ortalama 2-3 ayda bir lokasyon değiştiriyorlar. Özellikle vize kısıtlamalarına takılanlar için bu sıklık sayısı daha da artıyor. Bu içgörülerden hareketle lokasyon değişikliğinden doğan harcamaları düşürmek adına ‘Digital Nomad Pass’ adını verdiğimiz ürünü geliştirdik. Bu ürün sayesinde, dijital nomad olarak, yoğun olarak gittikleri 30 şehir’de ve 100 ortak çalışma alanından dilediğinizi seçip, rezervasyon yaparak çalışmaya başlayabilirsiniz. Hem zamandan hem de bütçeden avantaj sağlayan ‘Digital Nomad Pass’ ile 1, 3, 6 ve 12 aylık üyelikler oluşturabilir, önceden belirlediğiniz kullanım saat paketleri harici ek bir ödeme yapmadan tüm bu ortak çalışma alanlarını kullanabilirsiniz” dedi.

“Kurumsal şirketler de artık ortak çalışma alanı kiralıyor.”

Ortak çalışma alanlarına ilginin, yalnızca serbest çalışanlar ve girişimcilerden gelmediğinin altını çizen Kurtuluş, “Kurumsal şirketlerin de ortak çalışma alanlarına olan ilgisi artıyor. Hem giderlerini azaltmak hem de çalışanlarına uzaktan çalışma imkanı sunup yaratıcılıklarını beslemek isteyen şirketler de artık yıllık toplu üyelikler alıyor. Özellikle yeni kuşağın değişen çalışma anlayışı sayesinde önümüzdeki senelerde kurumsal şirketlerin çalışanlarını ortak çalışma alanlarında daha fazla göreceğiz. Kurumsal şirketlerin de bu konuda hayatını kolaylaştırmak için yeni ürün ve hizmetler geliştireceğiz” dedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link