Apple Müşteri Deneyimini Yeniden Kurguluyor

Müşteri deneyimi yönetimini şirketin bütünü için temel bir strateji haline getirmeyi başarmış ender şirketlerden biri olan Apple, 2001 yılında açtığı ilk Apple Store’la birlikte perakende sektörünün ezberlerini bozmuştu.

Apple perakende işine girmeye karar verdiğinde perakende devlerinden Target’ın yöneticilerinden Ron Johnson’ı bu işin başına getirmişti. Johnson ve Jobs Apple deneyimini yaşatacak ve zenginleştirecek bir mağaza deneyimi için aradıkları ilhamları beklenildiği gibi teknoloji marketlerinde ya da perakende sektöründe bulmadılar. En büyük ilham kaynakları Four Seasons ve Ritz Carlton olmuştu. Johnson, konaklama sektöründe hayranlık uyandıran müşteri deneyimleri yaratan bu iki otelin temel deneyim dinamiklerini analiz ederek ve mağazacılığa harika şekilde uyarlayarak Apple Store’ları tasarlamıştı.

johnson_jobsPerakendenin geleneklerine ters düşen tasarım ve iş yapış şekliyle Apple Store’lar için zamanının uzmanları kısa bir ömür biçmişlerdi. Ama zaman Jobs ve Johnson’ı haklı çıkardı ve Apple Store’lar perakende sektöründe m2 başına en yüksek ciroyu yaparak binlerce insanı kendine çekmeyi başardı. Birçoklarına göre bu başarının arkasında mağaza tasarımı ve Apple ürünleri yatıyor olsa da Johnson’a göre bu başarının temelinde yatan insanların mağazalara Apple deneyimini yaşamak için geliyor olmasıydı.

Apple deneyiminin merkezindeki çekirdek ideoloji “Hayatları Zenginleştirmek”tir. Mağaza deneyiminin merkezinde de yine aynı ideolojiyi görürüz. Ron Johnson’un ifadesiyle “Apple deneyiminin en önemli bileşeni, çalışanların bir şeyler satmaya değil, ilişkiler kurmaya ve insanların hayatlarını iyileştirmeye çalışmaya odaklanmasıdır.”

Apple Store’ların ortaya koyduğu bu “farklılaşma” ile yakaladığı başarısı kuşkusuz hem rakiplerine hem de perakendenin diğer oyuncularına ilham vermekte gecikmedi. Bazıları gizliden bazıları ise açıkça bu deneyimin temel ilkelerini kendi markalarına uyarlamak için uğraştılar. Örneğin Amerika’nın en büyük Telekomünikasyon şirketi olan AT&T bizzat Apple yönetiminden kendi mağazacılık deneyimini kurgulamak için destek almaktan çekinmedi.

Burberry’den Apple’a

Rakipleri arayı kapatmak için oldukça mesafe kat etse de Apple Store’lar hala perakendenin en başarılı mağazaları (m2 başına ciro ve ziyaretçi sayısı olarak) olmaya devem ediyor. Ron Johnson’un Jobs’la birlikte 2001’de temellerini attığı mağazacılık deneyimi küçük zenginleştirmelere rağmen bugüne kadar çok da büyük değişim yaşamamıştı. Ta ki Jobs’dan sonra CEO’luğa getirilen Tim Cook’un Burbery’ın 8 yıllık başarılı CEO’su Angela Ahrendts’ı geçen yıl Apple’a gelmeye ikna edinceye kadar.

appleburberryretailAngela Ahrendts kendi anlatımıyla teknoloji uzmanı değildi ve Apple gibi bir teknoloji devinde bu sorumluluğu alabileceğinden emin değildi. Üstelik CEO’luğu bırakıp Apple’ın Store ve Online Satışlarının başına geçmek birçoklarına göre kariyer basamakları açısından bir geri adım olarak algılanmıştı.

Oysa, mağazalarına alacağı personelde “..teknoloji bilgisi, mağazacılık deneyimi, yaş vb.” alışıldık kriterlerin hiçbirini şart koşmayan ve “..biz Apple vizyonunu paylaşan, bizimle aynı tutkuyu yaşayan insanları işe alıyoruz, geri kalanlarını biz öğretebiliriz..” diyen Apple için teknolojiye uzak bir insanı bu işin başına geçirmek çok da şaşırtıcı olmasa gerek.

Angela Ahrendts görev geldikten sonra uzun bir sessizlik dönemine girdi ve bazılarınca yılda milyonlarca $ kazanan (kendisinin maaşı Apple CEO’sundan yüksek) birinin dışa yansıyan tek yaptığı değişimin mağaza çalışanlarının giydiği tişörtün rengini değiştirmek olması alaycı ifadelerle karşılandı. Ama bu yılın başında anlaşıldı ki Angela Ahrendts arka planda Apple Store deneyimini tamamen değiştirecek adımlar üzerinde çalışıyormuş.

Rakipleri Apple Store deneyimine bir adım daha yaklaşırken Apple yepyeni bir anlayışla deneyimi zenginleştirerek mağazalarını ürün satılan bir yer olmaktan iyice çıkarıp Apple deneyiminin kalbi haline getirecek adımları atmaya başladı.

Angela Ahrendts, herşeyden önce meseleyi teknoloji odağından çıkarıp iletişim odağına yerleştiriyor. Teknolojiyi ise iletişim için bir sahne haline getiriyor.  Kendi deyimiyle “Toplumumuz teknolojik açıdan ilerledikçe, insan iletişiminin temel unsurlarına geri dönmeliyiz.” Ve yola çıkarken bilinen ama sıklıkla unutulan “müşteri deneyiminin temel sorularından” biri ile başlıyor: “Müşterilerimiz ne istiyor? Gerçekten neye ihtiyaçları var”

Mağazadan “Kasaba Meydanı” Olmaya

Ahrendts Store’ları yeniden konumlayarak onları mağaza olmaktan çıkarıp bulundukları bölgenin “town squere”leri olarak (kasaba meydanı) olarak konumluyor. “artık bize düşen daha çok Apple mağazası açmak değil ihtiyacımız olan bulundukları yerde şehir meydanı gibi algılanacak yerler oluşturmamızdır” diyor Ahrendts. Ve mağaza liderlerini de “belediye başkanları” gibi gördüğünü söylüyor.

Bu konumlandırmadan hareketle Angela Ahrendts’ın ilk radikal değişikliği “Store” isminden kurtulmak oluyor. Apple Mağazalarını artık ürün satılan bir yer olarak algılanmasını istemeyen Ahrendts sembolik ama önemli bir adım atıyor. Bu mekânları artık Apple’ın mağazası değil doğrudan Apple’ın kendisi haline getiriyor. “Apple Store Akasya” değil artık “Apple Akasya” olarak adlandırılıyor.

Bu yolda atılan bir diğer adım şirket içinde farklı yönetimlere sahip olan “Store” ve “Online Store” birimlerini birleştirmek oluyor. Bu değişimi Ahrendts’ın unvanında da görüyoruz. Geçen yılki unvanı “Senior Vice President, Retail and Online Stores” iken artık “Senior Vice President Retail” unvanını kullanıyor. Bu da sadece şekilsel bir değişim değil kuşkusuz.

angela_calisanlarlaAhrendts, müşteri deneyimi için bir diğer kritik bileşen olan çalışan deneyimi konusunda da ciddi aksiyonlar alıyor. Ortalıkta pek gözükmediği ilk yılında, yüzlerce mağazayı ziyaret ediyor, çalışanlarla uzun sohbetler ediyor, online tarafta müşterilere hizmet veriyor, tüm dünyadaki çalışanların görüşlerine ulaşabilmek için geliştirilen bir iç aplikasyon aracılığıyla kendisine ulaşan görüşleri dikkatlice inceliyor.

Apple’ın geleceğinin sadece muhteşem ürünlerden oluşmadığının farkına varan Ahrendts, toplam çalışanlarının %60’nı oluşturan perakende bölümü çalışanlarının müşteri deneyimi için vazgeçilmez bir bileşen olduğunun altını tekrar çiziyor. Örnek gösterilen bir çalışan deneyimi olmasına ve yapılan bir çok çalışan bağlılığı araştırmasında ilk 10’da yer almasına rağmen Apple çalışan deneyimiyle ilgili de ücret iyileştirmelerinden, kariyer planlamasına ve çalışma koşullarına kadar birçok zenginleştirmeleri yapıyor.

Eskinin mağazalarını yeninin “kasaba meydanı” haline getirmek isteyen Ahrendts, sadece kendi müşterilerinin değil bölgedeki tüm insanların uğrak yeri haline getirmek için bazı yenilikleri hayata geçiriyor. Ahrendts’in 5 Başlıkta topladığı bu yenilikler Apple’ın yeni müşteri deneyiminin temel kurgularını oluşturuyor.

The Avenue

Bu bölüm eski store yaklaşımının devam ettiği ve bir Apple mağazasında olduğunuzu hissettiren neredeyse tek alan. Apple ürün ve aksesuarlarını inceleyip satın alabileceğiniz bölüm burası. Şehir meydanındaki küçük bir alışveriş caddesi gibi dizayn edilmiş. Bu bölümdeki çalışanlara ise “Creative Pros” adını vermişler.

apple-store-avenue

Genius Grove

Meşhur Genius Barlar “Genius Grove” adını alarak yeniden tasarlanmış. Eski Genius Bar dizaynını, yerleşimini ve iş akış sürecini yenilemek için yapıyı komple değiştirerek müşteri etkileşimini daha üst seviyeye çıkarmışlar. Artık bar konsepti gitmiş yerine bahçe/koru konsepti gelmiş. Bar konseptinin fiziksel olarak müşteri ile “karşı karşıya” olma yapısını değiştirerek “yan yana” olmayı getirmiş. Çok ince ve yerinde bir dokunuş.

genius

The Forum

Forum alanı adeta yeni deneyimin kalbinin attığı yer. Dev 6K ekranın önünde oluşturulan forum alanı bir çok etkinliğe ev sahibi yapacak canlı buluşmaların yapılacağı kilit bir nokta. “Today at Apple” adı verilen programlar sadece teknoloji odaklı olmayıp, yetişkinler, çocuklar, sanatçılar, yazılım geliştiriciler ve öğretmenlere odaklanan her türden sanatsal ve eğitici etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Öğretmenler için düzenlediği özel etkinliklerle teknolojiyi eğitim süreçlerinde nasıl yaratıcı şekilde kullanabilecekleri konusunda öğretmenlere yol gösteriyor. Apple yeni düzenlemeyle fiziksel alanlarının en az %20’sini eğitici faaliyetler için ayırmaya karar vermiş.

apple-store-performance

The Boardroom

Bir nevi toplantı alanı diyebileceğimiz bu alan ile küçük işletmeler ve girişimcilerin bir araya gelebileceği bir ortam yaratmayı hedeflemiş. Apple’ın IBM, SAP ve CISCO ile geliştirdiği iş ortaklıklarının bir ürünü olarak görülen bu alanda küçük ve orta ölçekli işletmelere birinci elden tavsiye ve çözümler sunmayı hedefliyor.

the-boardroom

The Plaza

Binanın dış alanında yer alan bu bölüm sanki bir şehir meydanında otururcasına dilediğinizce vakit geçirebileceğiniz bir alan olarak düşünülmüş. 7/24 açık olan bu alanlarda ücretsiz Wi-fi hizmeti de sunuluyor. Bu alanda her hafta sonu birçok artistik performans ve konserler de ücretsiz olarak izlenebilecek. Kuşkusuz bu alan, fiziksel olarak müsait olan noktalarda ( AVM dışı cadde üstü mağazalar gibi) sunulabilecek bir alan.

the-plaza

Tüm bu yeniden kurgulamalarla eski store yaklaşımından iyice uzaklaşarak mağazalarını bir yaşam alanına çevirmek hedefinde. İnsanların neler olup bittiğini anlamak için kasaba meydanlarında buluşmalarından esinlenerek kendi topluluğunu ve giderek bölgesindeki tüm insanlar için bir buluşma noktası yaratmak istiyor. Topluluk oluşturma ve yönetme yolunda yeni bir anlayış sergiliyor. Bunu yaparken de “hayatları zenginleştirmek” çekirdek ideolojisinden ayrılmadan hatta tam da bu ideolojisini hayata geçirerek bunu yapıyor.

Perakende sektöründe birçok mağazada bırakın müşteriler için eğitici, geliştirici ve eğlendirici aktiviteleri; oturacak bir yer bile bulunmazken, mağazaların her yeri ürünlerle doluyken “müşteri odaklılık” konusunda ve müşteri deneyimi kurguları açısından Apple’ı daha dikkatli izlememiz gerekiyor.

ahrendts-employees

Apple, Ürünlerini satmaya odaklanmaktansa müşterilerinin hayatlarına odaklanıyor ve onların hayatlarındaki özlemlerle kendi ürün ve hizmetlerini çok akıllıca ilişkilendiriyor. Dünyadaki 500’e yakın store’larının birçoğunu bu anlayışla yenilemeye başlayan Apple; “bütünsel algısı ürün satmak olan ama içinde bazı deneyimlerin de yaşandığı mağazalardan” gittikçe uzaklaşarak “Bütünsel algısı hayatları zenginleştirmek olan ama isterseniz içinde ürünleri de satın alabileceğiniz” olan Apple deneyimleri yaratma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

 

*Makale ilk olarak 28.11.16 tarihinde yayınlanmıştır. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İ.Ü. SBF İşletme Mezunu olan Ercan Kalit, Hizmet ve Bilişim sektörlerinde uzun yıllar Satış, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Ülke Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Yaşamına, Yazar, Danışman ve Eğitmen olarak devam eden Ercan Kalit, Yedi Adım ve ADS Consulting Group bünyesinde Müşteri Deneyimi Yönetimi, Değişim Yönetimi, Satış Yönetimi, Performans ve Motivasyon Yönetimi alanlarında eğitim ve danışmanlık vermektedir. İnsana dair merakının peşinde uzun yıllardır Felsefe, Psikoloji ve Kadim Bilgelik öğretileri alanında disiplinler arası araştırmalar yapan Ercan Kalit, ICF Onaylı Professional Solution Focused Coach ve Executive & Team Coach , IAC onaylı NLP Practitioner sertifikaları sahibidir.

1 Comment

  1. Apple’ı ve Apple’ın sunduğu müşteri deneyimini “Apple – Müşteriyi Tutkuyla Bağlama Sanatı” kitabından araştırıp – okuyup öğrendikten sonra, kendi kişisel çalışma sistemimi, çalışırken nelerden keyif aldığımı net bir şekilde öğrenmiş olup kendi iş yaşantımda da imkanlar sağlandıkça bu hizmet anlayışını müşterilerime sunmak için bir çaba harcamıştım ve işlerin çok daha iyi ilerlediğini görmüştüm. Bu yazınızı okumak bu yüzden bana çok keyif verdi ve kendimde bir zaman sıfırlaması yapmama olanak sağladı. Emeğiniz için çok teşekkür ederim.

    Saygılarımla,
    Kadir VURAN
    NYS of Languages School

Bir Cevap Yazın

Duygu Takibi, Tüketici Davranışlarını Anlamaya Nasıl Yardımcı Oluyor?

  • Son dönemde tüketici davranışlarını anlayabilmek amacıyla duygu takibi teknolojileri geliştirmek üzere birçok çalışma yürütülüyor. Yakın gelecekte bu tarz teknolojiler sayesinde tüketicilerin duyguları izlenerek onlara her alanda daha iyi bir deneyim sunulabilecek.
  • Gartner’ın araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı Annette Zimmerman, “2022 itibarıyla kişisel cihazınız, duygusal durumunuz hakkında kendi ailenizden daha fazla şey bilecek.” diyor.
  • PSFK’in yaptığı araştırmaya göre, duygu takibi teknolojilerini farklı şekillerde uygulayan dört şirket öne çıkıyor: mPath, us+, Emotiv ve NeuroSky.
  • İlgili Yazı: Nöropazarlama Nedir? Markalar Tarafından Nasıl Kullanılır?

Pazarlamanın önemli bir alt dalı olan nöropazarlamanın ilgilendiği alanlardan biri de tüketici davranışlarıdır. Tüketici davranışlarını etkileyen en önemli unsurlardan biri ise duygulardır. Yani tüketici duygularını anlayabilmek, tüketici davranışlarının büyük ölçüde anlaşılmasına yardımcı olur.

İşte bu yüzden son dönemde birçok farklı şirket, insan duygularını anlayabilen teknolojiler geliştirmek için çalışıyor ve bu çalışmalar, meyvelerini vermeye başladı. Yakın gelecekte, duygusal açıdan son derece hassas olan teknolojiler sayesinde tüketicilerin biyometrik tepkileri bile ölçülebilecek ve böylece her alanda tüketicilere daha iyi bir ürün ya da servis deneyimi sunulabilecek.

Dünyanın en büyük araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Gartner‘da araştırmadan sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Annette Zimmerman‘ın duygu takibi teknolojileriyle ilgili çok önemli bir öngürüsü var. Zimmerman, 2022 itibarıyla kişisel cihazınız, duygusal durumunuz hakkında kendi ailenizden daha fazla şey bilecek. diyor. Bununla birlikte Annette Zimmerman, bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Gelecekte daha fazla akıllı cihaz, belirli veri ve gerçekler ile ilgili olarak insan duygularını ve ruh hallerini yakalayabilecek ve durumları buna göre analiz edebilecek. Teknoloji stratejik planlamacıları, geleceğin cihaz portfolyosunu oluşturmak ve pazarlamak için bu teknolojiden yararlanabilirler.”

PSFK, insan davranışlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla duygu takibi teknolojisini farklı şekillerde uygulayan dört şirketi şu şekilde sıralıyor:

mPath

Bir MIT (Massachusetts Institute of Technology) girişimi olan mPath, bir süredir MOXO adını verdikleri “emotyping” (“duygusal yazım” ya da “duygu yazımı” olarak çevrilebilir) cihazı aracılığıyla insanların tepkilerini ve hayal kırıklığı, can sıkıntısı ve stres gibi duygularını bir grafik haline getirmek için çalışıyor. Giyilebilir stres sensörleri, analiz ve başka teknolojiler kullanan mPath, tüketicilerin belirli uyaranlara karşı verdikleri tepkileri doğru bir şekilde resmedebilmek için tüketicilerin ürünlere karşı tepkilerini tecrübe ettikleri doğru anı tam olarak belirleyebiliyor.

mPath’in MOXO İsimli Cihazı

Bununla birlikte girişim, duygularını düzgün bir şekilde ifade etmekte sorun yaşadıkları için özellikle çocukların duygularını ölçebilmek için de MOXO isimli sensörü kullanıyor. MOXO, insanların bilinçaltını ve duygusal tepkilerini ölçme imkanı tanımasının yanı sıra, odak grup araştırmalarında elde edilenden daha fazla doğruluk sağlıyor.

us+

ABD’li sanatçı Lauren McCarthy tarafından ortaya çıkartılan us+, “Dilbilimsel Sorgu Kelime Sayımı” veritabanı ve “Dilbilimsel Stil Eşleştirme” kavramına dayalı sohbetleri optimize etmek için ses, yüz ifadesi ve dilbilimsel analiz kullanan bir video sohbet uygulaması. Bu uygulama sayesinde, bir kişi pozitiflik, sadece kendisiyle ilgilenme, küstahlık, saldırganlık ve dürüstlüğü açığa vurduğunda, bu gerçek zamanlı analiz olarak görülebiliyor.

Emotiv

Emotiv, elektroensefalografi kullanarak insan beyninin anlaşılması alanında ilerleyen bir biyobilişim şirketidir. Şirket, eğitilmiş zihinsel komutların makine öğrenimi aracılığıyla sanal ve fiziksel nesneleri kontrol etmeyi, duyguları izlemeyi ve de bilişsel performansı takip etmeyi amaçlıyor.

NeuroSky

NeuroSky, direkt olarak tüketicilere beyin aktivitesi takibi yapabilen çeşitli giyilebilir cihazlar pazarlıyor. Şirketin sunduğu başlıklar kullanıcıların streslerini azaltmalarına, dikkatlerini artırmalarına ve öğrenme konusunda kendilerini geliştirmelerine imkan tanımak amacıyla elektroensefalografi sinyallerinden yararlanmak için birtakım uygulamalarla birlikte kullanılabiliyor. Dikkatli ve dalgın durumların tespiti, birkaç bandın aynı anda takip edilmesiyle yapılıyor ve başlığın sinyal işleme yazılımına gömülü olan NeuroSky’ın özel algoritmaları tarafından gerçekleştiriliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

EasyJet Neden Dünyada En Fazla Veriye Sahip Olan Havayolu Şirketi Olmak İstiyor?

  • Verinin ve müşteri deneyiminin hakim olduğu yeni nesil pazarlama dünyasında easyJet dünyada en fazla veriye sahip olan havayolu şirketi olmak istediğini duyurdu.
  • “Müşteri deneyimi sadece bir kişinin işi değildir, herkesin işidir.” Ünlü veri bilimci Michael Wu.
  • Müşteri kaybının nedeni kötü kalitedeki müşteri hizmetleri kaynaklı olmasına rağmen kuruluşların yalnızca % 31’inde, müşteri deneyimini iyileştirmek için şirket genelindeki çalışanlar takdir ediliyor ve ödüllendiriliyor.
  • İlgili yazı; Şirketlerin Müşteri Deneyimini Geliştirmek İçin Kullandığı 5 Yöntem

“Büyük veri”, “müşteri deneyimi” gibi kavramların şirketlerin ve markaların kaderini belirlediği artık su götürmez bir gerçek. Starbucks, Netflix, Spotify gibi başarılı yeni nesil markaların müşterilerine sunduğu farklı deneyimler toplumdaki beklentiyi de bu yöne çekti. Günümüzde pek çok marka bu farkındalıkla yoluna devam etmeye hazırlanıyor ve easyJet de bunlardan birisi.

easyJet’ten kısaca bahsetmek gerekirse; şirket İngiltere’nin en büyük ve Avrupanın ikinci en büyük tarifeli havayolu şirketi. 1995 yılında Sahibi olan Stelios Haji-Ioannou adlı İngiliz bir iş adamı tarafından İngiltere merkezli olarak kuruldu.

easyJet‘in şu anki CEO’su Johan Lundgren dün yaptığı konuşmada göre şirketin veri kullanımını üst düzeye çıkararak, tatilleri, iş müşterilerini ve sadakat programını kapsayan bir model ile büyüme sağlayabileceğine inandıklarını belirtti. Johan Lundgren, düşük maliyet ile geliri ve müşteri sadakatini artırıp dünyanın en fazla veriye sahip hava yolu şirketleri olacaklarına dair söz verdi.

Şirket son çeyrekte %8,8 artışla 36,8 milyon yolcuya sahip olmasına rağmen, Lundgren şirketin müşteri deneyimi ve müşteri korumasının geliştirilmesi ile ilgili “daha ​​iyisi yapılabilir” dedi. Çünkü yaşadığımız çağda daha iyisini yapmanın yolu olabildiğince çok veriye sahip olup bu verileri doğru kullanmaktan geçiyor. Markanıza sadık müşteriler kazandırmak istiyorsanız onlara kaliteli deneyimler yaşatmanız gerekiyor.

Lundgren konuşmasına “Sadık düzenli müşteriler bir marka için en yüksek değeri yaratıyor ve şu anda müşterilerimizin %46’sı bizimle yılda bir kez uçuyor, bu da büyük bir fırsat yaratıyor.” şeklinde devam etti. Bağlılık ve sadakat büyümeyi etkileyen en önemli faktör olduğu için Lundgren kendilerine üç kilit noktası belirlediklerini söyledi. Bunlar; tatil, iş ve sadakat.

Veri kullanımının “mükemmel” olmasını sağlamak için easyJet, havayolu şirketinin yönetim kuruluna katılacak olan Luca Zuccoli’deki ilk ana veri memurunu işe aldı. Lundgren, müşteri deneyimini geliştirmek için uçuş sürelerini de optimize etmeyi planladıklarını açıkladı. Ayrıca Lundgren müşterilerinin tatil deneyimini artırmak için konaklama hizmetlerini de kapsayan tatil paketlerini artıracaklarını söyledi. 

easyJet’in bu açıklamaları ve attığı adımlar büyümek ve yeni nesle ayak uydurmak isteyen diğer şirketler için güzel bir örnek teşkil edebilir. Zira markanız bu zamana kadar Starbucks, Netflix olamadı diye bundan sonra olamayacağı anlamına gelmiyor. Tek yapmanız gereken rakiplerinizden farklılaşmak ve Johan Lundgren’ın da dediği gibi olabildiğince çok veriye sahip olmak.

Nisan 2018’de gerçekleştirdiğimiz Marketing Meetup’a dünyaca ünlü veri bilimci Dr. Michael Wu’yu davet etmiştik. Konuşmasında müşteriye sunulan hizmet ile müşteri beklentisinin arasında fark olduğunu belirten Dr. Michael Wu, günümüzde müşteri beklentisinin artmasından ötürü hayal kırıklığının da arttığını ifade etmişti.  Buradan rahatlıkla şu sonucu çıkarabiliriz diye düşünüyorum: Müşterilerinizin beklentilerine uygun hizmet verebilmeniz için müşterilerin ne beklediğini anlayacak kadar veri toplamalısınız. Elde ettiğiniz verileri doğru kullandığınız takdirde büyümenizin önünde fazla engel kalmayacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link