Bankalardan Esen Sıcak Mahalle Havası 0

Bankaların ürünü paradır, ancak paranın reklamını yapmak tabi ki kolay değil. Bu nedenle bankalar insana yapılan reklam stratejisini benimsemiş durumda. Son zamanlarda dikkat çeken bir nokta da insana yapılan bu reklamlardaki sıcak mahalle esintisi. Birçok farklı banka markası reklamlarında Türkiye’nin sahip olduğu mahalle kültürünü iyiden iyiye kullanmaya başladı.

Biraz derinlemesine inceleyecek olursak, aslında Akbank‘ın bu sıcak kültürde bir adım önde olduğunu söylemek mümkün. Kıvanç Tatlıtuğ ve İlker Ayrık‘la İkizler reklam serisiyle bir süredir sürdürülebilir bir çizgi tutturan Akbank, son reklamında da Esnaf Kardeşliği vurgusuna devam ediyor. Komşusunun siftah yapamadığı bir ortamda kazanacağı paranın kursağından geçmeyeceği bir mahalle kültürüyle harmanlanmış olmamızı duygusal bir biçimde bize tekrar hatırlatan reklam, eski günlerimizi de hatırlatıyor aslında.

Akbank’ı izleyen bir diğer banka ise Finansbank. Yılmaz Erdoğanlı serisi Finansçı‘yla bir ivme yakalayan Finansbank, son reklam kampanyasında ise samimi bir hava canlandırıyor. Mahalle kültürünü reklamına taşıyan markanın reklam serisinde mahallelinin zor anlarında yanında olan Finansçı ile yeni maceralar anlatılmakta. Markanın sürdürülebilir kılmak istediği Finansçı odak kelimesini başarılı bir şekilde kullandığını söylemek mümkün. Reklam serisinde de serinin gidişatına uygun karakter ve oyuncu seçimleri de sempatiyi artıran bir diğer unsur olarak dikkat çekmekte.

Son olarak da dikkat çeken bir reklam Garanti Bankası‘ndan geldi. Aklımıza kazınan reklamları ile başarılı bir banka olan Garanti’nin yeni reklamında da esnafın komşusu olmanın bir banka olmaktan daha önemli vurgusu yapılırken sempatiklik ön planda tutulmuş ve tabi ki duygulara fazlasıyla yüklenilmiş. Garson bulamayan esnaf komşusuna yardım eden Garanti Bankası şube müdürü ile, Akbank ve Finansbank’ı takip eden Garanti’nin reklamda duygusallığı ön planda tutarken sempatikliği biraz eksik kalmış diyebiliriz. Güçlü bir mesaj verilememiş olsa da sıcak mahalle havası katan reklam serisinde kendine yer bulmuş bir reklam olarak kalacaktır.

Sürdürülebilir mesaj vermenin önemli olduğu günümüz pazarlama kültüründe, güçlü mesajların arkasında bu tarz sektörel reklam yakınlaşmaları yaşanması doğaldır. Üç bankanın şu sıralar estirdiği sıcak mahalle havası, başka bankaların da katılımıyla daha uzun süre eseceğe benziyor.

Bonus: İş Bankası’nın Sürdürdüğü Güçlü Reklamları

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Yılmaz Vural’ın hayali ‘UpCall’ ile gerçek oldu 0

Türk futbolunun en renkli kişiliklerinden Yılmaz Vural, hangi takımın teknik direktörü olursa olsun, herkes tarafından sevilen bir insan olmayı başarıyor. İlginç gol sevinçleri ve sinirlendiği zaman verdiği tepkiler, sosyal medyada bir fenomen haline gelmiş durumda. Güleryüzlülüğü, samimi konuşmaları ve belki de yaptığı gaflarla gönüllerde taht kuran Yılmaz Vural, şimdilerde Turkcell’in yeni uygulaması UpCall reklamlarında karşımıza çıkıyor.

UpCall reklam filmi, izleyenleri Yılmaz Vural’ın dünyasında ufak bir yolculuğa çıkarıyor. Yıllardır akıllarda olan bir soru UpCall lansman filmi ile cevap buluyor!

Nasıl oldu da Yılmaz Vural bazı takımları hiç çalıştırmadı?

Yılmaz Vural, bütün büyük spor kulüpleriyle ismi geçmesine rağmen bazılarında bir türlü teknik direktörlük yapamadı. Yılmaz Vural, bazı takımların boşalan teknik direktörlük koltuğuna talip oldu. Nedense her defasında bu çağrıları sonuçsuz kaldı. Sosyal medya da bu durumu başkanların Yılmaz Vural’ın aramasını açmamasına bağladı. Turkcell reklam filminde Yılmaz Vural’ın kariyer hayalini gerçeğe dönüştürdü. Yılmaz Vural, arama deneyiminde yeni bir dönemi başlatan UpCall ile, daha önce tanımadığı numara olduğu için açmadığı telefonun aslında beklediği başkandan geldiğini görüyor. Çünkü UpCall, telefon rehberinde kayıtlı olmasa bile arayanın kim olduğunu gösteriyor. Ve Yılmaz Vural beklediği kupalara hayal ettiği takımların Teknik Direktörü olarak kavuşuyor.

Arama deneyimini dijitalleştiren Turkcell’in ücretsiz uygulaması UpCall tanımadığımız numaraların kime ait olduğunu görebilmemizi, numarasını bilmediğimiz kişileri arayabilmemizi ve aramalarımıza resim ve konu ekleyebilmemizi sağlıyor. Bu fonksiyonlara sahip bir ürün olan UpCall için en uygun isimse yıllardır bazı kulüplerin başkanlarından telefon bekleyen Yılmaz Vural oluyor. Filmde, belki de çalışmayı çok istediği kulübün başkanı tarafından arandığı ama Yılmaz Vural’ın o numarayı tanımadığı için açmamış olabileceği anlatılıyor. Ardından “Peki ya UpCall’u olsaydı?” sorusu sorularak Yılmaz Vural’ın alternatif geleceği işleniyor.

IKEA’dan 450 Milyon Dolara Satılan Leonardo da Vinci Tablosuna Gönderme 0

Geçtiğimiz hafta ünlü ressam Leonarda da Vinci’nin Salvator Mundi isimli tablosu bir açık artırmada 450 milyon dolara satılmış ve bu rakam, tablonun bugüne kadar satılan en pahalı sanat eseri unvanını almasını sağlamıştı. Tablonun ünlü ressama ait olması ve bu denli yüksek bir rakama satılması nedeniyle de bu olay, geçtiğimiz haftanın önemli haberleri arasında kendine yer bulmuştu. Sürekli olarak pahalı şeylerle ilgili göndermelerde bulunan İsveçli mobilya üreticisi IKEA, tabii ki bu fırsatı da boş geçmedi ve bu olayı bir reklam malzemesi olarak kullandı.

Daha önce moda markası Balenciaga’nın 2145 dolardan satışa sunduğu ve IKEA’nın 99 cent’lik çantasına benzeyen çantaya göndermede bulunan IKEA, Acne isimli reklam ajansını hazırladığı yeni reklam kampanyasında, muhtemelen söz konusu bir sanat eseri olduğu -ve de tarihin gördüğü en iyi ressamlardan birine ait olduğu- için ürünün fiyatına odaklanmadı. Bunun yerine tablonun çerçevesine odaklandı.

Bu reklam kampanyası için hazırlanan görselde, IKEA‘nın Virserum isimli altın sarısı rengindeki ve 9,99 dolar fiyat etiketine sahip çerçevesine yerleştirilmiş Salvator Mundi tablosu ön plana çıkartılırken tablonun altında “Bir tablo için 450 milyon dolar harcadığınızda, ama çerçeveyi beğenmediğinizde…” ifadesi yer alıyor.

Bu noktada milyon dolarlık tablolar satın alan hangi sanat düşkününün bu tabloları 9,99 dolarlık çerçevelere yerleştirmek isteyeceği sorusu akıllara gelebilir. Ancak tabii ki, burada vurgulanmak istenen şey bu değil. IKEA sadece her zaman olduğu gibi bu olaya farklı ve mizahi bir açıdan yaklaşmış. Başka bir deyişle, IKEA’nın olayın popülerliğinden yararlanarak güzel bir gerçek zamanlı pazarlama örneği sergilediğini söyleyebiliriz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link