Ali Ağaoğlu Ne Yapmaya Çalışıyor?

Çok konuşuldu, çok yazıldı. Daha da konuşalacak, daha da yazılacak. Evet tam olarak Ali Ağaoğlu’ndan bahsediyorum. Büyük sansasyon yaratan  Ali Ağaoğlu’nun ‘1453’ projesinden sonra şimdi de bir diğer projesi ‘My towerland’ reklam filmleri karşımızda. Üstelik bu sefer hiç olmadığı kadar fazlalar, mini bir seri tadında. Ev, kafe, ofis ve kuaför konseptleriyle ‘Ağaoğlu My towerland’ reklamları gündemi tutmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Neden mi? Bu reklamların hepsinde, farklı yerlerde farklı kişilerin arasında geçen Ali Ağaoğluna yönelik kulaktan dolma haberlere yer verilmiş. Kendisini göremesek de görmüş kadar oluyoruz yine . Yine içimiz dışımız, sağımız solumuz Ali Ağaoğlu oluyor. Çünkü My Towerland diyalogları 1453 projesine getirilen eleştirilere birer birer cevap verir nitelikte. Yani biz sular durulsun, unutalım desek de kendisi bize unutturmuyor.

Gelelim dialoglara. Kuafördeki kadın bir diğerine aynen şöyle diyor: “Bu yıl Ağaoğlu albüm çıkartıyormuş, adı da ‘yaptım oldu’ymuş. Şarkılar geliyormuş Ağaoğlu’na:  ‘Bu değil. Bu da değil. Bu hiç değil.’ diye beğenmiyormuş.” Arka fonda ise gülümseyen bir erkek sesi: “Duyduğunuza değil, gördüğünüze inanın.”diyor. Tabii bunla biter mi, devamı var! Kafede: “ Abi, şey diyorlar. Milli takımın başına Ali Ağaoğlu geçecekmiş diyorlar ne diyorsun?.” diyor adamın biri. Ve yine o erkek sesi öncekinde olduğu gibi bunda ve diğerlerinde de aynı şeyi söylüyor: “ Duyduğunuza değil, gördüğünüze inanın.” Ofiste: “ Oğlum var yaa, Ali Ağaoğlu Arizona Çölü ihalesini almış. 320.000 ağaç dikecekmiş.” şeklinde olan dialog ev konseptinde ise,” Ali Ağaoğlu Mars’tan arsa almış. Ama projesini durdurmuşlar. Galaksiler birliğiyle anlaşamamış.” şeklinde gerçekleşiyor.

Tamam, kabul, biz markaların ünlülerle özdeşleşmesine alışkınız. Şok deyince aklımıza Seda Sayan, Mavi Jeans deyince Kıvanç Tatlıtuğ gelir. Aslında bu dünyada da yaygın bir durum. Ancak reklamda kullanılan ünlü, söz konusu markanın sahibi olunca işte o zaman işin rengi değişiyor. Sevdik mi tam seviyoruz, sildik mi tam siliyoruz. Bunu başaran yaşadı ki, ne yaşadı! Ya başaramayan?

Şimdi! Asıl soru şu ki, biz bu reklamlarla ev mi alıyoruz, Ali Ağaoğlu’nu mu alıyoruz , önce onu bilemedik. Upuzun bir caddeden ve yanındaki ormandan başka bir özelliğini hatırlamadığımız 1453 reklamında Ali Ağaoğlu’na dair ise her ayrıntıyı hatırlıyoruz.. Gerek hiçbir projeyi beğenmeyen mükemmeliyetçi haliyle, gerekse atıyla dörtnala koşturduğu karelerle gözümüzün önünden gitmiyor. Reklam daha sonra amacından çıkıp daha farklı bir boyut kazanıyor ve Fatih Ormanı katledildi mi katledilmedi mi diye yankı uyandırırken, Ali Ağaoğlu kendini aklamak için devreye giriyor. Ancak Aykırı Sorular programına çıkıp, bize 1453 reklamındaki kibirli Ali Ağaoğlu’nu bile aratır oluyor. “1 ağaç bile kestiysem Taksim’de etek giyer gezerim.” diyecek kadar da iddialı konuşmalar yapan Ağaoğlu’nun hemen akabinde söz konusu Fatih Ormanı’nın işletmesini Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın izni olmadan devraldığı ortaya çıkıyor. Tabii ki bu durum Ağaoğlu’nun güvenirlik ve inandırıcılığını ciddi şekilde baltalıyor. Ve dolayısıyla bakanlık ruhsatı iptal ediyor. Nerdeyse tüm köşe yazarları bu konuyu irdeler hale geliyor.

Bunun üzerine bir basın toplantısı düzenleyen Ağaoğlu, kibirli olduğunu kabul ederken, danışmanı ise 1453 reklamında Ali Ağaoğlu’nun  “Evinizin hemen yanında böyle bir orman olsun istemez misiniz?” ifadesini değiştirip: “Bizim Fatih Ormanı’yla sınırımız yoktur, yakındır, isteyen daha kolay gidebilir.Biz ev alan kimseye orman vaad etmiyoruz.” diyor. Çelişkilerle dolu olan Ağaoğlu, tutarsızlığını gözümüze gözümüze sokuyor. Bunların üzerinden daha bir ay bile geçmeden başka bir projesinin reklamıyla tüm bu kaosu tiye alarak bir de gönderme yapıyor. Birisini kandırıp sonra; ”Şaka yaptım kii!” deriz ya. Aynen bizle böyle dalga geçiyor.

Evet biz markasının tek başına halkla ilişkilerini yürüten Sakıp Sabancıyı ve onun insanın içini ısıtan o gülüşünü, samimiyetini çok seviyorduk.Evet reklam ortalama bir zekaya hitap etmeli. Ki vermesi gereken mesajı başarılı ve net bir şekilde verebilmesi için reklamların ortalama zekadan kastı 12-13 yaş seviyesi oluyor. Ancak biz, sadece ortalama zekaya hitap eden reklamları kabul ediyoruz Ağaoğlu. “Şaka yaptım kii” tarzı davranışlara kanmayacak zeka seviyesindeyiz. Halk olarak kaş yapıyım derken göz çıkarmaya devam ettiğin her şeye:” Bu değil, bu da değil, bu hiç değil!” diyoruz.

CEVAPLA