Beyaz Yakalıların Kaliteli Yaşam Algısı ve Beslenme Alışkanlıkları

Öncelikle “Beyaz yakalı” tanımını yaparak başlayalım; işçilerin fiziksel gücünü iş kabiliyetine dönüştürdüğü dönemde, yönetimde yer alan çalışanlar için kullanıldı beyaz yaka tabiri. Beyaz yakalı çalışan; idari ve bürokratik işleri yürütebilen, bunları yaparken beden gücünü görece az kullanan kişilerdir. 

Günümüzde beyaz yakalılar genelde düzensiz saatlerle çalışan düzenli olsa da çok çalışan ve plazalarla özdeşleştirilen kişilerdir. Hal böyle olunca bir memur kadar düzenli yaşayamıyorlar. Bakalım beyaz yakalı olmak beslenmeye ve sağlıklı yaşama nasıl etki ediyor.

Herbalife tarafından, Türkiye’de iş dünyasının nabzının attığı 5 şehirde yaptırılan ‘Metropollerde Yaşayan Beyaz Yakalıların Kaliteli Yaşam Algısı ve Beslenme Alışkanlıkları’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırma Herbalife tarafından İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Kocaeli şehirlerinde, 400 beyaz yakalı çalışan ile görüşülerek gerçekleştirildi.

Araştırmaya göre metropollerde yaşayan beyaz yakalıların %80’i öğün atlıyor, %32’si hem hafta içi hem de hafta sonu 7 saatten az uyuyor, %35’i sabah kahvaltılarında pastane ürünleri tercih ediyor, %31’i ise öğle yemeğinde fast food tüketiyor.

“Sağlıklı beslenmede desteğe ihtiyacımız var”

Herbalife Türkiye Genel Müdürü Kemal Ülgen “Dünya genelinde yetersiz beslenme ve kilo problemleri konusunda en sorunlu kesim metropol şehirlerde yaşayan beyaz yakalılar. Biz de bu sorunun çözümüne katkı sağlamak amacıyla, kapsamlı bir araştırma yaptık. Metropollerde yaşayan beyaz yakalıların kaliteli yaşam ve beslenme haritası çıkardık. Gördük ki, sağlıklı beslenme konusunda desteğe ihtiyacımız var” dedi.

“Sağlıklı beslenme bilinci artsa da hala yeterli değil”

Nielsen tarafından yürütülen ‘Metropollerde Yaşayan Beyaz Yakalıların Kaliteli Yaşam Algısı ve Beslenme Alışkanlıkları’ araştırmasının sonuçlarını yorumlayan Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer ise araştırmanın, son dönemde sağlıklı beslenme konusunda toplumsal bilincin arttığını ancak halen ideal düzeyde olmadığını gösterdiğini söyledi. Tamer, araştırmaya göre eğitimli beyaz yakalı çalışanların da bu konuda önemli eksikliklerinin bulunduğunu belirtti ve “sağlıklı beslenme konusunda çalışanların hem desteğe, hem yönlendirmeye, hem de doğru seçenekler sunulmasına ihtiyacı var” dedi.

Tamer, çalışanlara şu önerilerde bulundu:

  • Güne iyi bir kahvaltı ile başlayın.
  • Sağlıklı ara öğünleri unutmayın.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenme, sağlıklı ve aktif bir hayat tarzına sahip olmanıza destek olur.
  • Uzun çalışma saatleri kilo alma eğilimini artırıyor.
  • Sağlıklı beslenmeyi doğru kaynaklardan öğrenin, uzmanına danışın.
  • İş planlarının yanında sağlıklı beslenme planları da yapın.
  • Metabolizma hızının düşmemesi için düzenli öğün tüketin.
  • Sabah 7:00 civarı erken saatlerde yapılan en az 15 gr protein içeren bir kahvaltı yapın.
  • Kahvaltıdan en geç 3 saat sonra sağlıklı bir atıştırmalık yiyin.
  • Saat 12-13 arası protein ve karbonhidrat içeriği yeterli, hazmı kolay ve yanında yeterince renkli sebzeler bulunduran bir öğlen yemeği yiyin.
  • Eve gitmeden gün sonu yorgunluğumuzu kolay atlatmamıza yardımcı olacak sağlıklı atıştırmalık tüketin.
  • Yoğurt, antioksidan özelliği yüksek kırmızı meyveler, muz, üzüm, elma parçaları ya da ceviz ve badem gibi gıdaları ara öğünlerde tüketin.

Türkiye’de sağlıklı beslenme ve wellness (iyi yaşam) pazarı giderek yükseliyor

Herbalife Nutrition olarak 20 yılda Türkiye’de önemli aşamalar kaydedildiğini belirten Kemal Ülgen, “Türkiye’deki bağımsız üye sayımız 75 bini aştı. Türk halkı ürünlerimizi çok sevdi. En çok tüketilen ürünümüz Formül 1 oldu. Türkiye’de Pazar her geçen gün daha büyüyor. Türkiye sporcu gıdaları pazarı 2016 yılında 165 milyon TL olarak gerçekleşmişken 2021 yılında bu pazarın 225 milyon TL olması bekleniyor. Kilo kontrol amaçlı ürünler pazarı 2016 yılında 244 milyon TL iken bu pazarın hızla büyüyerek 2021 yılında 360 milyon TL rakamına ulaşacağı tahmin ediliyor. Takviye edici gıda pazarı 2016 yılında 735 milyon TL ile, 2021 yılında 950 milyon TL olması bekleniyor. Dünya takviye edici gıda pazar büyüklüğü ise 90 milyar dolar, sporcu gıdası pazar büyüklüğü 11 milyar dolar, kilo kontrol amaçlı gıda pazarı ise 15 milyar dolar. Biz de bu pazarın en önemli oyuncularından biriyiz. Türkiye, bugün Herbalife’ın Avrupa’daki (EMEA Bölgesi) ilk 10 büyük pazarından birisi. Bu nedenle bölgedeki ülkeler tarafından da yakından takip ediliyoruz.” dedi.

Araştırma Sonuçları ve Öneriler:

  • Her 5 beyaz yakalıdan 4’ü öğün atlıyor. Araştırmaya göre her 5 beyaz yakalıdan dördü öğün atlıyor. En fazla atlanılan öğün %29 ile ara öğünler. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği % 27 ile ikinci sırada geliyor. Atlanılan öğünler içerisinde en az %16 ile akşam yemeği geliyor. Ancak hafta içi 8 saatten fazla çalışanlar akşam yemeğini daha az saat çalışanlara kıyasla daha fazla atlama eğiliminde… Erkeklerin %15’i öğün atlamadığını belirtirken, kadınlarda bu oran %25’e çıkıyor. Hafta sonu çalışanlar ve çalışmayanlar arasındaki öğün atlama oranı ise oldukça dikkat çekici. Hafta sonu çalışmayanların %30’u öğün atlamadığını belirtirken, standart olarak her hafta sonu çalışanların sadece %4’ü öğün atlamadığını belirtiyor.
  • Sabah kahvaltısı ve öğle yemekleri en çok iş temposu/vakitsizlik nedeniyle atlanıyor. Araştırmaya katılanların % 55’i sabah kahvaltısını, % 70’i ise öğle yemeğini atlamasının en büyük nedenini iş temposu/vakitsizlik olarak ifade ediyor. Kahvaltıyı “sabahları iştahsız olmaları nedeniyle” atlayanlar % 54 oranında iken; %26’lık bir kesim “iş yeri yakınlarında sağlıklı öğünler sunan restorant/cafe/lokanta bulunamaması” sebebiyle öğle yemeğini atladığını belirtiyor. Akşam yemeği ise %47 oranında “eve geç gelinmesinden ötürü geç vakitte yemek yemek istenmemesi” nedeniyle atlanıyor.
  • Sağlıklı beslenme ile ilgili temel bilgi kaynağı internet. Sağlıklı beslenme ile ilgili beyaz yakalıların yaklaşık yarısı (%47) internet sitelerinden bilgi alıyor. Televizyondaki haberler, kadın sağlık programları (% 46) da benzer seviyede takip edilirken; doktor, hemşire, eczacı v.b. (% 34) sağlık personellerinden bilgi alma düzeyi 3. sırada geliyor. Diyetisyenler (%26) ve kamu spotu reklamları (%25) bu konuda en az takip edilen kaynaklar…
  • Beyaz yakalıların % 31’i herhangi bir fiziksel aktivite ile ilgilenmiyor. Beyaz yakaların % 31’i herhangi bir fiziksel aktivite ile ilgilenmiyor. Sağlıklı beslendiğini belirtenlerde haftalık düzenli aktivite yapma eğilimi daha fazla iken, sağlıklı beslenmediğini belirtenler herhangi bir spor/fiziksel aktivite ile ilgilenmediklerini daha çok belirtiyorlar. Bu da sağlıklı beslenme ve spor alışkanlıklarının birbiri ile güçlü bir ilişkisi olduğu sonucunu doğuruyor. En fazla tercih edilen fiziksel aktivite ise % 46 oranla yürüyüş…
  • Hafta içi mesai yapıyor, hafta sonu da çalışıyoruz. Araştırmaya göre beyaz yakalıların hafta içi günlük ortalama çalışma süresi yaklaşık 9 saat. Çalışanların %59’u hafta sonu da çalıştığını belirtiyor. Hafta sonu ortalama günlük çalışma süresi 8,3 saat. Hafta içi fazla mesai harcayanların hafta sonu da çalışması dikkat çekiyor. Yani hafta içi mesai yapıyor, hafta sonu da çalışıyoruz.
  • Orta üst düzey yöneticilerde ve erkeklerde hafta sonu düzenli olarak çalışma oranı ise çok daha yüksek.
  • Uzun çalışma saatleri kilo alma eğilimini artırıyor. Aşırı kilolu olma ve obezitenin temelinde yatan faktörler çok yönlü olup özellikle cinsiyet ve yaşam tarzı ile ilişkili oldukları çeşitli bilimsel çalışmalarla ortaya koyulduğunu belirten Tamer, “Uzun saatler boyunca ara vermeksizin çalışan kişilerde, iş sonrası vücudun kendisini toplaması için fırsat bulamaması yanı sıra düzenli egzersiz yapmak için de zaman kalmaması ayrı ayrı sorun oluşturur. Günlük çalışma saatlerinin toplamda 8 saati geçmemesi ve mümkünse her 2 saatte bir kısa, dört saatte ise en az yarım saatlik bir dinlenme arası verilmesinin sadece verimliliği artırmakla kalmayıp, mevcut kilonun muhafaza edilmesine de katkıda bulunduğunu unutmamak gerekiyor” şeklinde konuştu.
  • Beyaz yakalıların hafta içi ve hafta sonu ortalama uyku süresi 7 saat. Hafta içi %32’si 7 saatten az, %51’i 7-8 saat arası, %17’si ise 8 saatten fazla uyuyor.
  • Sağlıklı beslenmeyi öncelikle ‘düzenli öğünle beslenmek’ olarak görüyorlar. İkinci sırada ‘kalorisi düşük ürün tüketimi’, üçüncü sırada ‘organik ürün tüketimi’ yer alıyor.
  • Yaklaşık üçte ikisi (%64) sağlıklı beslendiğini düşünüyor. Yaş ve eğitim seviyesi arttıkça sağlıklı beslendiğini düşünenlerin oranı artıyor.
  • Hafta içinde ortalama 3 öğün besin tüketiyorlar. Sabah kahvaltısını hiç tüketmeyenlerin oranı % 17, öğle yemeği tüketmeyenlerin oranı % 12, akşam yemeği yemeyenlerin oranı ise % 5.
  • Kahvaltıda en çok tüketilen ürünler, yumurta, peynir, zeytin gibi kahvaltılık ürünler. Sabah kahvaltılarında pastane ürünlerinin tüketim oranı % 35. Yaş arttıkça pastane ürünleri tüketimi giderek azalıyor.
  • Öğle yemeğinde en çok ev yemekleri tüketiliyor,fast food ise %31 ile ikinci sırada yer alıyor. Akşam yemeğinde ev yemekleri öğle yemeğine kıyasla daha fazla tüketiliyor.
  • Yaş arttıkça kahvaltılık ürünler nispeten daha fazla tüketiliyor, pastane ürünlerinin tüketimi giderek azalıyor. Bu bulgu da 45 ve üzeri yaşlardaki kişilerin kahvaltıdaki besinlerine daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor.
  • Çalışanların % 57’si günlük protein ihtiyacını bilmiyor.
  • Çalışanlar hafta içi ortalama 2,3 litre su tüketiyor.

Düzenli öğün tüketmenin önemli olduğunu belirten Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer “Uzun saatler boyunca aç ve susuz kalan organizma, enerjisini en verimli şekilde kullanabilmek için metabolizma hızını yavaşlatır ve eğer bu noktada ne yediğimize, ne zaman ve ne kadar yediğimize dikkat etmezsek, kısa bir süre sonra kendimizi en az birkaç kilo fazladan ağırlaşmış bulmamız işten bile değildir! Fazla kilolardan kurtulup ideal kiloya ulaşmak, gerekse mevcut kiloyu koruyabilmek için amaç metabolizmayı daha hızlı ve verimli çalışmaya yönlendirmektir. Bunun temel kuralı asla öğün atlamamak, sık aralıklarla azar azar beslenmek, her öğünde kalorisi kontrollü ve besin değeri yüksek besinler tüketmek ve mutlaka düzenli egzersiz alışkanlığı edinmektir” dedi.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Airbnb, Trump’ın Pislik Yuvası Olarak Tanımladığı Ülkelerin Reklamını Yaptı

Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlık koltuğuna oturduğundan beri, yaptığı birçok hamle hem kendi ülkesindeki hem de dünya çapındaki çok büyük bir kesim tarafından eleştirilen Donald Trump, zaman zaman da belli kesimlere yönelik olarak yaptığı aşağılayıcı yorumlarla dikkatleri üzerine çekiyor. Kendisinin bu kapsamda son olarak yaptığı açıklama da oldukça tepki topladı.

Donald Trump, iddia edildiğine göre geçtiğimiz hafta Beyaz Saray’da gerçekleştirilen bir toplantı sırasında Haiti, El Salvador ve bazı Afrika ülkelerini hafifletilmiş tabirle “pislik yuvası” olarak tanımladı. Doğal olarak bu açıklama, son günlerde medyada kendine fazlaca yer buldu ve birçok kişi, Donald Trump’ın bu açıklamasına tepki göstererek söz konusu ülkeleri savundu. İnsanların konaklama yeri bulmasına yardımcı olan bir online platform olan Airbnb de kritik bir hamleyle Amerika Birleşik Devletleri başkanının bu açıklamasını bir reklam kampanyasına dönüştürdü.

Fortune’un yaptığı habere göre Airbnb, Donald Trump’ın kötülediği bu ülkelerin reklamını yapmak için en az 100.000 dolar katkıda bulunacağına söz verdi. Airbnb’nin kurucu ortağı ve CEO’su olan Brian Chesky, resmi Twitter hesabından attığı tweet’lerle bu ülkelerin kendileri için olan önemine dikkat çekti ve dolaylı bir şekilde de olsa Trump’ın açıklamasını eleştirdi. Brian Chesky; Haiti, El Salvador ve Afrika’nın belli bölgelerinde yaklaşık olarak 75.000 ev sahibi bulunduğunu ve toplamda 2,7 milyon Airbnb kullanıcısının Haiti, El Salvador ve Afrika ülkelerinin “ziyaret etmeye yetecek kadar güzel” olduklarına karar verdiklerini vurguladı.

Airbnbn CEO’su, attığı tweet’lerden birinde bu ülkelerde bulunan 75.000 ev sahibinin toplamda 170 milyon dolar gelir elde ettiğini de belirtti.

Bununla birlikte Brian Chesky, söz konusu ülkelerin güzelliklerini ön plana çıkartmak için bu ülkelerden bazı manzaraların yer aldığı fotoğraflar paylaşmayı da ihmal etmedi.

Ayrıca Airbnb’nin resmi Instagram hesabı da aynı şekilde benzer şekilde bahsi geçen ülkelerin bazılarının fotoğraflarını paylaştı.

Bu, bir markanın, Donald Trump’ın açıklamasından faydalandığı ilk olay değil. Daha önce de fast food restoran zinciri KFC, Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a yönelik olarak attığı bir tweet’i kullanarak McDonald’s’a göndermede bulunmuştu.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link