Askeri Ürün Tedariği ile İşe Başlayan Dünyaca Ünlü 7 Marka Hikayesi

Dünyanın en ünlü markalarının geçmişleri ile alakalı ne kadar bilgi sahibiyiz? İlk ürettikleri ürünler, ilk piyasaya sürülen modelleri, ilk işlevleri nelerdi dersiniz?

Peki dünyanın en ünlü markalarının bıraktığı askeri miras hakkında bilginiz var mıdır? Markaların çoğu bunu marka geçmişlerinde detaylı olarak açıklamıyor olsa bile; bazıları kendi logolarında, web sitelerinde arka planda bu tarz bilgileri geçiyorlar.

Fakat markaların sahip olduğu askeri geçmiş öyle azımsanacak cinsten de değil, şaşırtıcı miktarda silahlı kuvvetlere ürün tedarik kısmında işe başlayan marka mevcut dünyada. Hatta segment olarak düşündüğümüzde bazıları hakikaten şaşırtıcı.

İşte onlardan bazıları ve işe ilk olarak askeri tedarikle başlayan markalar:

Jeep

1Jeep, Amerikan Chrysler otomotiv grubuna ait tescilli bir arazi aracı markası. İsmin nereden geldiği tam olarak bilinmemekle birlikte, Ford’un bir yarışma için ürettiği ‘Ford GP’den geldiğine inanılıyor. İngilizce’de GP harfleri yan yana geldiğinde, “ci pi” şeklinde seslendirilir. ‘GP’ isminin ise “General Purpose – Genel kullanım için” ya da G (Government) ve ABD’deki 4X4 sınıfını ifade eden P’nin birleşimiyle oluştuğuna inanılıyor. Yani ciipii = Jeep kelimesi doğmuş sayılıyor.

Jeep’in hikayesi II. Dünya Savaşı’yla iç içedir. Savaş koşullarında her yola gelecek, gerektiğinde uçakla taşınacak, paraşütle sahaya atılacak, nehirlerden geçecek, küçük, sağlam bir canavar gerekmektedir, işte Jeep budur. Jeep ilk olarak 1941 yılında İkinci Dünya Savaşında kullanılmak üzere üretilen bir araç olup, daha sonra çekişi ve yol tutuşundan memnun kalındığı için seri üretime geçilmiştir.


M&M

İspanya Sivil Savaşı’nda Forrest Mars Sr. askerlerin çikolatanın ellerine yapışmasını engellemek için şekerle kaplı çikolata topları yediğini gördü. Hakları 1939’da Amerikalılar tarafından satın alınınca Forrest Mars Sr. ve R. Bruce Murrie, Amerika’da zaten Smarties adında bir şekerleme olduğu için ürünlerini iç piyasada başka bir isimle tanıtmak zorunda kaldılar.

Yeni markalarını belirlemek için soyadlarının baş harflerini birleştirdiler: M & M.

M&M’ler ABD’de ilk olarak 1941’de satıldı. II. Dünya Savaşı sırasında ABD Ordusu Amerikan askerlerine bu şekerlemeyi verdi; çünkü her iklimde bozulmadan taşınabilen pratik bir atıştırmalık yiyecekti. Her bir askerin elinde bu şekerlemeden görmek mümkündü.  Bundan kısa süre sonra halka da pazarlanmaya başladı.


Ray-Ban

4Dünyanın en çok tanınan güneş gözlüğü markalarından Ray-Ban aslında işe ilk olarak Amerikan hava ordusuna gözlük üreterek başlamıştı. Yüksekten uçuş yapan pilotlarda olan baş dönmesi ve mide bulantısını önlemek için anti-parlama özelliğini piyasaya sürmesi günümüz güneş gözlüğü furyasının da başlangıcını oluşturdu aslında.

Top Gun filminin popülaritesiyle Ray-Ban Aviator’ların satışında %40 artış görüldü. 1992 Quentin Tarantino filmi Rezervuar Köpekleri, Ray-Ban takan karakterler içermektedir (en çok siyah takım elbise giyen karakterlerin Wayfarer Ray-Ban’ları George Baker’ın “Küçük Yeşil Çantalarına” taktıkları açılış kredi sahnesiyle meşhur). Ray- Ban ayrıca Men in Black filminde de kullanılmıştı.


Kotex

5Kotex ve askeri ürün? İkisini aynı kategoride bağdaştıramıyorsunuz değil mi? Aslında öyle değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralarını sarmak adına gazlı bez tedariği sağlayarak işe başlayan Kotex, hijyenik ped ürünlerini kuruluşundan çok sonra piyasaya sürdü.

 


Hugo Boss

6Hugo Ferdinand Boss sıradan bir terziydi. 33 yaşında kendi firmasını açtı. Kendi adını taşıyan ve 30 kişi çalıştıran bu küçük firmanın dünyaca ünlü bir moda devi haline geleceğini o günlerde kimse tahmin edemezdi.

1931 yılında büyük ekonomik krizin etkileri ağır bir şekilde hissedilirken firmanın kaderi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin firmaya parti üniformalarını sipariş etmesiyle bir yol ayrımına girdi.

Firmanın kurucusu Hugo Ferdinand Boss aynı yıl Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne katıldı. Hugo Boss bu tarihte partinin paramiliter SS ve SA birlikleri ile Hitler Gençliği’nin üniformalarını dikmeye başladı. Firma 1938’den itibaren ordu üniformalarını da dikmeye başlayarak çok para kazandı. Sonrası, 2. dünya savaşının kaybedilmesi, çöküş ve yeniden doğuş.


Fanta

7İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasında Coca Cola şurubu ambargosu uygulandı. Bunun üzerine marka farklı bir ad ve tadla birlikte piyasaya sürdüğü yeni formülü icat etti. Sonuç olarak “Fantasie” Kelimesinden gelen Fanta dünya çapında hizmete girdi.

 


Johnson & Johnson

8Sargı Bezinden Servete Giden Yol… 1885 yılında Robert Wood Johnson‘ın kardeşleri James Wood Johnson ve Edward Mead Johnson‘a katılarak, hem bireysel olarak hem de ameliyathanelerde kullanıma hazır sargı bezleri üretimine başlaması Johnson & Johnson’ın hikayesinin başlangıcı olarak biliniyor. İlk olarak askeri makine, ekipman ve mühimmat tamirinde kullanılan bant ihtiyacını karşılayarak iş hayatına başlayan J&J, askerler arasında Ördek Bant lakabı ile biliniyordu. Neredeyse tüm askerlerin kullandığı sargı bezi olan J&J, 2017 sonu itibarı ile dünyanın en büyük 100 şirketi arasında gösteriliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Timberland Haiti’de 30 Yıldır Ölü Olan Pamuk Üretimini Canlandırıyor

Pamuk bir zamanlar Haiti’nin en büyük dördüncü ihraç ettiği ürün iken ülkenin son pamuk üretimi 30 yıl öncesine dayanıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında ekonominin yanlış yönetimi ve ambargolar varken her şey bir anda tersine dönüyor ve  muhteşem bir proje ile pamuk Haiti’ye tekrar kavuşuyor.

Markaların etik sorumlulukları nelerdir sizce? Bizlerin tüketmesi için üretim yapan markaların bu kaynakları koruması gerekir değil mi? Tam da bu nedenlerle Timberland, Smallholder Farmers Alliance (SFA) isimli yerel tarım örgütü ile Haiti’nin ekonomisine de bir nevi can suyu olabilecek pamuğu geri getiriyor.

Yerel Haiti pamuğunun yanı sıra, ABD, Brezilya ve Hindistan’dan alınan çok çeşitli pamuk tohumları çoktan ekildi bile.

Eğer her şey planlandığı gibi giderse, birkaç yıl içinde adadan hatırı sayılır miktarda organik pamuk, bizlere kıyafet olarak geri dönmek için işlenmeye başlayacak.

Blockchain Cotton Project isimli projede bitcoin ve kriptopara işlemlerinin takibinde kullanılan teknolojinin bir benzeri kullanılıyor. Böylelikle pamuğun tarladan ayrılması ile işlendiği merkeze ve dağıtıma götürülüşü daha düşük maliyetlerle izlenebiliyor.

Böyle bir proje ile pamuğu tekrardan en güçlü olduğu ülkelerden birisinde yeniden tarıma kazandırma fikri muhteşem. Ancak bu noktada akıllara üretim yapılan pamuğun satılması soruları geliyor. Timberland’in buna da bir cevabı olmuş elbette.

Timberland, Smallholder Farmers Alliance sponsoru olarak üretilen pamuğun potansiyel alıcısı olma hedefinde. Böylece doğaya karşı daha sorumlu bir tutum benimseyerek beş yıllık süreyi kapsaması planlanan projeye kaynak sağlıyorlar ve yıllık pamuk alımların üçte birini bu proje kapsamında sağlamayı hedefliyorlar.

Böylelikle hem ülkenin ihraç ettiği ürünler arasında ilk sıralara tekrardan yerleşen pamuk, bölge ekonomisinin canlanması ve yeni bir iş alanı yaratılması bakımından oldukça önem taşıyor.

Umarız Timberland gibi tüm markaları da sadece tüketim amacından uzaklaşarak üretim için kullandığı her malzemenin kaynağına da sorumlu bir şekilde sahip çıkarken görebiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Müşteriye Çok Fazla Seçenek Sunmak Doğru Satış Stratejisi mi?

Müşterilerinize çok fazla seçenek sunduğunuz için gurur mu duyuyorsunuz yoksa pişmanlık mı? Yüzlerce seçeneği önüne serdiğiniz müşteriler sizce ne kadar mutlular?

Sizinle Barry Schwartz’ın Paradox of Choice (Tercih İkilemi) adlı kitabından belki birçoğunuzun da hatırlayacağı bir örnek paylaşayım:

Bir grup müşteriden, bazı kaliteli reçel örneklerini deneyerek seçim yapmaları istendi. Grubun yarısına 6 reçel örneği sunulurken, diğer yarısına da 24 örnek sunuldu.

Altı örnek sunulan müşterilerden %30’u reçelleri denedikten sonra alışveriş yaparken, yirmi dört örnek sunulan müşterilerin sadece %3’ü denemelerini alışverişle sonlandırdı. Bu da %90 daha az satış demekti.

Çok fazla seçenek kafa karışıklığı, daha uzun bir satın alma süreci ve nihayet daha az satış anlamına geliyor.

Süreci şöyle inceleyebiliriz:

Çok fazla seçenek çok fazla düşünmeye sevk ediyor. Bir karar vermek için çok fazla düşünmek gerektiğinde ise genellikle hiç bir şey yapmama eğiliminde oluyoruz. Kesinlikle bir seçim YAPACAĞIMIZI veya YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ bilsek bile, genel olarak kararımızı erteliyor ve bu kararı kolaylaştırmak üzere daha fazla bilgi toplamayı tercih ediyoruz.

Bu konudaki kilit nokta ise insan psikolojisindeki şu güdüden geçiyor:

Hiç kimse YANLIŞ TERCİH YAPMAYI sevmez! Haliyle zor bir seçim yapacağı zaman insanlar doğal bir eğilimle kesin bilgilere başvurma ihtiyacı duyarlar. Çünkü kendilerini yanlış bir karar verdikleri için suçlu hissetmek istemezler.

İşte müşterilerinize tatmin edici satın alma kararları verebilmeleri ve hızlı seçim yapabilmeleri için yardım etmenizi sağlayacak 4 anahtar yaklaşım:

1. Seçenekleri Azaltın:

ABD’nin ünlü yol üstü restoranlarından biri olan Sonic Drive-In’de ne kadar içecek türü bulunuyordur sizce? Tam 688.133! Çılgınca, değil mi? Peki ama menülerinde kaç tanesi sunuluyor dersiniz?

50 taneden daha az…

sonic-drive-in-menuesue

2. Satın Alma Kararını Kategorilerle Belirleyin:

Araç satın almak isteyen bir müşteri düşünün. Sıfır ve ikinci el tüm araçların bir arada olduğu araba pazarlarındaki gibi bir düzen bu müşteri için ne kadar kafa karıştırıcı ve yorucu olurdu sizce? Hatta binek araçlar, ticari araçlar ve SUV tarzı araçların hepsi dağınık bir biçimde ve rastgele bir araya toplanmış olsa? Satın alma sürecinin ne kadar uzun ve karmaşık olacağını hayal edin.

araba-pazari

3. Karar Vermek Üzere Müşterilere Yönlendirmeler ve Tavsiyeler Sunun:

Örneğin sipariş süreciniz birden fazla adımı ve seçenekleri içeriyorsa, daha hızlı karar verebilmeleri için müşterilerinize rehberlik edecek yönergeler sunun. Satın alma sürecinde ne olacağını ve bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini bilmelerini sağlayın.

satin-alma-suereci

4. Yalnız Olmadıklarını Hissettirin:

Kimse yanlış karar vermeyi sevmediği için, insanlar genellikle bir seçim yapmak üzere iken daha önce başkalarının da aynı seçimi yapıp yapmadıklarına bakarlar. Tercihlerinin doğru olup olmadığından emin olmak için sosyal kanıt ararlar.

Referansların kullanımı yanlış karar verme korkusunu dindirmek üzere önemli bir katkı sağlar. Amazon sattıkları tüm ürünlerle ilgili olarak müşteri değerlendirmelerine önemli bir yer vermek suretiyle bu konuda harika bir iş çıkarmaktadır. Bu marka da aşağıdaki resimde önemli bir vurgu yapıyor. Fark ettiniz, değil mi?

referansla-pazarlama

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link