Ata Sporumuz Olan Kepçe İzlemeyi Sevenler Bu Reklama Bayılacak

İş makinesi ya da daha popüler tabirle kepçe izlemek, son yıllarda Türk insanının en büyük hobilerinden biri oldu ve adeta milli sporumuz haline geldi. Türk halkı bu aktiviteye gönülden bağlandı; yeri geldi ellerini arkasında bağlayıp tek başına izledi, yeri geldi yanına kepçe takımı taraftarlarını alarak tek yürek oldu. Yetmedi milyonlar ekran başına geçti, günün her saati kepçe izlenebilen websitesi yapıldı ve Türk halkı oturduğu yerden bu ata sporunu yapmaya devam etti. Halkımızın teknolojiye olan ilgisinin bariz kanıtıydı kepçe izlemek. Dünyaca ünlü teknoloji markası Samsung, ata sporumuz olan kepçe izlemeyi sevenlerin yeni favorisi olacak, sadece durmadan dönen çamaşırların yer aldığı hipnotize edici bir reklam yayınladı.

Güney Koreli elektronik devi Samsung’un 3 dakika 20 saniye boyunca çamaşır makinesinde dönüp duran çamaşırları gösteren reklamı, İngiltere’nin ikinci en büyük ticari kanalı olan Channel 4’te Cuma akşamları prime time’da yayınlandı ve İngiliz televizyon tarihinin tek seferde çekilmiş en uzun reklamı oldu. Reklamda çalışmaya başladıktan sonra unuttuğunuz kıyafetleri kolay ve hızlı bir şekilde eklemenizi sağlayan, akıllı kontrol sistemi ile uzaktan da kumanda edilebilen AddWash adlı çamaşır makinesi yer aldı. Samsung’un #LifesTooShort hashtagi ile lanse ettiği çamaşır makinesi çamaşırları çok hızlı bir şekilde kuruturken, dijital sayacı da çamaşırların yıkanışını kaç dakikadır izlediğinizi gösteriyor. Bu özelliği ile kepçeseverleri de memnun edeceği kesin. Samsung’un araştırmasına göre bir İngiliz hayatı boyunca toplamda 61 günü çamaşır makinesini izleyerek geçiriyor. Sizce bir Türk hayatı boyunca kaç günü kepçe izleyerek geçiriyordur? Tahminlerinizi yorumlarda yazabilirsiniz. Bu ilginç fikri ile Samsung, reklamın sonunda bu tür ritüelleri izlemeyi sevenler için hazırladıkları bir film önerisinde de bulunuyor. “Çamaşır Makinesi” adlı film tam 1 saat 8 dakika uzunluğunda.

Samsung’un bu reklamı geçtiğimiz yıllarda Norveç’te başlayan Slow TV akımına da referans niteliğinde. İzleyicilere kesintisiz yayın anlayışı ile hayatı an be an aktarma felsefesine sahip bu akıma verilecek en çılgın reklam örneklerinden biri de Arby’s fast food zincirinin Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmeyi başaran 13 saatlik tavuk brisketin pişirilmesini gösteren video.

Slow tv akımına uygun hazırlanmış bir başka örneği de bilinçli farkındalık uygulaması Calm‘ın İngiltere’de yayınlanmış reklamında görüyoruz. 2 dakika boyunca bir gölü,  kıyıya vuran dalgaları ve yapraklara düşen yağmuru izlediğimiz video, yavaş reklam akımına en iyi örneklerden biri. Reklam ile ilgili Calm’ın kurucu ortaklarından Michael Acton Smith, “Dünya git gide daha da gürültülü bir yer oluyor ve bazen fısıldamak bağırmaktan daha etkilidir. Daha önce hiç kimse böyle bir reklam yapmamıştır ve  umuyoruz ki izleyiciler bu nadir sakinlik (calm) anının tadını çıkarırlar.”  demişti. Aynı şekilde Travel Channel da 2015 yılında Black Friday gününde, alışveriş çılgınlığına ve kaosa dur demek için canlı yayınlanan 12 saatlik bir kara yolculuğu deneyimi sunmuştu.

Bakalım gelecekte Türkiye’deki markalar kepçe izlemeyi ata sporu kabul etmiş Türk halkına yavaş reklam akımından örnekler sunacaklar mı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dilek Erdensoy, Amerika'da aldığı dil eğitiminin ardından lisansını Felsefe üzerine yaptıktan sonra; tasarım, dijital medya ve pazarlama üzerine eğitimler almıştır. Çeşitli sitelerde yazmaya devam eden yazar; bilim, teknoloji ve felsefe ile ilgilenmekte, medya ve reklam sektörünü yakından takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Hz. İsa’lı Organ Bağışı Reklamı, Tartışma Yarattı


Organ bağışı, dünya çapında çok sayıda kar amacı gütmeyen kuruluşun üzerinde durduğu son derece hassas bir konu. Bu kuruluşlar, sürekli olarak yaptıkları kampanyalarla, insanları organ bağışı konusunda bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Avustralya’da bu tarz bir organizasyonun yayımladığı dini temalı bir organ bağışı reklamı büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Design Taxi’nin haberine göre, “Hz. İsa Ne Yapardı?” başlıklı reklam, aslında “Yaşamak İçin Ölmek” isimli belgeselin tanıtımını yapmak için hazırlanmıştı. Reklamda iki silahlı muhafız, Hz. İsa’ya çarmıha gerildikten sonra organlarını bağışlamaya razı olup olmayacağını soruyor. Muhafızlardan biri, “Anladık. Kimse ölüm hakkında konuşmak istemiyor. Ama organların altı kişinin hayatını kurtarabilir.” diyor ve Hz. İsa, “Bunu yapacağım apaçık. Ben İsa’yım.” şeklinde karşılık veriyor. Bunun üzerine muhafızlar, Hz. İsa’ya organ bağışçısı kaydını imzalamak için internete girmesi gerektiğini söylüyorlar. Daha sonra muhafızlardan biri, bir akıllı telefonu mızrağına tutturuyor ve böylece Hz. İsa kaydını girebiliyor. Ve reklam, “İsa’nın yapacağını yap.” ifadesiyle sona eriyor.

The Daily Telegraph’ın yaptığı habere göre, organ bağışının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bu reklam çeşitli kesimlerden farklı tepkiler aldı. Avustralya’nın İslami Dostluk Derneği’nin kurucusu olan Keysar Trad, reklamın “saygı gösterilen bir şahısa karşı saygısızlık gösterdiğini” ve Müslümanlarla Hristiyanlar arasında bir dargınlığa neden olabileceğini ifade etti. Ancak, Anglikan Piskoposu Michael Stead aynı fikirde değildi. Stead, reklamın itici gelme potansiyeline sahip olabileceğini söyledi, ama halkın bunun yerine reklamın altında yatan mesaja odaklanması gerektiği konusunda ısrar etti.

Film yapımcısı Richard Todd ve yaratıcı ajans Revolver iş birliğiyle hazırlanan bu reklam, Avustralyalılar’ın %70’inin organlarını bağışlama eğiliminde olduğunu, ancak sadece %36’sının kayıtlı organ bağışçısı olduğunu ortaya koyan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktı. Todd, Avustralyalılar için dyingtolive.com.au adresinden online kayıt yaptırarak dönor olmak için uygun olup olmadıklarını bilmelerinin önemli olduğunu açıkladı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Coca-Cola’dan “Ölümcül” Kelime Hatası

Global markalar yeni bir ülkede pazara girmeden önce oranın kültürünü ve dilini iyice anlamaya yönelik pazar araştırması yaparlar. Coca-Cola Yeni Zelanda’da yerli halk için koyduğu otomatın üzerine yazacağı cümle için yeterince araştırma yapmamış olacak ki önemli bir hata meydana gelmiş.

Coca-Colanın Yeni Zelanda halkına “Arkadaşça” ulaşma çabası “Ölüme merhaba” anlamına gelecek bir yerel dil karışıklığına yol açtı. Otomatın üzerine “Kia Ora, Mate” şeklinde bir mesaj yazan Coca-Cola’nın amacı; yerel dilde merhaba demek olan “Kia Ora” ile İngilizce’de arkadaş, eş anlamına gelen “Mate”i birleştirmek ve halkı sıcak bir dille selamlamaktı ancak Maori dilinde “Mate” kelimesinin “Ölüm” anlamına gelmesi hoş olmayan bir karışıklığa yol açtı.

“Ölüme Merhaba” sloganı kolanın ölümcül bir içecek olduğuna yormaya çok müsait bir slogan ve elbette Coca-Cola gibi büyük bir marka için 2018 yılında kabullenmesi zor bir hata oldu.

Coca-Cola sonrasında duruma yönelik bir açıklama yaparak İngilizce ile yerel dili birleştirdiklerini ve bir sorun olmadığını belirtti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link