Bankacılık İşlemlerinde Mobile Güven Artıyor

Türkiye’de mobil kullanıcıların %90’ı bankacılık işlemleri ve günlük ödemeler için mobil cihazlarını kullanıyor.

Visa’nın tüketicilerin dijital ödemelere ilişkin alışkanlıklarını ve güvenlik konusundaki düşüncelerini incelemek amacıyla  gerçekleştirdiği “2017 Dijital Ödemeler Araştırması”nın sonuçları açıklandı. Araştırma 22 Avrupa ülkesinde 42 binden fazla tüketiciyle online olarak yapıldı.

“2017 Dijital Ödemeler Araştırması”, bankacılık işlemleri ve günlük ödemelerde mobil cihazların kullanımının hem Avrupa’da hem de Türkiye’de daha önce hiç olmadığı kadar arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre Türk mobil kullanıcılarının %90’ı bankacılık işlemi yapmak, parasını yönetmek, fatura ve günlük ödemelerini yapmak için mobil cihaz kullandığını belirtti. Türkiye, bu oranla %77 olan Avrupa ortalamasının üzerinde yer aldı.

Mobile güven artıyor
Mobil cihazlar üzerinden sunulan dijital ödeme fonksiyonlarının her geçen gün yaygınlaşması tüketicilerin kendi yaşam tarzlarına uyan dijital çözümleri benimseyip kullanmalarına yardımcı oluyor. Bunun yanısıra mobil cihazları üzerinden bankacılık ve ödeme işlemleri yapma konusunda tüketiciler kendilerini her geçen gün daha rahat ve güvende hissediyor. Mobil cihazlara güvenin artması tüketicileri masaüstü bilgisayarlardan ve laptop’lardan uzaklaştırıyor. Öyle ki arastırma sonuçlarına göre mobil kullanıcılarının:

Yarısından çoğu (%64) online alışveriş ödemelerini mobil cihazlarıyla yapıyor.
Dörtte üçünden fazlası (%77) banka hesaplarını kontrol etmek ve diğer hizmetlere erişmek için bankacılık uygulaması kullanıyor.
%45’i arkadaşlarına ve aile üyelerine akıllı cep telefonlarını veya tabletlerini kullanarak para gönderiyor.

Visa Türkiye Genel Müdürü Merve Tezel araştırmayla ilgili değerlendirmesinde“Visa olarak dünya genelinde inovasyona odaklanarak ödemelerin nerede ve hangi cihaz üzerinden olursa olsun kolay ve güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak için iş ortaklarımızla beraber çalışıyoruz. Araştırma bu çalışmaların yerini bulduğunu gösteriyor. Mobil ivmesini sürdürüyor. Araştırmayı ülkemiz açısından değerlendirdiğimde Türkiye’de mobil ödemelerin günlük hayata entegre olduğunu görüyorum. Burada pek çok faktör var. Öncelikle mobil ödemeler için yapılan altyapı, teknoloji ve terminal yatırımları mobilin yaygınlaşmasının temelini oluşturdu. Genç nüfusumuz da mobili benimsedi ve hayatına entegre etti. Bunlarla birlikte mobilin yükselmesinde diğer önemli bir etken de tüketicilerin mobile karşı artan güveni. Araştırma bu yıl tüketicilerin bankacılık işlemleri ve ödemeler için mobil cihazlarını bugüne kadar belki de hiç olmadığı kadar güvenle kullandığını gösteriyor” dedi.
Mobil en çok fatura ödeme ve yüksek tutarlı ödemelerde kullanılıyor.

Türkiye’de mobil ödemelerin hangi harcamalarda tercih edildiğine bakıldığında ise araştırmaya katılanların %66’sı elektrik, su ve doğalgaz gibi fatura ödemeleri, %57’si mobilya, elektronik gibi yüksek tutarlı harcamaları, %56’sı yemek siparişi, %45’i de  film, müzik veya televizyon programı satın almak için mobil ödemeleri tercih ettiğini belirtti.

Ödemeyi kolaylaştıran uygulamalar yaygınlaşıyor
Araştırma, ödemeyi kolaylaştıran kayıtlı kart uygulamaları (card-on-file) ve mobil cüzdan gibi uygulamaların yaygınlaştığını gösteriyor. Öyle ki, Türkiye’de  mobil kullanıcılarının %68’i bu uygulamalardan birini kullanarak ödeme yaptığını belirtiyor.

Y kuşağı Türkiye’de mobilin yaygınlaşmasına öncülük ediyor

Türkiye’den araştırmaya katılan 18-34 yaş aralığındaki Y Kuşağı temsilcileri dijital ödemelerin benimsenmesinde en ön saflarda yer alıyor.
Y Kuşağının % 93’ü bankacılık işlemleri ve ödemeler için mobil cihaz kulllandığını belirtiyor. Araştırma, aynı zamanda mobil cihazını kullanacağını söyleyenlerin oranının 3 sene içinde artacağını ve %97’ye ulaşacağını gösteriyor.
Y Kuşağının yüzde 68’i online alışverişlerinde mobil cihaz kullandığını belirtiyor. %32’si ise düzenli olarak kullandığını ifade ediyor.
Mobil cihazlar üzerinden arkadaşlara ve aile üyelerine para transferi konusunda da Y kuşağı öne çıkıyor. Y kuşağının % 72’si para transferini mobil cihaz kullanarak yapıyor.

Mobil kullanıcılar biyometrik doğrulama yöntemlerini güvenli buluyor
Avrupa’da kimlik doğrulama metodu olarak biyometrik verilerin kullanımı artarken, Türkiye’de de biyometrik doğrulama yöntemlerine karşı duyulan güvenin oldukça yüksek olduğu görülüyor. Öyle ki, araştırmaya katılan Türk tüketicilerin %92’si kimlik doğrulama için biyometrik yöntemlerin kullanılmasını güvenli bulduğunu belirtiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu. Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon'da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Efsane Olmuş Reklam ve Pazarlama Kampanyalarının Başarı Stratejileri

Nike – Just Do It

Bir zamanlar, Nike’nin ürünü neredeyse sadece maraton koşucularına yiyecek ve içecek olduğunu biliyor muydunuz? Ardından, bir fitness çılgınlığı ortaya çıktı ve Nike pazarlama departmanı üyeleri, ana rakibi Reebok’u geçmeleri için bu avantajdan yararlanacaklarını biliyorlardı. Böylece 1980’lerin sonunda Nike “Just Do It”i yarattı. Just Do It sloganının bir idam mahkümunun son sözünden esinlenilerek ortaya çıktığını daha önce sizlerle paylaşmıştık. 

1988’de Nike satışları 800 milyon dolardı; 1998’de satışlar 9,2 milyar doları aştı. “Sadece yap” sloganı basit ve kısaydı ancak insanların egzersiz yaptıklarında hissettikleri her şeyi kapsıyordu. Beş mil yürümek istemiyor musun? Sadece yap. Dört adım merdivenle çıkmak istemiyor musun? Sadece yap. Bu, hepimizin bağlantı kurabileceği ve herkesi harekete geçirebilecek bir slogandı. Hala da öyle. 

Volkswagen: Think Small

Valkswagen’in “Think Small” kampanyasını birçok pazarlamacı altın standart olarak değerlendirir. Doyle Dane & Bernbach’daki efsanevi bir reklam grubu tarafından 1960’da kurulan kampanya, bir soruyu yanıtlamak için yola çıktı: İnsanarın algılarını yalnızca bir ürüne karşı değil, aynı zamanda bir grup insana göre nasıl değiştirebiliriz?

Amerikalıların büyük araba sevme gibi bir özellikleri vardı ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki 15 yıl içinde küçük Alman arabalarını almıyorlardı. Ancak bu Valkwagen reklamı bu algıyı “Küçük olduğumu mu düşünüyorsun? Evet öyleyim.” diyerek değiştirdi.

Bu kampanyanın çıkış noktası ise: “Şirketinizi, ürününüzü ya da hizmetinizi bir şeymiş gibi satmaya çalışmayın. Müşteriler dürüstlüğü sever ve takdir eder.”

Apple: Get a Mac

Mac ile PC arasındaki tartışmalar Apple için en başarılı kampanyalardan biri haline geldi ve ilk yılında % 42 pazar payı artışı yaşadı. Kampanya Mac’i takip edenlere ürün hakkında aşırı ayrıntıya girmeden  bilmeleri gereken her şeyi anlatıyor.

Bu kampanyanın başarısının sırrı ise “İnsanlar her zaman ürününüz şaşırtıcı olduğu için onu satın almaz. Bunun yerine, ürününüzün faydalarını birbiriyle ilişkili olarak açıklayın, böylece tüketiciler onu kullanırken görebilir.”

Clairol: Does She or Doesn’t She?

Bir saç boyası markası olan Clairol 1957’de bu soruyu ilk kez yanıtladığında, 15 kişiden sadece 1’i suni saç rengi kullanıyordu. Sadece 11 yıl sonra, TIME Dergisine göre, cevap 1/2 idi.

Clairol diğer markaların pazarlama taktiktiğinin tam tersini yaparak başarılı oldu. Normalde bir marka ürününden memnun kalan kişilerin markayı diğer insanlarla paylaşmalarını bekler ancak Clairol ürünün doğallığının göstergesi olan kadınların saç boyası kullanmamış gibi davranmalarını istiyordu. “Kendi saç renginiz gibi doğal” ileitişimiyle yola çıkarak ürününün satışlarını arttırdı.

Bu stratejinin başarılı olmasındaki nokta ise: ” Bazen insanlara ürününüzün başarısını sadece göstermeniz yeterlidir. Göstermek söylemekten daha etkili olur.”

California Milk Processor Board: Got Milk?

Kaliforniya Süt İşlemci Kurulu’nun “Got Milk” sayesinde Kampanya, California’daki süt satışları sadece bir yılda% 7 arttı. Ancak etki, eyalet sınırlarının ötesine geçti ve bugüne kadar milyonlarca “Got ….” sloganı türemesine neden oldu. 

Bu kampanya dikkat ederseniz süt içmeyen insanları hedeflemiyor. Yani zaten süt tüketen insanlara odaklanıyor. Burdan çıkarabileceğimiz pazarlama stratejisi ise; “her zaman yeni müşteriler edinmek zorunda değilsiniz. Var olan hedef kitlenize ürününüzü daha sık kullandırabilirsiniz.”

Procter & Gamble (P&G): Thank You, Mom

P & G, Olimpiyat sporcularının öykülerinin arkasındaki hikayeleri, bu dünya çapındaki sporcuları ömür boyu sürdürecek destekleyici annelerin hikayelerini, anlattı. Anneler bu zorlu ve uzun yol boyunca çok fazla çamaşır yıkama ve temizlik yapmak zorundaydı ve muhtemelen P & G ürünleri kullanıyordu.

Bu reklamın stratejisi çok basit ve reklamların çoğuyla aynı: “Duygusal pazarlama.” Ancak bunu oldukça başarılı bir biçimde öne çıkarmışlar ve bunu insanların hayatlarına dokunarak yapmışlar.  “Duygusal ve nostalji pazarlaması, insanları satın alma seçenekleri haline getirmek için güçlü taktiklerdir; bu nedenle, ürününüzün veya hikayenin ardında daha büyük, daha evrensel bir hikaye varsa, içeri girip ön plana çıkarın.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’ın Happy Meal Menüleri Artık ‘Daha Sağlıklı’ Olacak!

Sanırım artık bir Mc Donald’s klasiği olan Happy Meals çocuk menüleri gözümüze biraz farklı görünmeye başlayacak. Çünkü Mc Donald’s yaptığı son açıklamada bu menülerin daha ‘dengeli’ hale getirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

1979’den bu yana özellikle son çıkan animasyon filmlerin kahramanlarının oyuncakları ile çocukları sevindiren klasik çehresini daha sağlıklı bir yöne dönmeye hazırlanıyor. Ünlü fast food markası yaptığı açıklamada 2022 yılına kadar 120 ülkede satılan Happy Meals menülerinin değişime giderek çizburgerlerin sadece isteğe bağlı şekilde verileceğini ve menüdeki patates kızartmasının porsiyonunun azaltılacağını duyurdu.

Yeni düzenlemeye göre Happy Meals menüleri 600 kaloriyi geçmeyecek. 600 kalorinin ise %10’undan daha azı doymuş yağ ve şeker olacakken, menülerde ki sodyum miktarı da azaltılacak. Ayrıca menülerden yapay renklendirici, aromaların da çıkarılması gündem dahilinde.

Şimdilerde 120 hedef piyasadan sadece 20 tanesi bu kriterleri karşılıyorken menülerden çıkarılan ve yeni eklenecek olan sağlıklı içeriklerle 2022’ye kadar daha sağlıklı menü hedefi gerçekleştirilecek. Bununla beraber, müşterilere de ürünlerin besleyici değerleri konusunda daha fazla şeffaf olunacak.

Aslında bu Happy Meal menülerini daha sağlıklı hale getirmenin ilk adımı değil. Daha önceden bu menülerden asitli içecekler çıkarılmış, yerine meyve suyu, süt ya da su içecek olarak verilmeye başlanmıştı.

Her ne kadar kabul etmek istemeseler de fast food markalarının çocukların yaşadığı obezite problemi ile ilgileri su götürmez bir gerçek. Mc Donald’s ‘da artık bunu göz ardı etmiyor olacak ki işe ‘daha sağlıklı’ bir çocuk menüsü oluşturarak yeniden başlamayı düşünüyor olabilir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link