Apple Ruhunu Mu Satıyor 0

Steve Jobs’ı sevebilirsiniz, ondan nefret de edebilirsiniz, ama şunu kabul etmelisiniz ki o teknoloji dünyasının son 30 yılına damgasını vurmuş en etkili 4 – 5 isminden biri. Apple’ın yalnızca son 10 yılına bakarak değil, Steve Jobs’la beraber 80’li yıllarda yaptıklarına, hatta Steve’in Apple’dan kovuluşundan sonra Next’le Pixar’la yaptıklarına bakarak da bunları rahatlıkla söyleyebilirsiniz.

user interfaces

Steve Jobs 2007 yılında, üzerinde yıllardır çalıştıkları ilk iPhone’u tanıtırken, Apple’ın yıllar boyunca teknoloji dünyasını kökten değiştiren 3 yeniliğinden bahseder. Bunlar mouse, mandallı çark ( Click Wheel ) ve çoklu dokunmatiktir ( Multi – touch ) ve şöyle devam eder: ”bu 3 yenilik, devrimsel ürünlerin temel yapı taşlarını oluşturur.” Jobs’ın devrimsel ürün olarak nitelediği bu 3 ürün şüphesiz Mac, iPod ve iPhone’dur. Steve’in yukarıdaki ilk iPhone tanıtımında söyledikleriyle paralel şekilde gidersek, bu 3 ürün yalnızca dönemlerinin başarılı ürünleri olarak kalmamış, sürüldükleri sektörleri kökten değiştirmiştir. Mac’den önceki bilgisayar sektörünü, iPod’dan önceki müzik ( iTunes ) ve mp3 çalar sektörünü ve iPhone’dan önceki cep telefonu sektörünü düşünün. Bu 3 ürünle birlikte gelen kökten değişimi rahatlıkla görebilirsiniz.

Apple’ın tarihini 3 döneme ayırabiliriz. Bunlar Steve Jobs’ın Apple’dan kovulmadan önceki dönem olan ilk Jobs dönemi, Apple’ın Jobs kovulduktan ve tekrar göreve geldiği yıllar arasında geçirdiği süreç ( 1985 – 1996 ) ve ikinci Jobs dönemi olan Jobs’ın tekrar göreve geldiği 1996 yılından ölümüne kadar geçen süreç olarak belirleyebiliriz.

Bu dönemleri tek tek ele alırsak rahatlıkla görebiliriz ki Apple’ın var olduğu, piyasaya damgasını vurduğu dönemler şüphesiz Jobs’ın Apple’ın başında olduğu dönemler. Steve Jobs sanki elinde bir sihirli değnek taşırmış gibi, ne zaman bir firmaya dokunsa o firma insanlık tarihine geçecek işler yapıyor. Apple’da Pixar’da ve Next’te olduğu gibi.

Appl Stock

( Apple’ın hisse senedi değerlerindeki değişim )

Apple’n son 10 yılına bakalım. Teknoloji tarihine, insanların günlük yaşamına hatta insanlık tarihine etki edebilecek 3 devrimsel ürün sürdü piyasaya Apple. iPod’la başlayan akım iPhone’la devam etti ve iPad’le sonlandı. İflasın eşiğinden koca bir imparatorluğa uzanan 10 senelik bir öykünün 3 temel yapı taşı bu ürünler. İnsanların zihninde oluşan ve Steve Jobs’ın Apple’ın DNA’sına kazıdığı marka algısı, özellikle Steve Jobs’ın ölümünden sonra çöküş içerisinde.

Yazının başındaki video 2007 yılına ait. İlk iPhone’un tanıtıldığı videoda özellikle 1.30’dan sonrasına odaklanmanızı istiyorum. Jobs’ın 3 devrimsel ürün tanıtacağız ve aslında bunlar 3 farklı ürün değil hepsi bir ürünün içinde dediği ana odaklanırsanız, insanların zihninde oluşan Apple algısını rahatlıkla görebilirsiniz. Apple’ı Apple yapan da tam olarak bu.

steve-jobs-inspirational01

Steve’in ölümünden sonra Apple, insanların gözlerinde oluşan bu hayranlık dolu bakışları ve ışığı kaybetmeye başladı. Artık kimse Apple’ın yeni çıkaracağı ürünleri, Jobs zamanında ki kadar heyecanla beklemiyor. Kimse Apple’ın bir sonraki hamlesinin ne olacağını umursamıyor ve Apple yavaş yavaş devrimsel marka niteliğinden hızla uzaklaşarak sıradan bir marka kimliğine dönüşüyor.

Bir noktaya açıklık getirmek istiyorum. Apple’ın bu sıradanlaşma sürecinde karlılığını artıracağını söylemek gerekiyor. Yani Apple ürün gamını, çok daha fazla segmente hitap edecek şekilde artırdığı sürece hem karlılığını artıracak hem de Samsung gibi dişli rakipleriyle rakabet noktasında kendisine avantaj sağlayacaktır. Ancak Apple’ı Apple yapan rekabet değil, devrimsel ürünlerdir !

httpv://www.youtube.com/watch?v=HhsWzJo2sN4

Apple çıkardığı her devrimsel olmayan yeni üründe, kendi benliğinden tavizler vermekte, çok daha fazla ürün satmak için yaptığı her hamlede, yalnızca daha fazla ürün değil Apple’ı Apple yapan, Steve Jobs’ın Apple’ın DNA’larına kazıdığı Apple ruhunu da satmaktadır. Apple’ın sattığı her fazladan sıradan ürün, Apple’ın marka kimliğine vurulan bir kamçıdan başka bir şey değil.

‘Tarih tekerrürden ibarettir’ sözü burada da karşımıza çıkıyor. Steve Jobs’în Apple’dan kovulmasında etkin rol oynayan Sculley’i tarihe geçen ” Hayatının sonuna kadar şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa gelip benimle dünyayı değiştirmek mi ? ” sözüyle ikna ederek Apple’ın başına geçirmekle yaptığı yanlış kişi seçimini Tim Cook’ta da yapıp yapmadığı şimdilik belirsiz. Steve Jobs’ın başından beri karşı çıktığı mini iPad’i piyasaya sürmenin yanında Apple’ın beyin takımını oluşturan Scott Forstall gibi isimleri de yönetimden birer birer uzaklaştıran Cook, Apple’ın kimlik bunalımı yaşamasın yol açabilir. Bakalım bu gidişat Apple için sonun başlangıcı olacak mı.

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link